|
Super Moderator
Giriş Tarihi: May 2005
Mesajlar: 15,132
|
Atâ bin Ebî Kesir, Zührî, Muhammed bin İbrâhîm et-Teymî'den hadîs bildirdi. Şû'be, İbn-i Mübârek, Yahyâ bin Hamza, Yahyâ el-Kettan, Ebû Âsım ve başkaları da ondan hadîs nakletmişlerdir.
Zamânının en büyük âlimi ve en fazîletlisi idi. Zühd ve takvâsı pek çok idi. Dünyâya düşkün olmayıp haramlardan çok sakınırdı. İbâdet etme konusunda çok gayretli idi. Gecelerini, namaz kılmak, Kur'ân-ı kerîm okumak ve ağlamakla geçirdiği bildirilir.
Ümeyye bin Yezîd bin Ebî Osman; "Evzâî, ibâdeti, verâyı, haramlardan sakınmayı, hakkı ve doğruyu söyleme özelliklerini kendisinde toplamıştı" der. İbn-i Sa'd da onun için, "İlmi geniş, fıkıh bilgisi pek çok, fazla hadîs bilen, seçkin ve fazîletli, hadîs ilminde sika, güvenilir bir âlimdir." demiştir. Ebû İshâk Fezârî şöyle demiştir: "Eğer bana seçme izni verselerdi, bu ümmet için Evzâî'nin mezhebini seçerdim. Çünkü, o her yönüyle yetişmiş derin bir âlimdir. O zamanki insanlar bir güçlükle karşılaştıkları zaman, ona koşarlardı." Muhammed bin Aclan da; "İnsanlara ondan daha çok nasîhat eden birini bilmiyorum". Halîfe Mansûr, Evzâî hazretlerine çok hürmet eder, onun nasîhatlarına kulak verirdi. Beşir bin Velîd der ki: "Evzâî'yi gördüm, huşû'dan dolayı gözleri görmeyen biri gibi idi."
Velid bin Mezîd, "Annesinin himâyesinde fakir bir yetim olarak büyüdü, terbiye gördü. O kadar edebliydi ki, sultanlar bile onda bulunan terbiye ile çocuklarını terbiye etmekten âcizdiler. Ondan boş bir söz işitmedim. O konuştuğunda, mutlaka dinleyenin ihtiyâcı ve ona gerekli şeyleri söylerdi. Kahkaha ile güldüğünü hiç görmedim. O, âhireti anlatmaya başlayınca ondan başka orada ağlamayan kalmazdı." demiştir.
Evzâî bir gün İbrâhim Edhem ile karşılaştı. Omuzunda bir mikdâr odun taşıyordu. "Yâ İbrâhim! Bu yaptığın nedir? Dostların senin ihtiyâcını temin ederler." deyince; "Böyle söyleme. Zîrâ helâl kazanç uğruna zorluklara katlanan kimseye Cennet vâcib olur, diye duyduğum için, kendi nafakamı kendim temin etmeye çalışıyorum." dedi.
İmâm-ı Evzâî'nin hayâtı ve menkıbeleri Mehâsin-ül-Mesâî fî Menâkıb-il-Ebû Amr Evzâî adlı kitapta anlatılmıştır.
Evzâî hazretleri buyurdular ki:
"Allahü teâlâ bir kavim için kötülük dilerse, onlara mücâdele kapısını açar, onları iş yapmaktan alıkoyar". Çoğu zaman kendi kendine; "Seni yaratan ne kadar yüce! Yağa benzer bir şey vermiş onunla görürsün. Kemikle işitirsin. Bir et parçası ile konuşursun." derdi.
"Kul, dünyâdaki her ânından kıyâmette hesâb ve sorguya çekilecek. Hem de gün gün, saat saat. Bu durumda, Allahü teâlâyı anmadığı bir an karşısına çıkınca, pişman olur ve kendini parçalamak ister."
"Bizim, hayatlarına yetiştiğimiz insanlar şöyleydi: Gece uykusundan en erken uyanırlar, sabah namazını vaktinde kılarlar, sonra bir müddet âhiret işlerini, âkıbetlerinin (sonlarının) ne olacağını düşünürlerdi. Bundan sonra kendilerini fıkıh (dînî bilgileri) öğrenmeye ve Kur'ân-ı kerîm okumaya verirlerdi."
"Bir din kardeşiyle karşılaşmak, maldan ve çoluk çocuktan daha hayırlıdır (iyidir)."
"Halkın bize verdiği her şeyi kabûl etseydik kıymetimiz kalmazdı."
"Resûlullah'tan sana bir hadîs-i şerîf ulaştığı zaman, ondan başkasını söyleme, onu değiştirme. Çünkü, Resûlullah efendimiz Allahü teâlâdan aldığını bildirmektedir."
"Eshâb-ı kirâmda şu beş haslet (özellik) vardı: Cemâate devam, Resûlullah'ın sünnetine uymak, câmi yapmak, Kur'ân-ı kerîm okumak ve cihâd (İslâmiyeti yaymak) etmek."
|