|
||
|
|
#1 (permalink) |
|
Co Administrators
![]() Giriş Tarihi: Jun 2005
Mesajlar: 9,561
|
Gül: Rum kesimi Annan planını kabul etseydi böyle olmazdı
Gül: Rum kesimi Annan planını kabul etseydi böyle olmazdı
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Annan Planı'nın tüm Birleşmiş Milletler'in (BM) planı olduğunu belirterek, planın BM Güvenlik Konseyi ve Avrupa Birliği (AB) tarafından desteklendiğini vurguladı. Abdullah Gül, ''Eğer Rumlar planı kabul etmiş olsalardı, bugün Türk askeri Ada'da olmazdı'' dedi. Gül, bugün New York'ta Dış İlişkiler Konseyi adlı düşünce kuruluşunda konuştu. KIBRIS Gül, Türkiye-AB ilişkileri kapsamında Kıbrıs ile ilgili bir soru üzerine, kimi AB ülkeleri tarafından Türkiye'nin AB ile müzakere sürecinde Kıbrıs sorunun ''yapay'' bir biçimde ''mazaret'' olarak kullanıldığına dikkati çekti. Gül, Kıbrıs Türkleri'nin Annan Planı'na ''evet'' diyerek iyiniyetli olduklarını kanıtladıklarını, ancak Rumlar'ın plana ''hayır'' dediklerini hatırlattı. Annan Planı'nın, tüm Birleşmiş Milletler'in planı olduğunu vurgulayarak, planın BM Güvenlik Konseyi'nin onayını aldığını, AB tarafından da desteklendiğini hatırlatan Gül, plana ilişkin yapılan referandumdan önce dünya kamuoyunun Ada'daki Türkler'in planı reddetmesini Rumlar'ın ise planı kabul ederek Ada'nın birleşmesini isteyeceklerini sandıklarını, oysa gerçekte bunun tam tersinin olduğunu söyledi. Kıbrıs Rum tarafının, Ada'da geçerli olan anlaşmalara ve ilkelere ters bir biçimde AB'ye girdiğini dile getiren Gül, Rumlar'ın, Kıbrıs sorununu AB'ye taşıdıklarının altını çizdi. Gül, Ada'da niçin bugün Türk askeri olduğunu soran Yunan asıllı ABD'li bir dinleyicinin sorusu üzerine, Türk askerinin Ada'ya, Kıbrıs anlaşmalarından doğan ''garantörlük hakkı '' çerçevesinde Rumlar tarafından zulüm gören Kıbrıslı Türkleri korumak amacıyla girdiğini bildirdi. Gül, Türkiye'nin, Ada'ya giderken diğer garantör ülkeler İngiltere ve Yunanistan'ı da çatışmaları durdurmak ve barış sağlamak üzere beraber hareket etmeye çağırdığını ve Kıbrıs'da 1963 yılından beri BM Barış Gücü bulunduğunu hatırlattı. ''Biz, Ada'yı işgal etmek için oraya gitmedik'' diyen Gül, ''Eğer Rumlar referandumda Annan Planı'na 'evet' deselerdi, bugün Ada'da Türk askeri olmazdı'' diye konuştu. Adada iki ayrı toplum, iki ayrı din ve demokrasi olduğuna işaret eden Gül, ''Biz, Ada'da kapsamlı bir çözümden yanayız'' dedi. Gül, sorunun çözümü ve bir uzlaşmaya varabilmek için çok çaba sarfettiklerini belirterek, Türkiye'nin bu konuda geleneksel siyasetini değiştirdiğini, ancak Rumların planı reddettiklerini belirtirken, birleşmiş bir Kıbrıs, Türkiye ve Yunanistan'ın, bölgede işbirliği yaparak bölgeyi farklı bir duruma getirebileceklerini vurguladı ve ''Türkiye, sorunun çözümünü isteyen taraf. Ancak Papadopulos'un siyaseti hayli farklı'' diye konuştu. 