|
İlgi: Değişen ekonominin sihirli kavramı ”İnovasyon”
Değişen ekonominin sihirli kavramı “İnovasyon 2”
“İnovasyon” hakkında önceki hafta yazdıktan sonra aslında aynı konuda ikinci bir yazıyı kaleme almayı pek düşünmemiştim; ancak okurlarımdan aldığım farklı yorumlar, medyadaki tartışmalar ve 14 Şubat 2008 tarihinde bizzat Sayın Başbakanın katıldığı bir törende Türk Patent Enstitüsü tarafından 2007 yılı Marka, Tasarım, İcat, Patent…. Konularında ödüllerin verilmesi ikinci bir yazıyı mecburi kılmıştır.
Önce geleceğimiz için ümit verici olarak gördüğüm inovasyon sürecinin neresindeyiz sorusunun da bir anlamda cevabı niteliğindeki açıklamaları ele alalım: Türk Patent Enstitüsüne 2007 yılında yaklaşık olarak 72000 Marka başvurusu ile Avrupa’da ilk üç ülke arasında yer almışız. Patent başvurularında ise bir önceki yıla göre %80 artış kaydedilmiş. ARGE yatırımlarına toplam GSMH içinde ayrılan pay daha önce binde 6 ile ifade edilirken 2007 de bu rakam %1 e çıkmış.Sayın Başbakanın Liderliğinde bulunan 60. Cumhuriyet Hükümeti 2013 Yılı hedefini, ARGE yatırımlarının GSMH içindeki payının %2’ye çıkarılması olarak açıkladı. Gerçekten son yıllarda ARGE yatırımları ve teşvikleri konusunda, Markalaşma konusunda “ TURQUALITY ” gibi projelerle pek çok somut gelişme kaydedilmiştir. Bu törene bizzat Sayın Başbakanın katılmış olması bile tek başına konuya verilen önemi göstermesi açısından önemlidir. Bütün bu gelişmelere rağmen gelişmiş ülkelere göre yolun başında olduğumuzu ve daha oldukça fazla yapacak işimizin olduğunu bilmemizde yarar vardır.
Ayrıca vurgulanmasında yarar gördüğüm ve önemli bulduğum bir diğer gelişme ise ARGE faaliyetlerinin önünü açması açısından “Patent Değerlendirme Ajansı’nın” kurulmasıdır. Sınai mülkiyet haklarının değerlemesinin ve bu hakların ekonomik karşılığını da yine bu ajansın belirleyecek olması oldukça önemlidir. Patentli buluşların ticarileşmesini sağlamak için oluşturulmaya çalışılan bu organizasyon ile Sanayici ve Mucidin bir araya getirilmesi hedeflenmekte olup büyümemizin ivmesini artırıcı ve ülkemiz açısından mutluluk verici, en önemli köşe taşlarından biri olacaktır.
Değinmek istediğim ikinci konu ise : İnovasyon konusundaki bir takım yanlış inanış ve bilgilerin etrafımızı kuşatarak bizi içeriye hapsetmesi ve çoğu zaman da içinde yaşadığımız körlüğün farkında olmamamızdan kaynaklanan olumsuzluklardır. Öncelikle inovasyon denildiği zaman ilk akla gelen husus , herhangi bir icat yada buluşun yapılabilmesi için çok büyük paraların harcanmasına, çok büyük bilgi birikimine ve pek çok bilim adamının araştırma yapmasına ihtiyaç olduğu yanlış inancıdır. “İcat ve inovasyon” kavramları ,bizde Dünya için yeni bir şeyler bulmak şeklinde algı oluşturuyor ki bu gelişmemizin önündeki en büyük engeldir. Şüphesiz tabiatı icabı çok fazla emek ve gayret gerektiren ve çok fazla kaynak harcanması gereken büyük projeler ve zor problemler de vardır; ancak bizim konumuz öyle bilimsel ve ileri teknoloji ile alakalı Devlet Bütçelerini gerektirecek çalışma ve faaliyetlerden ziyade günlük hayatımızda ve ekonomi çarkının içindeki icatlardır.
İnovasyon için geçen yazımızda müşteri beklentileri, hayalleri, inovatif zamanlama gibi bazı temel tespitleri dile getirmiştik; bugün ise bunlara ekleyeceğimiz bir diğer ilke : “Yalın düşünmek”prensibidir. Kompleks ve karmaşıklaştırarak veya gözümüzde büyüterek hiçbir problemi çözemeyiz.( Burada problem olarak adlandırdığımız husus ihtiyaçlar karşısında geliştirilen buluşlardır).
Bilindiği gibi Bilim dünyasının kullana geldiği problem çözme tekniklerinin başında “Yaratıcı Problem Çözme Tekniğinin” babası ünlü Sovyet Bilim Adamı Genrich Altschuller’ in teorisinin dayanağı olan “Yalın Düşünmeyi” buluruz.
Bir diğer temel prensip de konulara “Farklı ve Farkındalık” oluşturacak şekilde bakabilmektir. İnsan gözünü rahatsız etmeyen Oto Farlarından tutun da insanlara daha pratik ve kolay hizmet sunmak için “Üçü bir Arada” hazır kahve satışı ile dünya çapında çok büyük cirolar yapan şirketlerin , köyden kente göç olgusu ile gündeme gelen özellikle dar gelirli halk kesimlerinin aynı mekanda hem yatma hem de oturma ihtiyacını görerek bu ihtiyacı gidermeye yönelik olarak Çek-Yat’ı geliştiren ve bunu piyasaya sürerek çok büyük bir boşluğu dolduran üreticilerin ve satıcıların başarısının kaynağı yalın ve basit düşünmektir.
Yılın ödüllerinin dağıtıldığı aynı törende bireysel dalda icat ödülü olan genç mucidin tasarladığı merdivende de aynı bakış açısını görmekteyiz .Tasarımcıya ilham kaynağı sorulduğunda: Klasik merdivenlerin bir yere dayanarak kullanılma mecburiyetinin olması,özellikle yükseklik büyüdüğü zaman birkaç kişi ile kullanım mecburiyeti karşısında tek başına taşınılabilen , kurulabilen herhangi bir yere dayama ihtiyacı içinde olmadan ve bozuk yada düzgün zemin ayırımı yapmadan kullanılabilen basit bir merdiven tasarlama ihtiyacından yola çıktığını ifade etmiş , doğrusu başarılı da olmuştur.
Kısaca ifade edecek olursak “Düşüncelerimize ve Bakış açılarımıza gem vurarak hiçbir yeniliğe imza atamayız. Yapacağımız tek şey öncelikle problemleri YALINLAŞTIRMAK, Kafamızı ÖNYARGILARDAN arındırmak, Bakışlarımızı FARKLILIK ÜZERİNE inşa etmek olmalıdır. Önceki yazımızda dile getirdiğim üzere Otomotiv sektöründe son 10-15 yılda kat edilen mesafeler ,elektronikte devrim anlamında yapılan buluşlar, bunun en güzel örnekleridir. Günlük hayatımızda kullandığımız ,hayatımızı kolaylaştıran pek çok araçta aslında bunları rahat bir şekilde görebilmekteyiz.Yeter ki Farklılığı görmeye ve farklı olmaya çalışalım.
Şahin Nursaçan
|