|
||
|
|
#26 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 1,494
|
Jules Verne
Jules Gabriel Verne (Jül Vern) , Fransız bilim kurgu yazarı (8 Şubat 1828 - 24 Mart 1905). Jules VerneFransa'nın Nantes şehrinde doğdu , yazmaya 1850 yılında başladı. İlk yazdığı eserler tiyatro oyunlarıydı. Balonla Beş Hafta adlı romanı ile büyük ün kazandı. Yazar bir çok icatı önceden tahmin ettiği için "bilim falcısı" lakabı ile anılır. Denizaltı, uzay yolculuğu gibi onun zamanında olmayan bir çok olayı öngördü. İnatçı Keraban adlı romanında Osmanlı İmparatorluğunu ve Türk insanını anlattı. Kitaplarında öngördüğü icatlara genelde onun kullandığı isimler verilmiştir. Jules Verne eserleri, dünyada başka dillere en çok çevrilmiş yazardır. Eserleri 148 dile çevrilmiştir. Jules Verne öldüğünde, ardında yayımlanmamış 6 roman bırakmıştı. Oğlu Michel Verne, yayımcının isteği üzerine, dönemin gereklerine uydurmak için bu kitaplarda çeşitli değişiklikler yaptı. Fakat yapılan hata anlaşılınca, yeniden Jules Verne'nin yazdığı orijinal metinlere dönüş yapıldı ve bu romanlardan Altın Yanardağı ve Wilhelm Storitz'in Esrarı (İthaki Yayınları, 2002) Fransa'da 1995 ve 1996 yıllarında basıldı. Daha sonra Macellanya (En Magellanie) TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları arasında 2002'de basıldı. Güzel Sarı Tuna ile Meteor Avı romanları da TÜBİTAK tarafından yayımlandı. Bu beş romandan önce de Jules Verne öldükten çok kısa süre basılmış bir kitabı daha bulunuyor: Dünyanın Ucundaki Fener (1905). Eserleri : Balonla Beş Hafta (1863) Yirminci Yüzyılda Paris (1863 , ilk kez 1994 yılında yayınlanmıştır) Dünyanın Merkezine Yolculuk (1864) Aya Yolculuk (1865) Kaptan Grant'ın Çocukları (1867-186 Seksen Günde Devr-i Âlem (1872) Denizler Altında 20000 Fersah (1873) İnatçı Keraban (1882) Michael Strogoff (1876) İki Yıl Okul Tatili (1886-1887) |
|
|
|
| Faydalı Linkler |
|
|
#27 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 1,494
|
Victor Hugo
Tabiiki arkadaşlar Victor Hugo yu hemen hepimiz tanıyoruz. Ve ondan bahsetmeden bir Fransız edebiyatı mümkün değil bence. Victor Hugo (26 Şubat, 1802 - 22 Mayıs, 1885), Fransız yazar, ozan ve tiyatro yazarıdır. Fransız şair ve yazar Victor Hugo, Fransa tarihinin en çalkantılı günlerinde, 1802’de dünyaya geldi. Napolyon ordusunda general olan babası, imparatorun parlak döneminde önemli görevlerde bulundu, bir çok dış ül***e seyahat etti ve Madrid’te valilik yaptı. Hugo, anne ve babası arasındaki geçimsizlikler nedeniyle genellikle annesinden uzak kaldı ve babası ile yaşadı. Hugo ilkokula İspanya’da başladı ancak İspanyol aristokratlarının çocuklarını kabul eden bu okulda, sonradan soyluluk ünvanı almış bir burjuva generalin oğlu olması, alay konusu edilerek dışlanmasına yol açtı. Yazarların ürünleri ile yaşam öyküleri arasında ilişki kurmak eğilimindeki araştırmacılar, İspanyol okulunda geçen günlerin, Hugo’nun aristokrasiye bir yandan hayranlık duyup bir yandan da nefret etmesi gibi gerilimli bir duyguya kapılarak liberal-demokratik ilkeleri seçmesinde büyük rol oynadığını iddia etmişlerdir. Napolyon’un imparatorluktan düşmesi ile birlikte Hugo ailesi için zor günler başladı. Paris Hukuk Fakültesi’nde başladığı yüksek öğrenimine maddi sıkıntılar yüzünden devam edemedi ve ayrıldı. Ayrıldıktan sonra kendini kitaplara veren Hugo, ilk şiirlerini de bu yıllarda yazdı. Annesinin ölümüyle sefaletin eşiğine gelen genç yazarı bu güç durumdan kurtaran yirmili yaşlarda yayınlanan -kraliyet yanlısı- şiirleri oldu; XVIII.Lois tarafından bin frank aylığa bağlandı, Chateaubriand’ın ilgisini çekti ve romantik akımı benimsemesinden sonra parlak bir kariyerin kapısını araladı. 