Geri Git   Number 1 Forum Group > GENEL FORUM DUYURULARI > Kapalı Konular / Off Topic

 
 
LinkBack Konu araçları
Eski 18-05-2008, 11:44 PM   #26 (permalink)
digitur_81
Moderator
 
digitur_81'ın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 1,286
İlgi: Euro2008 haberleri (lütfen başka konu açmayınız)

FATİH TERİM basın kulübünde

basın kulübü haberturk ekranlarında
digitur_81 Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Spurl this Post!Reddit! Wong this Post!
Faydalı Linkler
Eski 18-05-2008, 11:44 PM   #27 (permalink)
digitur_81
Moderator
 
digitur_81'ın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 1,286
İlgi: Euro2008 haberleri (lütfen başka konu açmayınız)

Birinci kaleci belli
Rüştü, Volkan ya da Tolga mı? Fatih Terim sorunun cevabını verdi...



Okay Karacan:

“Kalecimizle ilgili bir sorumuz vardı.”

Fatih Terim:

“Üç kalecimiz de bugün milli takımlarda oynamış. Çok tecrübeli bir Rüştü var. Ayağının da en iyi durumda olduğunu düşünüyorum. En kritik zamanlarda görev almış olan Volkan’ın da çok iyi durumda olduğunu düşünüyorum. Ve Tolga da fiziğiyle ve duruşuyla bizi çok iyi taşır. Birinci kalecimiz Volkan. Çalıştığı ve ayağını düzelttiği zaman Volkan. Sevgili Okay sormuştu ikinci ligle ilgili. Hiçbir zaman 2. Lig’i bu kadar takip etmedim. Oraya genç manasında bakıyoruz. Tespit ediyoruz. Ama uluslararası ile ulusalı da ayırtmamız lazım. Var dediğim gibi 2010’a doğru çok adam var. Hazır. Ama tecrübeli oyuncuyu daha fazla kullanmak da gençlere fırsat kalmıyor gibi geliyor bana. Bu sefer de bir ikinci lig beklendi benden ama demek ki o zamanki Vedat gibi değildi. İsimlerini de transfer sezonundan sonra vereceğim.”



Uğur Meleke:

“Scolari ile bir araya geldiğiniz bir konferans vardı. İki şey dikkatimi çekti: Milli Takım’a bakışın çok farklı olduğunu gördüm ve koltuklarım kabardı. Scolari “Bizim 2004’te medya arkamızdaydı ve finale gittik dedi” Bizde medya ile yaşanmış olan sıkıntılar var. Scolari’nin açıklaması ardından ben düşünüyorum. Medya arkamızda mı?”

Fatih Terim:

“Bazı insanların insani duyguları gelişmiştir. Ben de çok doğal bir adamım. Açık bir adamım. O’nun konuştukları çok hoşuma gitti. Biz bir hedefe gidiyorsak hep birlikte gitmeliyiz ve bu tip en az 10 beyanatim var. Şu anda benim basın mensuplarım ev ahibi ben bunu kazanırsam ve oyuncularım kazanırsa mutlu olmaz mısınız? Ben bunu söylemeye çalışıyorum. Yazıların ve konuşmaların içeriğine biz de bakıyoruz, anlıyoruz. Daha da açacak olursak; “Bu gruptan da çıkamazsak nereden çıkacağız?” gibi. Basın şu anda bizimle mi? Evet. Zaten gidersek de hep birlikte gideceğiz. İçerisinde nezaket olan eleştirinin başımın üzerinde yeri var. Scolari’nin söylediği, “Basın arkamdaydı” ifadesini inşallah biz de yaşayacağız. Ben o tribünlerde oldukça baba-tanınan gazetecilerin gol attığında coşkuyla ayağa sıçradığını gördüm. Ümit ederim biz de orada oluruz. Eleme sürecinde pek olmadı inşallah böyle olur.”

digitur_81 Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Spurl this Post!Reddit! Wong this Post!
Eski 18-05-2008, 11:45 PM   #28 (permalink)
digitur_81
Moderator
 
digitur_81'ın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 1,286
İlgi: Euro2008 haberleri (lütfen başka konu açmayınız)

"Asla izin vermem"

Uğur Meleke:
“Benim kabullenemediğim şey şu, siz başarısızlığı üstlenen, oyuncularınıza bir lidersiniz, bir rol modelsiniz. Onlar sizi örnek alıyor. Bunlardan bir tanesi de benim de tribünde olduğum bir maçta basın tribününe bir hareket yaptı. Bireysel bazı şeylerden sonra ama o toplu olarak bize bir hareket yaptı ve ben de gözümle gördüm. Milli Takım kaptanımız Emre. Medyada gerçekten hatalı olan birkaç yazının ardından bu tribüne bir hareket yaptı. Ben üzerime almadım.”

Fatih Terim:
“Benim haberim olsa imkanı yok müsaade etmem. Ben yanlışı tasvip etmem. Sizin bildiğiniz ceza vermedim. Ben kamuoyu tatmin olsun diye ceza vermem. Ben 10 bin dolar 50 bin dolar ceza vermem. Ben daha ağır cezalar veririm. Emre’nin de ders aldığı, üzüldüğü açık. Şu da var; ben oyuncuları kazanmaktan yanayım. Bir mağlubiyetten sonra diğer maça travmada hazırlanan ve tepkiler altında kalan oyuncuların bazı tepkilerini normal karşılıyorum. Ama bu normal mi ya da doğru mu? Hayır.”

Mehmet Demirkol:
“Siz neden yaptığını hatırlıyor musunuz?”

Fatih Terim:
“Hayır hatırlamıyorum ama kızdığımı hatırlıyorum. Böyle bir hakkın yok diye. Kime olursa olsun. O da bana bir şey anlattı. Benimle onun arasındadır.”

Erdoğan Aktaş:
“Mazereti sizce haklı mı? Çocuk da haklıymış gibi bir şey geçti mi aklınızdan?”

