|
||
|
|
#1 (permalink) |
|
Super Moderator
![]() Giriş Tarihi: Mar 2006
Mekan: rfactor(no aids)
Mesajlar: 7,664
|
Hypatia´nın sönen ışığı... Mitolojinin en unutulmaz efsaneleri
![]() Gericiliğin, ilkelliğin ilk kurbanı; "Paşpiskopos Cyril, Hypatia´nın Romalı valiyle yakın dostluğunu, bilgisini, öğrenimini ve bilimin simgesi olmasını hazmedemiyor, bilimin putperestlikle eş görülmesi nedeniyle de ondan nefret ediyordu. Hypatia yaşamının tehlikede olduğunu biliyordu ama öğretilerini yaymaya devam etti. 415´de yolda kıstırıldı, elbiseleri parçalandı ve katiller ellerindeki deniz kabuklarıyla Hypatia´nın etlerini kemiklerinden kazıdılar, kalıntısı yakıldı, eserleri yok edildi ve adı unutuldu. Cyril´e ise azizlik payesi verildi... " Carl Sagan böyle yazıyor. Antik Çağ´ın büyük bilgesi Hypatia´nın gericiler tarafından parçalanarak öldürülmesi, göründüğünden çok önemlidir. Binlerce yıl önce işlenen cinayet, feminizme, bilgiye, bilime ve kültürel tüm aydınlanmaya karşıdır; Hypatia´nın öldürülmesi yüzlerce yıl sürecek olan gericiliğin, ilkelliğin ve cehaletin hüküm süreceği karanlık çağların başlangıcı olmuştur. Sonraki tüm dinsel bağnazlıkların doğumu, Hypatia´ya kalkan ellerle gerçekleşirken, aynı karanlık eller, İnsanlığın tüm geçmişini kapsayan bilgilerin bulunduğu eşine bügün dahi raslanmayan İskenderiye Kütüphanesi´ni de yok ettiler ve biz artık geçmişimizi bilmiyoruz ve daha da kötüsü pek de aldırmıyoruz... Jeremiah Reedy´nin çevirisinden derleyen M. Ata Nirun Bilge Hypatia, düşünür ve geometrici Theon´un kızı, düşünür Isidorus´un eşiydi. M.S. 370-415 arasında yaşadı. Yaşadığı dönemde Roma İmparatoru Arcadius hüküm sürüyordu. "Astronomi Yasası" adlı kitabı ve Apollonius´la ilgili çalışmaları ile ünlenmişti. Hypatia´nın vücudu İskenderiyeliler tarafından parçalandı ve aşağılanarak kentin her tarafına dağıtıldı. Bu cinayetin nedeni kıskançlıktı, Hypatia´nın bilgeliği ve özellikle de astronomik fikirleri ölümüne neden oldu. Bu korkunç sonun sorumlusu bazılarına göre Cyril, bazılarına göre ise İskenderiyeliler´dir, kent halkı doğuştan vahşi ve şiddete düşkündüler; kentin din görevlileri de aynı yöntemleri uyguluyorlardı, örneğin düşünür Proterius´da aynı şekilde öldürülmüştü. Ama sonuç olarak İskenderiye halkı Hypatia´yı öldürdüler. Hypatia, İskenderiye´de doğdu ve eğitim gördü, çok küçük yaşlarda zekasıyla dikkat çekmişti ve hatta babasının matematiksel çalışmalarından tatmin olmuyor ve yanlışlarını buluyordu, kendisini felsefeye adayarak, tüm çalışmalarını öğrenmek için bu konuya yönlendirmişti. Genç bir kadın olduktan sonra kent halkı onu, sık sık kent meydanında dinleyicilerine Platon ve Aristotle´ı yorumlarken görüyorlardı. Zaman zaman da başka düşünürler tarafından çağrılıyor, düşünceleri isteniyordu. Kısa zamanda üstün konuşma yeteneği ve erdemleri nedeniyle zirveye yükseldi. Yaşamı boyunca bakire kaldı, oysa