|
||
|
|
#1976 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Oct 2007
Mekan: ne önemi var bu dünyada misafiriz
Mesajlar: 16,776
|
İlgi: Şiirler ...
Uy Havar!
Yangınlar, Kahpe fakları, Korku çığları Ve irin selleri, aç yırtıcılar, Suyu zehir bıçaklar ortasındasın. Bir cana, bir başa kalmışsın vay vay! Pusatsız, duldasız, üryan Bir cana bir de başa Seher vakti leylim - leylim Cellat nişangahlar aynasındasın. Oy sevmişem ben seni... Üsküdardan bu yan lo kimin yurdu! He canım... Çiçekdağı kıtlık, kıran, Gül açmaz, çağla dökmez. Vurur alnım şakına Vurur çakmaktaşı kayalarıyla Küfrünü, Medetsiz, Munzur. Şahmurat Suyu kan akar Ve ben şairim. Namus işçisiyim yani Yürek işçisi. Korkusuz, pazarlıksız, kül elenmemiş, Ne salkım bir bakış Resmin çe***im, Ne kınsız bir rüzgar Mısra dö***im. Oy sevmişem ben seni... Ve sen daha demincek, Yıllar da geçse demincek, Bıçkılanmış dal gibi ayrı düştüğüm, Ömrümün sebebi, ustam, sevgilim, Yaran derine gitmiş, Fitil tutmaz, bilirim. Ama hesap dağlarladır, Umut, dağlarla. Düşün, uzay çağında bir ayağımız, Ham çarık, kıl çorapta olsa da biri Düşün, olasılık, atom fiziği Ve bizi biz eden amansız sevda, Atıp bir kıyıya iki zamanı Yarının çocukları, gülleri için, Koymuş postasını, Görmüş restini. He canım, Sen getir üstünü. Uy havar! Muhammed, İsa aşkına, Yattığın ranza aşkına, Deeey, dağları un eder Ferhadın gürzü! Benim de boş yanım hançer yalımı Ve zulamda kan - ter içinde asi, He desem, koparacak dizginlerini Yediveren gül kardeşi bir arzu Oy sevmişem ben seni... Ahmed Arif
__________________
|
|
|
|
| Faydalı Linkler |
|
|
#1978 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Oct 2007
Mekan: ne önemi var bu dünyada misafiriz
Mesajlar: 16,776
|
İlgi: Şiirler ...
Senin İçin Buradayım
İçimde bir ümit var onun için burdayım, Belki gelirsin diye senin için burdayım Vakit çok geç olsa da gönlüm mahzun kalsa da, Yine aynı masada senin için burdayım Burada izlerin var Islanmış gözlerin var Verdiğin sözlerin var Onun için burdayım İnan ki sensiz canım mutluluğa düşmanım, Affet beni pişmanım demek için burdayım Elini elime alıp öylece bir an kalıp, Sana son kez sarılıp ölmek için burdayım Burada izlerin var... Ahmet Selçuk İlkan |
|
|
|
|
|
#1979 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Oct 2007
Mekan: ne önemi var bu dünyada misafiriz
Mesajlar: 16,776
|
İlgi: Şiirler ...