Fatih Terim:
“Geçmedi değil.”

Mehmet Demirkol:
“Bu yazılan bir yazı, televizyonda söylenmiş bir söz üzerine yapılmış bir hareket mi? En azından onu öğrenelim.”

Fatih Terim:
“O da var, diğeri de var, dışarıda da var. Ortak dostların arasındaki de var. Ben bildiğimi söylüyorum. Değiştiyse bilmem. Basın tribününe böyle bir şey çok yanlış. Her türlüsü doğru diye kabul edilmez. Ama herkes şunu unutuyor. Bu gençlerin üzerine kabus gibi çökülmüş bir ortamda biz her şey doğru yapmalarını bekliyoruz. Maçtan sonra Pazar akşamları başlayan kıyım, Pazartesi devam, Çarşamba günü saha basılır, sonra maça giderken de saha basılır ve otobüs camları yere iner. Bu ortamda her şeyi doğru beklemek çok zor. Ama bu doğru mu? Tasvip etmediğimi de söyledim.”

-“BU SEFER TUZAKLARI BİZ DE BİLİYORUZ”-

Mehmet Demirkol:
“Açıkçası yine endişeleniyorum. En azından o İsviçre ile yeniden oynayacağız. Bizi hareketlendirecek buysa ben yine yapardım.”

Fatih Terim:
“Ama bu sefer o tuzakları biz de biliyoruz. Ve o maçtan sonra bakarsanız da en centilmen takım biziz.”

Mehmet Demirkol:
“Bence bu medya bunun hakkını verdi. O Yunanistan’da yaşananlarda Milli Takım’ın çok delikanlı bir davranışı vardı ve medyada bunun hakkını verdi.”

-“ÇOK AĞIR CEZA VERDİM”-

Fatih Terim:
“Ben itiraz etmiyorum. Yanlış anlamayın. Bazı konularda mahkeme devam ettiğin için çok da konuşmuyorum. Ama şu gerçek, ben Emre’ye teke tek de belki de kimsenin veremeyeceği çok ağır ceza verdim.”

Mehmet Demirkol:
“Keşke bunu daha önce söyleseydiniz.”

-“OYUNCUMU SATMAM”-

Fatih Terim:
“Özür dilerim. Olabilir. Benim çok ağır cezalandırdığımdan emin olabilirsiniz. Kendim odama çekerek konuştum. Kamuoyunun önünde ben oyuncumu satmam.”

Mehmet Demirkol:
“Hocam özür dilerim Leeds maçını hatırlatacağım. Dövdünüz çocuğu.”

Fatih Terim:
“Hayır dövmedim. İtekledim.”

Atilla Gökçe:
“Abartılı Güç” kullanıldı diyebilir miyiz.”


VİDEO İÇİN TIKLAYIN

Fatih Terim:
““Orantısız Güç” diyebiliriz. 30 saniye önce Kewell yanlış atılmıştı. “Aman dikkat birinizi atacak” dedim. O zaman da 11-10 bırakınca serzenişte bulundum. Ama sonra da gönlünü aldım.”

-MEDYAMIZLA SORUN OLACAĞINI SANMIYORUM-

Okay Karacan:
“Juventus-G.Saray maçlarındaki gibi bir destek istiyorsunuz. Yaklaşık 3 haftalık bir hazırlık döneminiz var. Bu kampta ne kadar iletişim kurabileceğiz. Bizler futbolcularla ne kadar görüşebileceğiz. Sorularımız sınırlı. Meslektaşlarımızın kaçırdığı soruları yakalamaya çalışıyoruz. Bizim de bir takım malzemeye ihtiyacımız var. Hatta Reuters muhabirinin “Ben İsviçre takımıyla havuz başında limonata içerken sizinkiler ne yapıyor bilmiyorum” diye serzenişte bulunduğunu biliyorum. Hatta 2000’deki küçük bir anımı söyleyeyim, Reuters muhabiri geldi, “Sen arabayı kurmuşsun ne yapıyorlar biliyor musun?” dedi. Ben de “Bilardo oynuyorlar, kaset izliyorlar” dedim. Reuters bu haberi geçti ve İstanbul’dan beni arayacak yayında söylemem için bu bilgileri ilettiler. Dolayısıyla bu seferki nasıl bir süreç olacak. Bir soru daha eklemek istiyorum. Bizim oyuncularımız çok kolay tahrik ediliyorlar, Kezman-İbrahim Üzülmez’i hazırlıyorum. Beckham-Alpay var. Yani burada Türk oyuncularla yabancılar olarak ifade ediyorum Kezman’ı o yüzden söyledim yanlış anlaşılmasın. Bununla ilgili bir çalışmanız-terapiniz olacak mı?”

Fatih Terim:
“Ben Juventus maçlarında olduğu biri bir destek olacağını düşünüyorum ve bekliyorum. Biz Juventus ile iki maç oynadık. Medyamızla da bir sorun olacağını düşünmüyorum ve desteğini de alacağını düşünüyorum. Almalıdır diye de düşünüyorum. Türkiye’den giden ya da oradan yaşayan oranın bir bayram yeri olacağını bilmelidir. Avrupa’nın 50 küsür ülkesinin olduğu yerde biz varızdır ve bu başarıdır bununla övünmemiz gerekir. Medya ilişkilerine gelince, maçlar bitti medyaya iki şey kaldı, transfer ve Avrupa Şampiyonası. Bu 4-5 günlük kampın tek sebebi budur, sponsorlar da rahat gelsin, piknikler olsun ve bir saniye de medyayı dışarıya çıkartmadım. Şu ana kadar pek suiistimal eden de yok. 11-10 Mayıs başlayan Antalya Kampı dahil olmak üzere 31 Haziran’a kadar olan tüm program saat-saat dakika-dakika hazır. Bazı antrenmanları 45 dakika bazılarını da açık olarak ayarladık. Antrenmanlarda seyircimize de yer vereceğiz. Saklanmış, kaçan ilişkisini kesmiş bir Milli Takım görmeyeceksiniz. Ancak zamansız işlere alet eden de görmeyeceksiniz. Çağdaş yakınlaşma neyse biz de oraya gideceğiz. UEFA’nın verdiği röportaj izinlerine sadık kalacağız. İmza günlerimiz olacak. Ben kimsenin haber adına sıkışacağını zannetmiyorum. Ama şu ana kadar 100 küsur teklif aldık ve çoğu yabancı medyadan gelen. Bunları da senkronize etmek kolay değil. Burada kesinlikle bir inat duruşumuz olmayacak.”