1827’de “Cromwell” ve 1830’da “Hernani” oyunları, -tıpkı Namık Kemal’in “Vatan Yahut Silistre”sinin Osmanlıda yarattığı- isyana benzer bir heyecan uyandırdı Paris’te. 1830 yılında Victor Hugo'nun Hernani piyesinin oynanmasından sonra romantiklerle klasik edebiyat taraftarları arasında "Hernani Savaşı" denilen tartışma basladı. Bu tartışma romantiklerin “klasizm” karşısında kesin zaferiyle sonuçlandı. Hugo’nun ilk romanı ise “Notre Dame’ın Kamburu”dur(1831). Bugün okunduğunda, yazarın en yüzeysel ürünü olarak değerlendirebileceğimiz bu romanın nispi başarısızlığı, Hugo’nun maddi nedenlerle yayınevinin ısrarına boyun eğerek metnini çok kısa bir sürede tamamlamak zorunda kalmasındandır. Yine de, Hugo’nun yükselen ünü, Fransa’da bu kitabının da sevilerek okunmasını sağlamıştır. 1831-1941 arasında çok sayıda şiir, piyes ve roman yazan Hugo, 1841’de Fransız Akademisi’ne seçildi. 1848 İhtilali’nden sonra Cumhuriyetçi saflara geçti ve Cumhurbaşkanlığı için aday bile oldu. Kendisi seçilemedi, ama seçilen Louis Napolyon’u destekledi. Ancak Napolyon da imparatorluğunu ilan edince, Hugo 1851’de Fransa topraklarını terk ederek –yirmi yıl sürecek gönüllü bir sürgünü geçireceği- Channel Adaları’na yerleşti. Burada yazdığı “Sefiller”(1861), onun en çok tanınan ve sevilen eseridir. İmparatorluk dönemi sona erip Üçüncü Cumhuriyet kurulunca, Victor Hugo, Paris’e bir kahraman olarak döndü. Millet meclisine seçildi, ama politikadan çok edebiyatla ilgilenmeyi tercih etti. 1885’de öldüğünde, büyük bir törenle Pantheon’a gömüldü. Eserleri : Şiirler: Doğulular Cezalar Dalıp Gitmeler Müthiş Fil Dede Olma Sanatı Bu Çiçek Senin İçin Diana Dilenci Fransa Kadına sitem Gelin Böceği Ağlamak için gözden yaş mı akmalı? Tiyatro Eserleri : Lucreca Borgia Ruy Blas Burgrave'lar Romanları : Sefiller İzlanda Hanı Notre Dame'ın Kamburu Deniz İşçileri 31 |
|
|
|
|
|
#28 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 1,494
|
Michel Houellebecq
Michel Houellebecq, 26 Şubat 1955'te (1956 veya 1958 de olabilir) Réunion adasında doğmuş bir Fransız yazarıdır ve gerçek ismi Michel Thomas'tır. Les Particules élémentaires (Temel Parçacıklar) ve Platform romanları ile tartışmalı bir uluslararası şöhret kazanmıştır. En olumsuz eleştirilerin yanı sıra, onu yeni Fransız edebiyatının cevheri olarak gören değerlendirmeler de bulunmaktadır. Eserlerinin tarzının ve içeriğinin Kurt Vonnegut, Bret Easton Ellis ve J. G. Ballard'ı andıran yönleri bulunmaktadır. H.P. Lovecraft'tan çok etkilendiğini kendisi de dile getirmektedir. Bir dağcı olan babası ve anestezist hekim annesinden pek ilgi görmediği anlaşılmaktadır. 6 yaşına kadar Cezayir'de anneannesi tarafından büyütülmüştür. Ardından bir komünist militan olan babannesi Henriette'e teslim edilmiş, ve babannesinin kızlık soyadı olan Houellebecq'i ileriki yıllarda yazı hayatında kullanmıştır. Fransa devletine yönetici yetiştirme geleneğine sahip Grandes écoles hazırlık sınıflarından sonra Paris'te Ziraat Mühendisliği tahsili yapmıştır. 1978'deki mezun olduğu okulda edebiyat ve film çalışmalarına katılmıştır. Ardından l’École nationale supérieure Louis Lumière'e geçerek sinema bölümünde kameramanlık eğitimi almıştır. 1981'deki mezuniyetini evlilik, çocuk, işsizlik, depresyon ve boşanma izlemiştir. Bir süre Fransa Millet Meclisi'nde bilişimci olarak çalışmıştır. 1991'de yayınladığı ilk iki şiir kitabı pek yankı uyandırmamışsa da, sonraki kitaplarının ana temaları (varoluşçu yalnızlık, liberalizme tepki ve kişilerin mahrem hayatı) bu şiirlerde görülebilmektedir. Eserleri : Contre le monde, contre la vie, (H. P. Lovecraft üzerine denemeler), Éditions du Rocher (1991) Rester vivant, methode, La Difference (1991) La Poursuite du bonheur, şiirler, La Difference (1992) Extension du domaine de la lutte, roman, Maurice Nadeau (1994) Le Sens du combat, poèmes, Flammarion (1996) Interventions, recueil d’essais, Flammarion (199 Les Particules elementaires, roman (prix Novembre) Flammarion (199 Renaissance, poemes, Flammarion (1999) Lanzarote, Flammarion (2000) Plateforme, roman, Flammarion (2001) La Possibilité d'une île, roman, Fayard (2005). Prix Interallie |