301. MADDE VE HRANT DİNK Gül, gazeteci Hrant Dink'in öldürülmesi ve Türk Ceza Yasası'nın 301. maddesinin yürürlükten kaldırılıp kaldırılmayacağıyla ilgili bir soru üzerine, 301. maddeyi uzun bir zamandan beri değiştirmek istediklerini, bu amaçla hükümetin, Hrant Dink'in öldürülmesinden çok önce bu konuda çalışmalara başladığını ve sivil toplum örgütlerinin görüşlerini aldığını söyledi. Bu çalışmaların hala sürdüğünü belirten Gül, ''Bu maddenin değişmesini istiyorum çünkü, 301. madde bizim reform sürecimizi gölgeliyor'' dedi. Gül, dış dünyanın, sırf bu madde yüzünden sanki Türkiye'de ifade özgürlüğü yokmuş, insanlar düşüncelerinden dolayı cezaevlerine konuluyorlarmış, kitaplar özgürce basılamıyormuş ya da hükümet eleştirilemiyormuş gibi yanlış bir izlenime kapıldıklarını dile getirerek, ''Biz, böylesine bir imajı haketmiyoruz ve bunu değiştirmek istiyoruz'' diye konuştu. Türkiye'de, şiddeti desteklemediği sürece her türlü düşüncenin ifade edilmesinden yana olduklarını ifade eden Gül, aslında hükümet olarak TCK'da olumlu yönde pek çok değişiklik yaptıklarını, ancak bu madde dolayısıyla kimi entelektüel ve yazarlara bazı davaların açıldığını hatırlattı. Gül, Hrant Dink dahil sözkonusu yazarların ya da entelektüellerin hiçbirinin ceza almadıklarını, hapse konmadıklarını, davaların ya düştüğünü ya da hala sürdüğünü anlattı. Aslında Türkiye'nin bu maddeyi AB ülkelerinin yasalarından aldığını, ancak uygulamada kimi sıkıntıların çıktığını belirten Gül, bu maddeyi değiştirmek istediklerini yineledi. Gül, gazeteci Dink'in öldürülmesinden dolayı son derece üzgün olduklarını belirterek, haberi aldıkları zaman Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın hemen katilin bulunması talimatını verdiğini ve zanlının çok kısa bir süre içinde yakalandığını hatırlattı. Gül, binlerce insanın, Dink'in cenazesi için İstanbul'da toplandığını ve cenazeye katılmaları için davet ettikleri Ermeni diasporası ve Ermenistan'dan gelenlerin, gördükleri manzara karşında çok etkilendiklerini vurguladı. GÜL: "KERKÜK KÜÇÜK BİR IRAK, ORADA BARIŞ ÇOK ÖNEMLİ, REFERANDUM SORUNLARI DAHA DA BÜYÜTECEK" Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Kerkük'ün küçük bir Irak modeli olduğunu belirterek, orada barış sağlanmasının çok önemli olduğunu söyledi. Abdullah Gül, Kerkük'te yapılması planlanan referandumun sorunların çözümünü beraberinde getirmeyeceğini, tam tersine sorunları daha da büyüteceğini vurguladı. Gül, bugün New York'ta Dış İlişkiler Konseyi adlı düşünce kuruluşunda "Türkiye, Irak ve Ortadoğu" konulu bir konuşma yaptı. IRAK, KERKÜK VE TERÖR ÖRGÜTÜ PKK Türkiye'nin, Irak'ın toprak bütünlüğüyle siyasal birliğine son derece önem verdiğini belirten Gül, Irak'ta bunun olmaması durumunda gerçek bir kargaşa yaşanacağını söyledi. Kerkük'ün de Irak'ın bir parçası olduğunu belirten Gül, Türkiye'nin Kerkük'te yaşayan Arap, Kürt ve Türkmen kökenli insanların barış içinde yaşamalarını istediğini bildirdi. Kerkük'te yaşayan tüm grupların önce bir plan üzerinde anlaşmaları gerektiğini dile getiren Gül, şu anki demografik yapı temelinde bir referandum yapılmasının sorunları çözmeyeceğine, tam tersine daha da büyüteceğine dikkati çekti. Gül, Kuzey Irak gündeme geldiğinde Türkler ile Kürtler'in sanki birbirlerine karşılarmış gibi yapay bir görüntü yaratıldığını vurgulayan Gül, durumun böyle olmadığını, tarihsel olarak iki halkın birbirlerinin dostu ve akrabası olduğunu anlattı. Geçmişte Saddam