|
||
|
|
#51 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 1,546
|
Agatha Christie
Merhaba arkadaşlar, İngiliz edebiyatı nın kuvvetli isimlerinden birisi; Agatha Mary Clarissa Christie (15 Eylül 1890 – 12 Ocak 1976), İngiliz yazar, popüler edebiyatın en önemli isimlerinden biri ve dedektif Hercule Poirot tipinin yaratıcısıdır. Babası Frederick Alvah Millet, Agatha henüz küçük yaştayken öldü. Annesi tarafından evde eğitilen küçük kız, yalnız bir çocukluk geçirdi. Küçük yaşta öyküler yazmaya başladı. 16 yaşında, şan öğrenimi görmek üzere Paris’e yollandıysa da kısa sürede bundan vazgeçti. Ciddi anlamda ilk edebi denemeleri, duygusal konuları ele alan öyküler oldu. 1914’te Arvhibald Christie adlı bir doktorla evlendi ve yeniden Fransa’ya gitti. Oradayken vakit geçirmek üzere okuduğu dedektif öykülerinin daha iyilerini yazabileceğini düşünerek ilk polis romanı olan The Mysterous Affair at Styles’ı (Styles’daki Esrarengiz Olay) yazdı. Kitap çeşitli yayınevinlerince geri çevrildikten sonra 1920’de Bodley Head Yayınevi tarafından kabul edildi. Styles, Agatha Christie’nin ilk Hercule Poirot’u romanıdır. Hercule Poirot, zekası, espri yeteneği, keskin gözlemciliği ve Avrupalı inceliği ile seçkinleşen Belçikalı bir dedektiftir. Cinayetleri “küçük gri hücreler” dediği beynini kullanarak çözmesi ve bu arada da İngiliz yüksek sınıfının özel yaşamının saklı yönlerini ortaya dökmesi ile tanınır. Agatha Christie’nin arka arkaya yazmaya başladığı polis romanları Poirot tipine uluslararası ün kazandırdı. Yazar ayrıca Miss Marple adının verdiği bir tip daha yarattı. Sevimli bir yaşlı kız olan amatör dedektif Miss Marple da çok tutuldu. 1928’de ilk kocasından boşanıp Max Mallowan’le evlendikten sonra birçok ülke gezip görme fırsatı bulan Christie’nin romanları 1930’larda çoğunlukla uluslararası mekânlarda geçmeye başladı. Hayranlarınca her kitabı beğenilmekle birlikte, Agatha Christie’nin edebi kaygılarla yazdığı bazı romanlar eleştirmenlerin de dikkatini çekti. Örneğin Roger Ackroyd Öldürüldü romanının anlatıcısı katilin kendisidir. On Küçük Zenci ise polis romanının klasikleri arasındadır. Ölümünden sonra yayınlanan Son Perde ise, yazar ilk romanının geçtiği mekân olan Styles’daki eve döner ve cinayeti Harcule Poirot’ya işletir. Agatha Christie, İngiliz töre romanı geleneğinde yazığı polis romanları ile dünya edebiyatında kendine özgü bir yerin sahibi olmuştur. |
|
|
|
| Faydalı Linkler |
|
|
#52 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 1,546
|
Nikolay Çernişevski
Nikolay Gavriloviç Çernişevski (soyadı zaman zaman Çerniçevski olarak da geçmiştir) (12 Temmuz 1828 - 17 Ekim 1889) Rus devrimci demokrat, materyalist filozof, eleştirmen ve sosyalist. Bazıları tarafından bir ütopyacı (ütopist) sosyalist olarak değerlendirilmiştir. 1860'larda devrimci demokratik hareketin önderi konumundaydı. Lenin, Emma Goldman gibi önemli isimleri etkilemiştir. Yoksul bir papazın oğlu olarak Saratov'da 1828'de doğdu. 1846'ya kadar burada kaldı. 1850'de St. Petersburg Üniversitesi'nden mezun olduktan sonra, Saratov'da bir lisede (jimnazyum) öğretmenlik yapmıştır. 1853'ten 1862'ye kadar St. Petersburg'da yaşamış, Sovremennik`te (Çağdaş) baş editör olmuştur. 