Tek Mesajı Görüntüle
Eski 06-03-2007, 01:33 AM   #1 (permalink)
kızıltılkı
Co Administrators
 
kızıltılkı'ın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Jun 2005
Mesajlar: 9,605
İmralı'ya uzman heyet

İmralı'ya uzman heyet
Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, Abdullah Öcalan'ın zehirlendiği iddialarının yalan olduğunu söyledi. Çiçek, ancak dış kamuoyunun bu gibi konularla meşgul edilmemesi için 3 kişilik bir heyetin bugün öğle saatlerinde İmralı'ya gittiğini açıkladı.
Bakanlar Kurulu toplantısının ardından açıklamalarda bulunan Cemil Çiçek, Öcalan'ın yeniden yargılanması konusunun gündemden düşmesinin ardından bazılarının yeni bir gündem oluşturmaya çalıştığını ve böyle bir yalanı ortaya attığını ifade etti.
Bakan Çiçek "Türkiye Cumhuriyeti devleti böyle yollara tenezzül edecek bir devlet değildir. Eğer bunu düşünmüş olsaydı, bu günü beklemez geçmişte yapardı, ancak bu devlet bir hukuk devletidir" dedi.
Çiçek, bugün öğle saatlerinde toksikoloji yani zehir bilimci bir profesörün başkanlığında 3 kişilik uzman heyetin İmralı'ya gittiğini belirtti.
CNN TÜRK’ün aldığı bilgiye göre, toksikoloji, dahiliye ve psikiyatri uzmanları muayenelerini tamamladı, tahlil için gerekli materyalleri alarak İmralı'dan ayrıldı. Sonuçlar en geç iki gün içinde açıklanacak.
Öcalan'ın sağlık durumuyla ilgili iddialar İtalya'nın başkenti Roma'daki avukatları tarafından ortaya atılmıştı.

DTP iddiaların araştırılmasını istemişti

DTP Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk, Abdullah Öcalan'ın sağlık durumuyla ilgili iddiaların ''tereddüte yer bırakmayacak şekilde araştırılması''nı istemişti.
Tuğluk, ''Öcalan'a saldırı var ise, bunun sonuçlarının hiç kimsenin hesap edemeyeceği kadar ağır olacağı''nı öne sürmüştü.
DTP'li 54 belediye başkanı da, Öcalan'ın zehirlendiği yönündeki iddiaların araştırılmasını istemişti.
Diyarbakır'daki toplantıda, Demokratik Toplum Parti'li belediye başkanlarının imzaladığı metni, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir okumuş, Baydemir, "Zehirleme teşebbüsünde bulunulmuşsa, bu Türkiye'nin iç barışına, toplumun huzuruna yapılmış tehlikeli ve art niyetli bir müdahale anlamı taşıyacaktır" demişti.
Adalet Bakanlığı, iddialar üzerine 1 Mart'ta yaptığı yazılı açıklamada, Öcalan'ın Türkiye'de ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum edilen kişilerin yararlandığı tüm haklardan istifade ettiğini, bugüne kadar ciddi bir sağlık probleminin olmadığını bildirmişti.

"İYİ BİR SU YÖNETİMİNE İHTİYAÇ VAR. BU KONUNUN TEK ELDEN YÜRÜTÜLMESİ GEREKMEKTEDİR"

Hükümet Sözcüsü ve Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Küresel ısınma konusunda Hükümet'in "çok kapsamlı" bir çalışma başlattığını kaydederek, su yönetiminin tek elden yürütülmesi gerektiğini söyledi.
Cemil Çiçek, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından yaptığı açıklamada, toplantıda ele alınan konularla ilgili bilgi verdi.
Toplantıda, "Yunus Emre Vakfı"nın kurulması ile ilgili kanun tasarısının görüşüldüğünü bildiren Çiçek, kurulacak vakfın Türk halkının felsefesini, Yunus Emre'yi, O'nun bütün insanlara verdiği evrensel mesajı başka ülkelere de tanıtmak, duyurmak amacıyla oluşturulacak bir vakıf olacağını söyledi.
Çiçek, konuyla ilgili tasarının Bakanlar Kurulu'nda ele alındığını söyledi.
Toplantıda "Küresel Isınma" konusunun da ele alındığını belirten Çiçek, Tarım ve Köyişleri, Çevre ve Orman ve Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlıklarının oluşturduğu komisyonun çök yönlü ortak çalışma yaptıklarını ifade etti.
Küresel ısınmanın bütün insanlık için son derece önemli bir konu olduğunu vurgulayan Cemil Çiçek, şunları kaydetti:
"Küresel Isınma, hepimizin hayatını da doğrudan etkiliyor. Özellikle tarıma dayalı ekonomiler açısından da ciddi büyük sorunlar yaşıyoruz. O nedenle Türkiye bu konuyu kendi yönünden, kendi ölçeği ve imkanları açısından incelemek, değerlendirmek, bunu devamlı gündemine almak ve gereken tedbirleri almak zorundadır.
Küresel ısınmaya karşı ağrı kesici cinsinden hemencecik bir tedbir almakta zorluk var. Ancak bugünden başlarsak ileriki yıllarda bunun getirebileceği sonuçlardan ülkemiz daha az zarar görür düşüncesiyle Hükümet çok yönlü bir çalışmayı başlatmıştır. Bu konu devamlı olarak Hükümet'in takibinde, gündeminde olacaktır. İlgili bakanlıklar gerekli koordinasyonu ve işbirliğini sağlayacaklardır.
Tabiatıyla her konuda olduğu gibi böylesine önemli ve geleceği etkileyen konularda kamuoyu duyarlılığı önem arz ettiği için kamuoyunun bilgilendirilmesi ve bu duyarlılığın arttırılması için eğitim çalışmalarına hız verilmesi gerekmektedir.
Hepimize görevler düşüyor. Medyanın da bu konuyu mümkünse gündemine alması, zaman zaman programlar yapması toplumsal bilincin oluşmasında çok önemli katkı sağlayacaktır.
İkinci olarak sera gazlarını yutan orman, çayır, mera ve yeşil alanların genişletilmesi ve iyileştirilmesidir. Bu gerçekten önem arz ediyor.
Yeşil alanların arttırılması ve mevcudun korunması noktasında da hem yasal hem de toplumsal duyarlılığın gündemde tutulması gerekiyor.
Hükümet olarak yeşil alanların sayısının arttırılması, genişletilmesi ve iyileştirilmesi çalışmalarına daha fazla önem vereceğiz.
Ayrıca yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının yaygınlaştırılması gerekmektedir."

