|
||
|
|
#26 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: May 2006
Mekan: usta34
Mesajlar: 19,202
|
İstİyorum Gİdeyİm SevdİĞİmle
İSTİYORUM GİDEYİM SEVDİĞİMLE
İstiyorum gideğim sevdiğimle. İstiyorum boş vereyim sonu ne olacak. İstiyorum düşünmeyeyim iyi mi kötü mü. İstiyorum bilmeyeyim beni seviyor mu? İstiyorum gideyim sevdiğimle |
|
|
|
| Faydalı Linkler |
|
|
#27 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: May 2006
Mekan: usta34
Mesajlar: 19,202
|
Kİmsesİz AkŞam
KİMSESİZ AKŞAM
Boş şişeyle bardakta Titremekte mum alevi; Oda soğuk buz gibi. Dışarıda otlara yağmur yağmakta. Yatıyorsun kısa bir zaman için Üşüyerekten üzgün, yatağına. Yine sabah olacak, akşam daha sonra, Sabahlar, aklamlar gelecek tekrar, Ama sen hiç gelmeyeceksin Bir hafta oldu sen gideli Bir hafta oldu sen gideli Ve bir haftadır Evde rutubet arttı Romatizmal ağlıyorum Yokluğunda Dizlerim tutuyor da Kalbim sızlamada Bir haftadır Gözyaşlarımla yıkıyorum Yüzümü her sabah Ve sen niye aynada Uyanıyorsun? Gözlerin döküldü Gözlerin döküldü Yemyeşil yapraklar gibi Çatlamış toprak misali Yüreğimin ta içine Onlar da çürüyecek korkarım Çürüttüğüm tüm sevdalar gibi Ve gene gideceğim ben Güneşin doğamadığı gecelere O güzel yüzün kaldı Sararmış fotoğraflar gibi Bulaşık teli misali Beynimin tam içinde O da solacak korkarım Solan hayatım gibi Ve ben gene koşacağım O diye Hiç çalmayan kapılara Sensin diye koştum Sensin diye koştum Kapımda her duran arabaya Telefonun başında nöbetlerdeyim Belki gelir de tadarsın diye Bir haftadır O sevdiğin makarnamdan yapıyorum Kilolandım biraz Yüreğim zayıfladı ama Herkes geldi Sen yoksun, yoksun işte Demek, aslında Yokmuşsun Zaten. Ben seni çok sevmiştim Ben seni çok sevmiştim Biliyor musun? Çok söylemiştim Biliyor musun? Şimdi rahat rahat Uyuyor musun? Omuzların dik başın yukarıda Yürüyor musun? Gök gürlüyor zannettiğin Hıçkırıklarımı Duyuyor musun? Yağmur, sağanak zannetme Ağlıyorum Görüyor musun? Hep sevdim dedin ama, Sen aşk nedir Soruyor musun? |
|
|
|
|
|
#28 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: May 2006
Mekan: usta34
Mesajlar: 19,202
|
Özlüyorum..
OZLUYORUM
Özlüyorum seni. Gücüm yetmiyor unutmaya Özlüyorum Elini tutmayi sesini duymayi Boynuna sarilip omuzunda aglamayi Nedensiz sevinçleri Hasret dolu sevgi dolu simsicak düslerimi Özlüyorum Gücüm yetmiyor unutmaya Seni aramazsam unuturum sanmistim Girmez sanmistim hayalin beynime Geceleri düslerimde Gündüz baktigim heryerde seni Özlüyorum.. Renkler gitmenle soldu Kirmizi kirmiziligini unuttu Mavi maviliginin farkinda degil Beyaz yanliz sen giydiginde güzelligini haykiriyormus Özlüyorum Bu özlem bu bekleyis hiç bitmiyecek Ruhumda sana açan eflatun renkli çiçekler solmayacak Olmasanda sensiz sensizligi yasatacagim Sensiz seninle olmayi basaracagim Sonun yaklastigini hissettigim gün Beyaz, bembeyaz mendilimi sallayarak Sensiz yasamin kahrediciligine veda ederek Seninle sonsuzluga kavusacagim.. |
|
|
|
|
|
#29 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: May 2006
Mekan: usta34
Mesajlar: 19,202
|
Yokluğundaki Sen
Yokluğundaki Sen
