|
||
|
|
#1 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Dec 2005
Mesajlar: 1,360
|
Haftaya başlarken iyi haberler
Haftaya başlarken iyi haberler
Fatih Özatay Cumartesi akşamı sayın Ali Babacan İstanbul'da bir grup ekonomi köşe yazarı ile toplantı yaptı. Toplantıya Hazine Müsteşarı ve yardımcısı sayın Cavit Dağdaş ile Merkez Bankası Başkanı ve Yardımcısı sayın Erdem Başçı da katıldılar. Hazine ve Merkez Bankası yetkililerinin yaptıkları sunuşlardan ve sayın Babacan'ın açıklamalarından altını çizdiğim ve olumlu bulduğum bazı noktaları aktarmak istiyorum. Önümüzdeki dönemde mikro düzeydeki yapısal reformların büyük önem kazanacağını belirtti sayın Babacan. Türkiye'nin rekabet gücünü artırmayı hedefleyen ve işgücü piyasasındaki katılıkları gidermeye çalışan bir çerçeve çizeceklerini vurguladı. Uygulanacak makroekonomik politikada ise serbest kur rejiminin, serbest sermaye hareketlerinin ve bütçe disiplininin mutlaka bulunacağını söyledi. AB'ye uyum çerçevesinde çok kapsamlı ve ayrıntılı bir eylem planı var ortada. 2011 yılında bu plandakilerin tamamlanması hedefleniyor. Bu hedef tutturulabilirse yapısal reformlar açısından çok önemli bir mesafe almış olacağız. Öte yandan özellikle istihdam yaratmaya yönelik bir mikroekonomik reform paketi üzerinde Dünya Bankası ile birlikte çalışılıyor. İlk aşamada mali yük getirmeyen reformların hayata geçirilmesi düşünülüyor. Sayın Çanakçı'nın çok iyi hazırlanmış sunumu oldukça ilginç noktalara parmak basıyordu. Özellikle gelir dağılımındaki iyileşmeye yönelik veriler dikkat çekiciydi. Dünya Bankası'nın çeşitli yoksulluk tanımları var. Bunlar kullanılarak yapılan uluslararası karşılaştırmalarda, Türkiye'nin 'bize benzer' ülkelerden farklılaştığı saptanıyor. Kişi başına günlük harcaması satın alma gücü paritesine göre iki doların altında kalanların toplam nüfusa oranı Türkiye'de yüzde 1.6. Oysa bu oran Hindistan'da yüzde 80, Çin'de yüzde 47, Tayland'da yüzde 25, Brezilya'da yüzde 21, Meksika'da yüzde 20 ve Rusya'da yüzde 12. Karşılaştırma yapılan harcama eşiği bir dolara indirilirse, Türkiye ile diğer ülkeler arasındaki fark daha da çarpıcı hale geliyor. Türkiye için oran yüzde 0.01'e düşüyor. Önemli olan bir nokta da 'yıldız' adayları olarak gösterilen Çin, Brezilya, Rusya ve Hindistan gibi ülkelerin bu ölçüt açısından bizle karşılaştırılmayacak kadar kötü durumda bulunmaları. Bir başka dikkat çekici veri, çeşitli gelir gruplarına göre fert başına birikimli gelir artışlarına ilişkindi. Ele alınan dönem 2003-2005 dönemiydi ve gelir grupları en düşüğünden en büyüğüne doğru yüzde 5'lik dilimlere ayrılmıştı. En yüksek gelir grubu dışında kalan 19 grubun tümünde, fert başına gelir artışının enflasyonun üzerinde olduğu görülüyordu. Daha önemlisi, gelir artışının orta gelir gruplarında çok daha yüksek bir düzeyde gerçekleştiği anlaşılıyordu. Sunumda gelir dağılımına ilişkin diğer göstergeler de olumlu gelişmelere dikkat çekiyordu. Makroekonomik gelişmeler açısından da bilgi verildi. Bu gelişmelere son yazılarımda sıkça değindiğim için burada tekrarlamayacağım. Ancak iki çarpıcı noktayı tekrar vurgulamak istiyorum: Birincisi, yüzde 7.3 düzeyinde olan 2003-2006 ortalama büyümesine özel kesim yatırımlarının yaptığı katkı tam 4.4 puan. İkincisi, milli gelire oran olarak 2002 yılında yüzde 78.4 düzeyindeyken, 2006 sonunda yüzde 44.8'e düşen toplam kamu net borç stokunun dışsal şoklara duyarlılığında önemli bir iyileşme var. Mesela kur hareketlerine duyarlı kısmın milli gelire oranı yüzde 8.5'e inmiş vaziyette. Yüzde 10'luk bir kur artışı şokunun bu oranı sadece 1.1 puan yükselteceği hesaplanıyor.
__________________
web: buradan giriniz ![]() Al kanıyla suluyor toprağımı ŞEHİDİM Bu Vatana veriyor gül canını ŞEHİDİM Dünya duysun bilinsin TÜRK DE ŞEHİT tükenmez BAYRAK İNMEZ ŞEHİT ÖLMEZ BU AZİZ VATAN BÖLÜNMEZ |
|
|
| Faydalı Linkler |
| Konu araçları | |
|
|
| Desteklediklerimiz | |
| Atabb Forum, TVPano Forum, Xyeni | |