ENDÜSTRİYEL VE EVSEL ATIK SULARIN KAZANIMI

Küresel ısınma açısından en fazla üzerinde durulması gereken konunun "Su" konusu olduğunu vurgulayan Cemil Çiçek, "iyi bir su yönetimine ihtiyaç var. Bu konunun tek elden sürdürülmesi gerekmektedir" dedi.
Suların kullanımı ve tasarrufu ile ilgili birçok bakanlığın yetkisi olduğunu belirten Çiçek, bunların en azından tek bir çatı altında toplanmasının şu an yasal olarak mümkün olmasa bile koordinasyonunun sağlanmasında büyük ölçüde fayda olduğunu söyledi.
Halen yatırım programında olan 75 adet baraj ile 104 adet göletin biran önce bitirilmesi konusunda önceliklerinin olduğunu kaydeden Çiçek, bu konuya dikkat edeceklerini ifade etti.
Çiçek, Türkiye açısından en fazla üzerinde durulması gereken konunun "Yer altı sularının ***fi, bilinçsiz bir şekilde kullanılmasının engellenmesi" olduğuna dikkat çekti.
Çiçek, endüstriyel ve evsel atık suların geri kazanımı konusunun teşvik edilmesi ile bu konuda yasal ve kurumsal düzenlemeler başta olmak üzere çok kapsamlı bir çalışmanın ilgili üç bakanlık tarafından yapıldığını ifade etti.

IRAK POLİTİKASI

Toplantıda, bakanların yurt içi ve yurt dışı temasları hakkında bilgi verdiklerini kaydeden Çiçek, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ün hafta sonunda Arap Birliği Dışişleri Bakanları Toplantısı'na katıldığını hatırlattı.
Türkiye'nin özellikle Irak konusuyla ilgili kendi düşüncelerini ve çözüm yollarını bu toplantı vesilesiyle anlatma fırsatını bulduğunu belirten Çiçek, şöyle konuştu:
"Irak konusu sadece Türkiye'nin konusu değil. Bölgesel istikrar ve bütün dünyada bir kısım gelişmelerin olumlu yönde seyretmesi bakımından Irak konusunda bir ortak tavrın, bir ortak bilincin ve mümkünse bir ortak çözümün ortaya konulması ancak bu tür toplantılarda karşılıklı görüş birliğine varılması ile mümkündür.
Memnuniyetle ifade edebiliriz ki Türkiye'nin Irak konusundaki yaklaşımı, yani Irak'ın siyasi birliği, bütünlüğü, Irak imkanlarının bütün Irak vatandaşlarınca adil ve eşit şekilde temini gibi Türkiye'nin üzerinde önemle durduğu konular Arap Birliği tarafından da desteklenmiştir." Çiçek, Bakanlar Kurulu'nda iç politik konuların ele alındığını da söyledi.