Atilla Gökçe:
“Milli Takım’a oyuncu veren bir büyük kulübümüzün oyuncularına kağıt imzalatarak röportaj kısıtlamasına gittiği söyleniyor. Bu gerçek midir? Bu durum karşısında söyleyecekleriniz neler?”

Fatih Terim:
“Bildiğim kadarıyla bütün arkadaşlarımız takımlarından izin almıştır ve bir sorun yoktur. Bazen kulüpler oyuncularına konuşma yasağı koyuyor. Bu İtalya’da da böyleydi. Ama bu turnuva için biz herkes için izin aldık. Olması gereken de budur. Burası Milli Takım’ın çatısının altıdır.”

Atilla Gökçe:
“Bazı oyuncuların “Ben konuşmama kararı aldım” demesini nasıl yorumlarsınız?”

Fatih Terim:
“Ben bu tip durumlarda şu tavsiyeyi veriyorum, iyi ile kötüyü aynı kefeye koymayın.”

-KRİTERLE YABANCI SINIRI KALKABİLİR-

Uğur Meleke:
“Son tura geçtiğimiz için gelecekle ilgili sormak istiyorum, bu sene Şampiyonlar Ligi’nde oynayan ve son 8’e kalan takımların 6’sı 4-3-3 oynadı ya da yakındı. Takım sayıları azaltılabilir mi? Yabancı sınırlandırılması var sizce nasıl olmalı?. Milli Takım hocası olduğunuz kadar aynı zamanda kanaat önderisiniz. Play-Off, Play-Out uygulaması için ne düşünüyorsunuz?”

Fatih Terim:
“Yabancı sınırlandırması kriterli olmalı. Yoksa serbest olması benim için sorun değil. Kriterler olmalı. Millilik sayısı gibi. Yoksa yarın önüne geçilmez. Özellikle ikinci lige konan Play-Off yerindedir. Bu sayede 10 takım iddia içerisindedir. Süper Lig için kaliteli bir yapı, az takımla olur diye diyebilir miyiz bilmiyorum. İngiltere, İspanya 20 takımlı. Almanya 18 mesela. Ama ben burada takım sayısından çok bakış açısı önemli diye düşünüyorum. Süper Lig için Play-Off, Play-Out olabilir. UEFA için de faydası olabilir. Bazı ülkeler 4’er 4’er girerken biz de 1-1 ya da 2-2 gidiyoruz. Bu da başarınızla alakalı. Avrupa’da alacağımız başarılı sonuçlar ligimizdeki 5, 6, ve 7’i dizer. Ama mevcut durumda 5’ler 6’lar 7’ler hedefsiz kaldı. İtalya’da son 3 düşerken 4. Play-Out oynuyor. Zaten iyi olanlar örnek olarak alınabiliyor. Türk futbolundan bir takım değişiklikler için tam zamanıdır. Ben Federasyon’umuzun da iyi çalışmalar yaptığını düşünüyorum.”

Uğur Meleke:
“Ulusal Takmı az maç yapıyor. Balkan ülkeleri ile bir temas düşünüyor musunuz?”

Fatih Terim:
“Federasyon ile ortak görüşümüz olarak Balkan ülkelerine yazı yazdık. B takım gibi 8 takımla bir şey düşünüyoruz. A2 gibi olacak. Ama ciddiyet halinde bize verilmiş özel günleri ayarlayarak kimseyi rahatsız etmeden. A2 çok önemli bazılarına A Milli’de şans seremiyoruz ama bazılarını da kazandık. Herhalde son bir kez daha toplanacağız ve başlayacağız.”

“HİÇ MAĞLUP OLMADAN DA ŞAMPİYON OLDUK”

Mehmet Demirkol:
“Kariyerinizi herkes biliyor, bunları bir kez daha söylemeye gerek yok. İçerisinde her şey var. Ama büyük bir turnuvada Ulusal takımla beklenen başarı yok. Bu sizi endişelendiriyor mu? Ya da sizin için başarı nerede?”

Fatih Terim:
“Matematiği hiç yapmadım henüz ama onun dışındakileri düşünüyorum. 96’da ilk iki maç hakikaten yazık oldu, tecrübesizliğimiz. Ama şimdi çok enteresan bir takımdayız. Buradan çıkmak çok önemli. 31’ine kadar da program yaptık, 15’inde de kesebilirdim. Ama bu inancımın, iyi niyetimin göstergesidir. Dolayısıyla evet, yükseği hedefliyorum ve öyle de olmalıdır. Ben bir büyük turnuvada hiç mağlup olmadan da şampiyon oldum. Bu da var. Ben oyuncularıma inanıyorum. 6 aydır da çok iyi bir hazırlık yaptık. Bazı oyuncularımızın öyle kasetleri var ki aynı hatayı bir daha yapması mümkün değil. Çok iyi bir hazırlık yaptık. Ben de düşünüyorum, attıkça atıyor, azdıkça azıyor diye ama yanlış anlaşılmasın Dünya futbolu için lazım. “Sonra Ronaldo yoktu da o yüzden oldu” olmasın. Onun için her türlü hazırlanıyoruz.”

Mehmet Demirkol:
“4-3-3’ün göbeğinde Nihat mı var?”

