|
||
|
|
#1 (permalink) |
|
Special Member
![]() Giriş Tarihi: Jan 1970
Mekan: Galeri Hikmet Kitabevi-Bartın-Amasra
Mesajlar: 772
|
Haftanın Kitapları
YENİ ÇIKANLAR
02/12/2005 (575 defa okundu) DOKUNMAYIN PORTAKALİME Bilal Civelek, Popüler Kitaplar, roman, 244 sayfa 1992-1994 yılları arasında Güneydoğu'da öğretmenlik yapan Bilal Civelek yaşadığı sıkıntılı dönemleri anlattığı 'Bir Nefeste Güneydoğu' alt başlıklı 'Dokunmayın Portakalime'de, terörü öğretmen ve öğrenci gözünden ele alıyor. Şiddete bizzat tanık olan ve can güvenliği olmadan hayatlarına devam etmek zorunda kalmış insanların öykülerinin anlatıldığı kitapta, o dönemlerde okul çağındaki çocukların geçirdiği ruhsal sorunlara, yoksulluğa ve böyle bir ortamda o çocuklara eğitim veren öğretmenlerin durumuna değiniliyor. Terör ile eğitimi ters orantıyla aktaran yazar, o günleri yaşamış bir nesil ile günümüz Türkiye'si arasındaki ilişkiyi sosyolojik bir bakışla anlatıyor. YENİ ZAMAN Zafer Berke, Yaba Yayınları, öykü, 107 sayfa "...Aslında hepimiz, içi mermi dolu, gıcır gıcır bir tabancayla başlarız hayata. Sahip olmanın sevinci ve güçlü olmanın gururuyla bir süre kurcalarız orasını burasını. Sonra gerekli gereksiz, zamanlı zamansız çekeriz tetiğini, uçuşan mermilerin nereye gittiğini düşünmeksizin. Silahın hep elimizde olacağını ve mermilerin peş peşe patlayacağını sanırız. Oysa günün birinde tetiği çektiğimizde, tabancadan 'çılık!' diye bir ses gelir. Telaşla tetiğe basmaya devam ederiz, ses değişmez; 'çılık, çılık, çılık..." TESK, Yaba, Ümit Kaftancıoğlu gibi yarışmalarda çeşitli ödüller kazanan Zafer Berke, 'Öyküler' alt başlığıyla yazdığı, on beş öyküden oluşan kitabında hayatın içinden izlenimler aktarıyor. KULLANILMIŞ HAYAT Mucize Özünal, Can Yayınları, roman, 168 sayfa 'Alayın Kızları' adlı kitabıyla beş yıl önce okuyucuya merhaba diyen Mucize Özünal'ın ikinci kitabı 'Kullanılmış Hayat' diyologlardan oluşan bir roman. Olaylar, Yahudi bir kadının sahip olduğu ruh hastalıkları kliniğinin, doktor kocası tarafından ateşe verilmesi etrafında gelişiyor. Delilik nöbetleri geçiren doktor kocanın ateşe verdiği klinikte üç kişi yaşamını yitirir. Özünal kitabında klinikteki hastalar vasıtasıyla bir sorgulamaya girişip, ilginç diyaloglardan oluşan bir roman çıkarmış ortaya. Bu sorgulamalar sırasında yazar, hastaların iç dünyasına girip sırlarına, vicdan azaplarına değiniyor. Özünal, polisiyeseverlere alternatif bir öykü anlatıyor. ZAMAN ve BAŞKA Emmanuel Levinas, Çeviren: Özkan Gözel, felsefe, 124 sayfa "Bu konferansların amacı, zamanın yalnız ve yalıtılmış bir öznenin olgusu olmadığını, bizzat öznenin başkası'yla ilişkisi olduğunu göstermekten ibarettir. Bu tezde sosyolojik bir şey yoktur. Mesele, toplumdan aldığımız mefhumlar sayesinde zamanın nasıl bölümlendiğini ve düzenlendiğini, toplumun zamanın bir temsilini oluşturmamızı nasıl olanaklı kıldığını anlatmak değildir..." 