Geri Git   Number 1 Forum Group > GENEL KONULAR & SOHBET > Genel Sohbet Muhabbet > Biyografi

Cevapla
 
LinkBack Konu araçları
Eski 22-09-2007, 05:01 PM   #76 (permalink)
yusuf06
Senior Member
 
yusuf06'ın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 1,542
Otto Erich Hartleben (1864 - 1905)


Hayatı ve Eserleri
Hartleben , 3 haziran 1864'te , Hannover yakınlarındaki Clausthal'a bağlı Harz'da dünyaya gelir.Hukuk eğitimi gördükten sonra , alt düzeylerde adli görevler alır. 1890'dan sonra , bohem hayatı yaşamaya başlar.Berlin naturalist çevresine girer. Wilhelm Bölsche ve Hart kardeşler(Heinrich , Julius) ile tanışıp dost olur.

Hartleben'in girdiği naturalist grup , pozitivist felsefenin etkisi altında olan gençlerden oluşuyordu.Homojen bir yapıda olan bu gruptaki gençlerin tamamına yakını , burjuva ailelerden geliyordu.Hepsi yüksek öğrenim görmüş ya da en azından denemişlerdi.1890'larda ortaya çıkan bu yazarların hepsi yaşıttı.Taşrada doğmuşlar ve büyük şehirlere gelmişlerdi.Ancak , taşranın gelenek-göreneklerinden ve tutuculuğundan uzak , tamamen özgürdüler.Bu gençler , edebi tartışmalarda yeni tarzlarını savunuyorlar , dergi ve antolojiler yayınlıyorlardı.Savundukları görüşe göre; bütün egemen , ahlaki ve toplumsal şablonlar atılacaktı.Onlara göre;insanın karakteri , kalıtım ve çevresi tarafından belirlenmekteydi.İnsan , bir bütünün parçasıydı ve bu bütün bir mekanizmanın yasalarına göre hareket etmekteydi.Bu gençlerden bir bölümü , Berlin'in varoşlarında yaşamaktaydı.Bu yüzden , aşağı tabakanın içinde bulunduğu durumu yakından görme olanağı elde etmişler ve bu malzemeleri eserlerinde kullanmışlardı.Bir bölüm genç ise , şehirde kaldığından , şehir yaşantısını resmetmişlerdi eserlerinde.Şehirde yaşadıkları çelişkileri ve zenginlerin ahlaki çöküntüsünü dile getiriyorlardı.

Hartleben , 1889'da , "Kurbağa" adlı eserini yazar.Bu eser , İbsen'in aynı adlı parodisinin bir uyarlamasıdır.1891 yılında , "Kopuk Düğmenin Öyküsü" adlı eserini yazar.Öyküde , birbirini seven iki genç vardır.Bir gün trendeyken , kızın elbisesinin düğmesi kopar.Sevgilisi de , onun düğmesini aramaya koyulur.Tren vagonlarında dolaşır ve düğmenin kaybolduğu yere bir gül koyar.Bu arada , trendeki herkesin giysisini incelemektedir.Giderek , kızın aşkını unutmaya başlar.Bunun üzerine , kız da , ona olumsuz bir yanıt verir.Hartleben bu öyküde , burjuvanın garip durumlarını ve zayıflıklarını , ironik açıdan ele almıştır.

Hartleben , 1893'te , "Hanna Jagert" adlı tiyatro eserini yazar.Oyun , 3 perdelik bir komedidir ve ilk kez 2 nisan 1893'te , Berlin Lessing tiyatrosu'nda sahnelenir.Hanna Jagert , Konrad Thiemes ile nişanlıdır.Konrad , 2 seneden beri sosyal demokrat partiye üye olduğundan hapse atılmıştır.Hanna'nın babası , Konrad'ın siyasetle ilgilenmesinden rahatsızdır ve kızını , başka bir çevreye sokmak için çalışmaktadır. Hanna , fabrika sahibi Aleksandr Könitz ile tanışır.Könitz , Hanna'ya bir dükkanda iş bulur.Bu arada , Hanna ile Konrad'ın dostu olan Bernard von Vernier arasında bir aşk doğar.Konrad ise , Hanna'yı , uzaktan da olsa koruma altına alır.Ancak , Hanna , artık kont Vernier'nin metresidir.

Hartleben , oyunda;işçi sınıfından Konrad ile kapitalist ve aristokrat kesimden iki soylu arasındaki çatışmayı ve iki aşk arasında bocalayan bir kızın öyküsünü anlatır. Oyun , Berlin sansür kurulu tarafından yasaklanır ve polis , oyunun sahnelenmesini engeller.Gerekçe , bir kızın yaşadığı evlilik dışı ilişkidir.Arka plandaki gerekçe ise , oyunda , sosyal demokrat bir karakterin yer almasıdır.Yazar , bu yasağa karşı dava açar ve kazanır.