Yine yalnız değilim her zamanki gibi Bu Uzakdoğu gecesinde yokluğunlayım, Aramızda yirmibeşbin kilometre Sen kıştasın ben yazdayım Sen bir yarısında dünyanın Ben öte yarısındayım Yine de bırakmıyor ellerimi yokluğun Daha da bir gönlümcesin Varlığından bin kat güzel O yalımsal çıplaklığın yalaz yalaz Ve en gizlerden konuşurken ellerin İçimden gelmiyor mektup yazmak demeden Sevişiyoruz yirmibeşbin kilometreden Gizledikçe Aşk Kışın soğuk balıktan günlerini sayıyorum ağımda. O yaza hiç dönülmeyecek! O başlatılmamış, o varsayılan ortasında yasanmış sevda yakılmamış bir mum gibi aklımda. Kesik ağzıyla suları iğrilten boğaza karşı durup da oraların kuşu yalıçapkınını hecelemiştik beyaz bir yelkenli geçisiyle sulara. Kışın vurgusu açık, bağımsız bir ses, esiyor bize değmeden, bizden almadan hiç uğramadığımız biryerlerden doğruca. Uçuyor cinsiyetin kindar ağzıyla. İbret olsun diye savuruyor uzaklara bir meddücezir haritasını. Ne uzanma, ne geri çekiliş; biz varsayılanın ortasında iki içine işleyen zaman, iki uyurgezer nokta. Şimdi sen bile bu şiir için çeperleri kapanmış, kendi başına bir ses, kışın soğuk balıklardan takviminde sadece kendine dökülen bir yapraksın. Yaliçapkını yeni bir sözcüğe uçuyordur şimdi bilmediğimiz bir lügatta |
|
|
|
|
|
#30 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: May 2006
Mekan: usta34
Mesajlar: 19,202
|
Gönül Çeşmesi
Gönül Çeşmesi
Akşamın dökülen gülleri suda Çapkın yıldızların elleri suda Dolunay gelindir telleri suda Gündüz sustun gece söyle gönül çeşmesi Sonsuzca köprüdür dağ, tepe, bayır Irmaklar düşünür pınarlar uyur Susayan ruhları sesinle doyur Gündüz sustun gece söyle gönül çeşmesi Hep sana uzanır gölgeden yollar Üzgün bulutlara özlemin dolar Gözüne değmeyen çiçekler solar Gündüz sustun gece söyle gönül çeşmesi Silinsin bu akşam dünyanın pası Yeniden tutuşsun kalbin yarası Dolsun şairlerin sihirli taşı Gündüz sustun gece söyle gönül çeşmesi |
|
|
|
|
|
#31 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: May 2006
Mekan: usta34
Mesajlar: 19,202
|
Bir düş gördüm...
Bir düş gördüm...
Düş'ümde düştüm gördüm... Karanlıktı her yer, sessizdi, Işık diye karşımda yüzünü gördüm! Uzandım, Tutacaktım, Kayboldun! [...Bu kaçıncı gece böyle sürüp giden, ben artık çetelesini tutmuyorum. Her sabah kendime söz verip "geçti artık bu hal" diye, her gece başımı yastığa koyduğumda dönüyorum sözümden...] Ama bu sefer öyle değil... Bu sefer galip gelemeyeceksin! Bu sabah seni hiç özlemedim... Bu sabah uyandığımda ilk aklıma gelen sen değildin... Düş'üm yoktu bu gece... Umut çizdim gökyüzüne gözlerimle... Küskünlüklerimi bıraktım bir kenara... Gözyaşlarım en ücra köşelerde... Baktığım yerler seni hatırlatmıyor... İçim acımıyor hatırlamayınca... Yokluğundan kaynaklanan boşluk yok içimde... Hissediyorum, yenileniyorum... Çünkü; Bu sabah seni hiç özlemedim! Dedim... Uyandım... Bir düş gördüm... Düş'ümde unuttum gördüm... Sabah yine aynı sayısız Sen'li sabahlar gibi, Hiç bir şeyin değişmediğini gördüm! Dilimde acıtan mısralar; Soranlara unuttum diyorum, Adı neydi hatırlamıyorum, Ben artık sevmiyorum... Yalan!!! Ama öyle demiyor içim, Susmuyor, susmuyor kalbim, Hala deli divaneyim!.. |
|
|
|
|
|
#32 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: May 2006
Mekan: usta34
Mesajlar: 19,202
|
Gizli Sevda
Gizli Sevda
Senin gözlerinden öyle acı Bir ışık geçer ki bazan... Melek mi, şeytan mı belli olmaz Bakar pusularda uzaktan. Senin ellerin öyle nârin Bulutlar gibi yüzsün varsın. Takip penceni yüreğime Baştan başa yırtarsın. Masallarda iki tel birbirine Sürtülürse yardıma devler koşar. Senin saçların öyle gür ki Rüzgâr esse kıyamet kopar. Alıp başımı delicesine Koşmak isterim nere olursa olsun. Tutarsın devler gibi yolumu, Ne yana koşsam durdurursun. |
|
|
|
|
|
#33 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: May 2006
Mekan: usta34
Mesajlar: 19,202
|
Bahar Sarhoşluğu
Bahar Sarhoşluğu