|
|
|
|
|
#29 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 1,494
|
Guy de Maupassant
Merhaba arkadaşlar. Bugün sizlere diğer bir Fransız romancı ve kısa öykü yazarı olan Guy de Maupassant (1850-1893) ı tanıtacağım. Guy de Maupassant 5 Ağustos 1850 yılında Fransa’da doğmuştur. Doğum belgesinde Tourville-sur-Arques’da bulunan Miromesnil şatosunda dünyaya geldiği belirtilse de çeşitli kaynaklara göre yüksek ihtimalle Fécamp’da doğmuştur. 6 Temmuz 1893 yılında Paris’te vefat etmiştir. Mezarı Paris Montparnasse mezarlığındadır. Maupassant ailesi Normandie bölgesine XVIII. yüzyılda yerleşir. Babası, Gustave Maupassant 1846 yılında bir burjuva olan Laure le Poitevin ile evlenir. Laure derin edebi kültüre sahip bir hanımdır. Klasikleri ve özellikle de Shakespeare’i çok sever. Çiftin boşanmasının ardından Guy ve ağabeyi Hervé anneleriyle yaşarlar. Kır kasabaları ve deniz kıyısında, doğa ile iç içe açık hava sporları yaparak büyür. Bu dönemde balıkçılarla ava gider, çiftçilerle sohbet eder. Annesine çok bağlıdır. Yvetot’da gittiği din okulundan atılır. Hayatı boyunca, bu ilk eğitim sürecinde dine karşı geliştirdiği olumsuz görüşlerin izlerini taşır. Ardından Rouen lisesine başlar. Bu dönemde kendini şiire adar ve birçok okul piyesine katılır. Liseyi tamamlamasının hemen ardından başlayan Fransa Prusya savaşına gönüllü olarak katılır. Savaşın sona ermesinin ardından 1871 yılında Normandie’yi terk eder ve Paris’e yerleşir. On yıl boyunca Denizcilik Bakanlığı’nda çalışır. Bu süre içinde çok sıkılır: tek eğlencesi Pazar günlerinde yapılan Seine nehri gezileri ve tatillerdir. Gustave Flaubert (okunuşu: gustav fılober) onun koruyucusu, akıl danışmanı ve edebiyat ve gazetecilik hayatının başlangıcında yön göstericisi olmuştur. Flaubert’ in yardımı ile rus romancı Ivan Tourgueniev, Emile Zola ve birçok naturalist ve realist yazar ile tanışır. Bu süre içinde çok sayıda kısa oyun ve mısra yazar. 1878 yılında, gazetelere makale hazırlamak üzere başka bir bakanlıkta görevlendirilir ve Figaro gibi önemli gazetelere makaleler yazar. Flaubert Maupassant’ın şiirlerinin yetersiz olduğunu söyler ve onu öykü ve roman yazmaya teşvik eder. Bu dönemde boş zamanlarını roman ve hikaye yazmaya adar. 1880 yılında ilk başyapıtı Boule de Suif’i yayınlar. ( Henüz Türkçe olarak yayınlanmamıştır). Eser Zola tarafından 1880 yılında düzenlenen ve natüraliste yazarların buluştuğu toplulukta büyük ilgi toplar. Flaubert yapıtı “kalıcı bir başyapıt” olarak nitelendirir. 1880 ile 1891 yılları arasında Maupassant en verimli dönemini yaşar. İlk yapıtıyla meşhur oluşunun ardından düzenli şekilde çalışır ve yılda iki, hatta bazen dört kitap yayınlar. 1881 yılında La Maison Tellier ( Henüz Türkçe olarak yayınlanmamıştır) adlı ilk hikaye serisini yayınlar. Bu kitap iki yıl içinde oniki baskı yapar. 1883 yılında ilk romanı olan Une Vie’yi tamanlar. Bu kitap bir yıldan kısa bir sürede yirmibeşbin kopya satar. Romanları hikayelerinde ayrı ayrı değindiği gözlemlerinin buluşmasıdır. İkinci romanı Bel-Ami 1885 yılında yayınlanır ve dört ayda otuzyedi adet baskı yapar. Aynı dönemde birçoklarının yazarın başyapıtı olarak değerlendirdiği Pierre ve Jean’ı yazar. Yapıtlarında biçem, gözlem, içerik ve derinlik büyük bir uyum ve doğallıkla yer alır. Cezayir, İtalya, İngiltere, Sicilya gibi bölgelere geziler yapar ve neredeyse her gezisinde yeni bir kitap yazar. Flaubert edebiyat konusunda her zaman Maupassant’ ın yol göstericisi olmuştur. Ünlü Goncourt kardeşlerle arkadaşlığı çok kısa sürmüştür. Bu kardeşlerin 18.yüzyıl etkisinde yarattıkları edebiyat salonunun yapısını asla kabul etmemiştir. İlerleyen yıllarda büyük bir ölüm korkusu ve yalnız kalma isteği geliştirir. Bu değişiminde hızlı yaşadığı gençlik yıllarında yakalandı sifis hastalığının etkisi olduğu düşünülür. 