kaynaklar Hypatia´nın güzel bir kadın olduğunu söylüyorlar, erkek öğrencilerinin çoğu ona aşıktı, bazıları kendilerini kontrol edemiyor ve ilanı aşk ediyorlardı. Hypatia´ya aşık bir genç adam, yemekten içmekten kesilmiş, paçavralar içinde dolaşmaya başlamıştı, Hypatia durumu öğrenince genç aşığı alarak, diğer öğrencilerinin önüne getirdi ve şöyle dedi; "İşte aşk bu; işte size genç bir adam ve artık güzel değil." Çok utanan delikanlı, kısa zamanda kendini toparladı ve aşkını gömerek örnek bir insan oldu. Kesin olmayan kaynaklara göre Hypatia, psikolojik sorunları olan hastalara müzikle yardımcı oluyordu; gerek konuşurken, gerekse de eylemdeyken tedbirliydi; oysa o dönemde kent halkı tarafından seviliyor, neredeyse tapılıyordu ama kent yöneticileri memnun değildiler ve kıskanıyorlardı, benzeri olaylar daha öncelerde Atina´da yaşanmış ve felsefe büyük darbeler yemiş, neredeyse ölme noktasına gelmişti, bununla beraber hala büyüleyici ve saygındı, Antik Çağ´da toplum üzerinde söz sahibi olmanın ve devlet yöneticisi düzeyine yükselmenin en iyi yollarından birisi de felsefeydi. Yani bin yıllar öncesinde, tüm hatalara rağmen yöneticiler seçilirken önce düşünür olmalarına önem veriliyordu; Biz yine Hypatia´ya dönelim; "İsa adına Hypatia´yı öldürün..." Ne olduysa o gün oldu; Hypatia´nın evren, doğa ve düşünce konularındaki fikirlerinin karşıtı olan dinsel grubun lideri ve başrahibi Cyril, Hypatia´nın evinin önünden geçerken, büyük bir kalabalıkla karşılaştı. Binden fazla insan vardı ve daha bir çok insan geliyordu. Çevre yüzlerce at ve arabayla dolmuş, geçilecek yer kalmamıştı. Başrahip ve Patrik Cyril, ne olduğunu merak ederek sorunca, o sokakta bulunan dinciler gelerek evin Hypatia´ya ait olduğunu ve halkın ona taptığını söylediler. Cyril çok kızmış ve ölümüne kıskanmıştı ve o anda iğrenç cinayeti planlamaya başladı. Ertesi gün, Hypatia evinden çıktıktan biraz sonra, saldırıya uğradı, Cyril´in rahipleri önce genç kadının boğazını kestiler ve sonra parça parça ederek, kentin sokaklarında sürüklediler. Hypatia, kendi vatanında, kendi insanları tarafından öldürülmüştü, katillerin adı ise kıskançlık ama daha da ötesi gericilikti. Tarihin ilk kadın bilgesi, bilimcisi ve aydını yobazlar tarafından vahşice yok edildi ve bu son olmayacaktı. Olayı öğrenen İmparator çok kızdı, dinciler tarafından el altından yollanan rüşvetleri dahi kabul etmeyerek, öç almaya karar verdi ama sonradan ikna edilerek, Hypatia´nın ailesine fidye verilmesi kaydıyla suçluları bağışladı. Rüşvet olayının anısı bugün dahi İskenderiye´de anekdot olarak anlatılmaktadır. ![]() "Sayısız kitap ve bir kütüphaneler grubu, görkemli düşüncelerin toplandığı yer; konuşmaya ne gerek var? Orada tüm İnsanlığın anıları bulunuyor..." Athenaeus. İskenderiye Kütüphanesi, bir efsanedir ama söylence veya mitoloji değildir, gerçeğin efsaneleşmiş halidir, kütüphanenin yok edilmesi