1862'de tutuklanmış ve hapsedilmiştir. Hapiste olduğu sırada Ne Yapmalı? isimli ünlü romanını yapmıştır. Daha sonra birçok Rus devrimcisine ilham kaynağı olacak roman, barındırdığı düşünceler açısından Owen, Fourier ve Godwin gibi isimlerin etkilerini taşır denilebilir. 1862 yılında 'sivil idam' (alay(cı) idam) hükmü verilmiştir, ardından cezai kölelik ve daha sonra Sibirya'ya sürgün. 17 Ekim 1889'da, 61 yaşındayken ölmüştür. Çerniçevski Rus popülizmi, Narodizm`in kurucusudur. Kamuoyunu otokrasinin bir devrim ile devrilmesi ve sosyalist bir toplumun yaratılması için çalışmaya davet etmiştir. Düşüncesi eski köylü komününü temel alan bir sosyalizm yaratmaktı. Herzen, Belinsky ve Feuerbach fikirlerini büyük ölçüde etkilemiştir. Felsefi anlamda bir maddeci (materyalist) idi. |
|
|
|
|
|
#53 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 1,546
|
Yevgeni İvanoviç Zamyatin
Sevgili arkadaşlarım, değerli Rus ustalardan bir tanesi de; Yevgeni İvanoviç Zamyatin dir. (1884 - 1937), Rus yazar. Distopik bir geleceği konu alan "Biz" isimli romanıyla ünlenmiştir. 1 Şubat 1884 Tambov vilayetinin Lebedyan ilçesinde bir rahibin oğlu olarak doğdu. 1902'de takdirname ile bitirdiği Voronej lisesinin ardından 1908 yılında Petersburg (Leningrad)daki Gemi Mühendisliği enstitüsünden mezun oldu. Öğrencilik yıllarında , birinci Rus devrimi zamanlarında devrim hareketlerinde yer aldı. 1906 - 1911 yılları arasında kanun kaçağı olarak yaşadı. Potemkin isyanı olduğu sıralarda Odessa’da bulundu. İlk Hikayesi “Yalnız” 1908 yılında Eğitim dergisinde yayınlandı. İlk büyük edebi başarısını 1911 yılında yayınlanan “Uezdnoye” (Gezisel gibi bir anlam ifade eder - İngilizce’ye “Yerel Hikayeler” olarak çevrimiştir.) ile kazandı. 1914 yılında yayınlanan savaş karşıtı hikayesi “Na Kuliçkah” (Çok Uzaklarda – İngilizce’ye “Dünya’nın Sonunda” adıyla çevrilmiştir.) nedeniyle kovuşturmaya uğradı , tutuklandı ve yargılandı , eserin basıldığı derginin ilgili sayısı toplatıldı. Bu iki eser de yazarın dönemdaşı Maksim Gorki’den iltifatlar almıştır. 1916-1917 yıllarında İngiltere’de Rus buz kırıcı gemilerinde çalışırken izlenim sahibi olduğu İngiliz hayatı hakkında “Ostrovityane – Adalılar” adlı eseri yayınlandı. 1917 sonbaharında Rusya’ya döndü . Maksim Gorki tarafından davet edildiği Dünya Edebiyatı Topluluğu’nda , İngiliz ve Amerikan edebiyatından sorumlu yayın kurulu üyesi olarak görev aldı. Aynı yıllarda esas mesleğinde de başarılı çalışmalarda bulundu Ermak, Krasin buz kırıcı gemilerinin ve diğer muhtelif gemi inşaa işlerinde görev aldı. 1920’lerde “Serapionlar Kardeşliği” yazın topluluğunun üyesi oldu. “Mağara” , “Rus” ve “En Önemli Hakkında” bu dönem eserlerindendir. Aynı yıllarda “Bit” ve “Atilla” piyeslerini yazdı. 1920 yılında en çok ses getiren ve batı edebiyatında ilk ütopya karşıtı roman olarak nitelendirilen Biz adlı romanını yazdı . Roman ilk olarak 1924 yılında İngiltere’de ve yayınlandı. 1929 yılı sonrasında , 1988’de “Biz” kendi dilinde yayınlanana kadar Zamyatin’in eserleri Sovyetler birliğinde hiç yayınlanmadı. George Orwell’in ünlü eseri 1984’ü yazarken “Biz” den etkilendiği söylenir. 