KEŞKELERİ ÇIKARDIM HAYATIMDAN
keşkeleri çıkardım hayatımdan eyvallahlar bana göre değil artık bana göre değil pişmanlıklar keşkeleri çıkardım hayatımdan. ben seni unuturum sevdiğim ela gözlerini bir bardak rakıya gömerim anıları içime yıllar önce bir temmuz gecesinde zamansız bir yağmur altında başlayan o zamansız aşkımızı unuturum ben seni unuturum sevdiğim zaten hayat bir yalan. gece ağır ağır sırtını vermekte sabaha üzerimde eskiden kalma bir sevdanın yorğunluğu yüreğimin kara kaplı defterinde sararmış sayfaların arasında bir adamın yıllar arkasında kalmış suskunluğu var ve küskünlüğü hayata o ki kapanmış bir kapı umutlarıma çaresizliğe bir geçit durma hadi gözlerimdende çekip git çek git gecelerimden bir daha girme düşlerime kanıma girme artık yeter git. kimseler bilmez geceden başka yine yalnızım sokaklar dolusu insan içinde bir ben bir ben yalnızım. gece ağır ağır sırtını vermekte sabaha ne fırtınalar kopar yine içimde bu sevda yakar yüreğimi yıkar derinden susar içimdeki ağıtlar geceler inadına susar ben susarım. an gelir zamanlar dolusu ağlarım ağlarım çocuk gibi ihanetkarası gecelerde kıvrandırır bir sancı kahpe bir kurşun gibi arkadan vurur yalnızlık sabahlara kadar ağlarım ağlarım ölesiye. neden içi karanlıktı bu kadar gecelerin neden geceler umut taşımaz sabaha ve neden ağlatır beni bu uzun yolculuklar yeter artık yeter buraya kadar keşkeleri çıkardım hayatımdan eyvallahlar bana göre değil bana göre değil yerli yersiz ağlamak madem ki bir kez yaşanıyor bu hayat kılıcımı çektim kınından kuşandım cesareti ve bitirdim esareti gömdüm denizlere. keşkeleri çıkardım hayatımdan eyvallahlar bana göre değil artık anladım ki insan her an sevebilir mevsimsiz açan bir çiçek gibi dirilir yeniden keşkeleri çıkardım hayatımdan. geleceksen bugün gel yarın çok geç olabilir şebnem KISAPARMAK
__________________
|
|
|
|
|
|
#1980 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Oct 2007
Mekan: ne önemi var bu dünyada misafiriz
Mesajlar: 16,776
|
İlgi: Şiirler ...
Üvercinka
Böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden En uzun boynun bu senin dayanmıya ya da umudu kesmemeye Laleli`den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor Bütün kara parçalarında Afrika dahil Aydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma Yatakta yatmayı bildiğin kadar sayın Tanrıya kalırsa seninle yatmak günah daha neler Boşunaymış gibi bunca uzaması saçlarının Ben böyle canlı saç görmedim ömrümde Her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor Bütün kara parçaları için Afrika dahil Senin bir havan var beni asıl sarsan o Onunla daha bir değere biniyor soluk almak Sabahları acıktığı için haklı Gününü kazanıp kurtardı diye güzel Birçok çiçek adları gibi güzel En tanınmış kırmızılarla açan Bütün kara parçalarında Afrika dahil Birlikte mısralar düşürüyoruz ama iyi ama kötü Boynun diyorum boynunu benim kadar kimse değerlendiremez Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek İki adım daha atmıoruz bizi tutuyorlar Böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar Zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna diziyorlar Bütün kara parçalarında Afrika dahil Burda senin cesaretinden laf açmanın tam da sırası Kalabalık caddelerde hürlüğün şarkısına katılırkenki padişah gibi cesareti o alımlı değme kadında yok Aklıma kadeh tutuşların geliyor Çiçek pasajında akşam üstleri Asıl yoksulluk ondan sonra başlıyor Bütün kara parçalarında Afrika hariç değil. Cemal Süreya
__________________
|
|
|
|
|
|
#1981 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Oct 2007
Mekan: ne önemi var bu dünyada misafiriz
Mesajlar: 16,776
|
İlgi: Şiirler ...
İSTEK
Yanıyor beynimin kanı, Bilmem nerelere gitsem? İçime sığmayan canı Hangi rüzgara es etsem? Akşam sular karardı mı? Bir dağa versem ardımı, İçimi yakan derdimi Sağır göklere anlatsam İçiliversem dem gibi, Kırılıversem cam gibi, Şamdanda yanan mum gibi, Sabahı görmeden bitsem Bir yüce ormana dalıp Ya bir dağ başına gelip, Beni yaradanı bulup Malını başına atsam Görünmez kollar boynumda. Yarın hayali koynumda, Sıcak bir kurşun beynimde, Bir ağaç dibinde yatsam. Sabahattin Ali |
|
|
|
|
|
#1982 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Oct 2007
Mekan: ne önemi var bu dünyada misafiriz
Mesajlar: 16,776
|
İlgi: Şiirler ...