Hartleben , 1895'te , "Konuksever Papaz" adlı öykü kitabını;1897'de , "Ahlaksal İstekler" 'i yazar.1900'da ise , "Rosenmontag" 'ı kaleme alır.Bu eser , 5 perdelik bir trajedidir.Oyun , 3 ekim 1900'da Berlin Alman tiyatrosu'nda ve daha sonra , Münih oyuncu evi'nde sahnelenir.Oyunun konusu , bir askeri kışlada ve orduevinde geçmektedir.İkisi de teğmen olan Rudolf ve Hans , Traute Reimann adlı genç bir işçi kıza aşık olurlar.Rudolf'un kuzenleri Peter ve Paul , Ramberg'den gelirler ve onu bu aşktan vazgeçirmeye çalışırlar.Onlara göre;Rudolf , Schmitz'in kızı ile dostluk kurmalıdır. Rudolf , Traute'ye olan aşkı yüzünden çok zorluklar atlatmış ve böylelikle çok yıpranmıştır.Ancak , Rosenmontag'da yapılan top atışları gösterisine giderek; herkese , sevgilerini kanıtlamak isterler.Sevgililer , karnavalı birlikte geçirirler.Daha sonra , uğradıkları bir iftira yüzünden , beraberce ölüme giderler.

Rudolf'un acıklı öyküsü ve Rosenmontag'da başına gelen felaket , geleneksel ve klasik trajedinin en iyi örneklerinden biridir.Esere düzyazı olarak bakıldığında da , aynı şekilde etkilenmek olanaklıdır.Hartleben'in , askerlerle ilgili bu tür gözleme dayalı eserler vermesinin nedeni;onun natüralist ekolden gelmiş olmasıdır.Kullanılan dil , esere duygusal bir hava verir.Bu yüzden , gelişen olaylara , insanlar farklı açıdan bakmaktadır.

Hartleben'in 1905'te , "Şiirler" 'i çıkar.Ölümünden bir yıl sonra ise ,"Düğün" adlı eseri basılır.Yazarın ayrıca , "Boynuzlu Eczacı" adlı bir eseri daha vardır.

Rudolf Steiner , Hartleben'le ilgili bir anısını şöyle anlatır :

"Gazeteci , tiyatrocu ve yazarların akşamları sürekli gittikleri Chemnitius otelinde , Goethe şenliği düzenlenmişti;orada tanıdım Hartleben'i.Hayatın anlamının , hayatın tadını çıkarmaktan geçtiğinden söz ediyordu.Bu , onun felsefesiydi.Zaten , hep o noktada takılıp kalmıştır."

Hartleben'le ilgili bir anekdot da şöyledir :

Hartleben , bir gün hasta olur ve doktora gider.Bazı incelemelerden sonra , doktor , alkol ve sigaradan uzak durmasını söyler ve ekler:"Bu öğütlerimin bedeli 3 marktır." Bunun üzerine , paltosunu ve şapkasını alarak kapıya yönelen Hartleben :" Evet ama , ben sizin öğüdünüzü tutmayacağım!" der ve parayı ödemez.

Hartleben , 11 şubat 1905'te , kuzey İtalya'da Solo bölgesinde Gardo gölü yakınlarında hayata veda eder.

Sanatı
Yazdığı siyasal tiyatro oyunlarının sansüre uğraması nedeniyle , Hartleben'in adı , edebiyat tarihine çok sonraları girmiştir.Yazarın siyasal tarzda yazdığı bu oyunlar , sadece sosyalizmi ön plana çıkarmamış; aynı zamanda , sosyal eleştirilere de yer vermiştir.Hartleben , kişisel politik eğilimlerini açıklamanın yanı sıra; Hanna Jagert'te olduğu gibi , görevlerini yerine getiremeyen kişilerin eleştirisini de yapar.Aristokrat sınıf ile işçi sınıfı arasındaki sürekli savaşımı konu alır.Bu yüzden , eserlerinde , eleştiri ön plandadır.

Hartleben , güler yüzlü ve alaycı bir yaşam anlayışına sahiptir.İroni konusunda , kendi zamanının en iyileri arasında yer alır.Burjuvanın zayıflıklarını ironik bir dille ele aldığı , doğalcı oyunlarıyla tanınır.O , komedilerinde , karakterleri istediği konuma koyar.Böylelikle , konunun özü , ancak oyunun sonunda anlaşılır.Yazarın şiirleri ise , izlenimci bir üslubla yazılmış;yüzeysel , ancak incelikli şiirlerdir.O , geleneksel fars temalarını , modern hale getirmiştir.