rejiminden kaçan Iraklı Kürtler'in Türkiye'ye sığındıklarını ve Türkiye'de 2 yıl kaldıklarını anlatan Gül, Kürt asıllı Iraklı liderlerin de Türkiye'nin kendilerine vermiş olduğu diplomatik pasaportlarla başka ülkelere seyahat ettiklerini hatırlattı. Türkiye'nin, Irak'taki Kürtler'e karşı hiçbir düşmanca hissi olmadığını vurgulayan Gül, Türkiye'nin Kuzey Irak'ın PKK teröristlerinin cenneti duruma dönüşmesini istemediğini bildirdi. "Siz de yanıbaşınızdaki bir komşudan, örneğin Meksika'dan gelebilecek böyle bir tehdite, terörist saldırılara hoşgörü gösterebilir miydiniz?" diyen Gül, şu an dost ve Türkiye'nin pek çok biçimde yardım ettiği bir ülkenin sınırları içinde PKK faaliyetlerinin sürmesini kendilerinin ve Türk kamuoyunun anlayamadığını vurguladı. Gül, Türkiye'nin "Irak'ın siyasal birliğinin, toprak bütünlüğünün korunmasını, Irak'ın komşularıyla barış içinde yaşamasını, mezhepsel şiddetin durmasını istediğini" belirterek, "ABD'nin Irak'taki başarısı, bizim başarımız olacaktır" diye konuştu. AB'YE ÜYELİK SÜRECİ Gül, bir soru üzerine, ABD'ye, Türkiye'nin AB üyeliğine verdiği destekten dolayı teşekkür etti. Hükümetin reform sürecine son derece önem verdiğini vurgulayan Gül, Türkiye'nin, Kopenhag kriterlerini yerine getirdiğini ve ülkedeki standartları yükseltmeyi sürdüreceğini kaydetti. Reform sürecinde hiçbir yavaşlama olmayacağını dile getiren Gül, Almanya'nın AB dönem başkanlığında 3 başlığın daha üyelik müzakerelerine açılacağını hatırlattı. Türkiye'nin, bölgesindeki ülkeler için de bir esin kaynağı olduğunu belirten Gül, Türkiye'nin AB üyelik sürecinin Türk insanına yararlar getirdiğini ve üyelik süreci dışında "alternatif planlar" olmadığını, Türkiye'nin demokrasi ve ekonomik büyüme hedeflerinin her zaman geçerli olacağını söyledi. İRAN İran ile ilgili bir soru üzerine Gül, Türkiye'nin İran ile 1638'deki Kasr-ı Şirin Anlaşması'ndan bu yana sınır sorununun olmadığını, İran'ın, Türkiye'nin komşusu olduğunu vurguladı. İran'ın da Irak'ın bölünmesini istemediğini ifade eden Gül, böyle bir parçalanmanın İran'ın yararına olmayacağını kaydetti. Irak'ın komşu ülkeleri olarak İran, Suriye ve Türkiye'nin Irak'ın siyasal birliğinin korunmasına yardımcı olmaları gerektiğini kaydeden Gül, bu amaçla Türkiye'nin girişimiyle toplanan Irak'a komşu ülkeler toplantısının 3 yıldır yapıldığını hatırlattı. Gül, İran'ın nükleer programıyla ilgili olarak da Türkiye'nin bölgesinde kitle imha silahları olmasını istemediğini, bu sorunun ciddi bir sorun olduğunu belirterek, kendisinin de İranlı yetkilerle bu konuda görüştüğünü ve Türkiye'nin sorunun çözümünü istediğini bildirdi. Gül, konuşmasında ayrıca, dünyadaki İslam korkusu ve Filistin sorununa da değinerek, bu sorunların çözülmesi gerektiğininin altını çizdi. Gül, Türkiye'de son dönemde yapılan reformların bağımsız gözlemciler tarafından "sessiz devrim" olarak nitelendirildiğine dikkati çektiği konuşmasında, Türkiye'deki ekonomik büyümeyle ilgili ayrıntılı bilgiler de verdi.
__________________
TEK BİR İMZA YETER ![]() |
|
|
| Faydalı Linkler |
| Konu araçları | |
|
|
| Desteklediklerimiz | |
| Atabb Forum, TVPano Forum, Xyeni | |