bin yıllardır çeşitli şekillerde anlatılır, çeşitli hükümdarlar, inançlar ve yöneticiler suçlanmış ama tek bir suçlu saptanmamıştır. Oysa İskenderiye Kütüphanesi, çok yüksek düzeyde bir eğitim kurumuydu, döneminde politikaya karıştığı suçlamaları bir iftiradan başka bir şey değildi. İskenderiye Kütüphanesi´nden alınan 40.000 eser, söylencelere göre Jül Sezar´ın emriyle tahıl depolarına doldurulmuş, Kleopatra ile kardeşi arasında süren taht kavgası sırasında, Kleopatra´nın kardeşinin filosunun yakılması için kullanılmıştı. Livy´e göre Seneca´nın konuşmaları da bunların arasındaydı, Sezar´ın aptalca siyaseti, kültürel bir hazineyi yok ederken, Beşinci Yüzyıl matematikçisi ve hocası İskenderiyeli Hypatia´nın delik deşik cesedini bağladıkları arabayla sokaklarda sürükleyen tahrik edilmiş gerici rahipler, genç kadının kalıntılarını dev kütüphanenin kalan kısmının önünde yaktıkları anda, Sezar´ın ve ötekilerinin yaptıklarını tamamlıyorlardı. Bugüne ulaşan antik eserler, kütüphaneden kurtarılabilenlerdir ve çok azdır. İstenderiye Kütüphanesi hakkında pek fazla bilgi yok, üç ayrı kompleksden oluştuğu sanılıyor, yönetim biçimi, fiziksel yapısı ancak tahmin edilebiliyor. Bu sayfalarda gördüğünüz rekonstrüksüyon, söylencelere göre bilgisayarlar tarafından oluşturulmuştur. Buna karşın tarihçesi hakkında bilgisiz sayılmayız. Kurucu Phaleron´lu Demetrius´mu? Kütüphanenin adı ilk kez M.Ö. 180-145 arasında yaşayan Musevi düşünür Aristeas´ın mektubunda yer alır. Aristeas, Demetrius´un ve 72 musevi rahibin Atina´dan sürülerek, Mısır´a Ptolemy Soter´in emrine verildiklerini yazar. Demetrius, on yıla yakın bir süre Atina diktatörüydü, öğrencilerinin arasında Theophrastus, Aristotle ve Büyük İskender´de bulunuyordu. İskender´in generalleri Mısır´ı fethettikten sonra Theophrastus yeni firavun tarafından Mısır´a davet edildi, öneri Demetrius´dan geliyordu, daha önce Likya´da Platonik bir okulun ve kitaplığın ilk örneğini kuran Theophrastus´un hem yeteneklerinden yararlanma amacı güdülürken, hem de Atina´ya karşı İskender´i destekleyen Demetrius grubu politik öç alıyordu. Aristeas´a göre, Demetrius Ptolemy´e Plato stili bir kraliyet kitap koleksiyonunun oluşturulmasını önermiş ve kabul ettirerek, dünyanın her tarafından yazma kitap ve sanat eseri toplattırmaya başlamıştı, bunun için denizci tüccarlar kullanılıyordu. Büyük bir olasılıkla Demetrius, Ptolemy´e başkentinde tanrılara adanmış bir kültür tapınağının kurulması için ilham verdi ve bu ilk örnek değildi, daha önce de tanrılar adına sanat ve bilim merkezleri kurulmuştu; Zeno´s Stoası, Epikür Okulu, Plato´nun Akademisi, Aristotle´ın Likyum´u gibi... Ve tüm bu merkezler uluslararası zengin ticaret merkezlerinde kuruluyorlar ve kültürel alış veriş de sağlanabiliyordu. Tüm öğretim merkezlerinde matematik, geometri, astronomi ve tıp okutuluyor, tüm çalışmalar kaydediliyor, saklanıyor