|
İlgi: Hayata dair...
Aşkın doğurduğu istek...
Yani bütün yüzyılların şairlerinin dinlenmeden sayısız biçimlerde dile getirdikleri ve bir türlü tüketemedikleri gibi, hakkını da veremedikleri bu istek...
Kaynağını bireyin günlük ihtiyaçlarında ve yoksunluklarında bulamaz...
Sevilen varlığın elde edilememesinden doğan acı için de durum aynıdır...
Bu mutluluk da, bu acı da; kendi amaçlarının gerçekleşmesi konusunda yerine başka bir şey konulmayacak bir fırsatı ele geçirmiş olduğunu kavrayan ve bunun hem kazanılabilir, hem de kaybedilebilir olduğunu bilen tür ruhunun çırpınışlarıdır...
Yalnızca türün sınırsız bir hayatı vardır ve bundan ötürü, sınırsız bir istek duyan, sınırsız bir doygunluğa erişen ve sınırsız acı çekebilen şey, yalnız tür ruhudur...
Ama tutkulu aşkta, bütün bunların, ölümlü bir insanın yüreğine sıkıştırılmış olduğunu görüyoruz...
Öyleyse, bu çeşit bir gönlün, neredeyse patlayıp dağılacak gibi olmasına ve içine dolan sonsuz zavallılık ile sonsuz coşkunluğu dile getirecek sözü bulamayışına şaşırmamak gerekir... (...Schopenhauer)
|