Sen Nerdesin?
Caddeden sokaklara doğru sesler elendi, Pencereler kapandı,apılar sürmelendi. Bir kömür dumanıyle tütsülendi akşamlar, Gurbete düşmüşlerin başına çöktü damlar... Son yolcunun gömüldü yolda son adımları, Bekçi sert bir vuruşla kırdı kaldırımları. Mezarda ölü gibi yalnız kaldım odamda: Yanan alnım duvarda,sönen gözlerim camda, Yuvamı çiçekledim,sen bir meleksin diye, Yollarını bekledim görüneceksin diye. Senin için kandiller tutuştu kendisinden, Resmine sürme çektim kandillerin isinden. Saksıda incilendi yapraklar senin için, Söylendi gelmez diye uzaklar senin için... Saatler saatleri vurdu çelik sesiyle, Saatler son gecemin geçti cenazesiyle, Nihayet ben ağlarken toprağın yüzü güldü, Sokaklardan caddeye doğru sesler döküldü... Faruk Nafiz Çamlıbel
__________________
|
|
|
|
|
|
#1983 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Oct 2007
Mekan: ne önemi var bu dünyada misafiriz
Mesajlar: 16,776
|
İlgi: Şiirler ...
O Sözler Ki
O sözler ki acıdır Mapusane avlularında Demirli kırbaçlar gibi şaklar O sözler ki sırasında Çiçek açmış bir nar ağacıdır Dağ ufkuna vuran deniz aydınlığı Sırasında gizemli bıçaklar O sözler ki İmgelem sonsuzluğunun Ateşten gülüdürler Kelebek çarpıntılarıyla doğarlar ölürler O sözler ki kalbimizin üstünde Dolu bir tabanca gibi Ölüp ölesiye taşırız O sözler ki bir kere çıkmıştır ağzımızdan Uğrunda asılırız Attila İlhan |
|
|
|
|
|
#1984 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Oct 2007
Mekan: ne önemi var bu dünyada misafiriz
Mesajlar: 16,776
|
İlgi: Şiirler ...
Kırda Karanlık
Kırda metalsi bir uçurum kalınlığında Hiç kimselerin geçmediği sesi Orda burda yaslı ısınlar. Ötede az Bir korkuluk; olumun kırçıl çiçeği Saklı bir seyircini resim kalışındaki leke Her evin bahçesinde bir lamba yanıyor sanki. Gündüzler kimi yerde gecedir artık Bakışım kumdan simdi Önce yaslı ısınlar, sonra karanlık Avuçlarımı yüzüme kapatıyorum Ben kapatır kapatmaz Evet, biliyorum, iki kere karanlık. Edip Cansever |
|
|
|
|
|
#1985 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Oct 2007
Mekan: ne önemi var bu dünyada misafiriz
Mesajlar: 16,776
|
İlgi: Şiirler ...
Bir Akşam Üstüdür
Bir akşam üstüdür şarabî Bahçeler ve dağlar üzre hükümran; Tam dünyayı dolaşmak saatindesin. Ay ışığı su içer birazdan. Kızarmış kalçalarını çanlar Alabildiğine vurur. Sen çocuk tulumunda Matbaa mürekkebi Rüsva olmuş ellerinin emeği, kardeş kilometre kilometre yalan Sallanır durur. Bir akşam üstüdür katil, muhteşem Alıp götürmüşler dost dediğini Almış rüzgârlar içini, Ümide benzer, sevdaya benzer... Soğuk bir namludur kör ve pusuda Ense kökünde zulüm, Ve sermiş cânım sofrasını dört başı mâmur Burnun dibine hürriyet. Seviyorum mümkün değil; Aranızda kurşun, yasak bölge var Sen genç, sevdan ölünecek kadar güzel Kanunu yapanlar ihtiyar. Ahmed Arif |
|
|
|
|
|
#1986 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Oct 2007
Mekan: ne önemi var bu dünyada misafiriz
Mesajlar: 16,776
|
İlgi: Şiirler ...