ve gelecek 500 yılın bilgi birikimi sağlanıyordu. İnanılmaz bir kültür hazinesi Arkeologlar tam bir kazı hatta ciddi bir kazı yapmış değiller, bugün de yapılamıyor; Hypatia´yı öldüren gericilik bugün de bir başka inanç kisvesi altında yaşıyor ve bilimsel çalışmalara karşı çıkıyor. Yüzeysel çalışmalarda limandaki Berapis Tapınağı´nın yakınında Kütüphane´nin bir kolu veya kardeşi olan müzenin izleri keşfedildi. Bazı kaynaklarda tam burada Büyük İskender döneminde, İskenderiye Kütüphanesi´nin bahçelerinin, egzotik hayvanların bulunduğu hayvanat bahçelerinin bulunduğu belirtiliyor. Strabo´ya göre, dev eğitim merkezinin kalbi burasıydı, ortada kubbeli gözlem evinin bulunduğunu ve çevresinde sınıfların yer aldığını yazıyor. Ptolemy II döneminde, 30-50 adet öğretmen evi yapılmaya başlanmıştı, öğretmenler kraliyet tarafından bakılıyorlar ve Roma kaynaklarında yazdığına göre ücretleri de ödeniyordu. Resimde de görüldüğü gibi, tomar el yazmaları, keten veya deri kılıflar içine konuyor raflara üstüste diziliyorlardı. Kütüphanenin kuruluşundan bir zaman sonra rekabeti engellemek için, yöneticilerin Mısır´dan papirüs ihracatını yasakladıkları biliniyor. En büyük rakip ise, Seleucidler´in kurduğu Bergama Kütüphanesi´ydi, Roma döneminde ilk kez kitap formunda yani sayfalar şeklinde "kodeks"ler yazıldı, bunlar "Armaria" denen tahta kutularda saklanıyorlardı. Ptolemy I, Demetrius´dan farklı kültürlere ait bilgilerin de Yunanca´ya çevrilip, Kütüphane´ye alınmasını istemişti ve bunun sonucunda Tevrat´ın ilk nüshaları da çevrildi. (Aristeas´ın mektubu 9-10). Demetrius döneminde, Mısır tapınaklarında dinsel ve resmi yazıtlar bulunuyordu, Ptolemy bunları da toplattı ve yanısıra da tüm edebi eserlerin de toplanması da emretti. Araştırmacı John Tzetzes, yedi yüzyıl sonra Callimachus´un yaptığı derlemede Kütüphane´de 400.000 karışık yazmanın bulunduğunu yazıyor (Örnek olarak Vatikan´da 90.000 yazmanın bulunduğunu düşünün.) Daha sonra Ptolemy III, Atina´ya mektup yazarak kitap istedi; Atinalılar Euripides, Aeschylus ve Sophocles´in eserlerinin kopyalarını yolladılar ve daha sonra nicelerini... Asur, Pers, Mısır, Musevi, Hint kaynaklarından alınan binlerce eser toplandı ve bunlardan hiç birisi bugüne ulaşamadı. Kimler geldi, kimler geçti? Kuşkusuz Kütüphane´nin mükemmel ve sistematik bir düzeni vardı. Callimachus döneminde bir katalog oluşturulmuştu. Aristotle´un bilgi düzenleme disiplinine öncelik verilmiş ve tüm birikimin felsefi bir şemsiye altında oluşmasına öncelik verilmişti. Bunun altında gözleme ve sonuca dayanan bilim dalları yer alıyordu. Tıbbi arşivin yanısıra matematiğe İskenderiye Okulu´nda öncelikle önem veriliyordu. Geometri ağırlıklı bir çalışma yapılıyordu ama sayısal kuramcılık da geçerliydi. Pisagor´un matematik kuramları ve Eratosthenes´ın formülleri kullanılıyor, yeni araştırmalar yapılarak kuramlar geliştiriliyordu. Euclid´in çalışmalarının eksik yönleri araştırılıyordu. Cnidus´lu Eudoxis, İskenderiye´de çalıştı, entegrasyon çalışmalarıyla ve orantı hesaplarıyla problemler çözdü ve üç boyutlu figürlerin ölçüm formüllerini geliştirdi. 