|
||
|
|
#1 (permalink) |
|
Co Administrators
![]() Giriş Tarihi: May 2005
Mekan: Samsun
Mesajlar: 13,581
|
Söylencelerin Tükenmeyen Kaynağı Kaz Dağları
Söylencelerin Tükenmeyen Kaynağı Kaz Dağları
İsterseniz Altınoluk'tan, isterseniz Avcılar, Tahtakuşlar, Güre veya Zeytinli'den vurun kendinizi Kaz Dağları'na... Sular, ormanlar ve bulutlar size unuttuklarınızı hatırlatsın. Bilinmeyen ya da bildiğimizi sandığımız Anadolu coğrafyası, her yolculukta gizemini koruyor. Hele bu coğrafya; suların, söylencelerin, bulutların, sevdaların, hüzünlerin, bahar âyinlerinin ve coşkuların kapılarını da aralıyorsa. Anadolu yolları düz, biteviye, çapaksız ve kolay değildir; canhıraş ana yollardan kendinizi kurtarıp, ara yollara saparsanız eğer... Biraz toz toprak, biraz ot, biraz kır çiçeği, biraz nar, biraz elma, incir ve biraz su... Anadolu toprağının gerçeği işte bu ara yollarda saklıdır. Doğanın Çağrısı Edremit Körfezi'nin tuzlu suyunu izleyerek, Altınoluk ile Akçay ve sürgit 'duble yol'un ortasında değilseniz, hemen Kaz Dağları'na doğru sapın: İsterseniz Altınoluk'tan, isterseniz Avcılar, Tahtakuşlar, Güre ve Zeytinli'den... İlk kahvede soluklanın biraz... Sevdayı, düşlerinizi, delice doğayla soluk almayı, tuzlu suları bile çok gören vahşi yapılaşmayı ardınızda bırakmaya çalışın… Ve kendinize geldiğinizde başınızı kaldırın biraz. İnanın dağlar sizi çağıracaktır. Göknarlar, kayınlar, sapsızmeşeler, akçam, karaçam, çınar, yabaneriği ve ıhlamur ağaçları arasından görebilirseniz eğer gökyüzünü, doğayla sevdanız başlamış demektir. Hüsnüyusuf, yumakotu, yabanigül, kenger, ısırgan, kekik, kuşburnu, hünnap, dağçayı, sumak, kişniş, kanaryaotu ve…ve inanın doğada ayırt edebildiklerinizin ötesi, size yaşamı sevdirecektir. Biraz daha yol alın bakalım; tırmanın ara yolları. Nasıl olsa gökyüzünü göremiyorsunuz ağaçlardan! Gözünüz biraz da yerde olsun; orkide, yüksükotu ve damkoruğu'nu gördüğünüzde... Damkoruğu, Sarıkız'ın çiçeği olmalı. Sarıkız'ın bulutlara karıştığı avlu, yumak olmuş yeşili ve mor çiçekleri ile öbek öbek. Albenisi olmayan, hemen kendini ele vermeyen doğanın şöleni… Hızınızı alamayıp bir de yukarılara çıkın, dağların tepesine çiçeklerin peşine takılıp! Şahinderesi, Çifteşelale, Kızılkeçili Çayı, Hasanboğuldu, Sutüven Şelalesi, Yeşilgöl, İsmailoluğu ve Manastır Çayı'nın gizemini de aralamak var bu dağ yollarında. Kanyonlarında kaybolabilirsiniz büyüsüne kapılıp İda Dağı ya da Kaz Dağları'nın… Ve bir de şelalelerin, sularda doğup kayaları kollarına alan ağaçların esrarı sarmalar sizi. Söz verin; beyaz taç çiçekleri ile kanyonu delice kuşatan ormanda kaybolmayacağınıza!.. Aslına bakılırsa, söz vermenin hiç geçerliliği yok! Biz de TRT Ankara Televizyonu'nun gerçekleştirdiği 'Yeşil Barış' adlı belgeselin çekimleri sırasında, yönetmen ve rehber dostlarımıza hep söz verdik. Ama Milli Park'ın göknar ormanında, çiçeklerin arasında, Şahinderesi'nde kaybolmamak bizlere yakışmazdı doğrusu: Hele doğanın büyüsünü ya da İda