1931 yılında talebi üzerine Stalin’in tarafından verilen Sovyetler Birliği dışına çıkış iznini alıp Paris’e yerleşti. Ölümüne kadar bir göçmen olarak Sovyet vatandaşlığından çıkmadan orada yaşadı. Son eseri “Tanrı’nın Sopası” ölümünden sonra 1938 yılında yayınlanmıştır. Zamyatkin ağır bir hastalık geçirerek 1937 yılında Paris’te öldü. Eserleri Romanları Biz(1920) Kısa Öyküleri ve Hikayeleri Yerel Hikayeler (1912) Uzaklarda (1913) Alatır (1914) Adalılar (1917) İnsan Avcısı (191 Kuzey (191 Nisan (1912) Yolsuz (1913) Üç Gün (1913) Afrika (1916 Resimler (1916) Bilim Şehidi (1916) Göz (1917) Kadastro Memuru (191 İşaret (191 Günahkarların Kefili (191 Ejder (191 X (1919) Yerazm’ın Nasıl İyileştirildiği Hakkında (1920) Çocukça (1920) Mamay (1920) Mağara (1921) Söz Çurigin’e Veriliyor (1922) Yamyamlar. Tanrı’nın Kilisesi. (1922) Rus (1923) En Önemli Hakkında (1923) Yola (192 Taşkın (1929) Tanrının Sopası (1935) Diğer eserleri; Herbert Wells (1922) Moskova - Peterburg (1933) |
|
|
|
|
|
#54 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 1,546
|
Eduard Mörike
Eduard Mörike 8 Eylül 1804'te Stuttgart yakınında Ludwigsburg'da bir hekimin oğlu olarak dünyaya geldi. Babası bölge sağlık danışmanı olan Mörike, uzun bir dönem Ludwingsburg'da dini eğitim gördü. Ardından, 1818 yılında Urach'ta Kilise'ye bağlı yatılı okulda okudu. Eğitimine devam ettiği yıllarda şair Waiblinger'le dostluk kurdu. Bir süre sonra din görevlisi olarak Tübingen Manastırı'nda çalıştı. Çeşitli yerlerde papaz yardımcısı olarak bulunduysa da bu görevi hiç sevmedi. 1827 yılında edebi çalışmalara başladı. Geçici olarak bir gazetede redaktörlük yaptı. Ancak yedi yıl sonra din adamlığına geri dönerek Cleversulzbach'a papaz olarak gitti. Papaz olmaktan hoşlanmadığı halde bu işe devam eden ancak bir yandan da farklı meslekler deneyen Eduard Mörike, 1843'te öğretmenlik yapmaya karar verdi. Yaşamının son yıllarına kadar bu işi sürdüren yazar, emekli olduktan sonra önce Nürtingen'de daha sonra da Stuttgart'ta, o dönemin toplumsal sorunlarından uzak sakin bir yaşam sürdü. Alman edebiyatında romantik dönem ile gerçekçi akım arasında yer alan ve çağının gerçeklerinden uzak, yılgın Biedermeier döneminin önde gelen temsilcileri arasına katılan Mörike, şiirlerinde klasik dönemin ölçü ve biçim özellikleri ile romantik dönemi, kendine özgü bir anlayışla birleştirdi. 1822-1826 arasında Tübingen Vakfı'nda dinbilim okudu. Şiirlerinin Peregrinası ve sanatçı romanı "Maler Nolten"in "Elisabeth"i olan Maria Mayer'le karşılaşması bu öğrenciliği zamanına raslar. Mörike, bu karşılaşmadan derin bir biçimde etkilenmişti. Sonra hemen hemen sekiz yılını Şıvab köylerinde papaz yardımcılığı yaparak geçirdi, sonunda 1834'te Cleversulzbach'da papaz oldu. Ancak hiç sevmediği bu görevden bıkarak daha 1843 yılında emekliye ayrıldı. Mergentheim'da birkaç yıl boş oturduktan sonra 1851'de Stuttgart'ta Katharin Vakfı'nda, ancak pek az zamanını dolduran, bir yazın öğretmenliği görevi aldı, arkasından evlendi. 