Fatih Terim:
“Nihat’ı tek düşünemedim. Gökdeniz, Tuncay Nihat gibi de olabilir. Şu önemli topu kaybettiğimizde 11 işi arkasında olacağız.”
digitur_81 Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Spurl this Post!Reddit! Wong this Post!
Eski 18-05-2008, 11:46 PM   #29 (permalink)
digitur_81
Moderator
 
digitur_81'ın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 1,286
İlgi: Euro2008 haberleri (lütfen başka konu açmayınız)

Terim'in kara kaplı defteri

Atilla Gökçe:

“Sizin için şöyle söylüyorlar: Fatih Terim gerilimi sever, öf***i sever ve oradan beslenir, enerji alır. Politikada, medyada böylelerini çok biliyoruz. Ama bir teknik direktör olarak, mesleğinin içerisinde arkadaşlık, babalık, sırdaşlık olan biri için bu söylenenler doğru mu?”

Fatih Terim:

Bazı arkadaşlar bunun üzerinde duruyor. Ben kabul etmiyorum. Çok yanlış. Beslenme kelimesi çok iddialı bir kelime. Benim beslenecek o kadar çok şeyim var ki. Nasıl bir duruşum olduğunu bilecek kadar zeki bir adamım. Duruşumdan, bilgimden birikimimden beslenebilirim. Kavgadan neden besleneyim? Acaba şu olamaz mı? Yanlışa tepki koyan bir adamın ismi böyle mi konmalı? İsviçre maçı katkıda mı bulundu bana?

VİDEO İÇİN TIKLAYIN

Atilla Gökçe:

“Belki ömrünüzden birkaç yılı alıp götürmüştür.”

Fatih Terim:

“Ben kimlerin haber verdiğini, isimlerinin kara defterimde yazdığını hiç açıkladım mı?”

Erdoğan Aktaş:

“Nereden giden?”

Fatih Terim:

“Türkiye’den giden. UEFA’ya giden.”

Mehmet Demirkol:

“Gönüllü olarak resim ve yazı gönderenler mi oldu?”

Fatih Terim:

“Evet.”

Mehmet Demirkol:

“Bizim meslektaşlarımızdan mı?”

Fatih Terim:

“Evet.”

Okay Karacan:

“Bakın bu da var” şeklinde mi gönderilmişler FIFA’ya?”

Fatih Terim:

“Evet. FIFA talep etmeden FIFA’ya.”

Mehmet Demirkol:

“Bence bu isimleri açıklamanız lazım.”

Fatih Terim:

“Bir başkası sizin yanlış sözünüze, düzeltir misin diyebilir. Ben de bunu diyorum. Bu anlattıklarımdan dolayı hiç özür dileyen yok. “Ben bu Milli Takım giderse şunu yaparım” diyenler. Ben böyle büyük konuşanların sözlerini tuttuklarını hiç görmedim. Adam bana nasıl oynatacağımı yazarsa ben de ancak öğretirim derim. Bazı yazılar öyle bir yazılıyor ve abartılıyor ki. “Ben öğrenmen öğretirim”, “Ben ders almam ders veririm”… Öyle bir yazılıyor ki. Bu biraz hoş olmuyor.”

Atilla Gökçe:

“Kamuoyunda şöyle bir algılama var? “Ders alma değil ders verme zamanım geldi” dedikten sonra Fatih Terim, Zico da dedi ki “Her laftan yeni bir şey öğreniyorum.””

Fatih Terim:

“Üç gün sonra da bu sözlerimin manası aşılan bir şekilde şeklinde ifade ettim. Ben sözümden dönmem. Ama manası yanlış anlaşıldı. Tepkiler de ona göre oldu.”

Erdoğan Aktaş:

“Önemli olduğuna inandığım bir şey sormak istiyorum, “İsviçre maçından sonra bir takım görüntüleri yollayanlar oldu” dediniz. O maç canlı yayınlandı. Sonra canlı yayın dışında yollananlar mı oldu?”

Fatih Terim:

“O kalabalık içerisinde, birçok fotoğraf, görüntü, resim, bir çok şey yollandı. Ben onu bilir onu söylerim. Ben gittiğimde ki onu da açıklayayım, ben mahkemeye gitmedim benim bilgime başvuruldu. Orada sorulan bütün sorular da, “Sizinki getirildi sizinki geldi” şeklinde oldu.”

Erdoğan Aktaş:

“Orada isimler de var mı? Aralarında gazeteci de var mı? Bunları açıklamayı düşünüyor musunuz?”

Fatih Terim:
“Bir kalsın bakalım. her şeyin bir zamanı var. Şunu anlatmak istiyorum, bizim kendimize verdiğimiz zararı kimse bize vermedi. Cezamızı da çektik 5 maç oyuncular derken, inşallah bugün buradayız.”

Erdoğan Aktaş:

“O maçın İsviçre maçının ardından neler düşündünüz?”

Fatih Terim:

“Çok üzüldüm. Evde maçı seyrettim. En az 10 pozisyon daha var gol atabileceğimiz. Son saniyede bile atabilirdik. Ve çok saçma goller yedik. 4 gol atarak elendik ve ilk maçı biz oynamış olsak elenmiyorduk.”

Erdoğan Aktaş:

“Çok şaşırmıştım. Şifo Mehmet bile o hale nasıl geldi. İyi bir Beşiktaşlı olarak Şifo’yu çok iyi tanıyan bir insan olarak (Futbolculuğundan bahsediyorum) Nasıl oldu bunlar?”