1892 yılında hastalığın da etkisiyle aklını kaybeder ve intihar girişiminde bulunur. Bunun ardında Paris’de bulunan Dr Blanche tıp kliniğine kaldırılır ve 43.yaş gününden bir ay önce, 6 Temmuz 1893 tarihinde burada hayata gözlerini yumar. Doğum kayıtlarının tersine ölüm kayıtlarında doğum yeri Yvetot olarak belirtilir ve böylece doğum yeri üzerine bir polemik başlar. Eserleri : Boule de Suif (1880) La Maison Tellier (1881) Une partie de campagne (1881) Une vie (1883) Mademoiselle Fifi (1882) Contes de la Bécasse (1883) Au soleil (1884) Clair de Lune (1883) Les soeurs Rondoli (1884) Yvette (1884) Miss Harriet (1884) Monsieur Parent (1885) Bel-Ami (1885) Contes du jour et de la nuit (1885) La Petite Roque (1886) Toine (1886) Mont-Oriol (1887) Le Horla (1887) Sur l’eau (188 Pierre et Jean (188 Le Rosier de madame Husson (188 L’héritage (188 Fort comme la mort (1889) La Main gauche (1889) Histoire d’une fille de ferme (1889) La vie errante (1890) Notre Coeur (1890) L’Inutile beauté (1890) Le père Millon (1899) Le colporteur (1900) Les dimanches d’un bourgeois de Paris (1900) Tiyatro : Histoire du vieux temps (1879) Musotte (1890) La paix du ménage (1893) Une répétition (1910) |
|
|
|
|
|
#30 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 1,494
|
Rene Guenon
Rene Guenon (Şeyh Abdülvahit Yahya adıyla da bilinir), (1886-1951) Fransız metafizikçi yazar. 15 Kasım 1886'da Fransa'nın Blois kentinde geleneksel Katolik bir ailede mimar bir babanın oğlu olarak dünyaya gelen Guenon, formel eğitimini matematik ve felsefe alanında gördü. 1906 yılında gittiği Paris'te çeşitli ruhçu gruplarla irtibata geçti, 1909 yılında La Gnose adında manevi ve ezoterik konularda yayın yapan bir derginin kuruculuğu ve editörlüğünü yaptı. 1906-1908 yılları arasında o günün Fransa'sında yaygın okült gruplar ile bu temasları sırasında Guenon'unpek fazla bilgi vermemiştir. Ancak bu konuda çeşitli kaynaklardan bilgi edinmek mümkündür. Guenon, 1906'da yirmi yaşındayken daha sonra Papus (Dr.Gerard Encausse) tarafından yönetilen okült hareketin öncüsü olan Ecole Hermetique'in kurslarında katıldı. Papus tarafından kontrol edilen tüm organizasyonlara kabul edildi. Daha sonra Papus'un bazı inançlarını (ruhçuluk, reenkarnasyon) reddetti. 1908 yılında Martinist arkadaşlarının da teşvikiyle kısa süre devam etmiş olan Orde du Temple Renove (O.T.R)nin kontrolünü üstlendi. 1909'da okültizm ile tüm ilişkisini keserek O.T.R.den ayrıldı. 1909'da tarihi Katarcılığın (Catharism) otantik bir yeniden inşası olduğunu iddia eden Eglise Gnostique'a katıldı. Piskoposluk ünvanını kazandı ve Palingenius adını aldı. Bu kilisenin patriği olan Synesius'un inisiyatifinde La Gnose dergisini kurdu ve dergiyi 1912 yılına kadar yönetti. 1909 ile 1912 yılı arasında dergide çıkan makaleleri daha sonra yayınlanan iki kitabının da ilk unsurlarını içermekteydiler. Guenon'un sonraki eserlerine bakıldığında okültizm, teosofizm, neognostisizm ve benzeri akımlara muhalefet ettiğini görürüz. Bunun sebebi Guenon'un bu akımların otantiklik iddialarının doğruluğunu araştırması ve hakiki ezoterizmin parodilerine karşı mücadelesiydi. 1910 yılında, İslamiyet'i benimseyip Abdülhadi adını alan ünlü Fransız ressam Gustav Ageli ile tanıştı ve onun vasıtasıyla 1912 yılında müslüman olup Mısır'da Şazeliye şeyhlerinden Abdurrahman Eliş el-Kebir'e intisap ederek Abdülvahid Yahya adını aldı. Üniversite eğitimini 1916 yılında "Leibniz ve Sonsuz Küçüklerin Hesaplanması" (Leibniz and Infinitesimal Calculus) adlı teziyle tamamladı. 