1866'da bu işini de bıraktı. Evliliği de pek mutlu olmamıştı, sonunda evlilerin ayrılmasıyla bitti. Mörike ömrünün son yıllarını Lorch ve Nürtingen'de darlık içinde geçirdi ve en sonunda yeniden Stuttgart'a döndü. Ölüm döşeğinde karısıyla barıştığı halde, yaşama gözlerini kapadığı 4 Haziran 1875'te yanında kimse yoktu. Mörike'nin değeri ancak ölümünden sonra anlaşıldı; özellikle Schumann, Robert Franz, Brahms ve Hugo Wolf'ün seslendirdiği şiirleri onu halka mal etti. Yaşamda olduğu sırada değerini bilenler yalnızca onun genişçe dost çevresi olmuştu. Bu çevrede yurdunun en iyi insanlarına yer vardı. Başlıcaları: David Friedrich Straus, Friedrich Theodor Vischer, Wilhelm Waiblinger, ama aynı zamanda Theodor Storm, Moritz von Schwind ve Paul Heyse. Bunlarla dostluğu ve mektuplaşmaları Mörike'nin yaşadığı yaşama pek az ışık tutar öyle bir yaşam ki, görünüşe bakılırsa, pek dar bir çevre içinde geçmemiştir. Mörike, birkaç kısa yolculuktan başka Şıvab ülkesinden hiç ayrılmamıştır; fakat onun zaten büyük bir dış çevreye gereksinmesi yoktu, çünkü kendi içinde zengin bir dünya taşıyordu, bu dünya, en çok onun şiirlerinde temiz ve açık bir biçimlenmeye ulaşmıştır. Goethe'den sonra en büyük lirik şair olduğu yolundaki ününü de bu içten ve derin ruh zenginliği sayesinde kazanmıştır. Şiirlerinin sevimliliği, sessiz karamsarlığı ve şakacı rahatlığı onun düzyazısında da yer alır. "Mozart Prag Yolunda" Alman uzun öykülerinin en güzellerinden biri ve belki de en güzelidir. Onda kendini gösteren ve neşeyle yakın ölüm arasında dolaşan duygu durumu, Mozart'ın kişiliğini birçok büyük yaşamöyküsünden daha iyi yansıtır. "Stuttgart Cücesi" ise Alman yazınının en gelişmiş sanat masallarından biridir. Masal havası burada Şıvab halk biçemiyle aynı düzeyde ve katıksız bir özelliktedir, öyle ki belli bir görüşe bağlanmış olmayan bir okur burada çok eski bir halk söylentisinden doğma bir masal karşısında bulunduğunu sanır. Ölümünden sonra, Mörike'nin yaşam yapıtı bütün halk çevrelerinde çok çabuk sürekli bir iz yarattı; bu izde onu seven dostlarının büyük çabaların katkısı da vardır. Friedrich Theodor Vischer, Mörike'nin mezarı başında, bu şairin kişiliği üzerine derin bir anlayışı göstermesi bakımından aşılamayacak sözler söylemesini bilmiştir: "Evet, hepsinin nedeni sevgiydi: Her yabancı duruma yürekten girebilmesi, insanların nedenliği, yaşamı ve acıları, ne varsa hepsine ve her birine, hatta dilsiz hayvanların zavallı karanlık ruhuna da düşünce olarak girebilmesi de hep sevgidendi. O, her duyguyu anlıyor, düşünceleri daha dudaklara varmadan keşfediyordu. Bu anlatış gücü, bu ayrıntılara kadar gidiş, bölümlere ayırma, verme ve aktarma yeteneği ve ayrıca onun, incitecek kadar bir keskinliğe gitmeksizin, insanlığın zayıf yönleri üzerine öyle yumuşak ve candan gülerek, özgür ve neşeli bir betimlemeyle budalalığın anlamsızlığını açığa vuran ince zekası ve taşkın gülmecesi; işte bütün bunlar hep birlikte bir toplam yarattılar. Bu toplam, çevresindeki bütün ruhları, karşılıklı ilişkilerin alışveriş seli içine daldırır ve oradan hiç kimse erince kavuşmuş, yüreği ferahlamış olmadan ve kendini gençleşmiş duyumsamadan dışarı çıkmazdı." Eserleri: Roman: Ressam Nolten (Maler Nolten, 1832). Hikaye: Dört Hikaye (Vier Erzaehlungen, 1836), Mozart Prag Yolculuğunda (Mozart auf der Reisenach Prag, 1856). Şiir: Şiirler (Gedichte, 183, Bodensee İdili ya da Balıkçı Martin ve Çan Hırsızları (Idylle vom Bodensee oder Fischer Martin und die Glockendiebe, 1846 |
