|
||
|
|
#3776 (permalink) | |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Oct 2007
Mekan: ne önemi var bu dünyada misafiriz
Mesajlar: 17,090
|
İlgi: Mayıs geldi çattı, tayfa palayı çatlattı
Alıntı:
|
|
|
|
| Faydalı Linkler |
|
|
#3777 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Oct 2007
Mekan: ne önemi var bu dünyada misafiriz
Mesajlar: 17,090
|
İlgi: Mayıs geldi çattı, tayfa palayı çatlattı
Dikkat, susuz yaz kapıda!
Özlem Güvemli - Zeynep Şahin / Cumhuriyet Bahar yağmurlarının etkili olmadığı İstanbul’u bu yaz da kurak ve sıcak bir hava bekliyor. Ankara'da Kızılırmak’tan su getirme çalışmaları henüz tamamlanmazken Çamlıdere Barajı’ndaki seviye bir türlü yukarıya çıkmıyor İstanbul’da kurak geçen 2007 yılının mayıs ayında barajların doluluk oranı yüzde 48.54 iken bu yıl oran yüzde 41.47’ye kadar düştü. Meterolojik tahminlere göre geçen yaza oranla daha kurak ve sıcak bir havanın yaşanacağı İstanbul’da su sorunu artık daha kritik bir seviyede. İSKİ’nin verilerine göre geçen mayıs ayında 402 milyon metreküp olan su miktarı şu an 360 milyon metreküp civarında bulunuyor. İTÜ İnşaat Fakültesi Hidrolik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhan Avcı, geçen yıl haziran ayına girilirken barajların doluluk oranının yüzde 50 civarında olduğunu anımsatarak, “Geçen yıl bu oranlarla ipten dönmüştük. Bu yıl da talepte bir değişiklik yok. Daha kritik bir tablo ile karşı karşıyayız” dedi. Avcı, İstanbul’un barajlarına gelecek tek artının Melen olduğunu ancak oradan gelecek suyun da günlük kişi başına bir kova kadar olduğunu söyledi. Melen Projesi’nde yapılması gereken barajın ve ikinci boru hattının yapılmadığına dikkat çeken Avcı, “İstanbul’un kurak döneminde Melen’de de su olmuyor. Melen kış döneminde zengin su potansiyeline sahip. Ancak burada baraj yapılmadığı için kışın bu su stoklanmıyor. İstanbul’un su stok alanı yok. Terkos Barajı kullanılıyor stok yapmak için ama artık onun da kapasitesi yetmiyor. Terkos’un kapasitesinin arttırılması için bir çalışma var ancak henüz bitirilemedi” diye konuştu. SICAK VE KURAK BİR HAVA Meteoroloji Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Adil Tek, İstanbul’un barajlarındaki su miktarının kente yetecek seviyede olduğunu ancak kenti yağışsız ve sıcak bir mevsim beklediğini vurguladı. İstanbul’da 1 Eylül-30 Ekim arasında yağışların ortalamanın üstünde gerçekleştiğini, ocak- şubat aylarında ise fazla yağış alınmadığını anlatan Tek, yağışların geçen yıldan kalan boş barajları doldurup aradaki farkı kapatmaya yettiğini söyledi. Bu doluluk oranlarının yaz için İstanbul’u idare edeceğini belirten Tek, “Mayıs yağışları normal seyrediyor. Haziran-temmuz-ağustos