Yazar , önceleri , sosyal kritikler yapan eserler vermiş;sonraları bunun yerini , yaşama sevinci , özgür erotik itiraflar ve incelikli bir yergi almıştır.Onun eserlerindeki toplumsal eleştiri , komik anekdotlara ve Guy de Maupassant'ı andıran bir erotizme dayanır
yusuf06 Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Spurl this Post!Reddit! Wong this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Faydalı Linkler
Eski 22-09-2007, 05:01 PM   #77 (permalink)
yusuf06
Senior Member
 
yusuf06'ın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 1,542
Charles Bukowski (1920 - 1994)


Charles Bukowski 16 Ağustos 1920'de Almanya'da doğdu. Gerçek adı adı Heinrich Karl Bukowski'dir. Babası Henry Charles Bukowski bir Amerikan askeri, annesi Katherina Fett ise terziydi. Anne ve babası Birinci Dünya Savaşı yıllarında Almanya'nın Andernach kentinde tanıştılar. 1923 yılında Bukowski 3 yaşındayken Amerika'ya giderek, Los Angeles'a yerleştiler. Bukowski ilk gençlik yıllarında kısa öyküler yazmaya başladı. Ancak babası bu öyküleri yok etti. Bukowski bu olay üzerine,1941 yılında, ailesini terk etti. Evden kaçtığında henüz 18 yaşındaydı. Bu tarihten sonra genç Bukowski değişik işler yaptı, tek başına ayakta kalmaya çalıştı. Ancak parasını tamamen tüketince evine geri döndü. Daha sonra Los Angeles Şehir Koleji'nde bir yıl gazetecilik ve edebiyat eğitimi aldı fakat bitirmeden buradan ayrıldı. Bukowski, İkinci Dünya Savaşı yıllarında Amerika'nın çeşitli şehirlerini dolaştı ve birbirinden farklı çok sayıda işe girip çıktı. İlk öyküsünü ancak 1924 yılında bastırabildi. Şiirlerini ise 35 yaşından sonra yazmaya başladı. Charles Bukowski 1952 yılında postanede çalışmaya başladı ancak bu işi 3 yıl sürdü. Daha sonra küçük bir şiir dergisinin sahibi olan zengin Barbara isimli bir kadın ile evlendi. Bukowski'nin şiirleri eşinin dergisinde yayınlanmaya başladı. Ancak Bukowski 1958 yılında postahanedeki işine geri döndü ve 12 yıl daha burada kaldı. 1970 yılında postanedeki işinden ayrıldı ve tüm zamanını yazmaya ayırdı. Yazıya yönelmesi ise Black Sparrow Yayınları'nın sahibi John Martin'in ona ömür boyu her ay yüz dolarlık bir çek vermeyi teklif etmesiyle oldu. Charles Bukowski ömrünün büyük bir bölümünü Los Angeles'da geçirdi. 9 Mart 1994 yılında 73 yaşında, ardında 45'i aşkın eser bırakarak San Pedro, California'da öldü
yusuf06 Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Spurl this Post!Reddit! Wong this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 22-09-2007, 05:02 PM   #78 (permalink)
yusuf06
Senior Member
 
yusuf06'ın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 1,542
Johann Ludwig Uhland (1787 - 1862)


Hayatı

Uhland, 26 nisan 1787’de, Tübingen’de doğar.Ailesi, Württemberg’in önemli kişiler yetiştirmiş bir ailesidir.Babası Johann Friedrich Uhland, hukukçudur.Annesi Elisabeth Uhland ise, üniversitede sekreterdir.Uhland, ailenin 3. çocuğudur.İlk çocuk, doğumdan hemen sonra; ikincisi ise, 10 yaşından önce ölmüştür.4. çocuk ise, 1795’te doğan Uhland’ın kızkardeşidir.

Uhland, önce, Tübingen’deki Latin okulunda okumaya başlar.Burada, dersler ona kolay gelmiştir.Tübingen’deki gezileri ve Alb’e düzenlenen okul gezileri, ondaki zaten var olan fantezi dünyasını iyice zenginleştirmiştir.Yazar, fantezi dünyasını; şövalye öyküleri, halk efsaneleri ve sonraları da, Ossian ve Hölty ile renklendirmiştir.