'Zaman ve Başka', felsefe dünyasında önemli bir yeri olan Levinas'ın kendi felsefesini dile getirdiği bir kitap. Kitap 1948 tarihli bir konferans dizisinin 1979 tarihli bir önsöz ile yazıya dökülmüş hâlinden oluşuyor. Bilinen bir felsefi dil kullanan yazar bu kitabı fenomenolojiyi tanıtma amacıyla yazmış. TOP YUVARLAKTIR Hakan Dilek, Karakutu Yayınları, söyleşi, 195 sayfa 'Top Yuvarlaktır', futbolla ilgili pek çok işe imza atan Hakan Dilek'in toplam on yedi ünlüyle yaptığı röportajlardan oluşan bir kitap. Diğer değerler gibi futbola ve futbolcuya da eskisi gibi sahip çıkılmadığını vurgulayan yazar, kitabında konuya mizahi bir gönderme yapıyor. 'Top Yuvarlaktır'da kimler yok ki. Attila İlhan, Hasan Kaçan, Kazım Koyuncu, Kadir Çöpdemir, Beyaz, Duygu Asena, Cahit Berkay, Mustafa Altıoklar, Küçük İskender, Müjdat Gezen, Gönül Yazar, Bedri Baykam, Behzat Uygur, Metin Üstündağ, Fuat Saka, Volkan Konak, Haşmet Babaoğlu, Sunay Akın. İşte Hakan Dilek böyle geniş bir kadroyla sahadaki yerini alıyor. Bu eğlenceli karşılaşmayı izlemek de okuyucuya kalıyor. KUTSAL MAVİ Tracy Chevalier, çeviren: Fatih Hasan Yüksel, Bilge Kültür Sanat, roman, 312 sayfa Aziz Bartholomew Günü Katliamı, Katolikler tarafından 24 Ağustos 1572'de başlatılan, 1550 yılında John Calvin tarafından kurulan Reform Kilisesi'ne mensup Fransız Protestanlara karşı yürütülen bir kıyım harekâtı. Birkaç ayda yüz bine yakın insanın katledildiği söylenen olay yeniden yorumlanarak 'Kutsal Mavi' adlı romanda yerini bulmuş. Beyaz, perdeye de uyarlanan 'İnci Küpeli Kız' romanının yazarı Tracy Chevalier yeni kitabında, 1500'li yılların Fransa'sında yaşamış olan Isabella ile ondan beş asır sonra yaşamış Ella'nın birbirine benzeyen sırlarla dolu yaşamöykülerini, ikisinin de büyüsüne kapıldığı mavi rengin sunduğu gizem paydasında anlatıyor. OKUMAK-YAZMAK VE YAŞAMAK ÜZERİNE Arthur Shopenhauer, Çeviren: Ahmet Aydoğan, Şule Yayınları, deneme, 100 sayfa Alman felsefeci Arthur Shopenhauer, ülkemizde özellikle yaşamın temel sorunsallarından kadın erkek ilişkisine kendine özgü bir bakış getiren 'Aşkın Metafiziği' adlı kitabıyla tanınıyor. Şule Yayınları'ndan çıkan 'Okumak-Yazmak ve Yaşamak Üzerine', 'İnsan Mutluluğunun İki Temel Düşmanı: Istırap ve Can Sıkıntısı', 'Okumak ve Kitaplar Üzerine', 'Yazarlık ve Üslup Üzerine', 'Düşünmek Üzerine' bölümlerinden oluşuyor. Shopenhauer, "Bir kimse sıradan bir insanın zihinsel yahut düşünsel görüş ufkunun, ne geçmiş ne gelecek bilincine sahip, bütün hayatları sürekli şimdiden ibaret olan hayvanlarınkinden çok da ileride olmadığını, arada, öyle zannedildiği gibi geniş bir aralık bulunmadığını bilir" diyerek başladığı kitabında okumak yazmak