Geri Git   Number 1 Forum Group > SERBEST KÜRSÜ > Tartışma Grupları > Çevrecilik

Cevapla
 
LinkBack Konu araçları
Eski 04-06-2006, 10:27 PM   #1 (permalink)
bal650
Super Moderator
 
bal650'ın Avatarı
 
Giriş Tarihi: May 2005
Mesajlar: 15,051
Türkiye'de Göçmen Kuşlar

Türkiye üzerinde bulunduğu toprakların çok özel konumu nedeniyle, doğal zenginlikler açısından da ayrıcalıklı bir yere sahip. Çok sayıda irili-ufaklı akarsuyun şekillendirdiği ülke coğrafyasının çarpıcı özellikleri var: Kıyı şeridinin uzunluğu 8200 kilometre, öte yandan tüm ülkenin ortalama yüksekliği 1100 metrenin üzerinde. Uçsuz bucaksız ladin ve köknar ormanları, biraz güneyde kendilerini bozkır/yarı-çöl iklimine bırakıyor. Çok sayıdaki sulak alanlar, geniş tatlı su bataklıklarından dünyanın en tuzluları arasında yer alan tuz göllerine uzanan çeşitlilikte bir yelpaze oluşturuyor.



Türkiye, bitki örtüsü açısından ılıman iklim kuşağında yer alan en zengin ülkelerden biri. Ülkede bugüne dek saptanabilen bitki türü sayısı 9500, ki bunun üç binden fazlası sadece Türkiye’ye özgü tür. Oysa, tüm Avrupa kıtası florası toplam 12 bin türden ibaret. Memeliler ve deniz canlıları açısından da durum aynı: Nesli dünyada tükenmeye yüz tutmuş Akdeniz Foku’nun Akdeniz’deki en büyük popülasyonu Türkiye kıyılarında.



Bu ülkenin dağlarında 20. yüzyılda Anadolu kaplanı yaşamaktaydı (Unutulmamalı ki kaplanın Latince adı Pantera tigris-yani Dicle). Az sayıda Anadolu parsı belki hâlâ yaşıyor ücra köşelerde. Kurt, boz ayı, yaban domuzu, tilki, çakal, geyik, dağ keçisi gibi daha yaygın memeli türlerinin çok önemli popülasyonlarını barındırıyor Türkiye ovaları, dağları ve ormanları.



Ancak, bu genel flora ve fauna tablosunda Türkiye’yi en vazgeçilmez kılan canlı grubu kuşlar. Ülkenin dağları, ormanları, kıyıları, stepleri, tarım alanları ve sulak alanları Batı Palearktik’te kaydedilen toplam kuş türlerinin yaklaşık yüzde 75’ine karşılık gelen 450’ye yakın türe ev sahipliği yapıyor. Üstelik bunların 23’ü nesli dünya ölçeğinde tehlike altında olan çok nadir türler. İlkbaharda Afrika-Avrupa yönünde, sonbaharda ise ters yönde gerçekleşen büyük göçlere katılan milyonlarca kuşun büyük bölümü Anadolu toprakları üstünden uçuyor. Çünkü Anadolu, kuşlar için denizler üzerindeki büyük bir köprü konumunda. Bu göç, özellikle İstanbul ve Çanakkale Boğazları’nda ve Doğu Karadeniz vadilerinde yoğunlaşıyor.



Dünyanın herhangi bir ülkesinden gelen doğasever için Türkiye eşi bulunmaz güzellikler ve heyecanlar sunan bir ülke. Düşünün bir kez, İstanbul gibi büyük bir kentte göğe baktığınızda dakikalar boyu sürebilecek ve on binlerce leylek ya da kartalın gerçekleştirdiği göçe tanık olabilirsiniz. Bu tecrübeyi yaşamak için en uygun zaman Nisan-Mayıs ve Ağustos-Eylül ayları. Özellikle, Çamlıca ve Sarıyer tepeleri sizi kuşlara daha çok yakınlaştıran çekici noktalar. Bir not; otuz yıl önce yapılan bir araştırmada sonbaharda iki ay boyunca İstanbul üzerinde 350 bine yakın leylek sayılmış.



Türkiye’ye ilk kez gelen bir kuş gözlemcisinin turu, eğer bu aylara denk geliyorsa mutlaka İstanbul’da başlamalı ya da bitmeli. Sonrası? Özellikle çok sayıda sulak alan göze çarpıyor ve bunlara ulaşmak hiç de zor değil. İstanbul’a sadece iki buçuk saatlik mesafede bulunan, Bandırma yakınlarındaki Türkiye’nin ilk milli parklarından Kuşcenneti Milli Parkı, Kuş Gölü (diğer adıyla Manyas Gölü) kıyısında küçük bir söğüt ormanından ibaret. Ancak bu küçücük alanda yaşayan kuşların sayısı şaşılacak derecede yüksek. Söğütlüklerde yuva yapan büyük kuş türleri kaşıkçı, alaca balıkçıl, gece balıkçılı, küçük ak balıkçıl, gri balıkçıl, çeltikçi, karabatak ve küçük karabatak. Nesli dünya çapında tehlike altında olan tepeli pelikanlar bu alanda insan eliyle yerleştirilmiş platformlarda yuva yapıyorlar. Mayıs ya da Haziran ayında Kuşcenneti’ndeki gözlem kulesine mutlaka gelin.



