|
||
|
|
#726 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Oct 2007
Mekan: ne önemi var bu dünyada misafiriz
Mesajlar: 16,526
|
İlgi: Fıkralar...
Cocuk aksam eve gelmis ve babasina: "Baba hayat bilgisi dersinde yönetimleri isliyoruz, bana demokrasiyi anlatir misin?"
demis. Babasi: "anlatmasina anlatirim yavrum ama senin bazi tanimlari bilmen gerekiyor." demis, "Bak simdi benim fabrikam var ve eve para getiriyorum,ben kapitalistim; paranin nasil harcanacagina annen karar verir, o hükümet;hepimiz senin icin yasiyoruz, sen halksin; besikteki kardesin, gelecek; hizmetçimiz ise isci sinifi. Sen bunlari ögren. Ben sabah sana demokrasiyi anlatirim" demis. Gece cocuk uyanmis bir bakmis ki küçük kardesi altini pisletmis ve durmadan agliyor. Hemen anne ve babasinin odasina gitmis. Annesi horul horul uyuyor. Uyandirmaya calismis ama basaramamis. Babasi yatakta degil, geçerken hizmetcinin odasina bir bakmis ki hizmetciyle babasi sevisiyor. Caresiz dönüp yatmis.Ertesi sabah babasi "gel oglum sana demokrasiyi anlatayim." demis. Çocuk:" gerek yok baba, ben artik biliyorum" yanitini vermis ve anlatmis: "Kapitalistler isci sinifini becerirken hükümet uyuyor, halk endiseli,gelecek ise bok icinde."
__________________
|
|
|
|
| Faydalı Linkler |
|
|
#727 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Oct 2007
Mekan: ne önemi var bu dünyada misafiriz
Mesajlar: 16,526
|
İlgi: Fıkralar...
Bakkal, yaninda yeni çalismaya baslayan çiragina çikisti :
- Oglum, müsteriye yok denir mi? Biraz önceki müsteriye Sülker biskivisü tükendi ama Seti biskivüsü var. Aralarinda hiç fark yoktur, demen lazimdi... Ertesi gün bakkal mal almaya gitti. Biraz sonra bir müsteri geldi, tuvalet kagidi istedi. Çirak bakindi, tuvalet kagidini bulamadi. Gözü, ustasinin gitmeden önce raflari parlatmak için aldigi zimpara kagidina ilisti : - Tuvalet kagidi kalmadi ama, iyi zimpara kagidimiz var efendim... |
|
|
|
|
|
#728 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Oct 2007
Mekan: ne önemi var bu dünyada misafiriz
Mesajlar: 16,526
|
İlgi: Fıkralar...
Bir mafya babasinin evli bir kadinla iliskisi varmis. Kadinin evine giderken
adamlarina demis ki : - Ben içeriye girdikten sonra hemen büyük bir bez ayarlayin ve pencerenin altinda açin... Kadinin kocasi gelirse pencereden atlayacagim... Adamlari patronlarini bu istegini hemen yerine getireceklerini söylemisler. Mafya babasi kadinin evine girmis, tam soyunmusken kapi çalmis ve bizimki kendini camdan atmis. Kadin gidip kapiyi acmis, karsisinda patronun adamlarindan biri... Adam patronunun dedigini yapamamanin verdigi utançla söyle diyor : -Patrona soylermisiniz hala bez bulamadik... |
|
|
|
|
|
#729 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Oct 2007
Mekan: ne önemi var bu dünyada misafiriz
Mesajlar: 16,526
|
İlgi: Fıkralar...
Adam arkadaslarina heyecanli heyecanli birseyler anlatmaktadir,
- Çok acayip bir sey oldu arkadaslar, dün gece kapiyi çaldim, karanlikta açani hizmetçi kiz zannedip öptüm. Meger karim degil miymis? - Eee, ne olmus yani? -Daha ne olsunyahu? Karimi öperken karim; "Dikkat et sevgilim, kocam her an gelebilir, diye fisildadi... |
|
|
|
|
|
#730 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Oct 2007
Mekan: ne önemi var bu dünyada misafiriz
Mesajlar: 16,526
|
İlgi: Fıkralar...
Delikanli kompartimanda karsisinda oturan genç ve güzel kadindan gözlerini bir
türlü ayiramiyordu. Kadinin kucaginda güzel bir köpek vardi. Delikanli bir ara : - Ah, kucaginizdaki köpegin yerinde olmayi ne kadar isterdim, kimbilir ne kadar mutlu olurdum... der. Kadin delikanliya alayli bir sekilde bakip cevaplar : - Hata edersiniz. Çünkü köpegimi hadim ettirmek üzere baytara götürüyorum!.. |
|
|
|
|
|
#731 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Oct 2007
Mekan: ne önemi var bu dünyada misafiriz
Mesajlar: 16,526
|
İlgi: Fıkralar...