ve yaşamak üzerine düşüncelerini açıklıyor. FİYORTLAR Ruhan Mavruk, Daima Yayıncılık, öykü, 108 sayfa "Boğazınıza kadar içine gömülüp yakıcılığını duymadan yazamazsınız acıyı. Bir gökdelenin otuz üçüncü katından seçilemeyecek kadar çok tonu vardır. Tanelerini çıkarıncaya kadar ezer yüreğinizi ve içinizdeki sonsuz düzlüklere savurur. Sonra serin ormanlar büyür... Kendi kanıyla yoğrulanı ve karşıtı olanı yaratır acı. Çoğu sanatçı acının okuyla fırlatmıştır kendini, Van Gogh gibi. Benim yüreğim de çalkantılı sulara sürükleniyor son günlerde. Akıl hastaneleri, kadın sığınma evleri, çocuk yetiştirme yurdu, hastahanelerin karşısındaki gariban kahvehaneleri. Yeni bir şiir mi geliyor dalgalarla boğuşa boğuşa, yoksa kendi acımı mı unutmaya çalışıyorum? Hiç fark etmez. Nasılsa susacak bu çılgın gitar ve sözcüklere dökülecek her şey." Şair, yazar Ruhan Mavruk, sürgün çocuklarının, yoksulların, hüzünlü öykülerini kendi şiirleriyle süslediği 'Fiyortlar' adlı kitapta topladı. HİPERAKTİF ÇOCUK Marie-France Le Heuzey, Çeviren: Emel Ungun, İletişim Yayınları, inceleme, 144 sayfa Psikiyatr-yazar Heuzey, 'Hiperaktif Çocuk'ta. uzmanlarca denetim altına alınmadığı takdirde çocuklar açısından gelecek ile ilgili endişe teşkil eden hiperaktivite konusunu ele alıyor. Yazar kitabıyla aileleri, öğrencileri, eğitimcileri bilgilendirmeyi amaçlıyor. Heuzey, 'Hiperaktif Çocuk'ta öncelikle çocukların diğerlerinden ayrıştırılmayıp, onların sıkıntılarının anlaşılmasına, daha sonra da bunu kavrayan ailelerin ve öğretmenlerin konuya nasıl yaklaşmaları gerektiğine ışık tutuyor. Bu kitabın hiperaktiviteye kesin çözüm olmadığını belirten yazar, hastalıkta erken teşhis ve çözülme çabalarının önemini vurguluyor. Kitap, ebeveynlere yol gösterebilir. OFİS HİKÂYELERİ İdil Türkmenoğlu, Epsilon Yayınevi, kişisel gelişim, 292 sayfa Profesyonel yöneticilik yapan M. Mete Akidil'in yaklaşık yirmi yıl önce holding deneyimleri üzerine yazdığı 'Buzdağı Holding' adlı yayımlanmayan eserini, yazarın yöneticilik ile ilgili eğitim görmüş kızı İdil Türkmenoğlu yeniden düzenleyip ve kitaba güncel iş dünyasının sorunlarını, kendi iş tecrübelerini de ekleyerek 'Ofis Hikâyeleri' adıyla yayımladı. "Herhangi bir ilişki sırasında holdingin adını duyan tedarikçiler ve müşteriler, ilişkileri neyi gerektiriyorsa; alınacak cevap mı, ödenecek para mı, fatura mı. Her neyse, gerekli zamanın üzerine birkaç hafta, bazen aylar ekleyerek kendilerini garanti altına alıyorlardı." Türkiye'de iş yaşamına değin yirmi yıl önceki sorunların bugün yaşanılanlardan çok da farklı olmadığını kıyaslamalı olarak gösteren kitapta genç-yaşlı her çalışan kendinden bir şeyler bulabilir. NEFERTİTİ'NİN ESRARI Pierre Boulle, çeviren: Mehmet Emin Özcan, Merkez Kitaplar Yayınları, roman, 166 sayfa 'Kwai Köprüsü' adlı