4. Yüzyıl´da Pappus, Theon ve kızı Hypatia önemli çalışmalar yaparak Avrupa kültürüne Astroloji´yi temel alan astronomi bilgisini getirdiler. Eratosthenes, mitleri araştırdı ve 475 sabit yıldızı belirledi. Hipparchus, zamanı ölçtü ve gök haritaları oluşturdu, ölüm ve doğum tabloları hazırladı. Aristarchus trigonometri çalışmaları yaparken, güneşin ve ayın uzaklıkları ölçtü. Cleanthus felsefeyle, 300 yıl sonra da Ptolemy burada güneş sistemiyle ilgili araştırmalarını sürdürdüler. Diğer isimler arasında, İkinci Yüzyıl´da Apollonius ve Arşimed unutulmamalıdırlar. Hidrolik sistemler, mekanik insansı robotlar, rüzgar mihraklı orglar, buhar makineleri ilk kez İskenderiye´de düşünüldü. Bütün bunlar modern çağda, Rube Goldberg´in teknolojik devriminin temeli oldular. Yok oluşa doğru... Jül Sezar Mısır´a gelip (M.Ö. 48), Ptolemy hanedanını yıktığında, Kütüphane uzun zamandır huzursuzdu. Sezar döneminde iç savaşlar başladı, burada Sezar´ın öldürülmesinin ardından Antonius ve Cleopatra drama yaşandı, zaten Sezar Cleopatra´nın kardeşi Ptolemy XIV´ü yenerken binlerce kitabı yaktırmıştı. Aynı süreç içinde doğal afetler Kütüphane´ye büyük zarar vermişlerdi. Sezar´ın verdiği zarardan sonra, Kütüphane´deki sanat eserlerinin bir kısmı da kaçırılmış, bir kısmı Anadolu´ya, Roma´ya ve hatta güneydeki Mısır tapınaklarına taşınmıştı. Strabo, Roma döneminde bir zaman sonra İskenderiye´nin yeniden toparlandığını, barışın geldiğini ve düzenin sağlandığını yazıyor. Caligula döneminde Yunanlılarla, Yahudiler arasında çıkan çatışmalar yüzünden kentte yine huzursuzluklar başladı ama Claudius döneminde isyanlar bastırıldı ve İmparator Kütüphane´yi geliştirdi. Trajan döneminde Filistin´den gelen göçmenler yeni isyanlar başlatınca, Roma kentteki Yunanlılar´ın tarafını tuttu. Büyük gerilla çatışmaları oluyordu ve sonraki İmparator Hadrian M.S. 130´da İskenderiye´ye geldiğinde generallerinden Quintus Marcus Turbo, kontrolü sağlamıştı. Kütüphane ve müze yine toparlandı, Miletli Dionysius ve Laodikeia´lı Polemon yönetimi ele aldılar. 265´den sonra Hıristiyanlık güç kazanmaya başlayarak, Yahudi ve Pagan inançlarını dışlamaya başladılar. 270´de Kraliçe Zenobia kenti ele geçirerek, Romalıları uzaklaştırdı. Sonra çatışmalar sürdü, 305´de Diocletian tüm kitapların ve sanat eserlerinin yakılmasını emretti ve bir kısmını da Roma´ya taşıttı. 