aylarında yağışlar ortalamanın da altında gerçekleşecek. Yaz mevsiminde sıcak hava dalgaları etkili olacak. Sıcak havanın etkisi ile oluşan buharlaşma barajlardaki doluluk oranlarını etkileyecektir” dedi. BAŞKENTTE ÖLÜ HACİM Başkent Ankara da, “su kesintisi tehlikesi olmayan ama yasakların ve tassarruf önlemlerinin uygulanacağı” bir yaza hazırlanıyor. Çamlıdere Barajı, bir türlü “ölü hacim” seviyesinden yukarıya çıkamazken barajların toplam kapasitesi ile bugünkü doluluk oranı arasında “uçurum” bulunuyor. “Umutların bağlandığı”, ancak insan sağlığına zararlı olduğu belirtilen Kızılırmak suyunun başkente gelişi konusundaki çalışmalar henüz bitirilemedi. Ankara Anakent Belediyesi ise “Bir daha bırakılmamak üzere tasarruf” diyor. Ankaralılar, 2007’de susuzluk nedeniyle adeta “kâbus” gibi bir yaz geçirmişti. Kentin göbeğinden yansıyan “çağdışı” görüntüler, tüm Türkiye’yi şaşırtmıştı. Başkentlileri, 2008 yılında bu kez belki su kesintisi tehlikesi olmayan, ama yine “su tasarrufuyla geçecek” bir yaz bekliyor. Ankara Anakent Belediyesi Basın-Yayın Koordinatörü Avni Kavlak, bundan sonra her zaman tasarrufun gerekli olduğunu, başkentlilerin de bu bilinçle su kullanması gerektiğini, Kızılırmak’tan su getirme çalışmalarında 2 hattın tamamlandığını ve buralardan su verme denemelerinin sürdüğünü, 3. hattın ise bitimine kısa bir süre kaldığını söyledi. Kavlak, “Çalışmalar tamamlandığında bir tören düzenleyeceğiz ve bu hatlardan Ankaralılar su almaya başlayacak” dedi. Kavlak, halen Ankara’nın su ihtiyacını karşılayan Çamlıdere Barajı’nın ise uzun süredir olduğu gibi “ölü hacim” olarak tabir edilen seviyede bulunduğunu kaydetti. ARSENİKLİ, SİYANÜRLÜ SU! Önlemlerin aynen devam etmesine ve barajlarda istendiği gibi doluluk yakalanamamasına karşın Ankara’da su kesintisi yapılmayacağının belirtilmesinin nedeni ise Kızılırmak Projesi. Anakent Belediyesi, “Başka hiçbir kaynak olmaksızın, Ankara’nın 15 yıllık su ihtiyacını karşılayacak” dediği ve 125 kilometre uzaktan getirilen Kızılırmak suyu ile başkentlilere, “kesinti eziyetini” bir kere daha yaşatmamayı vaat ediyor. Ancak Ankaralılar, kesinti yapılmasından korktuğu kadar Kızılırmak suyunu kullanmaktan da korkuyor. Nedeni ise uzmanların testlere dayanarak hazırladığı raporlar. Kızılırmak suyunda birçok metalin yanı sıra zehirli özellikleriyle bilinen “arsenik” ve “siyanür”ün de bulunduğunu, ayrıca başta yaşlılar ve bebekler olmak üzere herkesin sağlığını olumsuz etkileyecek oranda yüksek sülfat barındırdığını ortaya koyuyor. Araştırmalara göre, ortalama 4 kişilik başkentli bir aile, tüketim miktarına göre ayda yaklaşık 35-70 YTL’yi dışarıdan su satın almak için kullanıyor.