Fatih Terim:
“Siz nasıl oldu da bu kadar agresif olundu diyorsunuz? Hiç kırmızı kart var mı? Yok. Demek ki sahada o şekilde tecelli etmemiş. Ülke olarak bu hasretimizi seviyorum ama zaman zaman bizi yanlışa götürüyor. Onun size yaptığı profesyonel şeyi kimse görmüyor. Ama bizim ona verdiğimiz cevap alenen olduğu için ortadayız. Onların tekmeleri görüldü mü? Hayır. Dolayısıyla bu planlı bir hareket değil. Ama benim hırsım, benim takımın, ekibim tabii ki hırslanacak. Kırmızı kart yok demek ki herkes meşru oynamış. Peki siz hiç hakem düdüğü öttürürken kafile halinde soyunma odasına giden gördünüz mü? O hatalı, ben biraz daha hatalıyım. Bunlar geçti. Olmasını istemediğimiz şeylerdi. Çünkü aynı anda tribünde de seyircinin bazı durumları var. Soyunma odasında da hocalarını ben götürdüm odaya. Kızdım, duvarlara vurdum, sinirlendim ama kimseye de bir şey yapmadım. İki ay sonra İsviçre’de izlediğimiz maçta az daha yarıda kalıyordu lig maçında yakıyorlardı. Olmamasını dilediğimiz şeyler bazen oluyor ne yazık ki. Hepimiz sinirlerimize hakim olacağız. Zaman zaman dünyanın her tarafında oluyor ve orada kalıyor. Bizde kalmadı. O günü hatırlayacak olursak, ül***i başımıza yıktılar. Bizim kabahatimiz dedik. Ama gündemi zorla ricayla getirilen bir adamın üzerine yıkmaya çalıştılar.”
digitur_81 Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Spurl this Post!Reddit! Wong this Post!
Eski 18-05-2008, 11:47 PM   #30 (permalink)
digitur_81
Moderator
 
digitur_81'ın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 1,286
İlgi: Euro2008 haberleri (lütfen başka konu açmayınız)

"Çiftler buz dansı olur"

Okay Karacan:

“Hocam birinci kaleciniz kim? Ronaldo’dan çekiniyor musunuz? Rüyalarınıza giriyor mu? İkinci Lig’den bir oyuncuyu almayı düşündünüz mü? Bank Asya Birinci Lig’i yüreklendirmek için. İkinci ligden aldığınız Vedat 96’da Prosinecki’yi bitirmişti. Ama beklemediğimiz Vlaovic’ten golü yemiştik. Korktuğumuz Ronaldo’nun yerine de bir başkası çıkabilir karşımıza. Mutlaka ikinci planlarınız vardır. Scoları de “Ronaldo’yu bana değil Fatih Terim’e sorun” dedi. O yüzden de size soruyoruz. Dünya futbolu da şu anda biraz Ronaldo’nun çevresinde dönüyor.”



Fatih Terim:

“Aynen size katılıyorum. Ama Ronaldo’dan siz korkuyorsunuz. Biz değil. Hiçbir oyuncum da korkmuyor. Saygı duymuyor muyuz? Tabii ki saygı duyuyoruz. Ronaldo’ya çare korkuyla olmaz. Onu anlatmaya çalışıyorum. Konuyla ilgili bir anekdot anlatayım; Leeds maçı bittikten sonra finale kaldıktan sonra, Arsenal’in eski stadına gittik. Onlar da Chelsea’yi 5-0 yenmişler tam da maçına gittik. Dediler “Bunları nasıl tutacaksınız?” Dedim hiçbirini tutmayacağız. Henry’e ne yapacaksınız. O’na bir adam verirseniz, Overmars’ı ne yapacağız? O günkü Vieira’yı, Berkemp’ı, Kanou’yu ne yapacağız. Ona bir adam buna bir adam verirseniz. O zaman buz dansı olur. Çiftler buz dansı olur. Ben de hiç hoşlanmam. O zaman biz ne oynayacağız. Oynayıp oynatmayan bir ekip oldu. Olması gereken oldu. Çok da başarılı oldu. Şunu kimse unutmasın. Ben Ronaldo’ya bir adam vermem. Çeklerle de oynarken Rosicki’ye de adam vermem. İspanya ya da Almanya ile oynarken de aynen. Bu oynarken ona baskı yapmaz ya da alanına girmez değil. Eksik oynamayı sevmiyorum.”

Okay Karacan:

“2000’deki Portekiz maçına bakın. Figo bir sağda bir solda. Bir Hakan Ünsal’ın üzerine gitmiş, bir sağbekimizin. İki golü de Figo yaratıyor. Bir türlü tutamamışız. Bugünkü kademe anlayışımızla o günkü kademe anlayışımıza bakıyorum o taraf bana daha kuvvetli geliyor o yüzden korkuyorum.”

Fatih Terim:

“Aynen, yüzde 100. Kaldıralım bu “korkuyu” ve dikkat edilmesi gerekenler diyelim. Bugün daha da tehlikeli. Quaresma, Simao, Ronaldo ve arkada Deco önde Nuno Gomes olabilir. Yerlerine girecek olanlar da aşağı kalmaz. Ama oynamazsak olmaz. Biz oynayacağız. Başka türlü olmaz. Böyle bakarsak da olmaz. Biz daha çok istiyoruz. Dolayısıyla adam markajına çok inanmıyorum. Ronaldo’nun formuna gücüne kuvvetine ve icraatına baktığımızda da saygı duyuyorum.”
digitur_81 Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Spurl this Post!Reddit! Wong this Post!
Eski 18-05-2008, 11:48 PM   #31 (permalink)
digitur_81
Moderator
 
digitur_81'ın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 1,286
İlgi: Euro2008 haberleri (lütfen başka konu açmayınız)

"Kimse babamın oğlu değil"

Erdoğan Aktaş:

“Her futbolcu bu şampiyonada oynamak ister. Futbolcuların da alınması normal değil mi? Ben de futbolcu olsaydım bu şampiyonada olmayı çok isterdim.”

