|
||
|
|
#1 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Jan 1970
Mesajlar: 214
|
Abdullah Efendi;)
Abdullah Efendi bir sabah müthiş bir baş ağrısıyla uyanır.İlaç alır geçmez.
Bir iki gün bekler, ağrı devam eder. Doktor çağrılır. Doktor muayene eder, ağrı kesiciler verir, gider. Lakin Abdullah Efendi'nin baş ağrısı artarak sürer. Üstüne üstlük baş ağrısı yanısıra gözleri de yaşarmaya başlar. Başka doktorlar çağrılır... Abdullah Efendi Uşak'ın ileri gelenlerindendir, ağrıyı kesene servet vaat eder. Doktorların hiçbiri ağrıyı durduramadığı gibi sebebini de bulamaz. Ev halkı birbirine karışır, baş ağrısından geceleri uyuyamayan Abdullah Efendi'yi İstanbul'a götürmeye karar verirler. İstanbul'da en iyi doktorlar seferber olur. Röntgenler, beyin tomografileri çekilir, testler yapılır... Görünüşe bakılırsa Abdullah Efendi turp gibidir. Oysa dayanması gittikçe zorlaşan baş ağrısı ve gözyaşları hayatı çekilmez hale getirmiştir. Ağrı kesici iğnelerle zor ayakta duran Abdullah Efendi bu defa da apar topar yurtdışına götürülür. O devirde Amerika değil Isviçre moda, Zürih'e gidilir. Haftalarca hastanede kalınır, onlarca profesör konsültasyon yapar, testler tekrarlanır. Sonuç : Efendi'ye teşhis konulamaz. Artık yerinden kalkamayan Abdullah Efendi'ye ağrı kesici iğneler verilir, altmışlarını süren adamın ülkesine dönüp "dinlenmesi", daha doğrusu son günlerini evinde geçirmesi tavsiye edilir. Abdullah Efendi bitkin, aile perişan. "Kader" denilir, Uşak'a dönülür. Abdullah Efendi yayla evinde bir odaya yatırılır ve ağrı kesici iğnelerle ölümü beklemeye başlar. Bir gün, hastanın ***fi gelsin diye, Abdullah Efendi'nin eski berberi "Berber Mehmet" çağrılır. Berber yataktan kalkamayan Abdullah Efendi'yi traş ederken, adamcağız derdini anlatır ve ölümü beklediğini söyler. Berber Mehmet bir an düşünür. "Beyim" der, "Sakın sizin burnunuzda kıl dönmüş olmasın?" bir bakar, "hah işte" der "kıl dönmüş." Abdullah Efendi'nin şaşkın bakışlarına aldırmaksızın çantasından cımbızı kaptığı gibi kılı çeker. Ev halkı Abdullah Efendi'nin yaylayı ayağa kaldıran çığlığıyla odaya koşar. Berber Mehmet, Abdullah Efendi'nin elinden zor alınır ve cımbızın ucunda tuttuğu yirmi santimlik kılla kapı dışarı edilir. Abdullah Efendi'nin kanayan burnuna pansumanlar yapılır, kolonyalar koklatılır ve yaşlı adam tekrar yatağına yatırılır. Ertesi sabah Abdullah Efendi aylardır ilk defa rahat bir uykudan uyanır. Gözlerinin yaşarması geçmiştir.Baş ağrısından ise eser kalmamıştır. Dönen kılın sinire yürüyüp gittikçe uzayarak dayanılmaz ızdıraplara yol açtığını doktorlar ancak o zaman keşfeder. Çözümün bu kadar basit olabileceği kimsenin aklına gelmemiştir. Sapasağlam ayağa kalkan Abdullah Efendi, Berber Mehmet'i çağırtır ve ona bir servet bağışlar. Şimdi bu gerçek hikayeyi niye anlattık? 1. Berber Mehmet efendilerin fikirleri var, dinlemek gerek. 2. Bazen büyük sorunların çok basit çözümleri olur. 3. Burnundan kıl aldırtmayanların başı çok ağrıyabilir |
|
|
|
| Faydalı Linkler |
![]() |
| Konu araçları | |
|
|
| Desteklediklerimiz | |
| Atabb Forum, TVPano Forum, Xyeni | |