Uhland, 14 yaşında üniversiteye başlar.Hangi bölüme gideceğine karar vermemişken, aldığı bir burs nedeniyle, hukuk bölümüne gitmeye karar verir.Bu arada, öğretmeni Johann Christian Seybold’un önerisiyle, klasik ve ortaçağ Alman edebiyatı dersleri alır.Ayrıca, yabancı dil derslerine de girmektedir.Üniversitede; büyük ülküleri olan ve şiirdeki klasisizme karşı çıkan, bir öğrenci grubuna katılır.Uhland ve Justinus Kerner, bu gruba yeni bir soluk getirirler.Gruba, daha sonra; Karl Mayer, Heinrich Köstlin, Georg Jager, Karl Roser, Friedrich Kölle ve Varnhagen von Ense katılır.Bu grup, ormanda yürüyüşe çıkıyor ve burada; şiir okuyor, şiir teorileri üretiyor, halkın ağzından şarkılar dinliyor ve bunları, Joachim von Arnim ile Clemens Brentano gibi derliyorlardı.Uhland’ın; “Küçük Kilise”, “Çobanın Pazar Şarkısı”, “Genç Bir Erkeğin Dağ Şarkısı” ve “İyi Dost” gibi şiirleri, bu dönemin ürünüdür.Yazar, 1807 ve 1808’de; L. von Seckendorff’un, “Esin Perileri Almanağı”’nda ve “Bayanlar İçin Cep Kitabı”’nda, baladlar ve lirikler yayınlar.Grup, ayrıca, peruka takmış gelenekçi öğrencilerin çıkarmış olduğu, “Okumuşlara Pazar Sayfası” adlı bültene karşılık; asiliklerini yansıtan, “Okumamışlara Pazar Sayfası” adlı elyazması bülteni dağıtmaktadır.

Uhland, yine bu dönemde, politik konularla da ilgilenmektedir.Arkadaşlarıyla gizli bir topluluk kurar.Topluluğun amacı; bir Pasifik adası olan Otaheiti’ye gidip, orada bir devlet kurmaktı.Ancak, bu çocukça düşünce, polis tarafından önemsenince; Uhland, sorguya çekilir.

Üniversite bitirme sınavlarından sonra, Uhland’ın arkadaşları, birer birer Tübingen’i terk ederler.En son, 1809 yılında, Kerner gider.Uhland da, 1810 yılında mezun olur.Mayıs 1810’da, Paris’e gider.Orada, ulusal kütüphanede; geç saatlere kadar, ortaçağ efsane ve şarkılarına ait elyazmalarından kopyalar çıkarır.Uhland, Paris’te, Tübingen’deki arkadaşlarına da rastlar.Bunlar arasında; Adalbert von Chamisso, Varnhagen von Ense ve İmmanuel Bekker vardır.Yazar, 1811’de bu şehirden ayrılır.

Önce Tübingen’e giderek, kısa bir süre avukatlık yapar.Daha sonra, 1812’de; Stuttgart’a giderek, adalet bakanlığında sekreter olarak çalışmaya başlar.Aynı yıl, “Antik Fransız Destanları” adlı denemesini yazar.1812 ve 1813’te; Kerner’in, “Şiir Almanağı”’nda ve “Alman Orman Şairleri”’nde şiirleri yer alır.Uhland, adalet bakanlığındaki işinden, 1814’te ayrılır.Sonra, yine avukatlık yapmaya başlar.Aynı yıl, “Rauschbart Baladları” ortaya çıkar.1815 yılında, meclisi kapattığı için krala kızgınlık duyar ve ona bağlılık yemini etmek zorunda kalmamak için, bir devlet dairesinde memur olma önerisini kabul etmez ve yeni başlayan anayasa tartışmalarına katılır.Aynı yıl, çeşitli şiirlerini, “Şiirler ve Baladlar” adı altında yayınlar.Bu kitap, ilerde 50’ye yakın baskı yapacaktır.1816’da ise, “Anayurt Şiirleri” yayınlanır.

Aynı yıl, kral Friedrich ölünce, ülkede siyasi hava değişir.Uhland, bunun üzerine; 1819’da, Tübingen milletvekili olarak, zümreler meclisine girer.Bu mecliste, 1819-27 arası Tübingen’i; 1826-29 arası ise, Stuttgart’ı temsil eder.1817’de, “Schwaben Dükü Ernst” ve 1819’da, “Bavyeralı Ludwig” adlı tiyatro oyunlarını yazar.Mayıs 1820’de, Emilie Vischer ile evlenir.1822’de, “Walter von der Vogelweide” adlı bir biyografi yazar.1829’da, Tübingen üniversitesi senatosu; onu, eski Alman edebiyatı bölümüne profesör seçer.Uhland, üniversitede; ortaçağ Alman şiiri, Germen efsane tarihi ve Nibelungen destanı üzerine dersler verir.Bu arada, Paul ve Gustav Schwab ve Nikolaus Lenau gibi çeşitli politikacılar ve şairlerle tanışır.

1832’de, Stuttgart eyalet meclisine girer.Ancak, Uhland’ın katılımından birkaç hafta sonra, meclis dağılır.Yeniden seçimler yapılır.Ancak, üniversite yönetimi; onun, liberallerin temsilcisi olarak, seçimlerde aday olmasına karşı çıkar.Uhland, bunun üzerine, adaylıktan vazgeçer ve üniversitedeki görevinden de ayrılır.1836’da, “Nordik Kaynaklara Göre Thor Mitosu” adlı eserini yazar.

