Çarşamba, 03 Ağustos 2005
Sık sık yineleyip duruyor uzmanlar: Güneş'in çoktan "minimum etkinlik" dönemine girmiş olması ve "sunspot" sayısı ve manyetik etkisinin azalması beklenirdi ama durum hiç öyle değil. 2000 yılının sonlarında "zirve" yaptıktan sonra inişe geçmesi beklenen hareketlilik, azalmaksızın sürüyor. Hatta 2004, Güneş'in tarihte bilinen en etkin dönemine sahne oldu.
SOHO resimleri, şu anda da bu eğilimin sürdüğünü gösteriyor. Halihazırda
3 büyük güneş lekesi (sunspot) oluşmuş durumda ve bunlardan 792 numaralı olanı, X-Sınıfı patlamalar yaratmaya aday; diğer ikisi de aynı potansiyeli barındırıyor. Paradigma karşıtı olduğu için akademik çevre tarafından dışlanan bilim adamı
James McCanney, kendi web sitesindeki
son duyurusunda içinde bulunduğumuz günlerde doğrudan güneşin etkisine maruz kalmamayı, mutlaka korunmaya çalışmayı ısrarla öneriyor herkese.
İstanbul'da bile, 5 Temmuz'dan bu yana 30 derecenin altına düşmeyen hava sıcaklığı ve bayıltıcı noktaya varan yüksek nem oranı yüzünden, aklı başında herkes, mümkün olduğunca güneşten uzak duruyordur ama yine de hatırlatmakta yarar gördüm. James McCanney ise Güneş Sistemi'nin yapısal özellikleriyle ilgili "elektrik" merkezli hayli radikal tezlere sahip biri olarak, içinde bulunduğumuz hafta içinde 791, 792 ve 793 numaralı güneş lekelerinin potansiyel patlama olasılığına, Ağustos'un ilk haftasının bitimindeki "gezegen dizilimi"ni de ekliyor ve dünyanın bazı bölgelerinde "sert, olağanüstü hava koşulları" beklenmesi gerektiğini ileri sürüyor. (Bu öngörü daha çok tropik bölgelerle ilgili tabii.) Diğer yandan, uzay istasyonundaki astronotların ciddi risk altında olduklarını vurguluyor. McCanney, tezleri oldukça tartışmalı ve "sivri" bir bilim adamı; bu nedenle katılıp katılmamak ayrı bir konu ama ben yalnızca iletmek istedim. Ayrıntıları
sitesinde bulabilirsiniz.
Ayrıca McCanney yine kendi kişisel sitesinde, son bir hafta içinde medyada yankılanan "10. Gezegen" tartışmasıyla ilgili görüşlerini de dile getirmiş: "Son iki yıl içinde yarım düzine bu tür gök cismi bulduklarını açıkladılar, hepsine de 10. Gezegen diyorlar. Niçin 14. ya da 15. değil de 10. Gezegen demekte ısrarlılar acaba?" sorusunu yöneltiyor McCanney ve "10. Gezegen" adının "aşındırıldığını" söyleyip ekliyor: "Bulunduğu söylenen gezegenlerin tabii ki 'beklenen' 10. Gezegen'le hiçbir ilgisi yok. Amaç kafa karıştırmak."