15-12-2005, 02:06 AM
|
#1 (permalink)
|
|
Senior Member
Giriş Tarihi: Jun 2005
Mesajlar: 5,480
|
Denizin Aslanları
Denizin Sırları
Deniz aslanı kim biliyormusunuz? Lüferin büyüğü kofana. Jilet kadar keskin dişleri ile daldığı balığı yaralar, yalnız balık mı? Bir milimetrelik oltayı bile bir hamlede keser atar. Onun için lüfer, kofana oltalarını bir metre çelik tel gövdeli yapıyorlar. Oltadan çıkarılan balığın dişlerine parmak kaptırmamak dikkat edilmesi gereken bir husus. Şimdide lüferin hayat hikayesi:
Nasıl yılan balığı Meksika körfezine, somon balığı Kuzey Amerika'ya kilometrelerce üşenmeyip gidip yumurta bırakıyorsa, lüfer balığı da Karadeniz'e ve Tuna'ya doğru gidiyor aynı amaçla. Akdeniz'den Karadeniz'e dönüş akımı balığı tutulmaz. Tutulsa da yenmez. Yense de lezzetli olmaz. Karadeniz tuz oranı düşük 1000'de 18'den balık Marmara'ya 1000'de 21 tuz oranına sonra da Ege'ye 1000'de 23'e ve su ısınıyor. Balık yağını bırakmaya başlıyor ve Akdeniz'de 1000'de 26 tuz oranınla karşılaşan balık bu tuz oranı yüksek sıcak denizde çiroza dönüyor. Bu bakımdan Karadeniz'e dönüş akımının balığı, Akdeniz'e gidiş akımının kalitesinde olmuyor.
Deniz'in aslanı dedik ya, peki ya köpek balığı! Sizin boyunuzda ise yani rakip kendi cüssesine şöyle bir bakıp sonra da gidiyor. Ya en hızlı balık o da torikmiş. İnanılmaz sürede inanılmaz yol alırmış. Midyeler dakikada iki litre suyu flitre ediyor, bu işi pis denizde yaparsa zehirlide olabiliyor. Tuzu sevmiyor, yanıyor hatta tuz oranı yüksek denizde büyüyüp serpilemiyor. Bu yüzden Akdeniz'de midye de olmuyor. Sualtında balık seyretmek isterseniz iki tane deniz kestanesini kırıp bir dakika bekleyin, bakın ne balıklar geliyor. Kestane içerisinden çıkan havyarı yemeye doyamıyorlar. Bu formül su altı fotoğrafı çekenler içinde işe yarayacaktır.
|
|
|