|
Super Moderator
Giriş Tarihi: Mar 2006
Mekan: rfactor(no aids)
Mesajlar: 7,753
|
Atlantis yeniden doğuyor
Edgar Cayce´nin ruhsal kanal okumaları
İnanıldığı veya söylendiği gibi, bazı bilgiler zaman içersinde, ruhsal güçler aracılığı ile ve tabii gerekli saygınlık çizgisinde kalmak şartıyla elde edilebilir. İnsanlığın ahlaki düşüşünü düzenlemek için vazedilen öğretileri felsefi ve mistik birikimlerin yeterliliği nedeniyle bir yana bırakmak koşuluyla, geçmişle ilgili bilinmeyenlerin metafizik kanallar aracılığı ile bizlere aktarılması yararlı olabileceği gibi, yönlendirici de olabilir. "Uyuyan Kahin" adıyla tanınan Edgar Cayce´nin Atlantis okumaları buna iyi bir örnek olarak verilebilir.
Nedir Atlantis? Gerçekten böyle bir kıta var mıydı? Binyıllar akıp geçerken, neler unutuldu veya değişti? Orada yaşayanlara ne oldu? Az da olsa kaçabilen oldu mu? Atlantis uygarlığının karakteri neydi? Atlantis´in olası yeri bugünün insanlarını ilgilendirmelidir; Cayce böyle diyordu. Eğer insanlar bir hiyerarşi içinde dünyada doğup, evrimleşiyorlarsa veya Spiritüel inanca göre bireysel ruhsal algılama düzeylerine göre tekamül ediyorlarsa geçmişte yaşayan bir kıta dolusu insan ruhunun hala bizlerle beraber olduğu akla getirilmelidir. Eğer bu bakış açısı doğruysa, günümüzde olanlar için onlar kullanıldılar.
Phoenix Uçuşu
Edgar Cayce, Atlantis´in yerini özgün sözcüklerle tanımlıyordu. Cayce´e göre Atlantis, Mexico Körfezi ile Akdeniz´in arasındadır. Kayıp uygarlığın kalıntıları bir yanda Pirene Dağları ve Fas´da, öteki yanda İngiliz Honduras´ı, Yucatan Yarımadası ve Amerika kıtası arasında bulunacaktır. Tanımlanan bu alanın dışında kalan bölgeler de bulunabilir. Batı Hint Adaları´nı veya Bahamalar´ı örnek alabiliriz. Bimini Bölgesi çevresinde ve Gulf Stream boyunca yapılacak iyi bir jeolojik araştırma belirleyici sonuçlar ortaya çıkaracaktır. Cayce, Atlantis´in varolduğu dönemdeki kıtaların, okyanusların ve coğrafi bölgelerin adlarının ne olduğunu, öğrenmemizin çok önemli olduğunu söylüyordu. Anahtar bu isimlerde saklıydı yani bugün kullandığımız adların kökeni Atlantis Çağı´ndan geliyordu. Cayce´in ruhsal kaynakları, 200.000 yılı aşan çok uzun bir dönemde isimler bir yana, dünyanın yüzeyinin büyük değişimlere uğradığını iletirken, 200.000 yıl evvel insanlığın ilkel bir yaşamın içinde olduğunu, kabileler halinde yaşandığını ve küçük el aletlerini daha yeni kullanmaya başladıklarını da hatırlatıyordu. Ama aslında, bu dönem yeni doğmuş bir dönemdi ve 200.000 yıl içinde de birkaç kez tekrarlanmıştı; buna "Phoenix Uçuşu" adı verilmişti. Phoenix, mitolojide yanarak öldükten sonra, kendi küllerinin içinden yeniden doğan kuştur.
Kutup neredeydi?