1921 yılında Jacques Maritain'in danışmanlığı altında Hindu Öğretilerinin Tetkikine Genel Giriş (General Introduction to the Study of Hindu Doctrines) adlı doktora tezini tamamladı. Doktora jürisinin tezini reddetmesi üzerinde akademik hayatı bırakan Guenon, Doğu ve Batı (Orient and Occident) ve Modern Dünyanın Krizi (The Crisis of the Modern World) adlı eserlerini yayınladı. Modern Dünyanın Krizi adlı eserinin yayınlandığı yıl eşi vefat eden Guenon, bazı tasavvuf metinlerinin tetkiki ve yayınlanması ile ilgili bir yayıneviyle yaptığı anlaşma gereği 1930'da Mısır'a gitti ve orada bir tasavvuf önderi olan Şeyh Muhammad Ibrahim'in kızı Fatma ile evlendi ve 7 Ocak 1951'de vefat edene kadar da Kahire'de mütevazı yaşamını terketmedi. Guenon, sıradışı bir hafıza ve büyük bir dil yeteneğine sahipti. Yunanca, Latince, İbranice, İngilizce, İtalyanca, İspanyolca, Rusça, Polonyaca, Arapça, Sanskritçe ve biraz da Çince biliyordu. Geniş dil bilgisiyle klasik mistik literatürleri kaynağından okuma imkanına kavuşmuştu. Metafizikten geleneksel bilimlere ve modern dünyanın eleştirisine kadar geniş bir alanda eserler verdi. Eserlerinin ana temasını dünyanın çeşitli gelenekleriyle modern dünya arasındaki tezatlık oluşturmaktadır. Modern Batı'yı geleneksel medeniyetlerden sapma, bir "anomali" olarak nitelendiren Guenon, iyileşmenin tek yolunun Doğu'daki geleneksel öğretilerin temelinde yer alan hakikatlerin yeniden keşfi olduğunu ileri sürer. Bütün hakiki dinlerin aynı ilahi kaynaktan gelip kuralları itibariyle değişkenlikler arzeden uyarlamalar olduğunu öne süren Guenon, Hinduizmin doğuştan hindu olanlara açık, Hristiyanlığın ise inisiyatik niteliğini yitirmiş, Yahudiliğin de ırki bir nitelik sergilediğini ifade etmiş ve kendisine inisiyatik bir yol olarak modern dünyada inisiyatik niteliğini koruduğunu düşündüğü Tasavvufu seçmiştir. Bununla birlikte eserlerinde ırki ve zihni yakınlıkları sebebiyle batılı zihniyetine daha uygun geleceğini düşündüğü bir dil olan Hinduizmin dilini kullanmayı tercih etmiştir. Kendisi de Tradisyonalist ekole mensup olmakla birlikte Frithjof Schuon gibi yazarlar Guenon'un Hristiyanlık konusundaki görüşlerine katılmamışlardır. Yazarlar arasındaki böylesi farklılıklardan ötürü batıda Guenon takipçileriyle Schuon takipçileri arasında belirli bir ayrıma giden kimseler de bulunmaktadır. Guenon eserlerindeki ifadelerin dinlerin birleştirilmesi, sentezi vs. şeklinde anlaşılmaması gerektiğini özellikle vurgulamıştır; "Gariptir ki tüm tradisyonel doktrinlerin temeldeki birliğini doğruladığımızda bazıları bizim farklı tradisyonların birbirleri içinde eritilmesinden (fusion)dan söz ettiğimizi sanabilmektedirler Eserleri East and West (Orient et Occident, 1924), Oriental Metaphysics (La metaphysique orientale, 1939) The Crisis of the Modern World (La crise du monde moderne, 1927) , The Spiritist Fallacy (L'erreur spirite, 1923) Insights into Islamic Esoterism & Taoism (Aperçus sur l'ésotérisme islamique et le Taoïsme, 1973) Man and His Becoming according to the Vedanta (La crise du monde moderne, 1927) , The Reign of Quantity & the Signs of the Times (Le règne de la quantité et les signes des temps, 1945) , Introduction to the Study of the Hindu Doctrines (Introduction générale à l'étude des doctrines hindoues, 1921) , Studies in Hinduism (Études sur l'Hindouisme, 1966) Initiation and Spiritual Realization (Initiation et réalisation spirituelle, 1952) , Traditional Forms and Cosmic Cycles(Formes traditionelles et cycles cosmiques, 1970) , Insights into Christian Esoterism (Aperçus sur l'ésotérisme chrétien, 1954) , The Multiple States of the Being (Les états multiples de l'Être, 1932) , Perspectives on Initiation Aperçus sur l'initiation, 1946) , Theosophy: History of a Pseudo-Religion (Le Théosophisme - Histoire d'une pseudo-religion, 1921), The Metaphysical Principles of the Infinitesimal Calculus (Les principes du calcul infinitésimal, 1946), The Great Triad (La Grande Triade, 1946) , The King of the World (Le Roi du Monde, 1927 |
|
|
|
|
|
#31 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 1,494
|
Andre Gide
