|
||
|
|||||||
| Anket Sonuçlarını Görüntüle: GLOBAL BİR KRİZ CIKACAK MI? | |||
| EVET |
|
16 | 44.44% |
| HAYIR |
|
7 | 19.44% |
| HERGÜN ZATEN KRİZİN İÇİNDEYİZ |
|
13 | 36.11% |
| BİLMİYORUM BANANE BEN İŞİME BAKARIM ZATEN POZİSYONUMDA PARAMDA YOK YESİNLER BİRBİRLERİNİ |
|
0 | 0% |
| Oylayanlar: 36. Bu anket üzerinde oy veremezsiniz | |||
![]() |
|
|
LinkBack | Konu araçları |
|
|
#226 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Oct 2007
Mesajlar: 2,183
|
İlgi: *** Gazmanbabanin Seyir Defteri ***
Yenileme-fed/plosser: "faiz Oranlari Indirilmeden De Ekonomi Büyüyebilir"
Abd Merkez Bankasi Philadelphia Eyaleti Başkani Charles Plosser Ekonominin Faiz Indirimleri Olmadan Da Toparlanabileceğini Söyledi. Plasser Açiklamasinda, Abd Ekonomisinin Yilin Ikinci çeyreğinde Olasi Yeni Faiz Arttirimlarinin Etkisi Olmadan Da Hatiri Sayilir ölçüde Artabilceğini Vurguladi. Başkan, Enflasyon Tehlikesinin Altini çizerken Fed'in Enflasyon Risklerini Aşmak Için Faiz Arttirimina De Gidebileceğini Belirtti. Plosser'in Yorumlari Enflasyona Odaklanilmasi Gerektiğini Savunduğuna Ve Yeni Faiz Indirimlerini Desteklemeyebileceğine Yönelik Sinyal Olarak Algilandi. Plosser, Fomc'nin 10 Politika Kurulu üyesinden Biri. *** Ibs Haber Merkezi *** (08/01/2008 - 15:30:58) |
|
|
|
| Faydalı Linkler |
|
|
#227 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Oct 2007
Mesajlar: 2,183
|
İlgi: *** Gazmanbabanin Seyir Defteri ***
Blackrock/doll: "abd Hisseleri 2008 Boyunca Yeni Tarihi Zirveleri Görebilir"
Yatirim Kuruluşu Blackrock'un Küresel Hisse Senetleri Cio'su Bob Doll, Abd Hisse Senetlerinin 2008 Yilinda Yeni Zirveleri Görmesinin Beklendiğini Bildirdi. Doll Bununla Birlikte Yaptiği Yorumun Senetlerin Yil Sonuna Yükselişle Ulaşacaklari Anlamina Gelmediği Uyarisinda Bulundu. Cio, Finans Sektöründeki Ne Zaman Yükseliş Olacağina Ilişkin Olarak Ise, "bu Soruyu Sormayi Biraktiğimiz Zaman" Yanitini Verdi. Subprime Bağlantili Kayiplarin Sonunun Henüz Bilinmediğini Vurguladi. Doll, Abd Ekonomisinin Resesyon Tehlikesini Aşacağina Inandiğini Da Vurguladi. *** Ibs Haber Merkezi *** (09/01/2008 - 13:33:43) |
|
|
|
|
|
#229 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Oct 2007
Mesajlar: 2,183
|
İlgi: *** Gazmanbabanin Seyir Defteri ***
DUPONT, 2007 KARININ 'ÜST SINIRDA' OLDUĞIUNU AÇIKLADI, 2008 BEKLENTİLERİNİ YÜKSELTTİ
ABD'NİN EN BÜYÜK ÜÇÜNCÜ KİMYA ŞİRKETİ DUPONT, 2007 YILI KARININ DAHA ÖNCE AÇIKLANAN TAHMİN DÜZEYİNİN 'ÜST SINIRINDA' OLDUĞUNU AÇIKLADI. KURULUŞTAN YAPILAN AÇIKLAMADA 2007 KARININ 3.15-3.20 DOLAR DÜZEYİNDE OLMASININ BEKLENDİĞİ VURGULANDI. ŞİRKET AYRICA 2008 YILI KAR BEKLENTİSİNİ DE 3.31-3.52 DOLAR SEVİYESİNDEN 3.35-3.55 DOLAR DÜZEYİNE YÜKSELTTİ. *** IBS HABER MERKEZİ *** (09/01/2008 - 14:20:40) ayhan ben tıklayamıyorum sakın gaddar duymasın tıklayabildiğim zaman hemen tıklıyorum yaşlılıktan herhalde ![]() |
|
|
|
|
|
#232 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Oct 2007
Mesajlar: 2,183
|
İlgi: *** Gazmanbabanin Seyir Defteri ***
Yenileme-goldman Sachs: "abd'de 2008'de Resesyon Olacak, Faizler % 2.5'e Inecek"