İlk sevgilinin gülüşüne benzer Bir Nisan havası değil mi esen? Zincirlere, kelepçelere inat, Kanatlarımı açmak zamanıdır; Allaha ısmarladık kaldırımlar. Giyenler düşünsün dar elbiseyi, Ölçülü sözü, hesaplı adımı Ben kurtuldum kafeste kuş olmaktan; Saltanat sürer gibi uçuyorum, Erik ağacı gelin olduğu gün. Hayranım bu şehrin bacalarına İrili ufaklı hep bir ağızdan. Nasıl derinden bu gökyüzüne doğru Bir türkü söylüyorlar öyle sessiz! Dumanın daim olsun güzel baca! Yuvası saçakta kalan kırlangıç, Yavrusu dallara emanet serçe, Derken camiler üstünde güvercin Minareler katından geçiyorum Gökyüzü mahallesi İstanbul'un Süt beyaz bir martıyım açıklarda Gemilere ben yol gösteriyorum, Buğday ve ilaç yüklü gemilere Bir kanat vuruşta bulutlardayım; Bir süzülüşte vatanım dalgalar! Cahit Sıtkı Tarancı |
|
|
|
|
|
#34 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: May 2006
Mekan: usta34
Mesajlar: 19,202
|
Barbaros Meydanı
Barbaros Meydanı
Biliyorum, ayıp be manasız Ama peşlerinden gidiyorum Gezmeye çıktıkları vakit Ana kız. Utanır da belki Anasının sırtındaki Yeldirmeden, Kız bir adım önde gider Sezdirmeden. Beşiktaş'ta Barbaros meydanı Sağı anıt, solu türbe Ortası kare şeklinde, Parkıdır yoksulların Bilhassa yaz ayları. Fidanların, meydanların önünde Yontulu taşlar çepçevre. Yer yer banklar konulmuş Meydana dolmuş millet, Sıra sıra oturmuş. Ah genç kız kalbi, Sıralara bakar elbet. Meydanın ilerisi deniz kıyısı Karaya çekilmiş kayıklar, İskele gazinosu yanda Sulara dökülmüş ışıklar, Üsküdar şu karşısı... O nemli topraklara Ana çöker yorgun argın Kalmış gözü arkada Kendi ayakta kızın. En gürültülü şarkılar Çalarken plakta, Onlar orda oturur Denize bakarlar Avunmaya muhtaç gençlik Ey kız anası ihtiyarlar, Ey denizlerden esen serinlik. O dediğim yere yaz mevsiminde Geceleri sık sık giderdim. Elektrik direkleri dibinde Toplananlar yok şimdi. Toz toprak içinde Güreş eder çocuklar Top oynayanlar yok şimdi. Kol kola gezinen genç kızlar, Peşlerinde dolaşanlar yok şimdi. Garip adamlar görürdüm: İçmiştiler, müthiş. Zayıf kadınlar görürdüm: Bitmiştiler, bitmiş. Evlerinde duramamış, Kalkıp gelmişler. O dediğim deniz kenarımda Yavaş sesle konuşan Kadınlar otururdu. Kahkahayla gülüşen Genç kızlar bulunurdu. Hovarda hoyrat itişen Delikanlılar dururdu. Böyle miydi o vakitler burası Mezarların, fidanların önünde Beşiktaş'ın fakir fukarası Hava alır, eğlenir dinlenirdi. Gece yarısına doğru Barbaros meyanı halkı, Evlerine dağılırdı Erkekli kadınlı. Behçet Necatigil |
|
|
|
|
|
#35 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: May 2006
Mekan: usta34
Mesajlar: 19,202
|
Bir Gün İstanbul`da
Bir Gün İstanbul`da
Günlerden bir gün İstanbul`da Sabah oldu eşya ışıdı Bahçedeki horoz öttü Horozun öttüğünü duyunca Türkü tutturdu Bir çiçek ***fine göre... İşler bu yola döküldü mü, İnsanoğlu durmaz Yatağımdan kalktım Kahvaltı ettim Geceden kalma ne varsa Ceketimi giydiğim gibi Sokağa çıktım Bir rüzgar esti hafiften Sonra durdu Yağmur çiseliyecek gibi oldu Bir tramvaya atladım Doğru parka gittim Sıranın birinin üstüne Uzandım Gökyüzünü seyrettim Gökyüzü de bir türkü söyledi Gökyüzünün türküsü de Horozunkine, çiçeğinkine uygundu Öylesine maviydi gökyüzü Öylesine derin Öylesine sonsuz Ama bıkılıyordu gökyüzünden Kalktım kahveye uğradım Bir çift söz ederim dedim Ahbap aradım Bulamadım Bulamayınca Elim şakağımda Düşünmeye vardım Derken öğle oldu İş yerleri boşaldı Cümle halkın karnı acıktı Ben de acıktım Bir köfteci dükkanına girdim Köfteler kızardıkça Ortalığı bir duman sardı Bir soğan kokusu