Andre Paul Guillaume Gide (22 Kasım 1869 Paris - 19 Şubat 1951 Paris) Fransız yazar. 1947 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi. Gide, 22 Kasım 1869 tarihinde Paris, Fransa`da dünyaya geldi. Babası Protestan ve köylü kökenli, annesi Katolikti. 8 yaşında Paris'te Alsace Okulu'na gönderildi. Sık sık hastalandığı için öğrenimi kesintiye uğradı. Gide henüz 11 yaşındayken (1880) Paris Üniversitesi`nde hukuk profesörü olan babasını kaybetti. Ailedeki kadınların etkisi ve annesinin katı otoritesi altında büyüdü. 1889'da okuldan mezun oldu. Yaşamını yazarak geçirmeye karar verdi.Yazı hayatına 1891’de 21 yaşındayken yayımladığı André Walter'in Günlükleri (Les Cahiers d'André Walter) ve Narsis Üstüne İnceleme ile başladı. Ama ikisi de başarısız bulundu. 1893'te Kuzey Afrika gezisine çıktı. Arap dünyasının tümüyle farklı değerleriyle tanıştı. Fransa'ya döndüğünde oradaki katı Victorya dönemi yaşantısının olumsuzluklarından rahatsız oldu. 1894'te tekrar Kuzey Afrika'ya gitti. Burada Oscar Wilde ve Lord Alfred Douglas'la tanıştı. Onların yüreklendirmesiyle baskı altında tuttuğu eşcinselliğini kabul etti. Annesi hastalanınca Fransa'ya döndü. 1895'te kuzeniyle evlendi. 1896`da Normandiya`da bir komüne belediye başkanı oldu. 1908`de bazı seçkin yazarlarla birlikte Nouvelle Revue Française adında bir edebiyat dergisi kurdu. 1916`da 16 yaşındaki Marc Allégret ile sevgili oldu. Marc Allegret ile eşcinsel ilişkisi ailesinde huzursuzluk yarattı. Eşi Gide'nin kendisine yazdığı mektupları yok etti. 1925 yılında yayımladığı Kalpazanlar Gide`nin en önemli eserlerinden biri olarak görülür. 1926`da otobiyografik eser olan "Si le grain ne meurt" yayımlar. I. Dünya Savaşı yıllarında Kızılhaç ile gönüllü insani kuruluşlarda çalıştı. 1923'te ilk feministlerden ünlü Elizabeth van Byyselberghe ile olan yasak ilişkisinden tek çocuğu kızı Catherine doğdu. 1924 yılında Corydon adlı homoseksüelliği savunan bir kitap yayımladı, fakat eser ilk etapta kınandı. 1925'te Fransız Ekvator Afrikası'na gitti. Burada gördüklerinden de etkilendi. Dönüşünde sömürgeciliği eleştiren yazılar yazdı. 1925 yılında yayımladığı Kalpazanlar Gide`nin en önemli eserlerinden biri olarak görülür. 1926`da otobiyografik eser olan "Si le grain ne meurt"u yayımladı. Komünizme ilgi duydu. 1936'da büyük umutlarla gittiği Sovyetler Birliği'nden hayal kırıklığı ile döndü. 1938'de eşini kaybetti. II. Dünya Savaşı'nın başlamasından sonra 1942'de tekrar Kuzey Afrika'ya gitti. Savaşın sonuna kadar burada yaşadı. 1947'de Oxford Üniversitesi'nden "Edebiyat Doktoru" unvanı aldı. Aynı yıl Kasım ayında da Nobel Edebiyat Ödülü'nün sahibi oldu. 19 Şubat 1951'de yaşamını yitirdi. Yaşamı boyunca toplumsal ve bireysel ahlakın en önemli ölçütünün, bireyin içtenliği ve kendisini tanıması olduğunu savundu. Edebi, siyasal ve toplumsal sorunlara karşı hoşgörülü bir tutum benimsedi. Genel ahlak anlayışının karşısında bireysel özgürlüklerin savunucusu oldu. Ama aynı zamanda 17'inci Yüzyıl Fransız edebiyatının en önemli hümanist ve ahlakçı yazarı olarak tanındı. Düşüncelerindeki bütünlük ve soyluluk, üslubundaki arılık ve uyumla Fransız edebiyatının saygın isimleri arasında yer aldı. Eserleri (Katolik kilisesi André Gide'in eserlerini 1952 yılında Yasak kitaplar listesi'ne koymuştur) Narkissos Üstüne İnceleme (1891) Urien'in Yolculuğu (1893) Aşka Teşebbüs (1893) Bataklıklar (1894) Vesileler (1903) Yeni Vesileler (1911) Ve İş Şimdi Sana Kaldı (1951, ölümünden sonra) Roman Kalpazanlar (1926) Biyografi Andre Walter'in Defterleri (1892) Tohum Ölmezse (1926) Şiir ve Düzyazı Şiir Andre Walter'in Şiirleri (1891) Dünya Nimetleri (1897, 1936'da Toprağın Yarattığı Nimetler) Hacı Ya da Sahte Peygamber Üzerine İnceleme (1899) Savurgan Evladın Dönüşü (1907) Kır Senfonisi (1919) Yeni Nimetler (1935) Thesee (1946) Tiyatro Saul (1903) Philoktetes (1899) Kral Kandaules (1901) Bat-Şeba (1912) Oidipius (1931) Persephone (1934) On Üçüncü Ağaç (1935) Robert Ya da Genel Çıkar (1944) Dönüş (1946) Öykü Vatikan Zindanları (1914) İsabella (1957) Kadınlar Mektebi (1929) Robert (1929) Genevieve (1936) İnceleme/Eleştiri Dostoyevski (1923) Rastlantılar (1924) Kalpazanların Günlüğü (1926) Montaigne Üstüne Deneme (1929) Çeşitli (1931) Henri Michaux'yu Tanımak (1941) Düşsel Söyleşiler (1943) Göz Önüne Alarak (1943) Poussin Öğretimi (1945) Şiir Sanatı (1947) Önsözler (194 Karşılaşmalar (194 Övgüler (194 Chopin Üzerine Notlar (194 SSCB Dönüşü (1936) SSCB Dönüşü Üzerine Düzeltmeler (1937) |
|
|
|
|
|
#32 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 1,494
|
Jean Genet
1910 yılında Camille Gabrielle Genet tarafından kimsesizler yurduna bırakılan yeni doğmuş bebeğe Jean adı verilmişti. Jean, yedi yaşına geldiğinde zanaatçı bir ailenin yanına yerleştirildi. 10 yaşında hırsızlığa başladı, on üç yaşında bir zanaat okuluna kaydoldu. Ancak orada da çok kalmayacaktı; 1926'da, 3 ay süren ilk hapishane deneyimini yaşadığında 15 yaşındaydı. Serbest kaldığında uslanmamıştı; bu kez reşit olana kadar kalmak üzere ıslahevini boyladı. 1930’ların sertliği ile ünlü bu ıslahevi Genet’yi gerçek bir suçlu haline getirdi. Islahevinden kurtulabilmek için yazıldığı askerlikten ve ardından Fransa’dan firar eden Genet, pekçok ül***i ve hapishaneyi ziyaret edeceği bir yıllık seyahatinin sonucunda 1937’de Fransa’ya geri döndü ve yeniden suç dünyasına daldı. Beş yıl boyunca ya hırsızlık yaptı, ya fahişelik. 1942’de bir kez daha cezaevine düştüğünde olgunlaşmıştı artık. İlk şiirini yazdı, ilk kitabı Notre-Dame des Fleurs (Çiçeklerin Meryem Anası) yayımlandı. Ardından Miracle de la rose (Gülün Mucizesi) geldi. 1948 ylında yayımlanan Journal du voleur (Hırsızın Günlüğü) bir anlamda Genet'nin otobiografisi niteliğindedir. Le balcon (Balkon) oyunları ve hatta tüm eserleri içinde en çarpıcı olanıdır. Balkon adlı oyununda yeryüzü egemenlerini alaycı ve acımasız bir dille eleştirir. Bu oyunu Türkiye'de de sahne almıştır. Ölümünden kısa süre önce, atölyesinde ziyaret ettiği Alberto Giacometti ile yaptığı röportaj ve Giacometti'nin sanatı üzerine kendi yorumunun bulunduğu L'Atelier d'Alberto Giacometti Giacometti'nin Atölyesi adlı röportaj/sanat içerikli kitabı, Genet'nin son yapıtıdır. Kitapları sayesinde tanıştığı André Gide, Jean Cocteau ve Jean-Paul Sartre'ın cumhurbaşkanına verdikleri dilekçe sonucu özgürlüğüne kavuşmuştur. Bu af sonrası, tekrar yeraltı dünyasına dönmemiş, kendisini tamamıyla edebiyata vermiştir. Ancak toplumsal olaylara, ezilen insanlara karşı hiç duyarsız kalmadı; 1968 mayısında öğrencilerin, Vietnam Savaşı sırasında Amerikan solunun, ırkçılığa karşı Kara Panterler'in ve İsrail’e karşı da Filistinliler'in yanındaydı. Bu konular hakkında yazdıkları ve röportajları Türkçe olarak Açık Düşman başlığıyla yayımlanmıştır. 1986'da Paris'te bir otel odasında ölü olarak bulunmuştur. Yapıtları : Roman Balkon oyununun afişiNotre-Dame des fleurs, 1944 / Çiçeklerin Meryem Anası (Ayrıntı Yayınları, 2000) Miracle de la rose, 1946 / Gülün Mucizesi (Ayrıntı Yayınları, 1999) Pompes Funèbres, 1947 / Cenaze Töreni Querelle de Brest, 1947 / Denizci (Ayrıntı Yayınları, 2004) Journal du voleur, 1948 / Hırsızın Günlüğü (Ayrıntı Yayınları, 1997) OYUN: Haute surveillance, 1947 / Büyük Gözaltı Les bonnes, 1947 / Hizmetçiler (Nisan Yayınları, 2000) Le balcon, 1956 / Balkon (Ayrıntı Yayınları, 1990) Les nègres, 1958 / Zenciler (Ayrıntı Yayınları, 2000) Les paravents, 1961 / Paravanlar Remzi Kitabevi, 1991 Sanat L'Atelier d'Alberto Giacometti, 1986 / Giacometti'nin Atölyesi (Metis Yayınları, 1990) Düzyazı Un captif amoureux, 1986 / Sevdalı Tutsak (Ayrıntı Yayınları, 2005) Açık Düşman - Jean Genet'den Seçme Yazılar ve Söyleşiler, Metis Yayınları, 1994 |
|
|
|