Uluslararasi Yatirim Bankasi Goldman Sachs Abd Ekonomisinde 2008 Yilinin Ikinci Ve üçüncü çeyreklerinde Negatif Büyüme Göstermesinin Beklendiğini Bildirdi. Iki çeyrek üst üste Negatif Büyüme Reresyon Anhlamina Geliyor. Kuruluştan Mail Yoluyla Açiklanan Strateji Notuna Göre, ülke Ekonomisi 2008 Yilinin Toplaminda Ise % 0.8 Düzeyinde Büyüyecek. önceki Ta0hminlerde Bu Oran % 1.8 Düzeyindeydi. Kuruluştan Yapilan Açiklamada Ayrica Abd Merkez Bankasi'nin Faiz Oranlarini Yil Ortasina Kadar % 3'e, Yil Sonu Itibariyla Da % 2.75'e Indirmesinin öngörüldüğü Vurgulandi. Abd Faiz Oranlari Halihazirda % 4.25 Düzeyinde Bulunuyor. *** Ibs Haber Merkezi *** (09/01/2008 - 15:04:39)
__________________
SÖZ KONUSU VATAN İSE GERİSİ TEFERRUATTIR... |
|
|
|
|
|
#235 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Oct 2007
Mesajlar: 2,183
|
İlgi: *** Gazmanbabanin Seyir Defteri ***
"..Seni beklediğim kadar!.."
Üniversiteli delikanlı Kolejli kıza bir voleybol maçında rastladı. Okul salonundaydı maç. Tribünsüz, minik bir salon.. Seyircilerle, oyuncular arasında, sahanın çizgisi vardı sadece.. O kadar yakındılar.. Delikanlı, bu tatlı, bu güzel, bu dünyalar şirini kızı ilk defa görüyordu takımda.. Hoşlandığını, fena halde hoşlandığını hissetti. Az sonra bir şeyi daha hissetti. Uzun zamandan beri maçı değil, o güzel kızı izlediğini.. Kız servis atarken hemen önünden geçti. Göz göze geldiler.. Kız gülümsedi.. Delikanlı, çok popülerdi o yıllarda.. Kız onu tanımış olmalıydı. Kimbilir, belki kız da ondan hoşlanmıştı.. Belki de delikanlı öyle olmasını istediği için ona öyle gelmişti.. Set değişip, takım karşıya gidince, delikanlıda yerini değiştirdi, oda karşıya gitti.. Üçüncü sette tekrar eski yerine döndü.. Kızda gidiş gelişleri fark etmişti galiba.. Bir defa daha gülümsedi. Manidar.. "Anladım" der gibi bir gülümseyişti bu.. Delikanlı o hafta boyu hep bu dünyalar şirini kızı düşündü.. Pazar günü, sabahın köründe kalktı, erkenden oynanacak maçı, ne maçı canım, o dünyalar şirini kızı görmek için.. Delikanlı artık kızın hiçbir maçını kaçırmıyordu.. Dahası.. Ankara Koleji'nin her dağılış saatinde, okul civarında oluyordu, onu bir kez daha görmek için.. Karşılaştıklarında, hafif çok hafif bir gülümseme, çok minik bir baş eğmesi ile selamlaşır olmuşlardı.. Bir defasında, yaptığına sonra kendiside günlerce güldü.. O gün gene tesadüfmüş gibi, okul dağılımı kızın karşısına çıkmış, gülümseyerek selamlamış, sonra arka sokaklara dalıp, yıldırım gibi koşarak, bir blok ötede gene karşısına çıkmıştı.. Kız bu defa, iyice gülmüştü.. Karşısında, sözüm ona ağır ağır yürüyen, ama nefes nefese delikanlıyı görünce.. Delikanlı, voleybol takımının kaptanını iyi tanıyordu. Arkadaştılar. Sonunda bütün cesaretini topladı, kaptana açıldı.. O kızdan fena halde hoşlanıyordu. Galiba kız da ona karşı boş değildi. Bir yerde, bir şekilde tanışmaları gerekiyordu.. O zamanlar, bu işler böyle oluyordu çünkü.. Kaptan, "Tabii" dedi.. "Bu hafta sonu güzel bir konser var. Biz onunla gitmeye karar vermiştik zaten. Sende