Uhland, 1838’de, eyalet meclisinden kesin olarak ayrılır.Evinde çalışmaya başlar.Bu şekilde, 10 yıl boyunca çalışır.1844-45’te yazdığı, “Eski Yüksek ve Aşağı Alman Halk Şarkıları”, bu dönemin ürünüdür.1848’de, Tübingen-Rottenburg seçim bölgesinden, bağımsız milletvekili seçilir ve Frankfurt’taki Alman ulusal meclisine girer.Yazar, Avusturya’nın koruması altındaki bir Almanya düşüncesini savunuyordu.İmparatorluğun, babadan oğula geçmesine de karşıydı.Bir süre sonra, askeriye, meclisi dağıtır.Uhland, kendini çalışmalarına verir.Kütüphanelerde, arşiv araştırmalarına yeniden başlar.Eski arkadaşlarını ziyaret eder.Bir ara, İsviçre’ye gider ve burada bir arkadaşını bulur.Ancak, hastalanır.Daha sonra, en eski arkadaşı olan Justinius Kerner’in mezarını, soğuk bir şubat günü ziyaret eder.Zaten hasta olan yazarın hastalığı artar.Bütün yıl hasta kalır.Sonunda, 13 kasım 1862’de, Tübingen Württemberg’de ölür.

Eserleri

Antik Fransız Destanları (1812)
Uhland’ın, Paris ulusal kütüphanesindeki araştırmalarının sonucu olan bir eser

Rauschbart Baladları (1814)

Şiirler ve Baladlar (1815)
“Şiirler ve Baladlar”, Uhland’ın, daha hayattayken bile 50’ye yakın basımı yapılmış olan ve İngilizce, Fransızca, İtalyanca ve İspanyolcaya da çevrilmiş olan en önemli eseridir.Uhland’ın; 1807 ve 1808’de, Seckendorff’un kitaplarında ve 1812 ve 1813’te de, Kerner’in eserlerinde çıkan şiir ve baladlarının çoğu, bu derlemede yer almaktadır.Şiirlerin en önemli özelliği, aşk ve doğa liriğinin romantik konularının işlenmiş olmasıdır.

“Küçük Kilise”’de; insana, özellikle, mutlu insana yakın olan bir doğa betimlenir.Ancak, bu betimleme, ölümü anımsatan temel bir dini sembolizmle bağlantılıdır.Böylelikle, yazar, sanayileşme öncesinde din temelli bir dünya yaratmaktadır.”Doğa Özgürlüğü”’nde, özgürlük ve eşitlik, doğa metaforu olarak kabul edilir.”Hancı Kadının Kızı”, gerçek bir halk şarkısıdır.Ren nehrini geçen 3 genç delikanlı, bir hana ulaşırlar.Orada, hancının kızını görürler.Üçü de kıza hayranlıkla bakar.Ancak, içlerinden biri, kıza ölümsüz bir aşk duyar.”Denizdeki Şato”, soru-yanıt şeklinde bir baladdır.Goethe’nin, “Thule Kralı” adlı şiirine benzer.”Küçük Roland” ve “Kral Charles’ın Geçişi”, Şarlman’ın hizmetinde çalışan soylularla, inceden inceye alay eder.”Şarkıcının Aşkı” ve “Rudel”’de, uzaktaki prensese aşık olan şairlerin efsaneleri anlatılır.

“Coucy Şatosunun Sahibi”’nde, kıskanç bir kocanın, kutsal topraklarda ölümü anlatılır.Kıskanç koca, çok sevdiği karısına aşkını kanıtlayabilmek için; kalkanını, bir genç aracılığıyla ona yollar.Ayrıca, kalbini de çıkararak, yine ona götürmesini ister.Ancak, ondan istediği, kadının bu kalbi yemesidir.”Şarkıcının Laneti”’nde, bir yaşlı ve bir genç şair, korkunç bir kralın şatosuna davet edilirler.Bahçede dolaşarak; aşk, özgürlük ve ilkbahardan söz eden şiirler söylerler.Bunları dinleyen kraliçe, onlara bir demet gül yollar.Kral, bu ilgiye kızar ve genç şairden kuşkulanır.Şair ve kraliçe şatodan kaçar.Ancak, şato lanetlenmiştir.