Avrupa Birligi Dışişleri Bakanlarının bir araya geldiği Meis Adası'nda, Verhaugen, bakanlara bir öneri sunar:
- "Sayın bakanlar, son aday ülkeler olan Romanya, Bulgaristan ve Türkiye Dışişleri Bakanlarına birer soru yöneltelim ve soruların cevaplarını bilen bakanların ülkelerini gelecek sene AB'ye alalım, ne dersiniz?" Öneri kabul edilir ve Verhaugen ilk sorusunu Romanya Dışişleri Bakanı'na yöneltir: - Sayın Bakan, Amerikalılar ilk atom bombasını kaç yılında kullandı lütfen söyler misiniz? - 1945 yılında. - Romanya alkışlarla Birliğe kabul edilir ve ikinci soru Bulgaristan Dışişleri Bakanı'na yöneltilir: - Sayın Bakan ilk atom bombası nereye atıldı, lütfen söyler misiniz? Hiroşima'ya atıldı. Bulgaristan alkışlarla birliğe kabul edilir ve üçüncü soru Türkiye Dışişleri Bakanına yöneltilir. - Siz de lütfen Hiroşima'da kaç kişi öldü, ölenlerin isimlerini ve adreslerini söyler misiniz?
__________________
|
|
|
|
|
|
#732 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Oct 2007
Mekan: ne önemi var bu dünyada misafiriz
Mesajlar: 16,526
|
İlgi: Fıkralar...
Delikanlı, sevgilisini götürecek bir ev bulamayınca, yolun kenarına park etmiş bir kamyonun altına girmiş sevgilisiyle.
Derken bir düdük çalmış. Delikanlı başını kaldırmış. Yolda bir polis duruyor. Polis sormuş delikanlıya. - Ne yapıyorsun burada? - Kamyonu tamir ediyorum, demiş delikanlı. Bu cevap üzerine polis gülmüş ve delikanlıya, - Üç tane yalan söyledin, demiş.. Sonra saymış üç yalanı: - Birincisi, kamyon tamir edilirken ceket çıkartılır. Sen pantolonunu çıkartmışsın. İkincisi, kamyon tamir edilirken sırt-üstü yatılır. Sen yüzüstüsün... Üçüncüsü de, kamyonun gideli bir saat oldu.
__________________
|
|
|
|
|
|
#733 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Oct 2007
Mekan: ne önemi var bu dünyada misafiriz
Mesajlar: 16,526
|
İlgi: Fıkralar...
Temel Teksas ta bir bara gidiyor ve barmen den bir viski istiyor.Viskisini icerken bir yandan da bardaki insanlari izliyor.Tam o sirada heybetli cift tabancali bir kowboy iceri
giriyor.Bardaki herkes buyuk bir panikle masalarindan kalkip duvar kenerina geciyorlar. Fakat Temel buna bir anlam veremiyor ve barda viskisini yudumlamaya devam ediyor. Kowboy sert bir ifadeyle barmene sesleniyor; -Hey barmen o bardagi kafanin ustune koy diyor. Barmen titreyen elleriyle bardagi basinin ustune koyuyor.Koyar koymaz Kowboy silahini atesliyor ve bardak paramparca oluyor. -Kowboy gulerek I AM MAYKIL diyor ve gidiyor. Aradan yarim saat geciyor iceri baska bir kowboy giriyor.Yine herkes saga sola dagiliyor Temel barin kenarinda vikisini yudumlamaya devam ediyor. Kowboy yine sert bir ifadeyle barmene sesleniyor; -Hey barmen o bardagi kafanin ustune koy diyor. Yine Barmen titreyen elleriyle bardagi basinin ustune koyuyor.Koyar koymaz kowboy silahini atesliyor ve bardak paramparca oluyor. -Kowboy gulerek I AM CORC diyor ve gidiyor. Butun bunlardan etkilenen Temel disari cikiyor.Yarim saat sonra, kowboy kiyafeti ve silahiyla tekrar ayni bara geri donuyor. Sert adimlarla ilerliyor, herkes saga sola kacisiyor. Temel sert bir ifadeyle ; -Hey barmen o bardagi kafanin ustune koy diyor. Barmen titreyen elleriyle bardagi basinin ustune koyuyor.Koyar koymaz Temel silahini atesliyor ve barmen dusup oluyor. -Temel gulerek I AM SORY diyor.
__________________
|
|
|
|
|
|
#734 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Oct 2007
Mekan: ne önemi var bu dünyada misafiriz
Mesajlar: 16,526
|
İlgi: Fıkralar...
Iki Yahudi arkadaş, piyasayı araştırmışlar ve o sene haki renkteki kumaşın moda olacağını öğrenmişlerdi. Bütün varlıklarını paraya çevirdiler. Piyasadaki bütün haki kumaşları satın aldılar.