391´de İmparator Theodosius Hıristiyanlığı kabul ederek, tüm diğer inançları reddetti, 4. Yüzyıl´da kilisenin gücü çok artmış ve rahipler kurulan İskenderiye Patrikliği aracılığı ile gücü ellerine almışlardı. Ve 412´de Theophilus´un yeğeni Cyril patrik oldu, kenti ikiye bölmüştü, 415´de dünyevi yaşayanlarla dinciler arasında çatışmalar başlamıştı. Roma temsilcisi Orestes, Patrik´in tüm yahudileri kentten kovmasına ses çıkarmadı ama sonunda bir uyarı yapınca Cyril´in rahip askerleri tarafından öldürüldü yani dinciler kayıtsız şartsız egemenlik için hiçbir engeli tanımıyorlardı ve tabii ki İskenderiye´deki Kütüphane de önemli bir engeldi çünkü bir bilim ve aydınlanma merkeziydi. İşi Araplar bitiriyor... İşte bu noktada karşılarına Kütüphane´nin son büyük matematikçisi Theon´un kızı Hypatia çıktı, üstelik Yönetici Orestes´in danışmanıydı. Yeni Platoncu bir dünya görüşüyle öğreti veriyor, bağımsızlığı ile dikkat çekiyor, kadın haklarını savunuyor, çok tanrılı inançların doğasal yapısını inceliyor ve bilimsel mantık düzeyinde akılcılığı öğretiyordu. Elbette ki, Hypatia kilise için tehli***di, boğazı kesilerek öldürüldü, cesedi delik deşik edildi, arabaya bağlanarak sürüklendi ve Kütüphane´nin önünde kalıntısı yakıldı. Cyril aziz ilan edildi, Hypatia´nın öldürülmesi karanlığı güçlendirmişti, bilimsel ve kültürel bilgiye iyice tavır alındı. Artık İskenderiye, Hıristiyan Doğu Roma´nın merkezi İstanbul´a da tavır alıyor ve patrikler arası savaş başlıyordu. Ve bu kavga İslam orduları gelinceye kadar sürdü; Kütüphane´de hala birçok eser ve de ilk Hıristiyanlık dönemiyle ilgili önemli kaynaklar bulunuyordu ama 686´da kente giren Halife Ömer´in askerleri İskenderiye Kütüphanesi´ni tarihten sildiler çünkü Kuran´dan başka bir kitabın okunması yasaktı. Kütüphane´de bulunan herşey Hypatia´nın yakılmasından 271 yıl sonra, hamamlara taşınarak yakıldı... Bir efsane sona ermiş ve Cyril´in başlattığı karanlık, Müslüman bağnazlığı ile sürerek, kültürün aydınlığını söndürmüştü. Kaynaklar: * Canfora, Luciano "The Vanished Library" Çeviri Martin Ryle. University of California Press. Berkeley-1989. * Forster, E.M. Alexandria "A History and a Guide" Doubleday & Co., Inc. Garden City: 1961. Fraser, P. M. "Ptolemaic Alexandria" Cilt I ve III. Oxford University Press. Oxford: 1972. * Johnson, Emer D. "History of Libraries in the Western World" Scarecrow Press Inc. Metuchen: 1970. * Kamil, Jill "Upper Egypt: Historical Outline and Descriptive Guide to the Ancient Sites" Longman. New York: 1983. * Milne, J. Grafton "A History of Egypt Under Roman Rule" Methuen & Co., Ltd. London: 1924. * Parsons, Edward Alexander "The Alexandrian Library: Glory of the World" Elsevier Press. New York: 1952. * Westermann, William Linn "The Library of Ancient Alexandria" University of Alexandria Press. Alexandria: 1954. * Bevan, Edwyn "The House of Ptolemy" Argonaut Inc. Chicago: 1968. * Ellis "Ptolemy of Egypt" Routledge K. P. New York: 1994. * Marlowe, John "The Golden Age of Alexandria" Trinity Press. London: 1971. * Ryle Martin "Ancient World" University of California Press, 1990 Yeni İskenderiye Kütüphanesi Günümüzde antik kütüphaneyi yeniden canlandırmak amacıyla 2000 yılı adına, Mısır Hükümeti ile UNESCO´nun ortak çalışması doğrultusunda, İskenderiye´de dünyanın en büyük kütüphanelerinden birisi inşa edeliyor. Kütüphanede kitap ve yöresel yazma koleksiyonları yer alacak. 