TÜRKİYE'Yİ BİR PARTİ DE TEK BAŞINA ESİR ALAMAZ

Hükümet Sözcüsü ve Adalet Bakanı Cemil Çiçek, "cumhurbaşkanının TBMM'de 3'te 2 çoğunlukla seçilip seçilmeyeceğine" ilişkin tartışmalarla ilgili olarak "Bugüne kadar Meclis'in hangi nisapla toplandığı, hangi kararları hangi nisapla alması gerektiği ve geçmiş uygulamalar dikkate alındığında, burada meçhul olan bir şey yok, yeni bir unsur yok" dedi.
Bakanlar Kurulu toplantısının ardından açıklamalarda bulunan ve soruları yanıtlayan Çiçek, CHP'nin Cumhurbaşkanlığı seçimine yönelik tutumuna ilişkin bir soru üzerine şunları kaydetti:
"CHP'nin nasıl bir yol takip edeceğini söylemek bana düşmez. Her parti kendi yolunu kendisi tercih eder. Ama kendi düşen de ağlamaz. Şunu net ifade edeyim ki gerilim politikasıyla Türkiye bir yere varamadı. Gerilim politikasını sürdürenler de Türk halkından Türk seçmeninden kati suretle itibar, destek görmedi. Dolayısıyla, gerilimle bir yere varılamayacağına göre, herkes kendi politikalarını anayasal çerçevede ayarlamak mecburiyetindedir. Bugüne kadar Meclis'in hangi nisapla toplandığı, hangi kararları hangi nisapla alması gerektiği ve geçmiş uygulamalar dikkate alındığında burada meçhul olan bir şey yok, yeni bir unsur yok, yeni bir anayasal düzenleme bugüne kadar yapılmadığına göre durup dururken gerilim çıkarmak..."

"BUNLAR SİYASİ, İDEOLOJİK YORUMLARDIR"

Çiçek, bu tartışmalar nedeniyle Türkiye'ye "yazık olacağını" ifade ederek şöyle devam etti:
"Bence Türkiye'ye yazık olur, haksızlık olur. Türkiye kendisine bir yol çizmiş, bu yol Türkiye'nin menfaatine olan bir yoldur ve bu yolda yürürken gerginliklerle bir yere varmak mümkün değil. Türkiye'yi bir parti de tek başına esir alamaz. Herkesin davranışlarını beyanlarını, demeçlerini yasa ve anayasa çerçevesinde söylemesinde fayda vardır. Bunlar Türkiye'ye fayda getirecek tartışmalar da değildir. Yani, Ak Parti olmasaydı da kendileri olsaydı, bu teklifi getirenler hiç bu yorumları yapmazlardı. Bunlar biraz militanca anayasal yorumlardır, ideolojik yorumlardır ve siyasi yorumlardır. Ben onlara katılmıyorum."

MEMUR MESAİ SAATLERİ

Küresel ısınmaya bağlı olarak mesai saatlerinin erkene alınıp alınmayacağının Bakanlar Kurulunda gündeme gelip gelmediğine ilişkin bir soru üzerine Çiçek, konunun Bakanlar Kurulunda gündeme gelmediğini söyledi.
Çiçek, ilgili bakanlıklardan oluşan çalışma grubunun mesai saatlerine ilişkin ilerde bir çalışma yapması halinde bunun Bakanlar Kuruluna gelebileceğini kaydetti.
Türkiye'de suların kullanımının koordinasyonuna ilişkin bir soru üzerine de Çiçek, bir çok bakanlık, genel müdürlüğün şu veya bu şekilde bu konuyla ilgili olduğunu belirterek, "Belki şu safhada bunların hepsini bugünden yarına bir yasal düzenleme ile çözmek yerine, en azından bu üç bakanlık bir araya gelip koordinasyonu yapmak suretiyle bu kaynakların daha verimli kullanılması mümkün olacaktır" dedi.

KENAN EVREN'İN SÖZLERİ

Çiçek, 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in açıklamalarına ilişkin bir soruya, "Biz Bakanlar Kurulunda o konuyu hiç konuşmadık" yanıtını verdi.
Çiçek, "Şahsi görüşünüzü alabilir miyiz" sorusu üzerine de şunları söyledi:
"Şahsi görüşümü şu anda söyleyemem. Ben o tartışmaya girmek istemiyorum. Bence herkesin en azından şuna dikkat etmesi lazım; Zaman zaman belki hepimiz yanlış yapıyoruz, bu konularda biraz dikkatli olmak lazım. Yani Türkiye'nin önünde bunca sıkıntı, bunca zorluk varken birilerini çözmeden yeni tartışma konularını ilave etmek en azından zamanlama açısından, içeriği bir tarafa, içeriği ile ilgili herkes bir şey söylüyor, tabiatıyla bunun getirdiği zorlukları görüyoruz. Bu zorlukların en başında da yargının karşılaştığı zorluklar var.
Şimdi aynı beyanları birisi söyleyince yargı ne yapacak, öbürü söyleyince ne yapacak. Uygulayıcılarda da bir sürü tereddüt meydana getirmiş oluyor. Onun için biraz daha dikkatli davransak, biraz daha konuşmalarımıza dikkat etsek. Tabiatıyla göreviniz soru sormak, bizden de cevap almaktır. Ama öylesine netameli konularda acaba toplum hazır mı? Özellikle şu son 4-5 sene içerisinde toplumun tüm meselesini bir anda konuşmaya çalıştık, toplum bu kadar yükü kaldırabilecek mi? Bunlara iyi bakmamız lazım."
__________________
TEK BİR İMZA YETER


kızıltılkı Çevrimdışı  
Faydalı Linkler
 
Page generated in 0.08412 seconds with 8 queries Sayfa Boyutu (27895)