__________________
|
|
|
|
|
#3778 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Oct 2007
Mekan: ne önemi var bu dünyada misafiriz
Mesajlar: 17,090
|
İlgi: Mayıs geldi çattı, tayfa palayı çatlattı
Yılmaz ÖZDİL/Hürriyet
AKSARAY Baba tarafından Aksaraylıyım. İstanbul Aksaray değil... Plakası olan. Orijinal Aksaray. * Haliyle, telefon üstüne telefon geliyor baba ocağından: "Yeğenim, memleket hastanelik oldu, zahmet edip tek satır yazmıyorsun, ayıptır!" Yazayım... * Binlerce kişi hastanede orada. İshalden. Belli ki, suya kanalizasyon karıştı. * Belediye "spekülasyon" diyor. Valilik psikolojik olduğunu söylüyor. Sağlık Müdürü "grip" teşhisi koydu! * Bakıyorum, belediye seçiminin sonuçlarına... "Ak"saray yüzde 44 oy vermiş "Ak" Parti’ye... Genel seçimin sonuçlarına bakıyorum... "Ak"saray yüzde 64 oy vermiş "Ak" Parti’ye... * Pancarı geberttiler. Haciz yağıyor... Gübreye bindi. Mazota bindi. Tarlalar sürülemiyor. İzlenen IMF politikalarının en büyük mağdurlarından biridir, Aksaray. * Ama önce yüzde 44 oy verdiler, sonra, izlenen politikaları o kadar beğendiler ki, verdikleri oyu yüzde 64’e çıkardılar... Şimdi, hastanede ağlıyorlar. * Dolayısıyla, teşhisim şu: "İdrak" yolları enfeksiyonu olabilir! Bi de ona baktırın
__________________
|
|
|
|
|
#3779 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Oct 2007
Mekan: ne önemi var bu dünyada misafiriz
Mesajlar: 17,090
|
İlgi: Mayıs geldi çattı, tayfa palayı çatlattı
4.4 milyon genç, ne çalışıyor ne de okuyor"
Ankara Ticaret Odası (ATO), Türkiye'de 4 milyon 422 bin gencin eğitim ve üretimin dışında kaldığını belirtti. ATO'nun, "Gençliğin Hâli" Raporuna göre, Türkiye'de 15 ile 24 yaş arasında, 5 milyon 830 bini kız, 5 milyon 441 bini de erkek olmak üzere 11 milyon 271 bin genç bulunuyor. Bu sayının sadece 3 milyon 425 bini çalışıyor, 3 milyon 424 bini öğrenci olduğu için üretime katılmıyor, 4 milyon 422 bin genç ise ne üretimde ne de eğitimde yer alıyor. Rapora göre, her 100 genç erkekten 23'ü çalışma veya eğitim hayatı içinde yer almazken, bu sayı kızlarda 55'e yükseliyor. 5 milyon 830 bin genç kızdan 1 milyon 508 bini eğitimine devam ederken, 1 milyon 140 bini çalışıyor. Atıl kızların sayısı ise 3 milyon 182 bine ulaşıyor. Atıl gençlerin yüzde 72'si kızlardan oluşuyor. Cinsiyetler arasındaki fark yerleşim yerlerinde de görülüyor. Resmi rakamlara göre yoksulların üçte ikisinin yaşadığı kırsal yerleşim yerlerinde yoksulluğu kıracak olan gençler de atıl durumda bulunuyor. Kentlerde yüzde 37 olan atıllık oranı, kırsal yerleşim yerlerinde, özellikle kızların eğitim dışında kalmaları nedeniyle yüzde 44'e yükseliyor. EĞİTİM OLANAKLARINDAN YOKSUNLUK "İşgücü", iş arayanlarla çalışanlardan oluşuyor. Toplam 836 bin işsiz gençle birlikte işgücünde yer alan genç nüfus 4 milyon 261 bin kişi olurken, 7 milyon 10 bin genç işgücü dışında bulunuyor. Gelişmiş ülkelerde gençlerin işgücü dışında olma nedenlerinin başında "eğitim" gelirken, Türkiye için bu durum geçerli değil. AB ülkelerinde gençlerin yüzde 