200.000 yıllık sürenin başlangıcının en uzun süren döneminde uygarlık, şimdiki Güney Amerika´nın güneyi ile Kuzey Kutbu yani Artrik Bölgesi arasındaydı, sonraki çağlarda bu bölge kayarak günümüzün Sibirya´sını oluşturdu. Phoenix, mitolojik anlamda su birikintilerinin veya çamurun içinde yanan ateşte yanar. Cayce´e göre burada Sibirya ve Kuzey Kanada kıyıları ima edilmektedir. Kuzey Kutbu, 60. ila 70. enlemler arasında, doğu-batı çizgisindeydi. Ama bu konum, ekvatora çok yakındı. Bütün bu karmaşık görünümü toparlayacak olursak, Kuzey Kutbu 200.000 yıl evvel Batı Afrika´da Victoria Gölü yakınındaydı; Güney Kutbu ise bugünkü Polinezya Adaları´nın civarında bir yerdeydi. Bunu daha iyi anlamak istiyorsanız çok kolay bir yol öğretebiliriz. En ucuzundan bir top alın, üzerine şu andaki kıtaları işaretleyin ve sonra Kutupların yerlerini yukarda verdiğimiz gibi değiştirin. İşte bu kadar; bu şekilde kutupların nereden nereye geldiğini görecek veya çok daha iyi anlayacaksınız. 200.000 yılın büyük bir bölümünde Victoria Kutup Bölgesi´nin yeri hiç değişmedi. Değişim son 80.000 yıl içinde başladı, Victoria Kutup Dönemi´nin ne zaman başladığını bilemiyoruz, aynen Atlantean döneminin ne zaman başladığını bilmediğimiz gibi... Cayce´nin tanımladığı Victorian Dönemi, aynı zamanda bize Atlantis´in varoluş sürecini de gösterir.
Efsane farklı olabilir ama...
Önemli bir diğer soru Atlantis´in hangi dönemde, ne büyüklükte olduğudur. Avrupa´yı Asya bölümüyle beraber düşünecek olursak, belki Atlantis hakkında fikir sahibi olabiliriz. İlk doğal afetler döneminden sonra elbette ki, jeo-coğrafik değişimler yaşanmıştır. Çünkü Cayce´in dışında birçok kaynak 12.000 yıl öncesinde volkanların peşpeşe patladıkları görüşündedir. Doğal afetlerin tam olarak ne zaman başladıklarını bilmiyoruz. Cayce, kendi içinde tutarlı mesajlarında, kutupların 50.000 yıl önce harekete geçtiklerini söylüyordu. Kesin mi, değil mi, bunu bilmiyoruz. Atlantis´in tek bir kıta mı yoksa bir grup ada mı olduğu bir diğer tartışma konusudur. Cayce, ruhsal kaynaklarının bunun çok önemli olmadığını söylediklerini söylüyor. Soruları daha fazla karıştırmanın anlamı var mı? Şu veya bu çapta yani ne büyüklükte olursa olsun, volkanik patlamalar değişimi yani yıkımı başlatmıştır. Cayce´nin bize söylediği Atlantis´in 50.000 yıl öncesinde büyük bir kıta olduğudur. Ayrıca, Güneş Sistemi´nin kozmolojik yapısının galaksiyle ilişkisi nedeniyle, bu tür jeolojik değişimlere neden olduğudur yani galaktik doğa sürekli değildir veya sürekli değişir.
Pleidas Takımyıldızı´na doğru gidiyoruz
Bunun anlamı, dünyanın şu andaki uzaysal pozisyonunun veya rotasının veya güneşe göre hareketinin ya da evrendeki konumunun Arcturus´a yani Pleiades Takımyıldızı´na doğru olduğudur. Kıtaların hareketi de böyledir, belli bir rota üzerindedir, mikro bir evren olarak benzer bir hareketi oluştururlar. Cayce bunu bir reenkarnasyon çarkına veya dönüşüne de benzetir, kozmolojik dönemlerin yeniden doğuşlarla ilgili olduklarını ima eder; kısacası, Güneş Sistemi´nin kendi içindeki kısa dönemdeki dönüşleri, dışındaki galaktik dönüşü ve galaksinin dönüşü arasında bir uyum ve senkronizasyon vardır, Cayce bunun ruhsal dönüşümle yani ölme-doğma-ölme çarkıyla simgesel ilişkisi olduğunu hatırlatır ve de sonuçta yeniden doğuşların evrimsel olduğunu açıkça vurgular. Dünyadaki bir enkarnasyon yani yeniden bedenlenme kozmik bir yenilenme veya evrimdir ya da gerekliliktir. Dünyanın değişimler göstermesi de Cayce´e göre benzer bir gereklilik yüzündendir. Tam burada üzerinde önemle durulması gereken şey; determinizma yani neden-sonuç ilişkisidir. Yani olayların nedenleri, sonuçları etkiler veya belirler. Öyleyse, neden olduğumuz olayların sonuçlarına katlanmak zorunda kalırız; buna göre Atlantisliler kendi sonuçlarını kendileri hazırlamış olabilirler, kısacası ekilen hasat biçilmektedir. Bu Güneş Sistemi, bu Güneş ve bu kozmik güçler çeşitli enerji küreleri oluştururlar ama Cayce´e göre ana enerji küresi veya merkez Pleidas Takımyıldızı yakınındaki Arcturus´dadır. Üstüste yığılı veya içiçe olan bu küreler, zamanın veya uzay-zamanın Eon´ları boyunca gelişen, evrimleşen, aktif güç alanları oluşturarak iç güçleri etkilerler, insanlığın bu iç gücü yaklaşık onbin yıllık bir dönemden sonra patlama noktasına birkez daha gelmiştir. Cayce´e göre Atlantis bu süreci yaşayarak yok olmuştur ve şimdi de sıra bugünün insanlığındadır yani yokoluş, değişim ve dönüşümün sonucu veya gerekliliğidir.