romanının sinema uyarlaması birçok dalda Oscar Ödülü alan Pierre Boulle, 'Maymunlar Cehennemi' adlı romanın film uyarlamasında da bir kez daha hayranlarının kalbini fethetmiş, tüm kitaplarıyla birlikte ülkesi Fransa'da Edebiyatçılar Derneği'nin büyük ödülüne layık görülmüştü. Yeni yayımlanan 'Nefertiti'nin Esrarı' adlı romanı ise kitabın içeriği kadar esrarlı bir hikâyeye sahip. Boulle öldükten sonra, kızı olarak kabul ettiği yeğeni yazarın evinin mahzeninde birçoğu nemden okunamaz hâle gelmiş pek çok el yazması bulmuş. Bu madende kitaplarının orjinal el yazmalarının yanı sıra daha önce gün ışığına çıkmamış bir de roman keşfedilmiş: 'Nefertiti'nin Esrarı'. Romanda bir Eski Mısır uzmanı el yazmalarından Nefertiti'ye yapılan suikastı çözmeye çalışıyor. Bu keşfedilmiş romandaki soluk kesici esrarı kaçırmayın. KARANLIK TEPELER HATTI Patrick Carman, çeviren: Ayça Sabuncuoğlu, İthaki Yayınları, roman, 258 sayfa "Renny Warvold'a ne olduğuna dair bir fikrin var mı? Elyon'un kim olduğuna ve onu nerede bulabileceğine dair? Sanırım bu soruların ve daha pek çoğunun cevapları seni şaşırtırdı. Ama her şeyin bir sırası -o karanlık deliğe girip kendin görmedikçe, neden burada olduğunu anlamayacaksın. 'Maceran burada başlıyor ya da bitiyor, Alexa'." Masaüstü oyunları, gençler için danışmanlık programları hazırlayan Patrick Carman, geceleri çocuklarına anlattığı bir hikâye olarak başladığı kurgu serüvenine, yarattığı Elyon Ülkesi ile sıkı bir yol çizmeyi amaçlamış. Carman'ın bu ilk kitabı fantastik kurgu sevenlere on iki yaşındaki Alexa Daley'in gizemli macerasını anlatıyor. KÖRYAZI Osman Çakmakçı, Telos Yayıncılık, şiir, 55 sayfa "Ruh bedeni terk edeli çok oldu/Şimdi hamur gibi uyuşuk ve pelte/Çarpıyor kalbim göğsümün duvarlarına/Tutmuyor bacaklarım gözlerim boğuk/Görmüyor bir zaman görüleni/Bir ateş düşüyor başımdan aşağı/Nefesimi kesiyor kalbim/Bir taş nasıl boğulursa/Kendi kabuğunda/Ki tanrı unutmuş/Yol kenarında/ Savrulmuş/Yitik bedenimi/Kederliyim köpekler gibi/Köpekler gibi yalnız ve kimsesizim/ Kıstırdım kuyruğumu arasına bacaklarımın/Sevin beni n'olur sevin/Anlayın halimi" Şair Osman Çakmakçı'nın 1996-2004 yıllarında yazıp, çeşitli dergilerde yayımladığı şiirlerden oluşan 'Köryazı' adlı kitap, farklı bir duyarlılığa ve naif bir iç müziğe sahip. ÜNLÜLERLE BİR SAAT Mustafa Güveli, Popüler Kitaplar Yayınevi, söyleşi, 110 sayfa Sıradan olmamak, herhangi bir konuda toplumun tekdüzeliğinden sıyrılıp ortalamanın yukarısında ya da aşağısında olmak hayli zordur. Bunun psikolojik bedellerini iyi bilen psikiyatr Mustafa Güveli, sanat-eğlence dünyasından isimlerle yaptığı röportajları 'Ünlülerle Bir Saat' adıyla kitaplaştırdı. Daha önce Genel Yayın Yönetmeni olduğu Popüler Psikiyatri Dergisi'nde de yayımlanan bu söyleşilerin konukları