87'si okudukları için işgücü içinde yer almazken, bu oran Türkiye'de yüzde 49 düzeyinde bulunuyor. AB ülkelerinde gençlerin yüzde 13'ü eğitim olanaklarından yararlanamazken, Türkiye'de gençlerin yarıdan fazlası eğitim olanaklarından yoksun olarak işgücü dışında bulunuyor. CİNSİYETLER ARASI FARK AB ülkelerinde eğitim nedeni ile işgücü dışında kalma oranları erkek ve kızlar arasında fazla farklılık göstermezken, Türkiye'de cinsiyetler arasında uçurum var. AB ülkelerinde 4 puan olan "cinsiyetler arası fark", Türkiye'de 40 puana fırlıyor. Genç erkeklerin yüzde 74'ü eğitim nedeni ile işgücü dışında yer alırken, bu oran kızlarda yüzde 34'e düşüyor. Eğitim, gençlerin işgücü piyasasına girişlerinde kilit rol oynarken, gençlerin önemli bir bölümü eğitimlerini tamamlamadan okuldan ayrılıyor. Avrupa Birliği ülkelerinde gençlerin altıda biri, temel eğitimden sonra okula devam etmezken, Türkiye'de gençlerin yarısı okulu erken terk edenlerden oluşuyor. Değişen işgücü talebi düşük eğitimli gençlerin işgücü piyasasında kendilerine yer bulmalarını zorlaştırıyor. Atıl gençlerin sadece yüzde 19'u işgücü piyasasına girmek için yolları zorluyor. 4.4 milyon atıl gençten 836 bini iş arıyor. Diğerleri geleceklerine yatırım yapmaktan tamamen yoksun bulunuyor. Atıl gençlerin yüzde 14'ünü oluşturan 600 bin işsiz genç, çalışmak istediği halde "umutsuz" olduğu için iş aramıyor. ÇALIŞAN GENÇLERİN YÜZDE 62'Sİ KAYIT DIŞI Yetersiz eğitim gençlerin istihdamda istedikleri şekilde yer almasını da etkiliyor. Çalışan gençlerin yüzde 62'si sosyal güvenceden yoksun olarak çalışırken, kayıt dışılık oranı lise altı eğitimlilerde yüzde 73'e çıkıyor. Çalışan gençlerin büyük çoğunluğunun kayıt dışı küçük işletmelerde geçici işlerde çalışması, işten çıkartılmalarını da kolaylaştırıyor. 836 bin iş arayan gençten sadece 296 bini iş piyasasına ilk kez girecek olanlardan, 540 bini de daha önce bir işte çalışırken işsiz kalanlardan oluşuyor. Çalışırken işsiz kalanların oranı 2006 yılında yüzde 62 iken, 2007 yılında yüzde 65'e yükseliyor. DÖRTTE BİRİ TARLADA ÇALIŞIYOR Gençlerin dörtte biri hiçbir kişisel gelir elde etmeden çalışan ve ekonomik katkıları da tam olarak ölçülemeyen kişilerden oluşuyor. Yani çoğunluğu tarlada olmak üzere, kendi işletmelerinde ücretsiz aile işçisi olarak çalışıyor. İstihdam oranlarını yukarı, işsizlik oranlarını ise aşağıya çekerek işgücü piyasasının problemlerini gölgeleyen ücretsiz aile işçiliği, gençlerin atıllık oranlarında da iyileştirici yönde etki yapıyor. AYGÜN: "GENÇLERİMİZİN EN VERİMLİ ÇAĞLARI BOŞA GİDİYOR"- ATO Başkanı Sinan Aygün yaptığı açıklamada, Türkiye'nin 4.4 milyon gencine ne iş ne de eğitim olanağı sağlayabildiğini belirterek, "Gençlerimizin en verimli çağları boşa gidiyor. Sadece gençlerin gelecekleri değil, ülkenin de geleceği kararıyor" dedi. Ailelere bakabilecekleri sayıda çocuk sahibi olmaları önerisinde bulunan Aygün, "Eğer iyi bir gelecek sunamayacaksanız fazla çocuk yapmayın" uyarısında bulundu. Gençlerin önemli bir bölümü atıl iken