Sonun başlangıcı, yeni bir başlangıç mı?
Açıkçası, Cayce bize sonun başlangıç olduğunu söylemektedir. Bir diğer çağrışım, söz konusu kozmik periyodun astrolojik temellere dayandığı ya da astrolojinin periyodları gösterdiğidir. Yıldızların ve gezegenlerin çekim alanlarındaki fiziksel etkiler acaba zaman içinde değişiyor olabilir mi? Göründüğü kadarıyla bu dönemsel fenomenin temelinde, Güneş Sistemi´mizin Arcturus/Pleiades yönündeki hareketinin astronomik bir gerçek olduğudur. Özetle astronomik evrim, yeterli ipuçlarını vermektedir yani Cayce bu noktayı referans olarak göstermektedir. 120.000 yıl önceki Atlantis´e yönelirsek ve Cayce´yi dinlersek, Phoenix yeniden uçacaktır. Değişime hazır olmak, Atlantis´in yeniden doğacağına yani dünyanın ekseninin bir kez daha değişeceğine inanmak, Cayce için gerekliliktir. Cayce, Birinci Phoenix´in şimdiki Güney Pasifik´de bulunan Lemuria Kıtası ve uygarlığı olduğu görüşündedir. Lemuria´nın batışı, insanlığın anımsadığı ilk dünyanın batışıdır yani öte anlamda insanlıığın anımsadığı ilk uygarlık Lemuria´dır
Atlantis ve Mısır ilişkisi
Cayce Okumalarına devam ediyoruz; MÖ 10.700 Atlantis İmparatorluğu´nun güçlü olduğu son dönemdir. Bugün ulaşılamamış olan büyük bir güç boşa harcanmış ve Atlantis sosyal ve jeolojik yönlerden ölmeye bu dönemde başlamıştır. MÖ 10.600 kibrin ve gururun doruk dönemidir; kendisini yok etmeye yönelik sosyal politakalar sonucunda insanları kurban etme geleneğinden bıkan Atlantis´li gruplar, başlarına geçen bilim adamlarının rehberliğinde iklim değişiklerinden de etkilenerek, Asya içlerine ve en önemlisi de Nil Vadisi´ne göç etmeye başladılar. Göçler aslında kaçış şeklindedir; yani merkezi Atlantis yönetiminin izni olmadan yapılmış ve belki de yakalananlar yok edilmiş yani cezalandırılmıştır. Nil Vadisi boyunca Mısır´ın İlk Hanedanı´nın kurulması, Ibex-Ra inancı ile Hermetik "Birin Kanunu"nun ortaya çıkması bu dönemdedir. Birinci Hanedan tarafından yapılan tapınaklara, Atlantis´le ilgili kayıtlar yine bu dönemde saklanmıştır. MÖ 10.510´da Birinci Hanedan, Atlantis´ten yapılan bir saldırı sonucunda yıkılmıştır. Akdeniz´e giren İmparatorluk güçleri Ege´de Atina yakınlarına kadar yayılmış ve bu arada da tüm Mısır´ı işgal etmiştir. On yıl sonra, Atlantis´in ana kıtasının çökmesinin sonuçları büyüyünce, bir grup Atlantisli soylu Peloponez Yarımadası´nı işgal ederek, Cayce´nin sözünü ettiği İnsanlığın 4. Dönemi başlamıştır. Cayce aynı anda yani MÖ 10.499´da Mısır´da İkinci Hanedan´ın işbaşına geldiğini söyler. Bu dönem Hermes kültürünün yeniden etkili olması sonucunda, Ra inancının veya Ra Büyük Rahipliği´nin yeniden Mısır´da egemen olması demektir. Yeniden büyük tapınakların yapılması yine bu döneme raslar.