“Korkusuz Kont Richard”’da; Normandiya kontu Richard, bir gece, içinde cenaze olan bir tabutun bulunduğu bir kiliseye tek başına gider.Richard dua ederken, cenaze kalkar ve ona gizlice bakar.Richard dua sonrasında kiliseden çıkarken, eldivenlerini unuttuğunu fark eder ve kiliseye geri döner.”Edenhall’ın Serveti”’nde, Edenhall şatosuyla ilgili bir efsane anlatılır.Efsaneye göre, şatoda bir kadeh saklıdır ve bu kadeh parlatılırsa, kötülükler şato üzerinde kol gezecektir.Şato sahibi genç lord, içki sunan yaşlı uşağın karşı çıkmasına rağmen, bir yemekte bu kadehi doldurur ve onu şerefe kaldırarak kaderini çizmiş olur.Gizemli güçlerle kadeh parlar.Tüm misafirler korku içindedir.Düşmanlar şatoyu kuşatır ve yerle bir eder.Bu olaydan kurtulan tek kişi, içkiyi sunan yaşlı uşaktır.

6 aralık 1814 tarihinde yayınlanan “Schwab Darbesi” adlı şiir, Uhland’ın; ortaçağ şiiri araştırmaları sonucunda, bundan etkilenerek yazdığı en iyi şiirdir.Şair, Paris ulusal kütüphanesindeyken, filolog İmmanuel Bekker ile tanışır.Bekker, ona; Niketas Akaminetos’un, 1180-1206 yılları arasını içeren elyazmalarını gösterir.Bu yıllar, 3. haçlı seferlerinin yapıldığı yıllardır ve Uhland’ın şiiri, bu elyazmalarından esinlenmiştir.

“Schwab Darbesi”, 1189-91 yılları arasında olan ve 8 haçlı seferinden en önemlisi olan, 3. haçlı seferini konu alır.Bu sefere, İtalyanların “Kızıl Sakal” dedikleri Friedrich Barbarossa ve İngiliz kralı Philippe Auguste katılmaktadır.Seferin amacı, diğer haçlı seferlerinde olduğu gibi, Kudüs’ü Müslümanların elinden almaktır.

İngiliz ve Fransız kralları, deniz yolunu seçerken; Alman kralı, Balkanlardan Edirne’ye gelir.Selçuklu sultanı 2. Kılıç Arslan, Barbarossa’yı, Türk topraklarına girmemesi için uyarır.Barbarossa da, sadece Batı Anadolu’dan geçeceğini söyler.Ancak, sözünü tutmaz ve Konya’ya gider.Bunun üzerine savaş başlamış olur.Türkler sayıca az olduklarından, çete savaşı yapmaktadır.Barbarossa, Konya’da 5 gün kaldıktan sonra ayrılır.Kudüs’e doğru giderken, bir nehirde boğulur.

Uhland’ın bu baladında, Schwab insanı gerçek yerini alır.Zaten, yazar da, katıksız bir Schwab’tır.Bünyesinde, bir Schwab’lının bütün özellikleri bulunur.Schwab insanı; içine kapalı, az konuşan, geç öfkelenen, güçlü yapıda ve davranışlarında, kabalığa varan serbestlikte olan insanlardır.Bu insan tipinde, sertlik ve dinginlik bir aradadır.İçinde, gizli mizah unsuru vardır.

Uhland’ın, bu baladında Schwab insanını seçmesi; bir yandan, onun Schwab olmasıyla, diğer yandan da, bölge insanının karakterini, şiirinde yansıtmak istemesiyle açıklanabilir.Ancak, gerçek neden, haçlı Almanların büyük bir bölümünün Schwab olması ve ilerde, imparatorluk hanedanını oluşturacak olan Schwab dukasının savaşta yer alıyor olmasıdır.

Anayurt Şiirleri (1816)
Bu eser, Uhland’ın 6 adet yurtsever şiirini içerir.Şiirler, 1814-16 arası yazılmış, politik şiirlerdir.Uhland’ın, Almanya’nın o dönemki politik ortamından etkilenerek yazdığı bu şiirler; onun, halk kültürü alanındaki titiz araştırmalarını ve halk şiiri üslubuyla, balad yazma yeteneğini yansıtır.

Schwaben Dükü Ernst (1817)
Uhland’ın bu 5 perdelik trajedisi, ilk kez, 5 mayıs 1817’de, Hamburg’da sahneye konmuştur.29 ekim 1819’da, Stuttgart’ta, şenlik oyunu olarak oynanan bu trajedinin konusu, geleneksel bir öyküdür.Tarihi olaylar, çok titiz bir şekilde ele alınmıştır.Oyundaki kişiler; sürekli, dramatik hareketlere dönüşen diyaloglar ve tartışmalarla tanıtılırlar.Bu, öylesine yoğundur ki; trajedi, çoğu zaman anlaşılmaz olur.