|
|
|
|
|
#55 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 1,546
|
Gerhart Hauptmann
Gerhart Hauptmann (1862-1946), Alman natüralizminin ve dünya natüralist oyun yazarlığının önde gelen isimlerinden biridir. Güzel sanatların çeşitli dallarında, felsefe, psikiyatri, edebiyat, tarih ve tiyatro alanlarında eğitim görmüş ve bu zengin birikimiyle başta oyun yazarlığı olmak üzere edebiyatın öteki türlerinde de başarılı eserler yaratmıştır. Hauptmann'ın çeşitli Avrupa ve ABD üniversitelerinden onursal doktora unvanları, üç Grillparzer, bir Goethe ve bir Nobel Ödülü bulunuyor. Hauptmann'ın Bir Kac Eserleri: Gün Doğmadan Barış Şenliği Yalnız İnsanlar Kunduz Kürk Rose Bernd Fareler Die versunkene Glosche Der arme Heinrich |
|
|
|
|
|
#56 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 1,546
|
Wolfgang Borchert
Wolfgang Borchert, zorlu bir hayatın izlerini eserlerine başarıyla yansıtmış bir yazar olarak alman edebiyatının en önemli isimlerinden biridir. Borchert, Heinrich Böll ve Wolf Dietrich Schnurre’yle birlikte yıkıntı edebiyatının temsilcilerinden biri olarak kabul ediliyor. 1921 yılında Hamburg’da dünyaya geldi. 15 yaşındayken şiir yazmaya başladı. 17 yaşına geldiğinde ise oyuncu olmak istediğine karar vermişti. 1941 yılının mart ayında Hannover Bölge Tiyatrosu'yla bir anlaşma yaptı. Ancak aynı yılın haziran ayında askere çağrılınca güzel günler sona erdi. 1942’de askerdeyken kendi kendini yaralamakla suçlandı, ama beraat etti. 1943 yılına kadar hayatı savaşın ortasında ya da ayrılıkçı ifadeler suçlamasıyla, hücrede geçti. Tifüs şüphesi ve sarılık nedeniyle ordudan terhis edildikten sonra, bir süre kabare sanatçısı olarak çalıştı. Bu kez de Goebbels’i bir parodisine konu edindiği için dokuz ay hapis cezasına çarptırıldı. Berlin’de yakalanmasının ardından Borchert’e yeniden cephe yolu görünmüştü. 1945 yılında birliği Fransızlara teslim olunca, ordudan kaçmayı başardı. Hamburg’a döndüğünde ağır hastaydı. 1946 yılında şiirleri "Fener, Gece ve Yıldızlar" adı altında bir kitapta toplandı. O dönemde "Karahindiba" başta olmak üzere 24 kısa hikâye kaleme aldı. Borchert onu ölümsüzleştiren tiyatro oyunu "Kapıların Dışında"yı 1947 yılında bir hafta içinde yazıp bitirdiğinde sağlığı artık iyiden iyiye bozulmuştu. Üç hafta sonra radyo oyunu olarak yayımlanan bu eserin ardından da tam 22 hikâye yazdı. "Kapıların Dışında" onun ölümünden bir gün sonra, 21 kasım 1947’de, ilk kez Hamburg Oda Tiyatrosu’nda seyircilerle buluştu. Türkiye'de yayımlanmış diğer eserleri: 1987 / Üzgün Sardunyalar 1981 / Dışarda Kapının Önünde ve Seçme Kısa Hikâyeler 1963 / Fener, Gece ve Yıldızlar 1962 / Bu Salı 1962 / Kapıların Dışında |
|
|
|
|
|
#57 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 1,546
|
Bertolt Brecht