işgücü piyasasına girmek isteyenlerin işinin de her geçen gün zorlaştığına dikkati çeken Aygün, şunları kaydetti: "2008 Şubat ayı sonuçlarına göre işsizlerin yüzde 32'sini gençler oluştururken, gençlerdeki işsizlik oranı, toplam işsizlik oranının 9.6 puan üstünde gerçekleşerek yüzde 21.2 oldu. Türkiye gençlerinden yararlanamıyor, gençler eğitim ve üretime katılamıyor. Okulda veya çalışma hayatı içinde yer alması gerekirken, evde, sokakta veya kahvehanelerde vakit öldürüyorlar. Gençler için özel politikalar oluşturulmuyor, gençler ile birlikte ülkenin de geleceği kararıyor." (ANKA)
__________________
|
|
|
|
|
#3780 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Oct 2007
Mekan: ne önemi var bu dünyada misafiriz
Mesajlar: 17,090
|
İlgi: Mayıs geldi çattı, tayfa palayı çatlattı
Merkez'in 'kara listesi'ne af geliyor
Zübeyde YALÇIN/ ANKARA SSK ve Bağ-Kur prim borçlarının faizlerine af getiren hükümet, mali sıkıntıya düşüp kredi kartı borcu, karşılıksız çek ve senet nedeniyle Merkez Bankası'nın kara listesine girenleri de kurtarmaya hazırlanıyor. AKP'li bazı milletvekilleri Başbakan Tayyip Erdoğan ile yaptıkları görüşmelerde "mali sicil affı" konusunu gündeme getirdi. Erdoğan, sicil affına sarı ışık yakıp, milletvekillerinin grup yönetimi ile konuşmasını istedi. Grubun onayı üzerine bazı milletvekilleri sicil affı ile ilgili hazırlık yapmaya başladı. Giresun Milletvekili Ali Temür'ün bu yönde bir teklif hazırladığı öğrenildi. Teklif yasalaştığında, kredi kartı, tüketici kredisi, karşılıksız çek ya da senet borcu nedeniyle yasal takibe uğrayanlar, bu borçlarını üç ay içinde ödemeleri koşulu ile kara listeden çıkarılacak. Düzenlemeden 1 milyon civarında esnaf, tüccar, işadamı, kart borçlusu, yararlanacak. Mevcut düzenlemelere göre çek, senet, kredi kartı veya tüketici kredisi, karşılıksız çek ya da senet borcu olanlar kara listeye giriyor ve bunlar hiçbir şekilde yeni kredi alamıyor. Borçları ödeseler bile kara listede isimleri kalmaya devam ediyor.
__________________
|
|
|
|
|
#3781 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Oct 2007
Mekan: ne önemi var bu dünyada misafiriz
Mesajlar: 17,090
|
İlgi: Mayıs geldi çattı, tayfa palayı çatlattı
Çiftçiye güvendi, tarımda en büyük "özel" oldu
BARIŞ BEKAR Denizbank, geçen yıl 180 bin çiftçiye 1 milyar YTL'nin üzerinde kredi verdi. En fazla tarım kredisi kullandıran şubeler Edirne, Şanlıurfa ve Anamur oldu. Banka, bu yıl işletme ve tarım bankacılığı kredilerini 3.9 milyar YTL'ye çıkaracak... DENİZBANK, işletme ve tarım bankacılığı kredilerinde geçen yıl 3 milyar YTL'ye dayandı. Banka, böylece 2006 yılına göre söz konusu kredilerde yüzde 70 büyüme sağlamış oldu. Bankacılık sektörü genelinde ise işletme ve tarım bankacılığı kredileri yüzde 20 artış kaydetti... 2007'de kuruluşunun onuncu yılını kutlayan Denizbank, kısa geçmişine karşılık hızlı büyüyen bir banka olarak dikkat çekiyor. 10 yıldır her yıl ortalama yüzde 40 büyüyen banka, halen özel bankalar arasında altıncı sırada yer alıyor...