Konu, 12. yüzyıldan beri, birçok kez ele alınmıştır.15. yüzyılda, “Dük Ernst” adlı bir halk kitabında, aynı konu işlenmiştir.İmparator 2.Konrad karısı, Gisela’nın ilk evliliğinden olan oğlu dük Ernst ile barışmaya hazırdır.Bu barış önerisini, oğlu Heinrich’in, Alman krallık tacını giyme töreni onuruna kabul etmiştir.İmparator, dük Ernst’in, Burgund krallığındaki toprakları üzerinde hak talep ettiği için dük, Ernst, ona 2 kez başkaldırmıştır.Dük hapse atılmış, miras tartışması da, imparatorun lehine sonuçlanmıştır.

Bu barış görüşmesinde; imparator, Ernst’e, dükalığını geri vermek istediğini söyler.Ancak, bir koşul öne sürer.Ernst, krallığın baş düşmanı kont Werner von Kiburg’u, krallık adına tutuklayacaktır.Dük Ernst, bu öneriyi kabul etmez ve aforoz edilir.Adalbert von Falkenstein adlı bir soylu, şatosunun kapılarını, Ernst ve Kiburg’a açar.Ancak, asiler, imparatorluk ordularına yenilirler.Ernst ve Kiburg ölür.Böylelikle, aforozluk durumları ortadan kalkar ve Hıristiyan geleneklerine göre gömülürler.

Oyun, ahlaki kurallar ve devlet gücü arasındaki karşıtlıkları içerir.Werner von Kiburg, imparator için bir asi; dük Ernst için ise, bir arkadaştır.Tartışmalardaki bu dramatik yapı, karşıtlıklara o denli bağlı kalır ki; karakterler, herhangi bir şekilde gelişemez

Bavyeralı Ludwig (1819)
Uhland’ın, 1819’da yazdığı, tarihi kahramanlık oyunu.

Walter von der Vogelweide (1822)
Uhland’ın, 1822’de yazdığı ve 12. yüzyıl Alman şairi olan Vogelweide’ı anlattığı biyografisi.

Nordik Kaynaklara Göre Thor Mitosu (1836)
1836 tarihli bu eser, aslında, Uhland’ın yayınlamayı tasarladığı, “Efsane araştırmaları” adlı serinin ilk cildidir.2. cilt olan “Odin”, şairin ölümünden sonra; 1865-73 arası çıkan, “Şiir ve Efsane Tarihi Üzerine Yazılar” adlı eserin 6. cildi olarak yayınlanır.

Uhland, antik Alman ve Fransız şiiri dışında, Schwab efsaneleri ve Nordik mitoloji konusunda da araştırmalar yapmıştır.Bu araştırmaları; hem şiirsel, hem de bilimsel yönden yürütmüştür.Herder ve Alman romantikleri, Nordik mitlerde, anlatımın temel noktasını oluşturan Tanrı Thor’u, sembolik olarak; doğanın, şiirde somutlaşmış, kişileşmiş hali olarak görürler.Uhland, buna açıklık kazandırmak için, eski ve yeni Edda’dan, Saxo Grammaticus’un “Danimarka Tarihi”’nden, çeşitli Tanrı ve kahramanlık şarkılarından yararlanmıştır.

Yazar, bu mitik bulmacayı çözerken, altındaki bilimsel tabanı asla unutmaz.Mitosların, bir bütün olarak, şiirin ruhunda yaratıldığı inancıyla; mitolojik sembolizmi, şiirsel çekirdeğinde çözer.Böylece, Thor’un görünümü altında; mevsimlerin değişimiyle, ışık ve karanlıkla, var eden ve yok eden doğa güçleriyle ilgili birçok mit toplanır ve bunlar, doğanın gücü ve görünümü olarak ortaya çıkar.Uhland’a göre, doğa yaşamı, Thor mitosunda nasıl canlandırılıyorsa; Odin mitosunda da, ruhsal yaşam, o şekilde, duru bir görünüm kazanır.Tanrı mitlerinin uzantısı, kahramanlık mitlerini oluşturur.Buradan da, masalların efsanevi başlangıcına ulaşılır.

Eski Yüksek ve Aşağı Almanca Halk Şarkıları (1844-45)
Uhland’ın, 1844-45 yıllarında kaleme aldığı, yüksek ve aşağı Almanca şiveleriyle yazılmış olan, antik halk şarkıları üzerine bir incelemesi.


Şiir ve Efsane Tarihi Üzerine Yazılar (1865-73)
Uhland’ın ölümünden sonra, 1865-73 yılları arasında yayınlanmış olan bu eser; şairin, daha önce yayınlanmamış olan yazılarının bir toplamıdır.

