|
AYNEN BUYURDUĞU GİBİ
Esbâtî şöyle anlatır:
"Bir defâsında Ali Hâdî hazretlerini ziyâret için Irak'tan Medîne-i münevvereye gitmiştim. Huzûruna varınca, bana halîfe Vâsık'ın hâlini sordu. Çok yakınlarındanım. İyidir, ben ayrılırken sıhhat ve âfiyette idi." dedim. Bunun üzerine;
"İnsanlar diyorlar ki; Vâsık vefât etti!" dedi. Bu sözüyle kendini kasdediyor zannettim. Bir müddet sustu sonra bana tekrar;
"İbn-i Ziyâd ne yapıyor?" dedi.
"İyidir, işi yolundadır." diye cevap verdim. Bunun üzerine onun başına bir felâket geldi. Şüphesiz Allahü teâlânın takdiri ve hükmü ne ise o olur. Ey dostlar Vâsık öldü, yerine Câfer Mütevekkil halîfe oldu. İbn-i Ziyâd da öldürüldü." dedi. Ben hayretle;
"Ne zaman efendim?" diye sordum.
"Sen ayrıldıktan altı gün sonra." dedi.Bunları söyledikten birkaç gün sonra Medîne'ye yeni halîfe Mütevekkil'in gönderdiği bir kişi geldi. Durumu ondan öğrendik. Aynen Ali Hâdî hazretlerinin işâret ettiği gibi Vâsık ölmüş, İbn-i Ziyâd da katledilmiş!"
1) Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye; s.61, 1011
2) Târih-i Bağdâd; c.12, s.56
3) Nûr-ül-Ebsâr; s.164
4) El-A'lâm; c.4, s.323
5) Kâmûs-ül-A'lâm; c.4, s.2199
6) Vefeyât-ül-A'yân; c.1, s.322
7) Şezerât-üz-Zeheb; c.2, s.128
8) Sefînet-ül-Evliyâ (Fârisî); s.29
9) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; c.3, s.97
|