Karanlıkta Kar Yağıyor
Ne maveradan ses duymak, ne satırların nescine koymak o , ne bir kuyumcu merakıyla işlemek kafiyeyi, ne güzel laf, ne derin kelam... Çok şükür hepsinin hepsinin üstündeyim bu aksam. Bu aksam bir sokak şarkıcısıyım hünersiz bir sesim var; sana, senin işitemeyeceğin bir şarkıyı söyleyen bir ses. Karanlıkta kar yağıyor, sen Madrid kapısındasın. Karşında en güzel şeylerimizi ümidi, hasreti, hürriyeti ve çocukları öldüren bir ordu. Kar yağıyor. Ve belki bu aksam ıslak ayakların üşüyordur. Kar yağıyor, ve ben şimdi düşünürken seni şurana bir kurşun saplanabilir ve artık bir daha ne kar, ne rüzgar, ne gece... Kar yağıyor ve sen böyle deyip Madrid kapısına dikilmeden önce herhalde vardın. Kimdin, nerden geldin, ne yapardın? Ne bileyim, mesela; Astorya kömür ocaklarından gelmiş olabilirsin. Belki alnında kanlı bir sargı vardır ki kuzeyde aldığın yarayı saklamaktadır. Ve belki varoşlarda son kurşunu atan sendin motorları yakarken Bilbao`yu. Veyahut herhangi bir Konte Fernando Valaskerosi de Kortoba`nin çiftliğinde ırgatlık etmişindir. Belki de küçük bir dükkanın vardı, renkli Ispanyol yemişleri satardın. Belki hiçbir hünerin yoktu, belki gayet güzeldi sesin. Belki felsefe talebesi, belki hukuk fakültesindensin ve parçalandı üniversite mahallesinde bir Italyan tankının tekerlekleri altında kitapların. Belki dinsizsin, belki boynunda bir sicim, bir küçük haç. Kimsin, adın ne, tevellüdün kaç? Yüzünü hiç görmedim ve görmeyeceğim. Bilmiyorum belki yüzün hatırlatır Sibirya`da Kolçak`ı yenenleri belki yüzünün bir tarafı biraz bizim Dumlupınar`da yatana benziyordur ve belki bir parça hatırlatıyorsun Robespiyer`i. Yüzünü hiç görmedim ve görmeyeceğim, adımı duymadın ve hiç duymayacaksın. Aramızda denizler, dağlar, benim kahrolası aczim var. Ben ne senin yanına gelebilir, ne sana bir kasa kurşun, bir sandık taze yumurta, bir çift yün çorap gönderebilirim. Halbuki biliyorum, bu soğuk karlı havalarda iki çıplak çocuk gibi üşümektedir Madrid kapısını bekleyen ıslak ayakların. Biliyorum, ne kadar büyük, ne kadar güzel şey varsa, insanoğulları daha ne kadar büyük ne kadar güzel şey yaratacaklarsa, yani o korkunç hasreti, daussılası içimin güzel gözlerindedir Madrid kapısındaki nöbetçimin. Ve ben ne yarın, ne dün, ne bu akşam onu sevmekten başka bir şey yapamam. Nazım Hikmet
__________________
|
|
|
|
|
|
#1987 (permalink) |
|
Senior Member
![]() Giriş Tarihi: Oct 2007
Mekan: ne önemi var bu dünyada misafiriz
Mesajlar: 16,776
|
İlgi: Şiirler ...