Öğleden sonra da geçti aynı minval üzre Yalnız bir aralık Bir sevda yaşadım düşümde Büyük bir caddeden geçerken Bir kadın görünce balkonda Saçları alabildiğine sarıydı Bugüne dek Görmediğim acaip kuşlar havalanıyordu Sabahlığında Sevdalandım düşümde O benden habersiz Akşam gelecek aşığına Hazırlandı durdu aynasında Gönlü sevdayla dolanların Son uğradıkları meyhane Bir yudum aldım da Kendimi buldum kocaman bir denizde Nelerin unutulup gittiği nelerin İzi bile görünmeyen gemilerin Akşamları sokakları dolduran serinlik Bir kahvecinin Kahvesinin bahçesini suladığı Anı hatırlattı bana Bütün gün taban teptim İçimde bitkinlik Akşamı ettim Sabahattin Kudret Aksal |
|
|
|
|
|
#36 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: May 2006
Mekan: usta34
Mesajlar: 19,202
|
Canım Istanbul
Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar; Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar. İçimde tüten birşey; hava, renk, eda, iklim; O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim. Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur; Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur. Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale, Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale. İstanbul benim canım; Vatanım da vatanım... İstanbul, İstanbul... Tarihin gözleri var, surlarda delik delik; Servi, endamlı servi, ahirete perdelik... Bulutta şaha kalkmış Fatih`ten kalma kır at; Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat... Şahadet parmağıdır göğe doğru minare; Her nakışta o mana: Öleceğiz ne çare?.. Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet; Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet... O manayı bul da bul! İlle İstanbul`da bul! İstanbul, İstanbul... Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği; Çamlıca`da, yerdedir göklerin derinliği. Oynak sular yalının alt katına misafir; Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir. Her akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar, Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar... Bir ses, bilemem tanbur gibi mi, ud gibi mi? Cumbalı odalarda inletir "Katibim"i... Kadını keskin bıçak, Taze kan gibi sıcak. İstanbul, İstanbul... Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler! Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler... Eyüp öksüz, Kadıkoy süslü, Moda kurumlu, Adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu. Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından Hala çığlıklar gelir Topkapı sarayından. Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar; Güleni şoyle dursun, ağlayanı bahtiyar... Gecesi sünbül kokan Türkçesi bülbül kokan, İstanbul, İstanbul… Necip Fazıl Kısakürek |
|
|
|
|
|
#37 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: May 2006
Mekan: usta34
Mesajlar: 19,202
|
Bizim Asker
BIZIM ASKER
Davul zurna yolcu ederiz seni En büyük asker bizim asker Emri vazife eyler isen eğer Melekler seni korur asker Arınırsın ocakta,sivil esvaptan Kolaylık dileriz sana Allahtan Korkma sakın gölgeden,karanlıktan Nöbetin kolay olsun asker Çok ararsın annenin aşını Olmaz bu kadar diye sallama başını Taşına dikkat et, kırma sakın dişini Salla kaşığı mercimeğe afiyet olsun asker Eksik etme bizden nameni Boşa gitmesin,vatanını emeği Unutma sakın,dostlarım demeyi Sigaranı arkadaşın ile böl'de iç asker Duygu selidir biliriz askerlik Arkadaş muhabbeti ile olur dirlik Hangi kıtadasın,birliğin hangi birlik Şiirine,türküne dökte yaz,gönder asker |
|
|
|