Dağı ve Sarıkız'ı düşlerken!.. Hele, Homeros "Zeus baba, İda Dağı'ndan hükmeden ulu tanrı" demişse!.. Sarıkız ve Kazlar... Çılbak Baba adlı bir çobanın karısı ölmüştür. Kızını alıp Güre, oradan Kavurmacılar köyüne gelip yerleşir. Birinin yanına çoban girer. Kışlığı Kavurmacılar, baharı ve yazlığı dağlardır. Kızını kimselere bırakamaz, birlikte dağa çıkarlar. Sıkılmasın, oynasın diye ona on iki kaz alır. İda Dağı, göknar ağaçları, mor çiçekli dağ koruğu, lacivertte grileşen bulutlar, Sarıkız ve kazların avlusudur. Çılbak Baba ise dağlardan dönme zamanının geldiğini, koçun boynuzuna dolanan yılandan anlar. Kazlar; gökyüzü, dağ ve sonsuz ovada hiç yerinde duramazlar. Bir gün Bayramiç Ovası'na inerler; tarlaları oyuncak edinirler. Çılbak Baba kızını uyarır; kazlar dışarı çıkmasın diye de taşları tek tek dizerek büyük bir avlu yapar. Sarıkız büyümüş, güzelleşmiştir. Çılbak Baba yaşlanmış ve Hac'ca gitmiştir; kızını bir komşusuna emanet ederek. Köyün delikanlılarının gözdesidir Sarıkız. Çevresinde dolanırlar hep ve dur durak dinlemezler. Ama, hiç yüz vermez kimseye. "Dedim, dedi"den geçilmez ortalık. Dilleri giderek büyür; olmadık sözler yakıştırırlar. Çılbak Baba Hac'dan dönmüştür. Olanlara dayanamaz, dağlara döner... Söylencemiz, iç içe örülü. Ta ki kara bulut dağlara çökünceye değin. Ta ki Çılbak Baba'yı ölüm bir başka tepede beklerken… Sarıkız, on iki kazını alarak babasının avlusuna çekilmiş ve beyaz bir bulut dağa gelip oturmuştur… Kaz Dağları'ndaki bu iki tepeden biri bugün Baba Tepe olarak anılıyor. Kaz avlusunu geçip yamacın ucunda durursanız, ötelerde bir başka tepe daha görürsünüz; Edremit Körfezi'ne ve Baba Tepesi'ne bakan. Yalnızlığını kuşanmış, gökyüzü ile tuzlu sular arasında, taşlarla çevrili, yalın, kutsal bir tepe. Bu tepeden belki bulutlara karıştı Sarıkız. Kazlarının kanatlarında düşlere göç ederek… Sevdalar, Hüzünler, Gelenekler Zeus, Minos uygarlığının Girit'i, Troya ve İda Dağı, ana tanrıça Kibele, Orta Asya, göçler, Toroslar'dan kalkıp gelen tahtacı Türkmenler… Sarıkız'ın yedi konağı. Kaz ayağı simgesi ve üç etek. " İki kaşın arasında gördüm ol mihrabı ben" diyen Pir Sultan Abdal. Bereket ve nazarın simgesi üçgenler... Takılar ve renkler... Ölümü, bezgin bir ağıta çevirmeyen, yaşam ve ölümü aynı çizgide tutan büyük bir gelenek… Ve bu geleneği, sevgiyle, tutkuyla koruyan Türkmenler... Bulutların, göknarların, dağ lalelerinin, gelinciklerin ortasında 'Kırklar Semahı'nı gülümseyerek çalıp söyleyenler... Şiirleriyle, hayırlarıyla gündelik yaşama tat verenler… Her şey doğanın sonsuzluğunda yaratıldı. Sarıkız'ın kaz avlusunda kendiliğinden her bahar açan dağ koruğu gibi. Bugün bu büyük söylenceye sahip çıkan, Anadolu coğrafyasında onun saygın yapısını, yüzlerce yıldan beri aralıksız sürdüren Kaz Dağları'nın gerçek sahipleri için Aşık Nesimi'ye sığınalım: Bir cins koyun vardır, çıkar dağılır Gökte gider, yeryüzünde yayılır Yazın kuzular, güz mevsimi sağılır Sarıkız isminde pîri bilin mi?