Fatih Altınöz, Haluk Bilginer, Hasan Kaçan, Tuluyhan Uğurlu, Suna Pekuysal, Devrim Saloğlu ve Mehmet Ali Erbil. Güveli, bu kitabı çıkarma amacını 'bazı yönleri ile ön plana çıkmış ünlülerin psikolojilerini konunun uzmanı biri olarak ortaya koymak' diye açıklıyor. HÜMANİZM Boğos Zekiyan, İnkılâp Kitabevi Yayınları, felsefe, 207 sayfa 'Hümanizm', gündelik konuşmalarda bile sıklıkla kullanılan hümanist sözcüğünün nereden geldiğini, onun filozoflarca ilk dile getiriliş biçimini inceliyor. 'Düşünsel İçlem ve Tarihsel Kökenler' alt başlığıyla sınırları çizilen kitap, İstanbul'da doğmuş, yaşamının çeşitli dönemlerinde Türkiye'de çeşitli görevlerde bulunmuş Venedik Devlet Üniversitesi'nden Felsefe Profesörü Boğos Zekiyan'a ait. Prof. Vehbi Eralp önsözdeki yazısında kitabın hümanizm üzerine tam bir araştırma sayılamayacağını, daha çok hümanizmin ne olduğu ve hangi düşüncelerden kaynaklandığını belirtmeye çalıştığını vurguluyor. Hümanizm düşüncesinin oluşum sürecini incelemek isteyenler için bir başvuru kaynağı. A.Ş.K. NEYİN KISALTMASI Tuna Kiremitçi, Doğan Kitap, deneme, 192 sayfa Tuna Kiremitçi, Yaşar Nabi Nayır Şiir Ödülü'nü aldığı 1994 yılından bu yana gittikçe daha fazla okur sayısına ulaştı. İlk iki şiir kitabından sonra 'Git Kendini Çok Sevdirmeden' adlı roman ile roman serüvenine başladı ve ardından iki roman daha geldi. 'A.Ş.K Neyin Kısaltması' ise bir deneme kitabı. Kiremitçi denemelerinde bazen 68 kuşağına dahil bir anne babanın oğlu, bazen bir baba olarak, bazen bir çocukluk arkadaşı, bazen yazar bazen de üniversite öğrencisi olarak düşüncelerini, anılarını okuyucuyla paylaşıyor. 'Eskimek güzeldir' diyen otuzlu yaşlarındaki Tuna Kiremitçi'nin biraz da gençliğiyle, anılarıyla hesaplaşması olarak okunabilir 'A.Ş.K. Neyin Kısaltması'. YAZ EVİ, DAHA SONRA Judith Hermann, Çeviren: İlknur Özdemir, Metis Yayınları, öykü, 145 sayfa "Kış bazen bana bir şey hatırlatır. Bir zamanlarki ruh hâlimi mi, almış olduğum bir ***fi mi? Tam olarak bilemiyorum. Hava soğuk. İs kokusu var. Kar kokusu. Arkama dönüyorum, duyamadığım bir şeye kulak veriyorum, dilimin ucunda bir sözcük var, söyleyemiyorum onu. Bir huzursuzluk, biliyor musun? Biliyorsun. Ama, adı olmayan her şey adsız kalmalı dersin sen, biliyorum." 'Yaz Evi, Daha Sonra' Alman gazeteci Judith Hermann'ın ilk öykü kitabı. Çeşitli edebiyat ödüllerine de layık görülen yazarın on yedi dile çevrilen kitabındaki dokuz öyküde sıradan insan hayatları, taşra ve avarelik anlatılıyor. Günümüz genç Alman yazarından insanlığın sade öyküleri. YALÇIN ÇETİN Yalçın Çetin, Karikatürcüler Derneği Yayınları, karikatür, 102 sayfa Yapıtları Gabrova ve Tolentino Mizah Müzelerine alınan Yalçın Çetin, ilk karikatürünün yayımlandığı 1947 yılından itibaren 1977'deki ölümüne dek sayısız karikatür