Büyük Piramit
Büyük Piramit´in Shemsu Hor adlı mimar-kral tarafından inşasına MÖ 10.490´da başlanmış, Cayce kayıtları bu dönemde Mısır´ı Ra-Hermes ve Isis kültürünün yönettiğini göstermektedir. Shemsu Hor, piramiti Atlantis teknolojisini kullanarak inşa etmiştir, inşaat 100 yıl sürmüş, sonunda "Kayıtlar Koridoru"na tüm geçmiş ve gelecek kaydedilmiştir. Ra Shemsu Hor´un ölümünden sonra mirası devralan Rostau, inşaatı bitiren kutsal kişiliktir. MÖ 10.291´de İkinci Hanedan dönemi son bulmuş ve çok uzun süren bir karışıklık ve belirsizlik dönemine girilmiştir. MÖ 3.000´de Narmer adlı kral dağınık kavimleri toplayarak, yeniden Akdeniz´de ticareti sağlayarak, Eski Krallık Dönemi´ni başlatmıştır. Bundan sonrasını biliyoruz.
Bunlar doğru mu?
Sonuç olarak, Cayce´nin okumaları yeterli bir kanıt olabilir mi? Elbette ki olamaz ama göz önüne alınması gereken şey, Atlantis´in zaten bir mit olduğudur; Atlantis bulunana kadar, Cayce´nin ruhsal bildirileri, Platon´un göndermeleri kadar geçerlidir. Şöyle veya böyle ortada henüz elle tutulur bir kanıtın olmaması, bu sonucu veya kararı kolaylaştırır. Eğer Edgar Cayce gerçekten geçmişi okuduysa, getirdiği öngörüler de geçerlidir ve uzak geçmişte Atlantis´i ne yok ettiyse ya da Atlantis kendisini nasıl yok ettiyse, bizler de benzer bir şekilde yok olabiliriz ama bu yokoluş topyekün olmayacaktır. Atlantis´de de böyle olmamıştı, kaçanlar, kurtulanlar yeni uygarlıkların temellerini atarak, bizlere ulaşan yeni Phoenix´i ateşin içinden yaratmışlardı. Kısacası, periyod tekrarlanmıştı. Cayce´nin tüm okumalarını gözden geçirirzek, kafamız daha çok karışacaktır çünkü okumalarda çelişkili ve karmaşıktır. Fakat bu da fazla birşey ifade etmez zira 20. Yüzyıl insanlığının modern arkeolojisi ve tarihi de çelişkili ve karmaşıktır. Gerçeği zaman gösterebilir ya gösteremeden yok olur ve işe yeniden başlarız. Ama galiba, asıl merak edilmesi gereken şey, ister galaktik, ister güneş sistemsel, ister gezegensel ve de ister ruhsal; hangisi olursa olsun evrimin neden bu yolu tercih ettiğini düşünmek ve anlamaya çalışmaktır. Asıl gizem burada saklı veya kitlidir. BOX 1
Rüyalarımızdaki Atlantis gerçek olabilir
Biran için Atlantis´in efsanevi başkenti Poseidon´u düşleyin yani 30.000 yıl öncesini ve yine düşünün ki, Atlantis bildiğimiz uygarlıkların zirvesiydi. Yerçekimine karşı uçabilen dev ticari gemileri, onlardan çıkan daha küçük araçları ve personellerini düşünün. Atlantis´in kanallarını, egzotik binalarını, onları çevreleyen piramidal yapıları, göklere asılı bahçeleri, Posedion´un ve öteki tanrılarla, tanrıçaların dev heykellerini düşünün. Ve daha sonra binlerce yıl öncesinde, tüm bu şaheserlerin çoğunun, kötü doğa koşulları ve dev gelgitler sonucunda battığını düşleyin. Düşünün ki, dev bir kentin kalıntıları bugün suların veya okyanusun altında saklı veya gömülü. Günümüzde, benzeri sahnelere filmlerde veya tv dizilerinde raslanır ama bu sahneler yeterince teknik ve estetik sayılmaz. Ama yine de insanlığın kollektif bilinci Atlantis´i anımsamakta ve anılarında kalan görüntülerden yola çıkmaktadır. İyi bir yönetmen, vizyon sahibi bir yapımcı ve yetenekli bir efekt ekibi uzak geçmişin harikalarını