Dante ise oyuna oldukça ilginç bir şekilde giriyor. Normalde demonları avlayan bir örgütü en azından onaylamasını bekleyebileceğiniz Dante, kılıç birliğinin toplantısını basıp oracıkta liderlerini ve bir çok elite şovalyeyi kesiveriyor. Dante'nin bu ani değişikliği oyunun hikayesinin oldukça büyük bir kısmını kapsadığı için detaylara pek girmeyeceğim, o yüzden direk olarak oynanışından bahsedelim. Dante biraz yaşlanmasına rağmen pek değişmiş. En korkunç yaratıkların karşısındayken bile espri yapabilmesi, imkansız durumlarda bile karizmasını koruma becerisiyle aslında hala bilip, sevdiğimiz Dante.
Dante'nin oynanışı ile DMC 3 Dantesiyle hemen hemen aynı. RoyalGuard, Trickster, Swordmaster ve gunslinger modları üzerinden açılan tekniklerle oynuyoruz. Devil May Cry 3'ün aksine artık stil değiştirmek için de oyunu tamamen durdurmamız da gerekmiyor. Diyelim Gunslinger olarak üstesinden gelemyeceğiniz bir yaratık size doğru geliyor. Eski oyunlarda oyunu durdurup Royal Guard'ı seçmeniz gerekirken, şimdi D-pad'deki tuşları kullanarak teknikler arasında hızlıca geçiş yapabiliyorsunuz. Esksine göre oldukça kullanışlı olmasına rağmen, stiller arasında gidip gelerek değişik teknikleri birleştirecek kadar ergonomik bir yöntem olmamış bu. Dante'nin fazlasıyla zengin olan hareket arşivine ise pek dokunulmamış. Yeni eklenen hareket ve yetenekler ise Dante ve Nero'ya ortak olarak gelmelerine rağmen iki karakterin tamamen farklı oynanışlara sahip olması sayesinde bunların iki karakterle de farklı şekillerde kullanılması gerekiyor.
Çabuk yanarım ama hiç bir zaman bronzlaşmam...
Nero ile gelen özellikleri saymazsak Devil May Cry'ın oynanış yapısı neredeyse hiç değişmemiş. Hala alıştığımız şekilde red orblar ve soulları kullanarak karakterimiz geliştiriyor ve her bölümde ( Evet boss sayısı bu oyunda biraz daha fazla) karşımıza çıkan bölüm sonu canavarlarını geçiyoruz. Basit ve eğlenceli). DMC 4 asıl beğenmediğim yanını ise bu noktada çıkartıyor. Oyun orjinal seriye o kadar sadık kalmış ki, sadece grafikleri kısılarak rahatlıkla eski nesil konsollara port edilebilir ne yazık ki. Yıllarca PS2'nun artık güçsüz kalmasından yakınan yapımcıların ellerine bu denli
güçlü sistemler geçtiğinde en azından savaş alanları ve tasarımda bir adım ileriye gitmelerlini beklerdim doğrusu.
Bütün eksilerinin yanında Devil May Cry 4 en çok save sisteminden kaybediyor. Özellikle bölümler orjinal oyunlara göre çok daha büyükler ve çözülmesi bazen bir saati bulan bulmacalar içerebiliyorlar. Doğal olarak böyle bir durumda oyununuzu kapatıp bir başka zaman devam etmek isteyebilirsiniz. Eğer siz de benim gibi hiçbirşeyden şüphelenmeden oyundan çıktıysanız kesinlikle çok büyük bir hayal kırıklığı yaşayacaksınız. Çünkü oyunda otomatik kaydetme sistemini bırakın, bölüm içinde oyununuzu kaydetmenize imkan veren bir save sistemi dahi yok. 10 yıl önce PSX zamanlarında bile kabul edilemeyecek bu sistemin ne yüzle DMC 4'e kadar yaşayabildiğini ne yazık ki anlayabilmiş değilim.