gel. Hem konseri birlikte izleriz, hem de tanışırsınız.." "Mutluluk işte bu olmalı"diye düşündü delikanlı.. "Mutluluk işte bu.." Ve konser gününe kadar geceleri hiç uyuyamadı.. Konser gününü de hiç ama hiç unutmadı.. O ne heye candı öyle.. Konserin verildiği sinemanın kapısında tanıştılar.. El sıkıştılar.. O güzel ele dokunduğu anı da hiç unutmadı delikanlı.. Kaptan, salona girdiklerinde, ustaca bir manevra daha yaptı. Delikanlı ile dünyalar şirini kız yan yana düştüler. İnanamıyordu delikanlı.. Onunla nihayet yan yana oturduğuna, onun sıcaklığını hissettiğine, onun nefesini duyduğuna inanamıyordu.. Biraz önce tanışırken tuttuğu el, bir karış ötesinde öylesine duruyor, delikanlı, sahnede dünyanın en romantik şarkısı söylenirken ki, o an dünyanın bütün şarkıları dünyanın en romantik şarkısıydı ya, o eli tutmak için öylesine büyük bir arzu duyuyordu ki içinde.. Ama uzatamıyordu işte elini.. Her şey böyle iyi giderken, yanlış bir hareketle, onu ürkütebileceğinden, incitebileceğinden öylesine korkuyordu ki.. Sonunda dayanamadı, sanki kolu uyuşmuş gibi, uzandı.. Kolunu kızın koltuğunun arkasına koydu.. Kızın omuzuna değil.. Koltuğun üzerine.. Sonra kız arkaya yaslandı.. Bir kaç saç teli, delikanlının elinin üzerine dokundu.. Kalbi yerinden fırlayacak gibi atıyordu artık genç adamın.. Dünyalar şirini kızın saçları eline dokunuyordu çünkü.. Konserden çıkarken, kız, şakalaştı.. "Sizi her maçımızda görüyoruz. Alıştık neredeyse.. Yarın Adana'da maçımız var.. Gözlerimiz sizi arayacak.." Hayır, aramayacaktı.. Delikanlı o anda kararını vermişti çünkü.. Cebinde onu otobüsle Adana'ya götürüp getirecek, hatta öğle yemeğinde bir de Adana kebap yedirecek kadar para vardı.. Gece yarısı kalkan otobüse bindi.. Sabah erkenden Adana'ya indi. Maç saatine kadar başı boş dolaştı. Salona erkenden girdi, en ön sıraya tam servis köşesine en yakın yere oturdu.. Takımlar sahaya çıkarken, salondaki en heyecanlı seyirci oydu. Maç falan değildi sebep tabii.. İlk sette kız farkında bile değildi onun.. Nerden olsundu ki.. İkinci sette öbür tarafa gittiler.. Döndüklerinde, üçüncü sette kız farketti delikanlıyı..Yüzünde çok ama çok şaşkın bir ifade, biraz mutluluk, birazda gurur vardı sanki.. Ankara'nın hele Kolej'de çok popüler bu delikanlısının onun için ta oralara geldiğini bilmenin gururu.. Maç bitti. Kız soyunma odasına, delikanlı garajlara gitti. Tek kelime konuşmadan.. Konuşmaya gelmemişti ki.. Kız "Keşke orada olsaydın" demişti. O da olmuştu işte.. Hepsi o.. Ona o kadar çok şey söylemek istiyordu ki aslında.. Bir gün üniversite kantininde gazete okurken, iç sayfalarda bir şiire rastladı. Daha doğrusu bir şiirden alınmış bir dörtlüğe.. Söylemek istediği herşey bu dört satırda vardı sanki.. Bembeyaz bir karta yazdı o dört satırı.. Öğleden sonrayı zor etti, Kolej'in önüne gitmek için.. Kızın karşıdan geldiğini gördü. Ko- şarak yanına gitti. "Bu sana" diye kartı eline tutuşturdu ve kayboldu ortadan, kız, Necip Fazıl'ın dizelerini okurken.. "Ne hasta beklerdi sabahı Ne taze ölüyü mezar Ne de şeytan bir günahı Seni