Geri Git   Number 1 Forum Group > GENEL KONULAR & SOHBET > Genel Sohbet Muhabbet > Kültür-Sanat

Cevapla
 
LinkBack Konu araçları
Eski 20-06-2007, 06:36 PM   #1 (permalink)
mutek
Senior Member
 
mutek'ın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Nov 2005
Mesajlar: 4,414
Arrow Gerçeklikle oynayan videolar

İstanbul Modern tarafından düzenlenen Video Programı’nın altıncısı başladı. ‘Düşleri Düşlemek’ başlıklı programın küratörlüğünü Rosa Martinez üstlenirken, programa dört uluslararası sanatçı katılıyor. Fransa’dan Pierre Bismuth, Meksika’dan Fernando Ortega, İspanya’dan Sergio Prego ve Türkiye’den Hale Tenger programda video çalışmaları bulunan sanatçılar. Programa katılan tüm çalışmaların ortak özelliği, karşıtlıkları kullanmadaki ustalıklarıdır diyebiliriz. Özellikle Hale Tenger’in eseri, güçlü siyasi atıflarıyla öne çıkıyor.


Pierre Bismuth'nun 'Çengel Kitabı Projesi'


Hale Tenger'in 'Düş Avcısı’


Fernando Ortega'nın 'Eyipantla Pelalesi'


Pierre Bismuth'nun 'Çengel Kitabı Projesi'

Dört sanatçının çalışmaları, görmenin, düşlemenin ve anlamanın olanaklarını araştırıyor. Serginin başlığı, yaşamla düşü ayıran çizginin çok ince olduğunu söyleyen, İspanyol tiyatro yazarı Pedro Calderón de la Barca’nın ‘La Vida Es Sueño’ (Yaşam Bir Düştür) adlı oyunundan alınmış. Sergide yer alan eserler, fantezilerin, gündelik yaşamın içinde saklı olan birtakım gerçeklikleri nasıl günışığına çıkarabileceğini gösteriyor. Yeni görsel, toplumsal ve duygusal alanlar oluşturma yolundaki arzuları dile getiren yapıtlar, çağdaş teknolojileri iletişim kurma aracı olarak kullanarak, gerçekliği değiştirmenin imkânları ve zorlukları üzerine kafa yoruyor.

TENGER’İN OHAL’İ

Sergide Türkiyeli izleyicilerin dikkatini çekebilecek çalışmaların başında, Hale Tenger’in ‘Düş Avcısı’ isimli videosu bulunuyor. Sanatçı, kısa bir süre önce Yapı Kredi Kâzım Taşkent Sanat Galerisi’nde devasa ayakları kullandığı ‘Lâhavle’ çalışmasıyla hatırlanacaktır. Tenger ‘Lâhavle’de iktidar/güç ilişkilerine odaklanmış ve özellikle bunun gündelik yaşamdaki temsillerine yer vermişti.

Tenger’in ‘Düş Avcısı’nda, daha önceki çalışmalarının genel hatlarıyla örtüşür biçimde, siyasal anlatılarını kurmak için insan sesini ve doğal sesleri temel bir öğe olarak kullandığı görülüyor. Bu yapıtlarda insan sesi çoğunlukla, bireysel ve toplumsal yaşamın karmaşıklıklarını gösteren önemli bir araç olarak kullanılır. Tenger’in 2002 yılında çektiği bu videoda ilk olarak, Nişantaşı’ndaki bir kahvede yer alan müşteriler gösterilir. Tam bu esnada, işi “devlet sırlarıyla dolu rüyalara girmek” olan bir kadın sesinin kahve mekânına bindirilmesi, mekânla sesin dile getirdikleri arasındaki uyumsuzluğu, karşıtlığı oluşturur. Kahve mekânı ve ses, 1980’lerin başlarındaki sıkıyönetime ve Doğu-Güneydoğu Anadolu’daki kimi kentlerde yirmi iki yıl süren, yapıtın yaratıldığı 2002 yılında da hâlâ yürürlükte olan Olağanüstü Hal’e göndermelerde bulunur.

Kahve sakinleri burada vakit geçirir ve sadece sesiyle ayırdına vardığımız kadın, konuşmasına devam ederken, sahnenin üstünden uçup geçen sarı kuşlar belirir. Tenger bunu, “kuş kondurmak” olarak tanımlıyor. Yani sanatçıya göre, ne yapılırsa yapılsın, durum değişiyor gibi görünse de herhangi bir gelişmenin sağlanabilmesi olanaksızdır. Tenger’in çalışması, biraz karamsarlığa kaçsa da, Türkiye’de hiçbir şeyin değişemeyeceğini söyler. Fakat Tenger’in videosunun ilgi çekiciliği, Türkiye’nin bazı bölgelerinde OHAL gibi bir durum sürerken, ülkenin ‘marka’ semtlerinden birindeki duyarsızlığı öne çıkarabilmesidir denebilir.