Yüzyılımıza damgasını vuran oyun yazarı ve tiyatro kuramcılarından Bertolt Brecht Bavyera'nın Augsburg kentinde doğdu. Aynı zamanda yetenekli bir şair olan Brecht ilk şiirlerini 1913'te okul gazetesinde yayımladı. Bundan bir yıl sonra ise yaşadığı kentin yerel gazetesinde yazıları çıkmaya başladı. Edebiyata ve tiyatroya büyük ilgi duymasına karşın bir süre tıp eğitimi gördü. I. Dünya Savaşının son yılında askere alındı ve bir hastanede görev yaptı. Aynı yıl "Ölü Askerin Öyküsü" adlı bir şiir yazdı. Bu şiiri, yıllar sonra Nazilerce suçlanarak Alman yurttaşlığından atılmasına neden oldu. 1919 şiir çalışmaları açısından verimli bir yıldı. Şiirlerini Die Hauspostille'de (Dua Kitabı) topladı. Bu sırada tiyatroya olan ilgisi de sürüyordu. 1924'te Berlin'e gitti. Burada Carl Zuckmayer, Max Reinhardt ve Helena Weigel gibi dönemin ünlü sanatçılarıyla tanıştı ve birlikte çalışma olanağı buldu. Bir süre sonra yetenekli bir oyuncu olan Helena Weigelle evlendi ve bu evlilik ömrünün sonuna kadar sürdü. Brecht'in oyunların pek çoğunda Weigel başrolde oynadı. Tiyatro yönetmeni Erwin Piscator ve besteci Kurt Weill ile tanıştıktan sonra Brecht tiyatro yaşamında yeni bir adım attı. Piscatorla birlikte Jaroslav Hasekin ünlü romanı Aslan Asker Şvayk'ı sahneye uyarladıktan sonra yazdığı Adam Adamdır adlı oyunu "epik tiyatro" anlayışının ilk denemesiydi. Bu öğretici bir tiyatro türü olup, olaylar geleneksel tiyatrodakinin aksine, dramatik bir biçimde canlandırılacak yerde, izleyiciye anlatılır. İzleyici sahnede olup biteni bir gözlemci gibi izler. Epik Tiyatro'da amaç düşündürmek, izleyicinin aklını kullanarak bir karara varmasını, harekete geçmesini sağlamaktır. Brecht dünyanın değişmesinden; insanların fırsat eşitliğine, düşünce özgürlüğüne sahip olduğu, adaletli bir düzenin kurulmasından yanaydı. Benimsemiş olduğu Marxist dünya görüşü doğrultusunda, böylesine bir dönüşümün gerçekleşeceğine inanıyordu. Tiyatronun bu amaca ulaşmak için etkili araçlardan biri olduğu kanısındaydı. Gene bu sırada yazdığı ve Kurt Weill'in bestelediği; dünya çapında ün kazanacak olan Mahagonny ve Üç Kuruşluk Opera adlı müzikalleri sahneye koydu. Nazilerin yönetime gelmesiyle birlikte Brecht'in Almanya'da çalışma olanağı ortadan kalktı. 1933'te Almanya'yı terk etti. Önce İsviçre'ye, oradan Danimarka'ya gitti. 1939'a kadar kaldığı Danimarka'da Tak-tik , Hitler Rejiminin Korku ve Sefaleti, Galileo'nun Yaşamı, Cesaret Ana ve Çocukları gibi her biri başyapıt olan oyunlar yazdı. Sezuanın İyi İnsanını da burada yazmaya başladı. 1939'da Danimarka'nın da Nazi tehdidi altına girmesi üzerine önce Finlandiya'ya, oradan da 1941 de ABD'ye gitti. Brecht'in oyunlarından bazıları bu dönemde İngilizce'ye çevrildi ve ABD de sahnelendi. Ne var ki, bu ülkede izleyici Brecht'in oyunlarından tedirgin oldu ve ilgi göstermedi. 1947de ABD'de esen Soğuk Savaş rüzgarı, Brecht'in Amerika'ya Karşı Etkinlikleri Soruşturma Komisyonu'nca sorguya çekilmesine yol açtı. Dünya görüşüne ilişkin suçlamalara karşı çıktı. ABD'de barınmayacağını anlamıştı. Brecht, Alman Demokratik Cumhuriyeti yöneticilerinin çağrısı üzerine Doğu Berlin'e yerleşti ve içlerinde eşi Helena Weigelin de bulunduğu bir grup oyuncuyla 1948'de Berliner Ensemble adlı tiyatro topluluğunu kurdu. Berliner Ensemble, gerek kuramsal çalışmaları, gerek sahnelediği çok başarılı oyunlarıyla, dünya çapında ün kazanmakta gecikmedi. Ülkemizde de tanınan ve oyunları çok sevilen Brecht 1956 ilkbaharında hastalandı ve bundan kısa bir süre sonra Berlin'de öldü. |
|
|
|