düşleyebilir ve gözlerimizin önünde canlandırabilir. Günümüzün harikası olan bilgisayar efektleri geçmişi aynen olmasa da canlandırabilirler. Üç boyutlu bilgisayar modellerinin yaratıldığı ve kullanıldığı ilk sinema yapıtı, "The Last Starfighter/Son Yıldız Savaşçısı" idi. Bunun için süper Cray bilgisayarı kullanılmış ve yapım yaklaşık 6 milyon dolara malolmuştu. Şimdi bu maliyetler çok düşmüştür çünkü dijital teknoloji çok büyük sıçrama yaparak eski optik metodları aşarken, bilgisayar programlarının çok hızlı evrimi sonucunda üç boyutlu animasyonlar neredeyse evde yapılır hale gelmiştir. Jurassic Park´ın dinozorları gerçekten korkutacak kadar canlıydılar ve gerçek insanlarla içiçe veya karşı karşıyaydılar. Yine benzer bir dijital uygulama sonucunda "Forrest Gump"da Tom Hanks şaşırtıcı işler yapmıştı. Bütün bunlara Oscar verilirken, ortaya özel efektler adlı yeni bir alanın çıktığının pek farkına varamamıştık. Artık senaryolar nasıl olursa olsun, uygulanabiliyordu, önemli maliyetlerdi. Dijital yaratımlarla Atlantis´in son günlerini, yetenekli sanatçıların imajları ve teknolojik mucizelerle izleyebiliriz. Sonuç bellidir ve inandırıcıdır, geçmişin masalları veya mitleri başka türlüsü düşünülemeyecek kadar gerçek görüntülerle karşımıza getirilebilir. İşin en garip yanı, bunu yapanların artık çok özel kişiler olması da gerekmemektedir çünkü bilgisayarların neleri yapabildiklerini tam olarak bilenlerin sayısı artık çok azdır. Yani siz de en saçma hayalinizi gerçekleştirebilirsiniz. Eski dönemin önemli yönetmenlerinden yapımcı George Pal, Atlantis çabaları içindeydi; yani geçmişin mitolojik kıtasını ve uygarlığını görüntülemek istiyordu. Bunun için modeller oluşturdu, döneminin yetersiz aygıtlarını kullandı. Pal, bugün olsaydı belki de çizgi ötesi veya şimdikilerin üzerinde yer alan hayallere imza atabilirdi. "Babylon 5", "Robo Cop", "Seaquest" ve "Unsolved Mysteries" gibisinden tv dizileri ve filmler neredeyse bizi içlerine çektiler; "Jaws" tarafından sömürüldük. Oysa bunlar düşük yetenekte Amiga bilgisayarlar tarafından yapılmıştı, çok az harcama yapılarak yayın kalitesi sağlanabildi. Bunun en iyi örneği George Lucas´ın "Star Wars" üçlemesiydi, eğer bu üç film Lucas´ın harikalar firması Industrial Light and Magic tarafından yeniden modern bilgisayarlardan geçirilip, dijitalize edilmesiydi, farkı göremeyecektik. Teknoloji artık kendisi konuşuyordu ve Atlantis yaratılabilirdi. Yeni Star Wars´da, yeni tipler vardı, yeni karakterler yaratılmış ve eskiler daha belirginleşmişti. Öylesine ki, onları artık kendimiz kadar gerçek sanıyorduk ve Atlantis mantığına göre de gerçektiler. Aynen Jurassic Park´ın dinozorları ve Forrest Gump gibi; T-Rex yaşıyor ve her an bir yerden çıkıp saldırabilir, Gump ise bir Amerikan vatandaşıydı, onun ev adresini isteyenlerin sayısı milyona ulaşıyordu. Atlantis´in gerçekleşmesi ya da Cayce´nin öngördügü gibi yeniden doğması artık mümkün. Yeter ki, vizyonu sınırsız olan bir yönetmenin kafasına girsin; "Titanik"in bir kez daha batması gibi, Atlantis uygarlığı binlerce yıl öncesinde olduğu gibi tekrar gözlerimizin önüne gelebilir. Belki onlar da binlerce yıl önce, öyle yapmışlardı. Kim bilebilir ki?