1989´da başlatılan çalışmalar, uluslarası kültürel uyanışın simgesi olarak tanımlanıyor. Bina Akdeniz´e bakacak, mimari olarak geleneksel formlar temel alınıyor. Aynı yerde diğer kültür merkezleri, dev bir havuz, büyük bir meydan ve küçük bir de okul bulunacak. 500.000 kitabın kütüphanede yer alması bekleniyor. Proje 70,000 m2, bütçe 150 milyon $, 26 Temmuz 1998´de inşaatın bitirilmesi ve açılması planlanıyor. ![]() Hypatia´ya "... adı Hypatia´ydı. İskenderiye Kitaplığı´ndan saçılan aydınlığın son ışığıydı o. Onun paramparça edilerek öldürülüşü, kuruluşundan 700 yıl sonra kitaplığın yok edilişiyle ilgilidir.... Kadınların elinde çok az olanakların bulunduğu ve onlara eşya gözüyle bakıldığı bir dönemde, Hypatia serbestçe ve kurallara aldırış etmeden dolaşırdı. Her yönden güzel kadınmış, peşinden koşan çok erkek olmasına rağmen evlenme önerilerini reddettiği biliniyor... Yaşadığı dönemde Hıristiyan Kilisesi yeni doğmuştu; gücünü kökleştirerek putperestliğin etkisini ve kültürünü silmeye çalışıyordu. Hypatia, bu köklü sosyal güçlerin patlama noktasında dedantör rolündeydi. Paşpiskopos Cyril, Hypatia´nın Romalı valiyle yakın dostluğunu, bilgisini, öğrenimini ve bilimin simgesi olmasını hazmedemiyor, bilimin putperestlikle eş görülmesi nedeniyle de ondan nefret ediyordu. Hypatia yaşamının tehlikede olduğunu biliyordu ama öğretilerini yaymaya devam etti. 415´de yolda kıstırıldı, elbiseleri parçalandı ve katiller ellerindeki deniz kabuklarıyla Hypatia´nın etlerini kemiklerinden kazıdılar, kalıntısı yakıldı, eserleri yok edildi ve adı unutuldu. Cyril´e ise azizlik payesi verildi... Hypatia´nın öldürülmesinden sonra kitaplığın son kalıntıları da yok edildi. Bu olayla tüm uygarlık, belleğinin, keşif ve icatlarının, düşünce ve ihtiraslarının büyük bir bölümünü yitirdi. Yakılıp yıkılan yapıtların bazılarının bölük pörçük ancak başlıklarını ve bazı yazarlarının adlarını biliyoruz. Kayıp çok büyüktü... Sophocles´in 123 yapıtından günümüze sadece yedisi kaldı... O görkemli kitaplıktan bugüne tek bir kağıt tomarı bile kalmadı... İşte bu yüzden İskenderiye öncesinin binlerce yıllık büyük Mısır uygarlığını bilen, değerini anlayan da azdır... Geçmişle bağlarımız çok zayıf ve ince... Geçmişimizi ne denli az biliyoruz. Hayret edilecek bir durum... Kozmik evrimin kanıtları İskenderiye Kütüphanesi´ndeki papirüs tomarlarından daha kötü silinip süprülmüştür... Biz bu küçücük gezegenimizde nadir fakat tehlikeli bir türüz..." Prof. Carl Sagan - "Cosmos"
__________________
http://www.thehungersite.com/ Aç Çocuklara Yardım Kampanyası.(Ücretsiz.Sadece Tıklayın.) |
|
|
|
| Faydalı Linkler |
![]() |
| Konu araçları | |
|
|