|
|
#58 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 1,546
|
Friedrich Schiller
Alman şair, oyun yazarı, tarihçi ve edebiyat kuramcısı olan Jahann Christoph Friedrich von Schiller dünyanın önde gelen yazarlarındandır. Çağdaşı Johann Wolfgang von Goethe ile birlikte çağdaş Alman edebiyatının kurucularından sayılır. Schiller, Württemberg'deki Marbach'ta, bir askerî cerrahın oğlu olarak doğdu. Württemberg dükünün ısrarı üzerine, hukuk öğrenimi görmek üzere dükün Ludwigsburg yakınında kurduğu askerî akademiye girdi. Okul Stuttgart'ta taşınınca Schıller'in tıp öğrenimine geçmesine izin verildi. Bu sırada lirik şiirler yazmaya başlamıştı. Bunların ilki 1776'da bir dergide yayımlandı. 1780'de öğrenimini tamamlayan Schiller yardımcı hekim olarak orduda göreve başladı. Schiller ilk oyunu olan Haydutları 1781'de imzasız olarak yayımladı. Düzyazıyla kaleme alınmış olan bu oyun sonraki yıl Mannheim'da sahnelendi. Özünde toplumsal bir eleştiri olan bu yapıt, baskı yönetimine karşı çıktığı için büyük bir başarı kazandı. Ne var ki, dük oyundaki başkaldırı ruhundan hoşlanmamıştı. Genç yazar dükün baskısından kurtulmak için Stuttgart'tan kaçtı. 1783'te Schiller maaşlı oyun yazarı olarak Mannheim Tiyatrosu'na girdi. Burada yalnızca bir yıl çalıştı. Yazdığı oyun geri çevrilince görevi bıraktı. 1785'te Dresdende yazmış olduğu "Ode an die Freude" (Neşeye Övgü) adlı şiirini sonradan büyük Alman bestecisi Ludwingvan Beethoven, Dokuzuncu Senfoni'sinin sonundaki koro bölümünde kullandı. Felsefeye ilgi duyan Schiller'in estetik konusundaki yazıları İnsanın Estetik Terbiyesi Üzerine Mektuplar adlı kitapta yer alır. Schillerin koşukla yazılmış olan oyunu Don Carlos, beş perdelik tarihsel bir dramdır. İspanyadaki mutlak krallık ve engizisyona karşı, Aydınlanma Çağının özgürlükçü düşüncesini ve cumhuriyet yönetimini savunur. 1787'den 1789'a kadar Weimar'da yaşayan Schiller bu arada tarih yazarlığına da yöneldi. Hollanda halkının İspanya yönetimine karşı ayaklanışını anlatan Geschichte des Abfalls der vereinigten Niederland von der spanischen Regierung (Birleşik Hollanda'nın İspanyol Yönetiminden Ayrılmasının Tarihi) adlı yapıtı kaleme aldı. Schiller aynı dönemde Goethe'yle tanıştı. 1789'dan 1793'e kadar Jena Üniversitesi'nde tarih profesörü olarak çalışan Schiller'in Otuz Yıl Savaşı Tarihi adlı iki ciltlik yapıtı bu dönemde yayımlandı. Schiller'in 1798-99 arasında yazdığı Wallenstein adlı üçleme en ünlü oyunudur. Wallenstein, Otuz Yıl Savaşları dönemindeki olayların üzerine kurulu üç bölümlük tarihsel bir trajediydi. Schıller bu oyunla Almanya'nın en büyük oyun yazarlarından biri olduğunu kanıtladı. Schiller'in öbür oyunları arasında, İskoçya Kraliçesi Mary Stuart'ın yaşamını konu alan Maria Stuart, Jan Dark'ı konu alan Orleans Kızı ve Giyom Tel vardır. Schiller oyunları, denemeleri, öyküleri ve mektuplarının yanı sıra lirik, felsefi şiirler ve baladlarıyla da tanınır. |
|
|
|
|
|
#59 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 1,546
|
Hermann Hesse
