|
İlgi: Metroid Prime 3: Corruption Inceleme
Az mı cilaladık acaba, yoksa siyaha mı boyasak?:
Metroid Prime’ın ilk oyundan beri başarılı olduğu bir diğer konu ise grafikleriydi kesinlikle. GameCube’ün neler yapabileceğini bize gösteren ilk oyunlardan birisi olması yanında, sektöründe en iyi grafikli oyunlarındandı. Hatta serinin ikinci oyununda gelişen tek şeyin grafikler olduğu kabul gören bir söylemdir. Gelişen grafikler diye bahsettiğim şeyi tabii ki MGS3 ile MGS4 arasındaki fark gibi algılamamak gerekli, sonuçta Nintendo sadece eski donanımının iki katı güce çıkmakla yetindi bu nesilde. Yeni konsolun yapabileceklerini ilk gösteren oyunda yine Metroid oldu sanırım. Işıklandırmalar, gölgeler, kaplamalar daha saymayı unuttuğum bir çok grafiksel unsurda kayda değer gelişme yaşanmış. Şimdilik Wii'nin en iyi grafikli oyunu olduğu kesin en azından. Yine de beni rahatsız eden bir konu var, değinmeden edemeyeceğim. İlk oyunda cıvıl cıvıl renkler gördük "yuppiiii" dedik, ikinci oyunda daha kasvetliydi etrafımızdaki objeler, tema gereği dedik. Ama bu sefer biraz fazla kararmış sanki... Tamam bu oyunun teması daha karanlık ikinci oyuna göre, hatta düşmanlarımızdan birisi bile bizim karanlık versiyonumuz ama oyun gittikçe kararıyor Retro, grafik hatalarını saklamak için yapıyorsan hiç yapma şahin gözlerimizden kaçmaz hiçbir şey. Hadi git şimdi dersine çalış biraz daha.
Ses sisteminede bir el atalaım yahu:
Nintendo oyuncularının artık özümsediği, Xbox, Sega, Playstation oyuncularının önünde "olamasa da olur, ne olmuş yani? Kratos böğürünce çok mu haz alıyorsunuz? (alıyorsunuz biliyorum) diyip boynunu bükmesine sebep olan bir konuydu karakterlerin tümünün dilsiz olması. Hani seslendirmeler ile gelmeseydi de içerlemezdik artık, hatta korkmuştuk bile "kötü seslendirip berbat edecekler oyunu" diye ama bu sefer düşündüğümüz gibi olmadı. Seslendirmeler gerçekten kaliteli olmuş, bu iş de çok iyi kotarılmış Retro tarafından. Zaten serinin her oyunundan sonra birde Soundtrack çıkartılabilecek kadar iyi müzikleri vardır, bu oyunda da müzikler eski kalitesinde, hatta artık Midi yerine MP3 kullanılabildiği için daha da kaliteli. Seslendirme konusundaki endişelerimizi haksız çıkarttığı için Retro'yu alnından öpüyor, aslanım benim hep böyle ol deyip bir güzelde gaz veriyorum.
Neden Internet koymadınız ya bu arabaya?:
Gazı alan Retro şımardı tabii, tembelliğe vurdu işi. Hani bizim multiplayer'mız Retro? Ayıp ettin bak şimdi... Multiplayer mod eklesen Halo kadar sarsıcı olacaktı ne güzel oyun. Gerçi suç sende değil diye tahmin ediyorum, Nintendo'nun online oyunlara bakışı nedense hala soğuk hatta açıklamayı yapan şahsı hatırlamıyorum fakat "bizim oyuncularımız arkadaşlarıyla yan yana gelip oyun oynamayı seven kişiler" demişti zamanında. Hayır kardeşim, hiçte öyle değil. Ben Amerika’daki beş yaşındaki Jimmy’nin de, Japonya’daki yetmiş yaşındaki Sakura teyzemin de hakkından gelmek istiyorum yeri geldiğinde. Olmamış bu...
Buram buram alın teri ve profesyonellik kokan bir oyun karşımızdaki. Metroid serisi iyi İngilizce gereksinimi ve kafa patlatılmadan çözülmeyen bulmacaları yüzünden, daha çok vur vur inlesin tarzı oyunlardan hoşlanan oyuncularımız tarafından pek tercih edilmeyen bir seri olmuştur hep fakat bu mükemmelliği gölgelemiyor tabii ki. Zorluktan hoşlanan her oyuncuya tavsiye edebileceğim, oynanmasa bile arşive koyulup arada kitapçığı okunası, ana menü açılıp giriş müziği dinlenesi bir oyun kesinlikle.
Not: Ara başlıklardan da anlaşılacağı gibi, ışın kılıcı kullandığım bir oyundan daha çok istediğim bir şey varsa, o da kaliteli bir sürüş simülasyonunu Wii’de görmektir. Sende duy sesimi Nintendo!
|