__________________
|
|
|
|
|
#3782 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Oct 2007
Mekan: ne önemi var bu dünyada misafiriz
Mesajlar: 17,090
|
İlgi: Mayıs geldi çattı, tayfa palayı çatlattı
Yabancılar "net alıcı" oldu
Türk Telekom'un halka arzı borsaya taze para ve yeni yatırımcı girmesini sağladı. Yabancılar 2007 yılı ekim ayından bu yana ilk kez bankacılık hisselerinde net alıcı konumuna geçti. En fazla ilgiyi ise İş Bankası ve Garanti çekti... PİYASALARDA geçen hafta Türk Telekom'un (TT) halk arzının heyecanı yaşandı. Arzla birlikte borsaya 150 milyon YTL yeni para girişi oldu. Yine bu yolla 30 bin civarında yeni borsa yatırımcısı oluştuğu belirtiliyor. Bu da ocak ayından bu yana 150 bin azalan yatırımcı sayısına önemli bir katkı olarak yorumlandı... Yurtdışı borsalarda olumlu hava etkisini sürdürürken, yurtiçinde Merkez Bankası'nın 0.50 puan faiz artırması yabancı çıkışını yavaşlattı. Yabancı yatırımcılar, 2007 ekim ayından bu yana ilk kez bankacılık hisselerinde net alıcı konumuna geçti. UBS Yatırım, yabancıların özellikle İş Bankası ve Garanti'de alım yaptığını, Vakıfbank ve Halkbank'ta ise satış yaptığını açıkladı. UBS Yatırım'a göre bu satışlar, söz konusu iki bankanın özelleştirme süreciyle ilgili ortaya çıkan belirsizlikten kaynaklandı.
__________________
|
|
|
|
|
#3783 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Oct 2007
Mekan: ne önemi var bu dünyada misafiriz
Mesajlar: 17,090
|
İlgi: Mayıs geldi çattı, tayfa palayı çatlattı
Yabancı payı yüzde 70.35'e geriledi
Yatay ve sıkışık bir seyir izlenen borsada yabancı payı yüzde 70.35'e geriledi. Bazı uzmanlara göre, MB'nin faiz artışı Türkiye'nin yabancı yatırımcı nezdindeki cazibesini artırdı... İMKB'DE önceki hafta yüzde 70.92 seviyesinde bulunan yabancı yatırımcı payı, geçen hafta sonu itibariyle yüzde 70.35'e geriledi. Endeksin hafta genelinde 42 bin seviyesinde tutunmaya çalıştığı görüldü. Yabancı payı en yüksek iki hisse geçen hafta da değişmedi. BSH Ev Aletleri yüzde 97.06 ile yine ilk sırada yer aldı. CocaCola İçecek'te yüzde 92.10 olan yabancı payı, Citibank Yabancı ve Deutsche Bank Yabancı'nın alımlarıyla yüzde 92.21'e yükseldi.
__________________
|
|
|
|
|
#3784 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Oct 2007
Mekan: ne önemi var bu dünyada misafiriz
Mesajlar: 17,090
|
İlgi: Mayıs geldi çattı, tayfa palayı çatlattı
Çelebi, Ürdün ve Hindistan'da ihaleye giriyor
ÇELEBİ Holding'in yer hizmetleri veren sivil havacılık şirketi Çelebi Hava Servisi A.Ş. (ÇHS), Ürdün ve Hindistan'da iki büyük ihaleye katılıyor. ÇHS, Ürdün Krallığı'nın başkenti Amman'daki Queen Alia Uluslararası Havalimanı'nda, 7 yıllık süreyi kapsayan yer hizmetleri ihalesine teklif verdi. 2007'de özelleştirilen Queen Alia Uluslararası Havalimanı, bölgenin en önemli ulaşım noktası olması amacıyla yeniden yapılandırılıyor. 2007'de 3 milyon 836 bin yolcu ve 44 bin 998 uçuş hizmeti gerçekleştirilen havalimanının 2010'da 9 milyon yolcu ve 100.000 uçuş kapasitesine çıkması planlanıyor.