|
|
#33 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 1,494
|
Gustave Flaubert
12 Aralık 1821’de Fransa Rouen’de doğdu. 1880'de bir inme sonucu yaşamını yitirdi. Babası Achille Flaubert Rouen'daki bir hastanenin baş cerrahı, annesi de bir hekim kızıdır. 1840'ta liseyi bitirdi. 1841'de Paris Hukuk Fakültesine kaydoldu. 22 yaşındayken sara olduğu kabul edilen bir hastalığının bulunduğu ortaya çıktı. Eğitimini tamamlamadı. 1846'da babasını kaybetti. Bir kızı olan ablası da ölünce, annesi ve yeğeniyle Rouen yakınlarındaki Croisset'ye yerleşti, yaşamının tümünü burada geçirdi. İlk yazı çalışması 1837'de yayınlandı. Kasım 1849’dan Nisan 1951’e kadar Maxime du Camp ile birlikte Yunanistan, Anadolu, Mısır, Filistin, Suriye ve İtalya'yı dolaştı. İçe kapanıklığından, yalnız Mısır’a ve Tunus’a yaptığı yolculuklarla sıyrıldı. Ünlü romanı Salambo’yu ona esinleyen de, bu yolculuklar oldu. Edebiyat dünyasından pek çok kişiyle mektuplaştı. Bu mektuplardan bazıları sonradan büyük ün kazandı. Gerçekçilik akımını başlatan kişi olarak gösterilmesinde ünlü romanı Madame Bovary kadar bu mektuplarda dile getirdiği edebiyat ve sanatla ilgili görüşleri de etkilidir. Yaşadığı dönemde kitaplarından maddi kazanç sağlayamadı. Yaşamının son yılları acılar, edebi başarısızlıklar ve maddi zorluklarla geçti. Bu dönemdeki en büyük avuntuları, manevi oğlu olan Guy de Maupassant’ın başarısı ve başını Emile Zola’nın çektiği natüralist (doğalcı) grubun ona verdiği değerdi. En ünlü romanı olan Madame Bovary 1856'da yayınlandığında, yazar ve yayıncı hakkında ahlaksızlığa teşvik suçundan dava açıldı. Madame Bovary bugün dünya edebiyatının temel taşlarından biridir. Eserleri : Roman Madame Bovary (1856) Bir Delikanlının Hikayesi (1870 iki cilt: Bir Delikanlının Hikayesi 1964, Gönül ki Yetişmekte 1982) Ermiş Antonius ve Şeytan (196 Bouvard ile Pecuchet (1881) Salambo (1862, Türkçe 1935-1985) Oyun Gönül Şatosu (1880) Öykü Üç Hikaye (1887, Türkçe 1955, 1981) Deneme Basmakalıp Düşünceler Sözlüğü (1913) Kitap Deliliği (1926) Günlük Kırlarda ve Kumsallarda (1886) |
|
|
|
|
|
#34 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 1,494
|
Albert Camus (7 Kasım, 1913 – 4 Ocak, 1960) Fransız yazar ve filozof. Varoluşçuluk ile ilgilenmiştir ve absürdizm akımının öncülerinden biri olarak tanınır fakat kendini bir "varoluşçu" ya da "absürdist" olarak tanımlamaz, herhangi bir akımın filozofu biçiminde etiketlenmeyi reddeder. 1957 Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanmıştır, Rudyard Kipling`den sonra bu ödülü kazanan en genç yazardır. Ödülü aldıktan 3 yıl sonra bir trafik kazasında hayatını kaybetmiştir. 20. yüzyılın en güçlü Fransız yazarlarından biri olan Albert Camus, 1913’te Cezayir’in Mondovi kasabasında doğdu. Babası bir Cezayir Fransız`ı, annesi ise İspanyol`du ve yoksul bir ailelerdi. 1914`te Birinci Dünya Savaşı sırasında babasını kaybetti. Annesi evlerde hizmetçilik yaparak oğlunu okutmaya çalıştı. Ancak Camus, daha bağımsız bir hayat sürebilmek için evinden ayrıldı. 1923`te liseye ardından Cezayir Üniversitesi`ne kabul edildi. Bu sırada sağlık durumu bozuldu, 1930`da vereme yakalandı. Üniversite takımı için kalecilik yapan Camus hastalıktan dolayı futbolu bıraktı. Çeşitli işlerde çalışmaya başladı, felsefe eğitimini 1936 yılında tamamlayabildi. 1934`de Fransız Komünist Partisi`ne katıldı, bu katılım Marksist-Leninist doktorini desteklemekten ziyade İspanya`daki politik durumdan (İspanya İç Savaşı ile sonuçlandı) kaygı duyduğu içindir. Kendisini Stalinist komünizme yakın bulmaması yüzünden Troçkist suçlamasıyla 1937`de partiden atıldı. 1934`de evlendi, karısı Simone Hie morfin bağımlısıydı, fakat evlilik Simone`nun sadakatsizliğine bağlı olarak son buldu. 1935`de "İşçinin Tiyatrosu"`nu (Théâtre du Travail) kurdu fakat bu tiyatro 1939`da kapandı. Aynı yıl Fransa ordusuna verem |