Ege kıyılarında ise özellikle iki delta büyük dikkat çekiyor. İzmir’in sadece 25 kilometre kuzeybatısında körfez girişinde yer alan İzmir Kuşcenneti (diğer adları Gediz Deltası ya da Çamaltı Tuzlası) barındırdığı flamingo kolonileri ile ünlü. Burada ziyaretçiler için gezi parkurları ve gözlem kuleleri var. İlkbahar ya da yazın bir hafta sonunu bu bölgede geçirmeniz size çok şey kazandırır. İzmir’in daha güneyindeki Büyük Menderes Deltası, Ege Bölgesi’nin en büyük ve kuşlar açısından en önemli deltası. Güneşli bir ilkyaz sabahı erkenden deltanın kuzey kıyılarına yapacağınız ziyarette karşılaşabileceğiniz manzaralar unutulacak gibi değil. Durgun sular üzerinde tek hareketlilik flamingolarda, balıkçıllarda ve pelikanlarda. Tabii bir de yüzyıllardır aynı geleneksel yöntemler ile avlanan balıkçılarda. Delta gezisini takiben antik Milet ve Priene kentlerini ziyaret edebilirsiniz. Tarihi güzellikleri bir yana, bu antik kentleri henüz kuşlar terk etmedi. Bol bol ötücü kuş görme imkânı var.



Akdeniz kıyısındaki Göksu Deltası bugüne dek Türkiye’de en çok kuş türünün görüldüğü alan. 331 kuş türü saptanmış yapılan gözlemlerde. Bu eşi az bulunur zenginlikteki delta, yılın her döneminde farklı ve ilginç kuşlara ev sahipliği yapıyor. Ak kuyruklu kartal, şah kartal, büyük orman kartalı gibi nadir ve çok büyük yırtıcı kuşlar, kış aylarında turnalar ve farklı türlerden on binlerce ördekle birlikte mesken tutar deltayı. Üreme zamanında ise deltada yuva yapan dikkuyruk, yaz ördeği ve saz horozu burayı dünya çapında dikkat çeken bir sulak alan yapmaya yetiyor.



İrili ufaklı çok sayıda gölün bir arada bulunduğu Göller Bölgesi, Ege, Akdeniz ve İç Anadolu bölgelerinin ortasında yer alıyor. Burada Türkiye’nin en büyük doğal tatlı su gölleri olan Eğirdir ve Beyşehir gölleri var. Buna karşın sodalı ve tuzlu olanlar var: Burdur Gölü, Acıgöl. Bu sulak alanlar özellikle kış aylarında barındırdıkları yüz binlerce ördekle dikkat çekiyor. Bunlardan en önemlisi dikkuyruk: Burdur Gölü bazı yıllarda kışın tek başına bu kuşun dünya popülasyonunun yüzde 70’e yakınını barındırıyor.



Bir diğer büyük sürpriz İç Anadolu’da. Kurak ve bozkırlarla kaplı bir bölge olmasına karşın, İç Anadolu bir sulak alanlar cenneti. Eskiden deniz olan bu bölge Toros Dağları’nın oluşması sonucunda zamanla bugünkü halini almış. Bölgenin en çukur yerinde kalan, denizden arta kalan son parça olarak niteleyebileceğimiz Tuz Gölü, dünyanın en tuzlu göllerinden ve bu özelliği nedeniyle çok büyük sayıda flamingoya ev sahipliği yapıyor.



Karadeniz Bölgesi yemyeşil ormanlarla kaplı sarp dağları ile meşhur. Doğu Karadeniz dağlarının ıssız ve kuytu köşeleri huş tavuğu ve urkeklik gibi nadir türlere ev sahipliği yapıyor. Zoru seven kuş gözlemcileri için biçilmiş kaftan bu dağlar.



Dağlar ve yüksek platolarla kaplı Doğu Anadolu ve bereketin simgesi iki nehir (Fırat ve Dicle) ve kollarının şekillendirmesine karşın yarı-çöl özellikleri gösteren Güneydoğu Anadolu’nun her bir köşesi başka sürprizlerle dolu. Kuşlar açısından ülkenin bu en az bilinen bölgelerine yapılacak bir seyahatte Kafkasların, Hazar’ın, Ortadoğu’nun ve Batı Asya’nın çok sayıda nadir türüne rastlamak mümkün. Nesli dünya ölçeğinde tehlike altındaki boz kirazkuşu, doğu kirazkuşu, boz alamecek, çöl serçesi, büyük kaya sıvacıkuşu, dağ mukallidi gibi ötücüler bunlara sadece birkaç örnek. Bir kuş gözlemcisi böyle sürprizlerden başka daha ne isteyebilir ki? Fırat’ın üzerindeki Birecik’te ise bugün sadece, kafeslerde yetişmiş olan "evcil" kelaynakları görmek mümkün.
bal650 Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Spurl this Post!Reddit! Wong this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Faydalı Linkler
Cevapla

Konu araçları

Gönderi Kuralları
Kendi yeni konularını düzeltemezsin
Kendi mesaj cevap yazamazsın
Kendi mesaj eklentilerini düzeltemezsin
Kendi mesajlarını düzeltemezsin

BB Kod Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Powered by vBulletin® Version 3.7.2 Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0 RC7
Design by HTWoRKS
eXTReMe Tracker
Page generated in 0.10213 seconds with 8 queries Sayfa Boyutu (44330)