BISMUTH’NUN DİLSEL ZENGİNLİĞİ

Projeye Fransa’dan katılan Pierre Bismuth’nun ‘Çengel Kitabı Projesi’ ise, dil zenginliği üzerinden, kültürel farklılıkları merkeze almasıyla ilgiye değer. Sanatçının 2002 yılında bitirdiği çalışması, bir dizi desenden, izleyicilerin oturabileceği mavi halıdan ve yapıta adını veren Walt Disney çizgi filminin gösterildiği plazma ekrandan oluşuyor. Fakat bu çizgi film, orijinalindeki gibi sadece İngilizce olmayıp, baş kahramanların her birinin farklı diller konuştuğu bir zenginlikle sunulur. Örneğin Mowgli İspanyolca, Panter Bagheera Arapça, yılan ise İtalyanca konuşurken, toplamda 19 dilin kullanıldığına tanık oluruz. Buradaki önemli ayrıntılardan biri de, filmdeki karakterlerin farklı diller kullanmalarına rağmen birbirlerini kusursuz biçimde anlamalarıdır. Böylece çalışmanın izleyene sunduğu asıl temalar, dilin bir engel oluşturmadığı, herkesin farklılığını koruyabildiği, birlikte yaşamanın olanakları ve güçlükleridir.

ORTEGA’NIN BUHARLAŞAN GERÇEKLİĞİ

Programdaki çalışmalardan biri de, Meksikalı Fernando Ortega’nın 2001 tarihli ‘Eyipantla Şelalesi’. Bu videoda, turist rehberi olarak çalışan bir delikanlı, etkileyici bir şelalenin önünde dururken gösterilir. Delikanlı mekânın güzelliğinden ve gücünden bahsederken sürekli kameraya doğru konuşur. Fakat ön planda yer alan çocuğun arkasında bulunan su, yavaş yavaş görüntüyü de kaplamaya başlar ve nihayetinde de çocuğun görüntüsünün üzerini örter. Daha önceki işlerinde kesin kabul edilen şeyleri yeniden tanımlamaya çalışan Ortega’nın burada da benzer bir çabaya giriştiği görülür. Sanatçının bunun için başvurduğu araçlar, çocuk, ses ve şelale üçlüsüdür.

PREGO’NUN ÇİRKİNLEŞTİREN MAKYAJI

İspanyol sanatçı Sergio Prego’nun videosu ise, makyaj malzemeleri üzerinden güzellik ve çirkinliğe odaklanıyor. Prego, 2001 tarihli ‘Yurt’ isimli bu çalışmasında, erkek bedenine boca edilen, makyaj boyasına göndermede bulunan akışkan bir sıvı kullanır. Bu sıvı başın etrafında hareket eder, yüze sıçrar ve aynı zamanda sürekli biçim değiştirir. Fakat burada makyaj malzemesi bedeni güzelleştirmekten çok, onu korkutucu kılan özelliktedir. Prego, makyaj ve bedeni karşıt şekilde kullanarak, çarpıtılan güzellik anlayışına dair ezberleri bozmayı amaçlıyor. Bu video, sanatçının daha önceki çalışmalarında sıklıkla kullandığı, beden- gerçeklik ilişkisine iyi bir örnek oluşturuyor. Ona göre beden, değişmeyen bir bütünden çok, sürekli değiştirilip dönüştürülen ve çokça da çarpıtılan bir kurmacadır. Kullanılan makyaj ise, bu çarpıtmayı sağlayan başlıca araç olarak görünür.

6. Video Programı, izleyeni gerçeklik hakkında düşünmeye çağıran yönleriyle ziyaret edilmeyi hak ediyor. Buradaki eserlerin özgün yanı, varolan gerçekliği tasvir ederken, yok sayılan anlamları da öne çıkarmalarıdır. Sergi 2 Eylül’e kadar izlenebilir.
mutek Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Spurl this Post!Reddit! Wong this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Faydalı Linkler
Cevapla

Konu araçları

Gönderi Kuralları
Kendi yeni konularını düzeltemezsin
Kendi mesaj cevap yazamazsın
Kendi mesaj eklentilerini düzeltemezsin
Kendi mesajlarını düzeltemezsin

BB Kod Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Powered by vBulletin® Version 3.7.2 Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0 RC7
Design by HTWoRKS
eXTReMe Tracker
Page generated in 0.10385 seconds with 8 queries Sayfa Boyutu (46078)