Edgar Cayce´nin Atlantis Okumaları´ndan alıntılar;
02/16/32 0364-003 Special Atlantis /1-2
02/16/32 0364-003 Special Atlantis /3
02/16/32 364-4 Special Atlantis /9
02/16/32 364-4 Special Atlantis /9
02/16/32 364-4 Special Atlantis /9
02/16/32 364-4 Special Atlantis /9
02/17/32 0364-006 Special /7
02/17/32 0364-006 Special /8
02/17/32 0364-006 Special /8
02/21/31 311-2 Life M 28
02/21/31 311-2 Life M 28
Millenium Kitapları
Son yılların en önemli ve en çok satan kitaplarının başında artık edebi eserler gelmiyor. Aralarında birçok uzmanın da bulunduğu çok sayıda, yazar ve araştırmacı 2000 yılı kitapları denen bu türe yöneliyorlar. Size Bunları satın almanız için bir grup örnek sunuyoruz.
When the Comet Runs/Prophecies for the New Millenium:
Nostradamus, Hezekiel, Hildagard of Bingen, Edgar Cayce, Mary Summer Rain, Gordon Michael Scallion, Abd-ru-shin, Mother Shipton, Paul Solomon ve Kızılderili şef Sun Bear.
Sacred History and Earth Prophecies
Yazarın amacı yaş, ırk, seksüel tercihler, dinsel inançlar, nasyonalizm, eğitim ve politik yaklaşımlar gibi konuların gelen yeni yüzyılda nasıl gelişeceğini araştırmak. Hem tarihi bir kez daha bu açıdan gözden geçirebiliyor, hem öngörülerin nasıl gerçekleştiğini sınıyor ve değişimin ve geçişin olasılıklarını tartışıyorsunuz.
A New Book of Revelations
Yazan: Tuella
Bu da bir kıyamet kitabı. Biraz da satanik yani şeytansı. Şeytanın sayısı olarak bilinen 666´nın gerçek anlamı, 13 sayısının gizemi, Tevrat´taki anlatıların içeriği, herşeyi yaratan tanrının varlıklarının neden uyumsuz oldukları çizgisinde araştırılıyor. Melekler ordusunun olası bir kötülükler saldırısında başlayacak savaşta nasıl davranacakları öngürülüyor. Ve kitap; "Şimde büyük değişimlere hazır olmanızın zamanı. Yaşamınızda farklı şeyler olacak." cümlesiyle bitiyor.
Beyond Prophecies and Predictions
Yazar: Moira Timms
Kitabın alt başlığı "Gelecek değişim için herkese rehber" şeklinde. Antik kehanetler ve modern bilim yeni bir yüzyılda, geleceği şekillendirecek mi? Acaba bir aydınlanma çağının mı yoksa yokoluş döneminin eşiğinde miyiz? Kitapta Nostradamus ve Cayce´nin 2012 yılı civarındaki dramatik kehanetleri ele alınırken kutupların yer değiştirebileceği iddiasına bilimsel bir gözle yaklaşılıyor. Ve sonuçta bütün bunların ilahi bir arınma ve şifa verme yöntemi olup, olmayacağı tartışılıyor.