üretmiş, 'Vatan Millet Sakarya' ve 'Dosya' adlı iki karikatür albümünü karikatürseverlerin kitaplıklarına kazandırmış. Karikatürcüler Derneği, Yalçın Çetin'e yakışır özenli bir kitapla onu günümüze taşıdı. Çetin, karikatürlerinde Türkiye'nin başat sorunlarından, günümüz dünyasında bireyin içine düştüğü problemlere dek her konudaki duyarlılığını çizgilerinin gücüyle okurlarına güçlü bir şekilde duyumsatıyor. Karikatürseverlerin kaçırmayacakları başka yeni kitapların da sırada olduğunu müjdeleyelim. Kışı cepte geçirecek kitaplar BİR İPTE İKİ CAMBAZ Mahmut Şefik Nil, Sistem Yayınları, 2005, 160 sayfa. Hepimizin ezberinde olan "Güzelliğin on para etmez/Bu bendeki aşk olmasa/Eğlenecek yer bulaman/ Gönlümdeki köşk olmasa" dizelerini söylemiş büyük ozan Âşık Veysel. Yıllardır da bizim dilimizde bu dizeler. Bizden sonra da sürecek sevgiliye olan bu yakarış. Aşk konusunda eli kolu bağlı ama ilişkinin kördüğümlerini çözme konusunda azimli okurlar için kadın-erkek ilişkisi üzerine yazılmış 'en küçük' kitaplardan biri çıktı: Bir İpte İki Cambaz. Psikolog Mahmut Şefik Nil'in kadınların ve erkeklerin ilişkiyi nasıl yorumladığını, bir ilişkiden neler beklediğini, kaç tür ilişkinin kayıtlara geçtiğini anlattığı kitabı hepimize ilaç gibi gelecek. Üstelik Sistem Yayıncılık'ın sekiz kitapla yayımlamaya koyulduğu cep kitapları serisinden olduğundan, hem cebe sığacak büyüklükte hem de cep yakmayacak fiyatta. 'Gelişen İnsan-Gelişen Toplum' sloganı ışığında sunulan serinin tüm kitapları için 1,5 YTL fiyat belirlenmiş. Otobüste, derste, işyerinde cebinden kitap çıkarmak isteyenler için hazırlanan diğer yedi kitaptan da bahsetmeden geçmeyelim: İlyas Burak'ın hazırladığı, hayatta başarılı olmak için yapılması gereken psikolojik hazırlıkların anlatıldığı Yapabilirim-Motivasyonun Büyüsü, iletişim kurmanın önemini belirtip, iyi iletişimin kurallarını sıralayan Yaşamın Dili İletişim, özlü sözlerin derlendiği Hayatı Değiştiren Sözler. Seride öğrencilere özel iki kitap var, okuma hızını arttırıp, etkili öğrenmeye yardımcı Çalışma ve Öğrenme Rehberi ve sınavlarda yapılması gerekenleri anlatan Başarı Rehberi. Ebeveynlerin cep kitabı ise Kâmil Yılmaz ve Yadigâr Dayan Yılmaz'ın birlikte hazırladığı, sorunlu çocuklarla başa çıkma rehberi olarak da niteleyebileceğimiz Anne Baba ve Çocuk-Sorunsuz İletişim. Serinin tanıtacağımız son kitabı Hayata Dair Zor Sorular. Murat Çifkaya ilginç kitabında 'Hayatınızı en derinden etkileyen kişi kim? Bu etkiyi nasıl meydana getirdi?', 'Sizce dünyada neden kötü olaylar meydana geliyor?' gibi 284 ahiret sorusu soruyor okurlarına. Kitap okumak için öne sürülen bahaneleri ortadan kaldıracak kişisel gelişim kitapları, kışı geçirecekleri sıcak cepleri bekliyor. Burak Bulut Yıldırım Hayat Türk insanını sorgularsa!!! HAYAT SORAR