Fatih Terim:

“Yüzde 100 size katılıyorum. Herkesin düşüncelerini de biliyorum. Keşke bütün profesyonel oyuncuları alabilecek kanun olsa. Ama UEFA 20+3 izin veriyor. Ben de birilerini seçmek zorundayım. Seçerken de başımıza gelebilecek her türlü hadiselerin önlemini alacak ve karşısında duracak önlemlerimi de almalıyız. Aklımızda yoktu hiç Gökhan Gönül ve Servet. Ortaya çıkan tablo budur. İstikrara bağlı kadro devam edecek. 12 maçta ortaya koyduğumuz anlayış devam edecek. 2008 işimiz ama bir yandan da 2010’u planlayacağız. Ben hiç kimsenin düşünmediği birini de seçebilirim. Zaten seçiyorum. Ama kimse de benim babamın oğlu değil. Her ülkede bu oluyor. Bana Maniche’i bile sordular. Portekiz’de de O alınmamış kadroya. Bırakın Hakan’ı falan. Ben de “Portekiz düşünsün” dedim. Herkesin sempatisi olduğu başka, gerçekler başka. Ama şu da var; Dünya’da eleştirilmeyen kadro yok. Nezaket çerçevesindeki her eleştiriye de saygım var ama onun dışındakilere de yok. O zaman iyi eleştirilene de haksızlık ederiz.”

Mehmet Demirkol:

“Teknik direktörlerden daha geniş kadrolar olsun diye bir talep var mı? Mesela 30 olsun gibi.”

Fatih Terim:

“Hayır yok. 30 kişiyle çalışmak çok zor. 11-11 koyarsanız sahaya 8 yıldız da dışarıda kalır.”

Atilla Gökçe:

“Mehmet Topuz alınmadığında kulübü konuyla ilgili açıklamalar yaptı. Bu konu hakkında söylemek isteyeceğiniz bir şey var mı? Bir de “Hak edenler seçildi” gibi bir haber gördüm gazetelerde.”

Fatih Terim:

“Ben böyle bir açıklama yapmadım. Buraya gelenler tabii ki hak etti. Mehmet Topuz ya da bir başkasının hakkını nasıl vermeyiz. Öyle şey olur mu? Ben sadece bir oyuncu içi 5 saat toplantı yaptığımızı biliyorum. Sistem dahilinde elimizden geldiğince adil davranıyoruz. Artı kalan oyuncular ne olacak 2002’de problem olmuştu. Arkadaşlarımız 20+3’ün olacağını şimdiden bilirler ve o 4 kişi inanın bana dünyanın en zor işi. Duygusal tarafı var, gerçek tarafı var seninle birlikte gelmiş. Dön diyemezsin, kal diyemezsin. Ama biz bunu 96’da aştık. 2 arkadaşımız için UEFA’dan 3 defa mail adım 1’er saat arayla. Rasim Hocayla birlikte ve Ayhan Bermek de faksı bekliyordu göndermek için. Burada sayımız 27, bizim hesabımız farklıydı. Zor olduğu bir gerçek ama şunu temin edebilirim tek bir sorun olmaz.”


-“30-40 OYUNCU DAHA VAR ŞANSI OLAN”-

Mehmet Demirkol:

“Servet’e kızdınız mı?”

Fatih Terim:

“Kızdım. Son maçta zorladığı için kızmadım. “Dakika 80’di. İşareti sen edeceksin” dedim. “Ederken oldu” hoca dedi. O zaman da yapacak bir şey yok. “Mavi boncuk dağıtmak” tarzım değildir. Eleştiri alırım ama doğru eleştiri severim. Çağırdıklarınızı geri göndermek kesinlikle zor. Ama bizde sorun olmaz. Emin olabilirsiniz. Ayın 23’üne kadar 30-40 oyuncu arasından daha gelen olabilir. Mehmet Topuz’a gelince. Kayserispor bizim bu sene Sivassporla birlikte önemli takımımız. Finale de gittim ama hazır görmedim ve almadım. Ben bir sebep de aramadım. Sivasspor bu sene çok başarılı oldu. Oradan da milli takıma 5 oyuncu geldi. Yine de gelecektir. Norveç maçının en kritik anında maça giren Mehmet Yıldız gibi. İki aydır oynamayan Gökhan. Neden bilmiyorum ama 2. 2,5 aydır oynamıyor.”

Atilla Gökçe:

“Hoca ben Wembley’de 4 gol olan maçta Sepp Piontek ile çok sıkı tartıştığınız biliyorum. Sizin yardımcılarınızla oluyor mu böyle şeyler?”

Fatih Terim:

“Tabii ki oluyor. Taktikte zaten aynı fikirdeyiz. Ama oyuncu anlamında herkes çok rahat istediğini söyleyebilir. Ben o zaman Ümit Milli’deydim ve İngiltere’yi 1-0 yendik. Wenbley’e geldim ve toplantı vardı. Herkes de psikolojik rahatsızlık vardı. Hakan Şükür’ün oynaması halinde ancak etkili olacağımızı belirttim O da mantıklı karşıladı.”
digitur_81 Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Spurl this Post!Reddit! Wong this Post!
Eski 18-05-2008, 11:49 PM   #32 (permalink)
digitur_81
Moderator
 
digitur_81'ın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 1,286
İlgi: Euro2008 haberleri (lütfen başka konu açmayınız)

"Denemek isteyen varsa..."


Mehmet Demirkol:

“İbrahim Toraman, o lafları kendisinin etmediğini sonradan ifade etti. Ben bunu soruyorum çünkü hem dostunuz hem de meslektaşınız olan Marcello Lippi de zaman zaman aynı şekilde eleştirilmişti. Hocaların, menajer arkadaşlarının oyunculardan faydalandığı gibi mesela. Lippi’nin de menajer olan oğlunun oyuncularından milli takımı oluşturduğu şeklinde. Ve daha sonra da Dünya Kupası’nı kazandı İtalya ile. İbrahim Toraman’ın açıklamaları O’nun değil kabul ediyoruz. Ama siz milli takımı oluştururken sizi etkilmeye çalışanlar oldu mu?