Depoları bu renkteki kumaşlarla doldu ancak kimsenin bu kumaşlara talip olmadığı görüldü. Iki kafadar artık iflasın eşiğine gelmişlerdi. Moiz ve Aron dertli dertli oturuyorlardı. Artık bıçağın kemiğe dayandığı bir gün kapı çalındı ve içeriye bir albay girdi: "Siz de dedi haki renkte kumaş var mı?" Kulaklarına inanamadılar.Hemen atıldılar: "Evet albayım var, gösterelim" dediler. Albay, dikkatle kumaşları inceledi. "Çok beğendim", dedi. "Bu sene askerlere iki yüz bin, subaylara elli bin adet haki renkte elbise yaptıracağız. Ancak tabii ki benim tek başıma beğenmem yetmez. Generalimin de oluru lazım. Bana bir parça numune verin. Yarın öğlen 12'ye kadar telgraf çekersem iptal ederim. Eğer telgraf gelmezse kumaşları kesip imalata başlayabilirsiniz." O gece bitmek bilmedi. Kimi zaman ümitlendiler, kimi zaman "ya iptal olursa" diye düşündüler. Ertesi gün saat 11.00, 11.30, 11.45, gözleri yolda, korku ile postacıyı beklediler. Gelmesin diye dua ederek. 12'ye beş kala postacı sokağın köşesinden gözüktü. "Belki bize gelmiyordur" diye ümitlendiler. Ancak postacı gelip kapılarını çaldı. Moiz, büyük bir kederle koltuğa çöktü. Aron da çaresiz kapıyı açtı. Postacının elinde bir telgraf vardı. Aron titreyen elleri ile telgrafi açtı, okudu ve sevinçle seslendi: "Müjde Moiz, baban ölmüş!.."
__________________
|
|
|
|
|
|
#735 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Oct 2007
Mekan: ne önemi var bu dünyada misafiriz
Mesajlar: 16,526
|
İlgi: Fıkralar...
Kız oğlana döndü..
"Bluzumu çıkar.." Oğlan çıkardı. Kız devam etti : "Sütyenimi çıkar.." Oğlan çıkardı.. Kız gene konuştu : "Eteğimi çıkar.." Oğlan çıkardı. Kız bir daha konuştu : "Külotumu da çıkar.." Oğlan onu da çıkardı. Kız haykırdı : "Sapık herif !..Sana kaç kez söyledim, benim eşyalarımı giyme diye.." |
|
|
|
|
|
#736 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Oct 2007
Mekan: ne önemi var bu dünyada misafiriz
Mesajlar: 16,526
|
İlgi: Fıkralar...
Temel torununa savas hikayelerini anlatiyormus.
"Savasta düsmanlar etrafimizi sardi.. Bizi esir aldilar.. Komutanlari bize dedi ki "simdi iki seçeneginiz var: Ya simdi burada ölürsünüz, ya da burada hepinizi yatirip bir güzel beceririz...." Torun hemen merakla sormus, "Peki sonra ne oldu dede?" Temel bir an duraksamis!! "Hepimizi öldürdüler.." |
|
|
|
|
|
#737 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Oct 2007
Mekan: ne önemi var bu dünyada misafiriz
Mesajlar: 16,526
|
İlgi: Fıkralar...
Bir adam arkadaşına sekreterini neden işten kovduğunu anlatıyormuş.
- "İki hafta önce" demiş ve devam etmiş; - "45. yaşgünümdü ve o sabah kendimi iyi hissetmiyordum. Kahvaltı masasına oturduğumda karımın doğum günümü kutlayacağını ve büyük bir olasılıkla bir hediye vereceğini tahmin ediyordum. Bırak doğum günümü kutlamayı bir "Günaydin" bile demedi. Kendi kendime karım unuttu herhalde ama çocuklarım hatırlar diye düşündüm. Çocuklar kahvaltıya geldi ve tek kelime etmediler. İşe giderken moralim çok bozuktu ve üzgündüm. Ofisime girdiğimde, Janet "Günaydın Patron, Doğum gününüz kutlu olsun" dedi ve kendimi daha iyi hissettim, birisi hatırlamıştı. Öğlene kadar çalıstım. Yemek zamanı Janet kapıya vurdu ve "Dısarda hava çok güzel ve bugün sizin doğum gününüz, haydi yemeğe çıkalım, sadece siz ve ben". "Bütün gün duyduğum en güzel şey bu. Haydi gidelim" dedim. Yemeğe çıktık. Normalde gittiğimiz bir yere gitmedik, şehir dışında özel bir lokantaya gittik. İki martini içtik ve yemekten sonsuz zevk aldık. İş yerine dönerken, "Hava çok güzel, ofise dönmemiz gerekmiyor değil mi?" diye sordu. "Hayır, sanırım gerekmiyor". "Benim evime gidelim ve size bir martini daha ikram edeyim" dedi. Evine gittik. Başka bir martininin daha tadını çıkardık ve bir sigara içtik, ve Janet dedi ki "Patron, izninizle, yatak odasına geçip üzerime daha rahat birşeyler giyeyim" dedi ve ona memnuniyetle izin verdim. Yatak odasına gitti ve altı dakika sonra yatak odasından çıktığında elinde kocaman bir pasta taşıyordu, arkasından karım ve çocuklarım geliyordu. Hepsi "İyiki doğdun..." şarkısını söylüyorlardı. ........... Ve ben orada üzerimde sadece çoraplarımla oturuyordu
__________________
|
|
|
|