beklediğim kadar!.." Ertesi gün öğleden sonra, tarif edilemez heyecanlar içinde Kolej'in önündeydi gene.. Kız karşıdan geliyordu.. Bu defa yanında arkadaşları yoktu. Yalnızdı.. Yaklaştığında işaret etti delikanlıya.. Gözlerine inanamadı genç adam.. Onu yanına mı çağırıyordu yoksa.. Evet, çağırıyordu işte.. Kalbinin duracağını sandı yaklaşırken.. "Sana bir şeyler söylemek istiyorum" dedi kız.. O da heyecanlıydı, belli.. "Bak iyi dinle.. Dünkü satırlar için çok te- şekkürler.. Herhalde hissettin, ben de senden hoşlanıyorum. Ama senden evvel tanıdığım birisi daha var. Ondan da hoşlanıyorum ve henüz karar veremedim, hanginizden daha çok hoşlandığıma.. Ve de şu anda, onu terketmem için bir sebep yok." "O zaman karar verdiğinde ve de eğer seçtiğin ben olursam, hayatında başka kimse olmazsa, ara beni" dedi, delikanlı ikiletmeden.. Ayrıldı kızın yanından.. Bir daha voleybol maçına gitmeden, bir daha okul yolunda önüne çıkmadan.. Bir daha onu hiç görmeden.. Yıllarca sonra Levent'in söyleyeceği şarkıdaki Sezen'in sözlerini o, o zaman biliyordu sanki. Aşk onurlu olmalıydı.. Günlerce, haftalarca, aylarca bekledi.. Tıpkı, kıza verdiği o dörtlükteki gibi bekledi.. Hastanın sabahı, şeytanın günahı beklediği gibi bekledi.. Heyecanla bekledi. Hırsla, arzuyla bekledi. Umutla, umutsuzlukla bekledi. Bazen öf***le bekledi.. Ama bekledi.. Başka hiç kimseye bakmadan, başka hiç kimseyi bulmadan bekledi. Bir gün bir şiir antolojisinde şiirin tamamını buldu.. İki dörtlüktü şiir aslında.. İlki kıza verdiği.. Bir ikinci dörtlük daha vardı o kadar.. O dörtlüğü de bir kartın arkasına dikkatle yazdı.. Cebine koydu.. Bekleyiş sürüyor, sürüyordu.. Okullar kapandı, açıldı.. Aylar, aylar geçti.. Birgün delikanlı kızı aniden karşısında gördü.. "Günlerdir seni arıyorum" dedi kız. "Günlerdir seni arıyorum. İşte sana haber.. Artık hayatımda hiç kimse yok!.." "Yaa" dedi delikanlı.. "Yaa" dedi sadece.. Kalbi heyecandan ölesiye çarparken, aylardır ölesiye beklediği an gelip çatmışken, ağzından sadece bu ses çıkmıştı.. "Yaaa!.." Cebinde artık iyice eskimiş kartı uzattı kıza.. "Sana bir şiirin ilk dörtlüğünü vermiştim ya bir gün" dedi.. "Bu da sonu onun.." Sonra yürüdü gitti, arkasına bile bakmadan.. Kız ikinci dörtlüğü oracıkta okurken.. "Geçti istemem gelmeni Yokluğunda buldum seni. Bırak vehmimde gölgeni Gelme artık neye yarar!.." Aradan yıllar, çok ama çok uzun yıllar geçti. Delikanlı bugün hala düşünüyor.. O uzun, çok uzun bekleyiş mi öldürmüştü aşkını?. Ya da beklerken, ölesiye beklerken hayalinde öylesine bir sevgili yaratmıştı ki, artık yaşayan hiç kimse bu hayali dolduramazdı.. O sevgilinin kendisi bile.. Hayalindekini canlı tutmak için mi, canlısını silmişti yani?.. Ya da.. Ya da.. Bir şiirin romantizmine mi kapılmış, bir delikanlılık jesti uğruna, mutluluğunun üzerinden öylece yürüyüp gitmişti, acaba? Delikanlı bu soruların yanıtını bugün hâlâ bilmiyor.. Bilmediğini de en iyi ben biliyorum.. Çünkü, delikanlı.. ..bendim!.. HINCAL ULUÇ 16/05/2004
__________________
SÖZ KONUSU VATAN İSE GERİSİ TEFERRUATTIR... |
|
|
|