Fatih Terim:

“Allah için gelmedi. Ama bunu denemek isteyen varsa burada açık. Ben daha ileri gideyim. Ben bazı oyuncuların açıklamasının, hatta İbrahim de bir açıklama yapmadı. Haksızlık yapıldığını düşünüyorum. Çünkü bizde haberlerin çoğu yalan olduğu için. Bana biri telefon açmışsa, rica varsa, böyle bir şey diyecek bir arkadaş varsa, hangi mevkideyse, buyursun çıksın ortaya, Allah’a şükür hayatım boyunca böyle bir şeye yeltenen de olmadı. Benim menajer oğlum da yok. Akrabam da yok. Ben orada Gökhan Zan-Servet ikilisini 2 seneye yakın zamandır düşünüyordum. Servet’in o zaman galiba kiralık Sivas’ı da yoktu ve Zan da bu durumda değildi. Ben teknik olarak da onları daha ileride görüyorum. İkisinden de şimdi faydalanamama durumu olabilir. Öbür Emre var. İki mevkide de kullanabileceğimiz İbrahim Kaş var. Hem stoper hem de bek. Şimdi burada tabii olayda çocukların kabahati yok. Çanak tutana bakacaksın. Mağlup olduk Yunanistan’a 1-0 spiker alakasız kişilere Fatih Terim nasıldı diyor. Ne kadar iyi bir cevap gelebilir ki. “Sen alınmadın ne diyorsun?” da var. Zaman zaman da bu tuzağa düşülüyor. Benim tercihim diğer arkadaşlardır. Zaten esasında oyuncunun yerine başkaları bu savunmayı yapmalıdır. Aldığınızda iyi almadığınızda kötü bu da çok adil değildir.”
digitur_81 Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Spurl this Post!Reddit! Wong this Post!
Eski 18-05-2008, 11:50 PM   #33 (permalink)
digitur_81
Moderator
 
digitur_81'ın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 1,286
İlgi: Euro2008 haberleri (lütfen başka konu açmayınız)

"Sistemimiz 4-3-3"



Okay Karacan:

“Oyun sisteminizle ilgili sormuştum. Şunu düşünüyorum. Herkes aynı oyunu oynuyor derken; Eto’o hedef oyuncu olarak, pivot santrafor olarak gözüküyordu Mallorca’daki oyunuyla. Birden bire savunmadan top çıkartan, kanatlara yayılan, top taşıyan bir oyuncu oldu. Real Madrid’te Raul’un konumu sorgulanmaya başlarken, O da bir anda hücuma yönelik bir orta saha oyuncusu profiline dönüştü. Zaman zaman Ümit Karan o şekilde oynadı. Mesela Fenerbahçe ile oynadıkları maçta. Bu durumda da bir dönem hedef santrafor olanların da geriye çok geldiklerini, top taşıdıklarını görüyoruz. Yani sizin oyun sisteminiz bu mantık mıdır?”

Fatih Terim:

“Şimdi açık olarak; biz 4-3-3 oynayacağız. Ama oyun içerisinde de değişebiliriz. Zaten bağlı kalmayan bir hoca olduğumu da belirttim. Ama kalıp 4-3-3. Dönem dönem Yunanistan ve Moldova maçlarında olduğu gibi. Buna uygun oyuncularımız. Ben orada şöyle söyleyeyim; İspanya’da en çok gol atan kim? Nihat. Almasam herhalde baya sorulurdu. Halil devamlı oynuyor Schalke’de O’nu da almasan baya sorulurdu herhalde. Semih Türkiye’nin en fazla gol atan oyuncusu. Gökdeniz zaten her zaman bizim için olmuş ve gollerini de atıyor. Ben burada bir tek Mevlüt’ü değişik bir isim olarak görüyorum. O’nun da güzel oyununu izliyoruz ve gollerini de atıyor. Hem güçlü hem çabuk. Yaşı küçük olabilir; 21-22 yaşında ama istiyorum ki, bizimle olsun. Daha Tuncay’ı falan da saymadım. Yani bizim kendi içerimizde de maça başkasını almadan değiştirebileceğimiz adamlarımı da var. Antrenör iki şekilde müdahale eder; ya oyuncu değiştirir, ya da oyuncunun yerini değiştirir. Bizim değiştirmeden de oyunu değiştirme imkanımız var. Tuncay da Kazım da buna dahil. Ben tam 6 da değil ama topun oynandığın bekin de gelmesini istiyorum; 7 gerekirse 8. Analizimizden de ortaya çıkan bir şey; kaptırdığımız yerde baskıyı iyi yapıyoruz ve buna özen göstereceğiz. Benim Marco gibi önemli bir sigortam var. Mesela Hamit açık alan seviyor. Ortada bazen sıkışabiliyor. Gökhan mesela bizim için önemli bir bek. Bunlar çok şey fark ediyor. Bir oyuncu koyuyorsunuz, hücum düşünmez, diğeri de sadece hücum düşünür. Mümkünse kısa mesafede oynayan önemli. Savunmak sanattır bunu kabul ediyorum ama ne zaman alan ne zaman da adam adama çok önemli. Zaman zaman çok iyi yaptık bunu, zaman zaman da araya adam aldık. Ama burada bunu çok daha iyi yaptığımızı düşünüyorum.”

digitur_81 Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Spurl this Post!Reddit! Wong this Post!
Eski 18-05-2008, 11:51 PM   #34 (permalink)
digitur_81
Moderator
 
digitur_81'ın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 1,286
İlgi: Euro2008 haberleri (lütfen başka konu açmayınız)

"Biz yetiştiriyoruz onlar atıyor"

Fatih Terim, Basın Kulübü'nde...