Hermann Hesse, 1877'de Almanya'nın Calw Kasabası'nda doğdu. İlk şiirini yirmi beş yaşında yazdı. Bunu Peter Camenzind, Çarklar Arasında, Gertrud, Rosshalde, Demian ve diğer romanları izledi. Birinci Dünya Savaşı'nda Alman militarizmini protesto etmek için İsviçre'ye yerleşen, İkinci Dünya Savaşı'nda hem Nazilerin hem de antifaşistlerin ağır eleştirilerine maruz kalan Hesse, bu ortamın, ayrıca sorunlu aile yaşamının ve savaş esirlerine yardım konusundaki yoğun çalışmasının sonucu ağır bir bunalım geçirdi. Jung'un öğrencisi Lang ona psikanaliz tedavisi uyguladı. Lang ile dostluğu Hesse'nin ruhbilime ve Jung'a duyduğu ilgiyi körükleyerek şiirsel iç dünyasını zenginleştirdi. İnsancıllığı, barışseverliği ve insan yaşamını irdeleyen felsefesi, Bozkırkurdu, Narziss ve Goldmund ve Siddhartha adlı romanlarında özellikle belirgindir. Boncuk Oyunu adlı romanından sonra 1946'da Nobel Edebiyat Ödülü de alan Hesse'nin Doğu edebiyatına ve mistisizmine düşkünlüğü, ayrıca bireysel bunalımlara çözümü Doğu felsefesinde arayışı, 1960 yıllarında canlanan Budizm ve Zen Budizmi akımlarının da yardımıyla özellikle Amerikan hippi gençliği arasında en çok okunan yazarlar arasına girmesine neden oldu. Hermann Hesse, 1962 yılında İsviçre'nin Montagnola Kasabası'nda öldü. |
|
|
|
|
|
#60 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 1,546
|
Gotthold Ephraim Lessing (1729 Kamenz - 1781 Braunschweig): Alman oyun yazarı, drama kuramcısı, eleştirmen, estetikçi. Bir rahibin oğlu olan Lessing, soyluların okuduğu (Fürstenschule) St. Afra okuluna gitti, 1746’da Leipzig Üniversitesi’nde ilahiyat dersleri izledi, Neuber tiyatro topluluğuyla ilişki kurdu, ilk komedyasını yazdı (1747), 1748’de Wittenberg Üniversitesi’ne girdi, Berlin’e geçti, çeşitli gazete ve dergilere eleştiri yazıları yazdı (Beitrage zur Historie und Aufnahme des Theaters, 1750, Tiyatro Tarihi ve Alımlamasına Katkılar); 1754’te Theatralische Bibliothek adlı dergiyi çıkarmaya başladı; 1755te Leipzig’e döndü, Koch Tiyatro topluluğuyla ilişki kurdu; edebiyatla ilgili eleştirel kuramsal yazılarını Briefe, die neueste literatur betreffend (1759, En Yeni Edebiyata İlişkin Mektuplar) başlığı altında yazdı; Voltaire yüzünden Büyük Friedrich’in sarayında görev alamadı, Breslau’da General F. von Tauentzien’in sekreteri oldu, Berlin’e döndü, Laokoon, oder Über die Grenzen der Malarei und Poesie (1766, Laokoon, ya da Resim Sanatı şiir Sanatının Sınırları Üstüne) adlı ünlü estetik çalışmasını yayınladı; yeni kurulan Hamburg Nationaltheater’dan aldığı çağrı üzerine tiyatronun sanat danışmanı oldu, kuramsal dramaturjinin ilk örneği olan ve dramaturji terimini ilk kez ortaya atan, 104 eleştiri yazısından oluşan Hamburgische Dramaturgie (1767-68, Hamburg Dramaturjisi) adlı yapıtını yayınladı; 1769’da Wolfenbüttel’de Brunsswick Dukası’nın kütüphanecisi oldu, Mannheim Akademisi üyesi seçildi, Mannheim tiyatrosuna sanat danışmanı oldu; karısının doğum sırasında yaşamını yitirmesi üzerine yalnızlığa gömüldü, bir daha kendine gelemedi. Alman Aydınlanmacılığının doruğunu ve Alman tiyatrosunun klasik evresinin başını temsil eden Lessing, ilerici burjuva sınıfinın sanat ve düşünce alanında önderliğini yapmış, burjuva hümanist Aydınlanma tiyatrosunun Almanya’daki sözcüsü olmuştur. Sanatın doğayı yansıttığı görüşünü öne sürmüş, sanatın ahlaki ve eğitici işlevini belirtmiş, |