EYLÜL Eylül`ü sevmiyorum !.. Güz`ün hüznü, Sararıp düşen yaprağın yakarışı, Göç eden kuşların vedası, Ya da; Doğayı saran ölüm sessizliği, Gül`ün Bülbül`e ihaneti, Veya; Yaşamın baharına olan özleminden değil sevmemem... Eylül`ü sevmiyorum !.. Çünkü, Eylül`de; Işığı olmayan, Hain, Soğuk bir karanlık, Çöker içime... Kişiliğim kırılır, İradem zedelenir o anda. Beynimin tüm kıvrımlarına, Nüfuz eder, Soğuk bir sıtmaya tutulurum, Zangır zangır titremeye başlar, Vücudumun her hücresi. Ter basar her yanımı, Gözbebeklerime kadar... Kovmaya, kaçmaya çalışırım, Ama, çoğu zaman başaramam, Ve, yakalanırım, Karanlığın soğuk ellerine... Uykudamıyım, Uyanıkmıyım bilemem, Şizofrenik bir vaka olurum, Ve esir alır beni bu anımda... Beyaz perdede oynayan, Bir filmin karakteri olurum bir an, Bir yandan da, Salonda seyirci... Artık, gerçek ve hayal, Karışmıştır birbirine. Bir meçhulde, Orta dünyada bir yerdeyim. Işıklar söner, Film başlar... Tekmelerle kırılan kapılar, Gözbağı, Ve arkadan bağlanan eller, Yakılan, yırtılan kitaplar, yazılar, Yere düşen şiir dizelerinin acı çığlıkları... İteleme ve dipçiklemelerle, Çıkıyoruz yola... İstikameti ve amacı belirsiz, Bir zaman yolculuğu başlar, İçimdeki Eylül karanlığına... Ter kokan soğuk, Yankılanan umutsuzluk çığlıkları, Dolambaçlı labirentler, Bir aşağı, bir yukarı, Yedi demirkapı arkasında, Yedi kat yerin dibinde, Küf kokan, Kan kokan, Havasız, penceresiz bir oda... Çullandı üzerime beş on kişi, Coplar, sopalar, falakalar... Çarmıha gerdiler, Acım, bir damla yaş oldu gözlerimde, Haykırışım arşa çıktı, İsa`ya ulaştı gökyüzünde isyanım.. Açtım kenetlenen ellerimi, Bir avuç ışık süzüldü ellerimden, Yıldırım çarpmışa döndü karanlık, Acıyla kıvrandı cehennem bekçileri... Kör oldu karanlık, Bir avuç ışık ile... Yine de, Acıdım onlara, İnsan olduğum için. Acıdım onlara, Çocuklarımı sevdiğim için. Çünkü; İster insan, ister hayvan, Ya da bitki.. Yani canlı veya cansız, Yeryüzündeki herşey... İşkenceyi hakketmez, İşkenceci olsa bile... Eylül`ü sevmiyorum !.. Çünkü; Geçmişe götürür beni... Yazdığım romanları, öyküleri, Duygularımla suladığım şiirlerimi çaldılar... Uzun bir süre yazmadım, Yazamadım. Ve halen, roman yazmıyorum... Çünkü; Yıllarca önce yakılan, Ya da toprağa gömülen, Romanlarımın kahramanları, Suphi, Melek, Samyel ve diğerleri, Rüyama girip, Acıyla haykırırlar, Boğazıma sarılırlar... Onları, Ateşten ve yerin altından, Kurtarmamı isterler... Onları kurtaramadım... Söylemeye de utandım... Utandım Suphi`den, Utandım onlarca şiirin, Hüzün dolu bakışlarından, Utandım... Kendimden utandım, Çaresizliğimden utandım... Ve yemin ettim, Bir daha roman yazmayacağım, Kahramanlarını koruyamadığım sürece... Eylül`ü sevmiyorum !.. Suphi, Melek, Samyel ve diğerlerini, Yok ettiği için... Eylül`ü sevmiyorum !.. Sevgi |