Sanatı

Uhland’ın da içinde yer aldığı, Schwab romantik şairleri; eserlerinde, ortaçağ şövalyelik dünyasının dindarlık ve kahramanlığına öykünmüşlerdir.Bu şairlerin başlıca gayesi; geçmişte kalmış tarihi eserleri, halk arasında hala yaşayan şarkıları ve efsaneleri ortaya çıkarmaktı.Uhland da, geçmişin değerlerini ortaya çıkarırken; halkın sesine kulak vermiş, böylelikle, şiirlerinde gerçek tonu bulmuştur.Heinrich Heine, Uhland’ın şiirlerini okuyunca; eski zamanlardaki, şövalyeleri geleneklerine bağlı soylu kadınları, kuzeyin kahramanlarını anımsayıp, o günlere özlem duyduğundan söz eder.

Uhland’ın asıl şiir yazma dönemi, 1805-16 arasıdır.Ancak, o tarihten 1829’a kadar, fazla eser vermemiştir.1814-16 arası ise, politik şiir yazdığı yazdığı dönemdir.Alman romantizmi ve yurtseverliği, Uhland’ın; yalnızca politik çalışmalarına değil, şiirlerine de esin kaynağı olmuştur.

Uhland’ın liriği; önemli olanın, şairin özelliklerinin fazla olması değil, yaşanan yoğun duygunun ve onu anlatırken kullanılan sözcüklerin uygun olması gerektiğini kanıtlamıştır.Onun şiirleri, karakterine o kadar uygundur ki; bundan sadece, gerçekten hissettiklerini ve ruhen yaşadıklarını kaleme aldığı sonucunu çıkarabiliriz.Uhland, şiiri hiçbir zaman yönetmemiştir.Çünkü, eğer gerçekten isterse, esin perisinin hep geleceğini biliyordu.

Uhland, şiirlerinde, Goethe ve Schiller’in geliştirdiği klasik biçimleri kullanmakla birlikte; kendine özgü, naif ve ince bir üslup benimsemiştir.Friedrich Schlegel’in sapkınlıkları ve ironik tarzı; ona, Novalis’in mistisizmi gibi yabancıdır.Ancak, A.W.Schlegel’in edebiyat tarihi araştırmaları ve konferansları onu çok etkilemiştir.

Goethe, Uhland’ın şiirlerini okuduğunda; bu şiirlerin ona çok hüzünlü geldiğini, bu yüzden de, onun baladlarını yeğlediğini söylemiştir Eckermann’a.Şairin kendisi de, yeteneğinin balad türünde olduğunu biliyordu.Düzyazıya yakın bir şiiri olduğu için, balad ve romans türünde başarılıdır.Şair, ortaçağ türü baladları yeğlemiştir.Çünkü, bunlar; anonim romantik baladdan, tarihi balada bir geçiştir.



Şiirlerinde hep objektifliği aramıştır.Bu yüzden, bir çeşit objektifleştirme formu olan halk şarkılar; Uhland’ın, insani ve şair tarzına uyuyordu.Şarkıları, bugün hala söylenmektedir.Uhland, halkın anlayamayacağı şiirler yazmayı hiçbir zaman düşünmemiştir.Ona göre, şiir ve şarkılar halk içindir.Formun kusursuz yalınlığı, şairliğin en tatlı meyvasıdır.Gündelik bir sözcüğe şiirsel bir büyü kazandırmak, söylenmeyenin anlaşılmasını sağlamak, birkaç yalın sözcükle bir ruh hali yakalamak, onun yaşadığı yüzyılda pek rastlanan bir şey değildi

Kaynakça
-Die Grossen Deutschen Josef Eberle/1960

-Dictionnaire des litteratures Philippe Van Tieghem/1984

-Dictionnaire biographique des Auteurs Laffont-Bompiani/1964

-Le Nouveau Dictionnaire des Oeuvres Laffont-Bompiani/1994

-Encyclopedia Britannica 1911 Edition

-Kindler Neues Literatur Lexikon 1991

-Alman Edebiyatı Burhanettin Batıman
Remzi Kitabevi/1945

-Türk ve Dünya Edebiyatçıları Aziz Çalışlar
Remzi Kitabevi/1987

-Suab Darbesi Selçuk Ünlü
Türk Dünyası Araştırmaları Dergisi
Sayı:21 Aralık 1982

-Ana Britannica Ana Yayıncılık/1986

Büyük Larousse Gelişim Yayınları/1986
yusuf06 Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Spurl this Post!Reddit! Wong this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Konu araçları

Gönderi Kuralları
Kendi yeni konularını düzeltemezsin
Kendi mesaj cevap yazamazsın
Kendi mesaj eklentilerini düzeltemezsin
Kendi mesajlarını düzeltemezsin

BB Kod Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Desteklediklerimiz
Atabb Forum, TVPano Forum, Xyeni


Powered by vBulletin® Version 3.7.3 Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
Design by HTWoRKS
Page generated in 2.15529 seconds with 8 queries Sayfa Boyutu (94412)