__________________
Birleşmek başlangıçtır, Birliği sürdürmek gelişmedir, Birlikte çalışmak başarıdır. |
|
|
|
| Faydalı Linkler |
|
|
#2 (permalink) |
|
Junior Member
![]() Giriş Tarihi: Jul 2008
Mesajlar: 3
|
İlgi: Söylencelerin Tükenmeyen Kaynağı Kaz Dağları
Ey emperyalizm;
Bu topraklarda doğan, ekmeğini yiyen, suyunu içen işbirlikçileri, son zamanlarda fazlasıyla türeyen Artin Ali Kemaller. Size sesleniyorum, Siz bu Kazdağlarını bilmessiniz, bu dağlara farklı pencerelerden bakıyoruz, siz cebinize biz geleceğimize. Ben gerçek Kazdağlıyam, yamacında doğdum, sırtlarında, tepelerinde büyüdüm, derelerinde çimdim, suyunu içdim. Ağacına yıldırım düştü, yangınını söndürdüm. Şimdi sorarım size; Altın aramak için yapacağınız katliama dur deme hakkım var, mı yok mu? Anayasanın 56. maddeside bu hakkı veryior bana. Bu millet Sevr'i kabul etmedi, bu halkta 5177 sayılı yasayı kabul etmiyecek. Sonuçta Köroğlu olmak varsa onuda hiç çekinmeden oluruz. KAZDAĞLI Son Düzenleme madurum1 tarafından 03-07-2008 11:24 AM de yapıldı.. |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Junior Member
![]() Giriş Tarihi: Jul 2008
Mesajlar: 3
|
İlgi: Söylencelerin Tükenmeyen Kaynağı Kaz Dağları
KAZDAĞLI sizlere bugün çok beğendiği ama, Ata'nın son sözleriyle gözleriniz dolacak bir slayt gösterisini paylaşmak istedi. Kazdağlı; sözüne inanılır, yeminine güvenilir, kader arkadaşlarıyla, ilk ölümüne onur ve gururla giden Atamızın, ikinci bir ölümünden kurtarmak için mücadeleye çağrıyor.
İşte önünüzde Kazdağı gerçeği, kazdırmamak için haydi hep beraber el ele. KAZDAĞLI http://www.dosyaupload.net/download....simdioldum.pps ŞİFRE:123456 Son Düzenleme madurum1 tarafından 04-07-2008 05:46 PM de yapıldı.. Sebep: link bozuktu düzelttim |
|
|
|
|
|
#4 (permalink) |
|
Junior Member
![]() Giriş Tarihi: Jul 2008
Mesajlar: 3
|
İlgi: Söylencelerin Tükenmeyen Kaynağı Kaz Dağları
Osmanlı'da vergi toplamaya çıkan ozamanın vergi memuru, at üstünde günlerce köy köy dolaşarak vergi toplar, 10-15 gün evinden, çocuklarından ve kadınından uzak kalırmış. Eve dönerken bir kese kağıdı çerez alır gelirmiş her seferinde. Çocuklarına özlemi ayrı, kadınına ayrı. Eve geldiğinde çocuklarıyla öpüşüp koklaştıktan sonra, aldığı çerezi odaya serpiştirir çocuklarının uzunca bir süre oyanlanmalarını sağlarmış. Daha sonra kadınıyla olan özlemini, hasretini giderirmiş. Bu hikayeyi hep ülkemiz gerçeğine benzetmişimdir. Yıllarca hep önümüze dökülen çereze şükretmek zorunda bırakıldık. Gerisi malum! Devlet bakanı MİR'in dediği gibi, devlet vatandaşını hep yaramaz bir çocuk gibi gördü, etrafına hep çit ördü, çite zarar verenler infaz, hatta yargısız infan edildi. Şimdi çıkardıkları yasalarla özeleştirme adına hepinizin bildiği satışları yaptılar, şimdi sıra geldi ülkenin madenlerine, dağlarına. Çevrede satılırsa bizde satılmış olacağız. Sürdürülebilir yaşam hakkımız elimizden alınıyor, uyanın! Yaşamımızı sürdürmek için en temel haklarımız yok edilecektir.
Yazılarıma karşıt olarak gelen yazılar ve sataşmalar, bilgisi olmayan bilinçsiz kişilerden gelmektedir, veya cebini düşünen ülke içindeki işbirlikçilerden. benim ve çevrecilerin arkasında protestan derneklerinin olduğunu yazanlar oldu. Biz bir avuç gönüllü çevreciyiz. Arkamızda da, önümüzde de biz varız, ama sizin arkanızda anlaşılıyor ki, cemaat liderleri var. Karşıt bildirenlerinde cemaat üyesi olduğunu anlamaktayım. İnsanları cennet-cehennem diye korkutan bu insanlara son sözüm; Önce bu dünyanın cennetine sahip çıkın, biz şuanda onu yapıyoruz. KAZDAĞLI |
|
|
|
![]() |
| Konu araçları | |
|
|