“Ben de bir dosya var. Milli Takımlarla ilgili bir dosya. Tuttuğum notlar olan. Almanya ile oynadığımız ve 2-1 kazandığımız maçtan sonra; oyun, skor beyanatlar derken, Alman basını “Biz yetiştiriyoruz onlar atıyor” dedi. Nuri ve Halil’in golünden sonra. Bundan sonra bir statü değişikliği de oldu. Eskiden çift pasaportlu olan durum teke inmek zorunda kaldı. Ben çoğu zaman da onlara da hak veriyorum. Orada yaşıyorlar, orada çalışıyorlar. Aileleri orada, hayatlarını orada kazanıyorlar. Neden buraya gelmiyorlar gibi bir durum olduğunda, ben size dosyayı veririm. Ne zamandan beri oynuyorlar genç takımlara geldiler mi? Çağırıldıkların da geri çevirdiler mi? Çocuklarımızı da düşündüğümüz için, çoğu zaman onlara bir şey denmesin diye bize yazılmasına, eleştirilmeye ses çıkartmıyoruz.”


Uğur Meleke:
“Oyuncu istikrarı için hoca istikrarının da sağlanması gerekmiyor mu?”

Fatih Terim:

“Genelde dünyada alt yapı hocaları en uzun süre çalışanlardır ve böyle de olması gerekir. Ama sadece milli takım değil. Kulüpler bazında baktığımızda da çok azının buna uyduğunu görüyoruz. Eğer ilişki artık bir amca, dayı, baba ilişkisi göstermiyorsa ve maalesef ekonomik konu ve onlara verilen önem zaman zaman bu arkadaşlarımızın istediği gibi olmuyor. Ben bunu milli takımlarla ilgi söylemiyorum. Bu genel. Ama ben bu arkadaşları da seçerken bu yarışın içerisinde olmalarını istedim. Daha Tolunay’ı seçerken, “Bu daha oyuncu nereden çıktı şimdi” gibi söylemler oldu. Ama çok da başarılı oldu. O, Bülent Uygun, Bülent Korkmaz, Ertuğrul Sağlam, Metin Diyadin, bir sürü arkadaşımızı sayabilirim. Ünal Hoca da, “Böyle bir yarışmaya girmek istiyorum” deyince siz de fazla bir şey söyleyemiyorsunuz. Ama orada, bu istikrarı sağladığımız bir iki hocamız var. Esasında da çok doğru ve düşünüp karar vermek lazım. Bunda, alt yapıyı kendisine uzmanlık alanı olarak gören insanlara emanet etmek lazım. Eskiden bizde B’yi alan A’ya geçer ve devam ederdi. Ama şimdi şu var B olmadan olmaz. Ve B’de uzman olman lazım. 0-15 yaş bunun en önemli yeridir. Orada uzmanlaşacaksın. Baktım 15 bin antrenörümüz var. Federasyonun da bunları çok iyi güncellemesi lazım. Böyle bakınca hepimiz teknik direktörlük istiyoruz. Ama bazı departmanların boş olduğu ve yayılması gerektiği de görülmeli. Bir oyuncu yetiştirmenin çok büyük önemi ve gururu var ama rakam olarak da bu arkadaşlarımızı ciddi görmeliyiz. Alt Yapıyı, “Ya bu da amcamızın oğlu bize yardımcı oluyor” şeklinde yaparsak olmaz. Burası en önemli alandır. Yapılanmalar var. Ama daha da iyi olması lazım.”
digitur_81 Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Spurl this Post!Reddit! Wong this Post!
Eski 18-05-2008, 11:52 PM   #35 (permalink)
digitur_81
Moderator
 
digitur_81'ın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 1,286
İlgi: Euro2008 haberleri (lütfen başka konu açmayınız)

"Savunarak kazanamayız"



Milli Takımlar Teknik Direktörü Fatih Terim, Euro 2008 öncesinde HABERTÜRK'te Erdoğan Aktaş yönetimindeki Basın Kulübü'nde gazetecilerin sorularını yanıtladı...

Okay Karacan:

“Hangi yönümüzle hatırlanacağız? 96’da lejyonerler yoktu. 2000’de takımlar bazında UEFA şampiyonluğu elde edildi ama sonu geldi. 96’da kolay gol yiyen ya da savunma anlamında zaman zaman sıkıntı yaşayan bir takım. 2000’de gol yollarını çözen ama defansif hataları olan bir Milli Takım vardı. 02’de gol ve defans hatlarında bazı sıkıntıların çözüldüğünü gördük. Şimdi daha hızlı top oynayan kulüp takımları var ve milli takımlarda da bu tip gelişmeler gözüküyor.”


Fatih Terim:

“96’daki başarı büyük bir başarıdır. “Ve bu katılım daha sonraki katılımların habercisidir” dedik. Orada başarılı olamadık ama başarının zamanla geleceği de anlaşıldı. Basit gol yiyoruz ama basit gol de atıyoruz. Biz her gol yediğimizde de basit gol yiyoruz havası yaratılıyor. Benim oyun felsefem olarak, herkesin bir anlayışı vardı. Ben atağı seven bir hocayım. Bugün kadromuzda o bahsettiğiniz çabuk oyunculara sahibiz. Ben de 3 hazırlık maçında tam fikir sahibi olmaya çalışacağım. Ben Avrupa’da birçok milli takımın çok kalıp halinde ve statik olduğunu düşünüyorum. 4+2’yi de neredeyse ezberledik. Bunu da hep birlikte ifade ettik. Ben şu gerçeği kabul ettim: “Savunarak kazanamayız” Benim 90’larda çıkış şeklim de budur, 3 forvetle. Futbolda da olmazsa olmaz kurallar vardır. Bunlara uyacaksınız. Ama bir felsefe bir anlayış olacak. Benim için numaralar çok önemli değildir. Ben ilk defa 15-20 gün beraber olmak gibi bir şans buluyorum. Ümit ediyorum sakatlıklardan da arınarak kafamızdaki kadroyu ortaya koyacağız. Neyle hatırlanacağız: Sonuçla. Neticede sonuç hatırlanıyor. Mümkünse iyi oyunla kazanmayı isteyen taraflar