TÜRK İNSANINA Cihan Demirci, İnkılâp Kitabevi, 2005, 125 sayfa. Cihan Demirci, Gırgır'da Oğuz Aral'ın kanatları altında yetişen bir mizah yazarı... İlk olarak on beş yaşında Fırt'ta çizmeye başladı. Mizah yazarlığına ise Ses dergisiyle giriş yaptı. Yazar, Hürriyet, Milliyet, Güneş, Fırt ve Gırgır'da uzun yıllar yazıp çizdi. Televizyon programlarına metin yazarlığı, 'Gazete' adlı gazetede köşe yazarlığı ve radyo programcılığı yaptı. Yirmi beş yıl boyunca kendine has özdeyişleri Melih Aşık'ın 'Açık Pencere' köşesinde de yıllarca Laforizma adı altında yayımlandı. Toplam otuz kitabı bulunan yazarın son kitabı Hayat Sorar Türk İnsanına piyasaya çıktı. Demirci'nin Haberden Al Fıkrayı, Geyik Muhabbetleri, Deli Gömleği Ütü İstemez, Cemal Nadir 100 Yaşında, Espirin, Aklımızda Hayırlısı Olsun, Sazan Mevsimi, Parodisyen Doktor, Araya Parça Giren Yıllar, Zirzop Masallar, ve Bana Derler Hinali gibi farklı türlerde yazılmış kitapları bulunuyor. Hayat Sorar Türk İnsanına kitabının öyküsünü yazarın kendi cümlelerinden öğrenelim: "Yıllar önce 'Hayat Sorar İnsana' diyerek başlattığım bu sorular, özellikle 'Türk' insanına sorulduğu, bu soruların muhatabı 'Türk' insanı olduğu için kitabın adını özellikle Hayat Sorar Türk İnsanına koydum. Bakın o içi küçücük ama içi dolu bir koca 'ülkecik' sorularımız öyle birikmiş ki, sonunda bir kitap olacak hâle geldi. E kolay değil, bu ülke soru ve sorun biriktirme uzmanı yapıyor insanı. Pek çok sektörde kapasiteler en alt düzeye inmişken 'soru üretimi' kapasitesi tam gaz artıyor..." Demirci, kitabında yıllardır biriktirdiği soruları bir araya getiriyor. Bunlar hayatın Türk insanına sorduğu ve insan ömrü içinde cevap beklediği ancak gereken cevabı bir türlü alamadığı sorular. Üstelik tüm bu sorular hem gözden hem de sözden kaçan, küçük ama işlevi büyük hayat soruları. İşte size kitaptan birkaç örnek: "Biz Türklerin geleceğe bakışı; 'Geleceğin varsa, göreceğin de var' cümlesinde gizli değil midir? Akıl yürütmeyi fikir hırsızlığı sanmaktan ne zaman vazgeçeceğiz acaba... Mafya babalarının oyuncağı hâline gelen cezaevlerine artık 'cezaevi' yerine 'bakımevi' desek daha doğru olmaz mı? Başarısız hakemleri haftalarca dinlendiriyoruz... Başarısız başbakanlar için de uygulamaya geçilse iyi olmaz mı? Şu ülkede 'Günün anlam ve önemi'ne fazla önem vermek yüzünden aslında hayatın anlamını ıskalamış olabilir miyiz? Tarihi neden hep temize çekeriz, genellikle; 'kirli' olduğu için mi? Mahkemeler dağ gibi yığılan dava dosyalarından geçilmiyor... Onlara artık 'Adliye' yerine 'Ardiye' desek daha doğru olmayacak mı?" Sebahat Bağbars
__________________
ÇEŞM-İ CİHAN AMASRA (Dünyanın gözbebeği Amasra)
|
|
|
|
| Faydalı Linkler |
![]() |
| Konu araçları | |
|
|
| Desteklediklerimiz | |
| Atabb Forum, TVPano Forum, Xyeni | |