Predictions for a New Millenium
Yazar: Noel Tyl
Yeni Millenium´a hazır mısınız? Özel bir dönemde yaşıyoruz; şimdi güçlerin çarpışmasının ve dengenin kurulmasının zamanı. Ülkeler ülkelerle, dinler dinlerle, milliyetçilik, küresel birlikle, terörizm tarihsel barışla savaşıyor. Kendimize soruyoruz; Hangi yolu seçeceğiz- Bir değişim için hazır mıyız? Kitap 58 kehanete yer vermiş. Politik, ekonomik ve sosyal değişimlerin 2012 yılında olup olmayacağı kehanetlerle karşılaştırılmış. Yeni Millenium´un getireceği kriz anında, dünyasal değişim stratejisini algılamış olacak mıyız? 21. Yüzyıl´a girerken yaşanacak önemli olaylar nelerdir. Bir ABD başkanının ölümü, Çin´in Komünizm´i yasaklaması ve Saddam´ın yeni bir felakete neden olması gibisinden örnekler, birer ön haberci olacak mı? Önemli ve ilginç kitap...
The Revelation
Yazan: Barbara Marx Hubbard
Yeni Millenium için bir umut mesajı bu. Yazar kitaba böyle başlamış. Sonra "Celestine Prophecy"nin yazarı James Redfield´e göndermeler yaparak, onun öngörülerinin bilinçsel bir evrim olabileceğini belirtiyor. Dünya çıldırmış gibi, büyük kentler şiddet dolu, küresel kirlenme hızla artıyor, nükleer tehlike başımızda sallanıyor. Kendimiz ve ailelerimiz için daha iyi bir yaşam aramalı ve bunun için mücadele etmeliyiz. Ama önce bilinçlenmemiz gerekiyor. Gezegeni kurtarabiliriz; İşte Barbara Marx Hubbard´ın yaklaşımları bi çizgilerde...
Kyron
"Zamanın Sonu"
İç barışın sağlanması için yeni bilgi paketi. Kyron bir seri ruhsal bilgi kitabının ilki. Tipik bir ruhsal bilgi veya Kanal kitabı.
Surviving Catastrophic Earth Changes
Yazan: G. Cope Schellhorn
Bu kitap biraz farklı; gerçek yaşamın ölümün ötesinde olduğu ve bu stratejik anda ölüme hazırlıklı olmamazın gereği hatta gerekliliği anlatılıyor. Bu öğretinin izinde kalındığı takdirde, yaşamın daha efektif ve yararlı olacağı öğretisi iletiliyor.
The Hopi Survival Kit
Yazan: Thomas E. Mails
Kitabın adı üstünde; öncelikle Hopi kehanetleri verilmiş, 8 ana kehanetin içeriği anlatılıyor. Apolakiptik yani İncil kökenli kıyamet öngörüleri ile Hopi kızılderililerinin kehanetleri karşılaştırılıyor. Hopiler´e göre dünya şu anda dördüncü döneminin sonunu yaşamaktadır. Bundan sonrası Yaratıcı´nın elindedir ve karar onundur. Yaptıklarımız arasındaki iyiliklerin dozu, geleceğimizi belirleyecektir. Kitabın en ilginç yanı binlerce yıllık Hopi söylencelerinin bugünü aynen tarif etmesi ve yaklaşan bir sonu öngörmesidir.
Earth Changes Update
Yazan: Hugh Lynn Cayce
Cayce ailesinden olan Hugh, geçmiş, şu an ve gelecekle ilgili tüm Edgar Cayce kehanetlerini eksiksiz olarak veriyor. Cayce, 1958-1998 arasını değişimin ön dönemi olarak belirtiyor ve küresel fiziksel değişimlerin başlayacağını olaylarla göreceğimizini söylüyordu. Yeni dönemin nelere gebe olduğunu göreceğiz. Klasik bir Cayce kitabı elbette ki bizlere iyi bir gelecek vaadetmiyor.
Millenium Prophecies
Yazan: A. T. Mann
En draje kitaplardan birisini, dünyaca ünlü astroloji uzmanı ve okült araştırmacı Mann yazmış. Yazar kısa ama kesin başlıklarla büyük kahinlerin ve mistiklerin gerçekten geleceği görüp görmediklerini soruşturuyor. Dünyanın sonuna geldik mi? Armageddon yani topyekün savaş yakın mı? Deccal gelecek mi? Uzaylılar bizi ziyaret ediyor mu? Önümüzde bir buz çağı mı var? ve yeni bir barış ve sevgi çağına giriyor muyuz? Mann´ın kitabı övgüye ve önermeye değer...
|