__________________
|
|
|
|
|
#3785 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Oct 2007
Mekan: ne önemi var bu dünyada misafiriz
Mesajlar: 17,090
|
İlgi: Mayıs geldi çattı, tayfa palayı çatlattı
Çelik: Prim affı ile ilgili talimatı Başbakan’dan aldım
Süleyman DEMİRKAN/ANKARA Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın, "Benim haberim yok" dediği, muhalefetle ortak önergeyle İstihdam Paketi içine konularak yasalaştırılan "Sürpriz" SSK ve Bağ-Kur prim affı operasyonunun, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın talimatı ile gerçekleştirildiği ortaya çıktı. Çelik’le Unakıtan karşı karşıya Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Unakıtan’ın "Haberim yok" açıklaması için, "Doğru, bu konuyu Bakanlar Kurulu’nda enine boyuna görüşmedik. Ama, bilgilendirilmesi ve talimat alınması gereken yerler belli, bunların gereği yapıldı. Bu tür konuları tartışmaya açarsanız; nasıl gelişeceği belli olmaz. Ödeme dengeleri ile ilgili sıkıntı olabilirdi. Muhalefetin de desteğiyle, hızla yaptık" dedi. Bakan Çelik, Hürriyet’e prim affı getiren düzenlemeyi şöyle anlattı: 45 milyar YTL’lik alacak Bakan Çelik, Hürriyet’e prim affı getiren düzenlemeyi şöyle anlattı: "Şu anda 45 milyar YTL’yi aşmış bir alacakla karşı karşıyayız. Bunun yüzde 46’sı SSK’ya, yüzde 63’ü Bağ-Kur’a ait. 2006’daki son borç yapılandırmasına bakınca, ödeme anında vade farkı uygulaması devam ediyor. Alacak rakamları çok yukarıya tırmandı, 2006 yapılandırmasında memnuniyetsizlikler var. Bu düzenleme yeni dönemdeki 5 puanlık prim indirimini ve İstihdam Paketi’ni tamamlayıcı oldu. 5 puan uygulamada bir yoğunluk istiyoruz. Yeni dönem için beyaz bir sayfa açtık. Bu sayfa hem yasal, hem mali açıdan gerekliydi. SSGSS Yasası da 1.10.2008’de tümüyle yürürlüğe giriyor. Bu düzenleme de aynı döneme denk geliyor. Gerçekten yeni bir dönem açıldı." Affedilen 23.4 milyar YTL Çelik sözlerini şöyle sürdürdü: "Bunun da toplam karşılığı 23 milyar 433 milyon YTL. Üç aylık sürecin ilk iki ayında borçlu mükellefler başvurup hesabını-kitabını yapıp son bir ayda da ödemesini yapacak. Bu süre yeterli bir süre. 30, 45, 60 aya kadar uzayan farklı teklifler de vardı, ama bunlar önceki dönemde denenmiş, bir yerde kırılma yaşanınca ödeme durmuş. Bu yüzdern yeniden başa dönülmemesi için, süreyi kısa tuttuk. Ortada kamunun, devletin kullanamadığı 45 milyar YTL var. Bunun 14 milyar YTL’si Bağ-Kur’da hiç işlem görmeyen dosyalardan oluşuyor. Adam işyeri açmış, kapatmış. Bunların güncellenmesi, sorunların çözülmesi gerekiyor. Belediyeler ve diğer alacaklarımız, devam edenler ve yeni yapılandırma ile üçlü bir taarruz başlatıyoruz. Beyaz sayfaya yaraşır bir sonuç bekliyoruz." İşverenleri tutarlı noktaya çekecek bir dönem başladı ÇALIŞMA ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, ’Oğlumu-kızımı evlendirdim, ödemeyi aksattım, ödeyemez oldum. Bize bir imkan tanısanız, toptan ödesek’ diyen vatandaşlar oldu. Bütün işverenlerinimizi daha tutarlı, dengeli, sorumlu bir noktaya çekecek bir dönem başladı. Bundan sonra kimse prim affı diye gelemeyecek" diye konuştu. Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bağ-Kur’un yeniden yapılandırmaya tabi 13 milyar 543 milyon alacağının 7.3’ü asıl, 6.1’i gecikme zammı ve faizden oluşuyor. SSK’nın 10 milyar YTL’sinin de yarısı prim aslı, yarısı da gecikme zammı ve faiz. İstihdam Paketi ile İşsizlik Fonu’ndan alacağımız para nasıl sosyal yaralara merhem ise bu da istihdam açısından esnafa, işverene bir moral olacak. Örneğin 200 bin YTL borcu olanın 100’ü ana para, geri kalan faiz ve gecikme zammını oluşturan 100’ünü 15’ini ödeyecek, 85’inden kurtulacak.."
__________________ |