|
||
|
|
#1 (permalink) |
|
Super Moderator
![]() Giriş Tarihi: May 2005
Mesajlar: 15,141
|
film yorumu-Beyza'nın Kadınları
Bu önemli bir nokta mıdır; bilmiyorum ama son zamanlarda yabancı filmlerden çok Türk filmlerini izlemek için sinema salonlarının yolunu tuttuğum bir gerçek. Son dönem Türk sineması, her ne kadar yoğun bir esinlenme rüzgarı altında olsa da, bugüne kadar gördüğümüz ilk tür filmlerini arka arkaya sıralamakta.
"Beyza'nın Kadınları" ise, belki de ilk Türk CSI filmimiz. Polisiye demiyorum, çünkü CSI ve benzerleri şeklinde Crime Scene Investigation konularını içeren ayrı bir tür oluşmak üzere. Malum olduğu şekilde, bu serilerde polislerimiz üstün bir teknolojinin azımsanmayacak ve insan faktörünü tek haneli yüzdelere indiren yardımlarıyla sorunları çözmekte, katilleri gayet steril ortamlarda derdest etmekteler. Seyirci de televizyon karşısından hem mest olmuş, hem de suç işlerse başına geleceklere karşı koşullanmış masum bir insan olarak kalkmakta. Bunun Mustafa Altıoklar ve filmiyle alakası ne diyecek olursanız, ben ne zaman CSI serilerinden birini izlesem, Altıoklar'ın bu yapımlardan ne kadar etkilendiğini tekrar hissediyorum. Bazı tekniklerin direkt olarak aynı şekilde uygulandığı bir gerçek (tahlil ve soruşturma sahnelerinde sürecin değişik aşamalarının ekranın bölünerek aktarılması gibi), ama başarısız bir çok etkilenme örneği gözümüzün önünde dururken; bu filme haksızlık etmemeliyiz. Çünkü; Beyza'nın Kadınları gerçekten iyi bir film. Demet Evgar gibi bir oyuncu ve, Beyza gibi çok şeritli bir otobanın hangi şeridinde olacağına karar verememiş bir karakterin birleşiminden kötü bir film yapmak, çok az yönetmene nasip olacaktır zaten. Filmin bahsettiğimiz TV dizilerine ve (belki birazcık) "Saw"a olan benzerliğini bir kenara bırakacak olursak; gerek senaryo açısından, gerekse sinema tekniği açısından ortada gayet başarılı bir iş var. Mustafa Altıoklar gibi çoğunluğun beğenilerinden uzakta filmler yapmaktan ***if alan bir yönetmen için, son derece Mainstream bir film olduğu söylenebilir, efektler, makyaj ve planlar üzerine kafa yorulduğu aşikar. "O şimdi Asker", "İstanbul Kanatlarımın Altında" ve (aslında hiç adını bile anıp Kieslowski'ye saygısızlık etmek istemiyorum) "Öldürme Üzerine Küçük Bir Film" in ardından, nihayet yönetmen yapı olarak bütünlük arzeden, belirgin ve ***if veren bir akışa sahip ilk filmini çekmiş görünüyor. İlk yirmi dakikada yaşadıklarımızın ardından, birden kurgunun hızlanması, zaman zamansa inanılmaz şekilde yavaşlaması, yürümeden koşmaya çalışan bir filmde normal olan aksaklıklar olarak değerlendirilmeli. Oyuncu performanslarına bakacak olursak, ben tahmin edebileceğiniz üzere üç rolü ön plana çıkartmak istiyorum. İlk başlarda birazcık sırıtıyor gibi dursa da, Levent Üzümcü pek abartıya kaçmayan oyunculuğuyla başarılı, Mine Çayıroğlu kısacık rolüne rağmen karakterini bir kıyafet gibi üzerine giyebilmiş; kendisini Beyza rolünde görebilmek nasıl bir duygu olurdu tahmin edemiyorum. Ve tabii Demet Evgar, Altıoklar'ın bazı sahnelerde Beyza'nın çok üzerine gittiğini düşünsem bile, buralarda bile aksamadan, film boyunca sürecek harika bir performansla karşımızda. Aksama yok, genç oyuncularda çok sık gördüğümüz (kendisini asla genç filan saymasam da Tamer bey'in de aynı dertten muzdarip olduğunu düşünmekteyim) abartıya düşme yok, gerçekten izleyenlerin yıllarca unutmayacaklarını düşündüğüm bir iş çıkartmış. Bugüne kadar kendisini kocaman açılmış ağzım ve beğenimle izlediğimi itiraf ederken, bugünden sonra naçizane takdirimi de yanımda taşıyacağımı belirtmeliyim. Sinema salonunda cehennemi yaşamayacağınız, onuncu dakikasında ben nasıl bir halt yedim demeyeceğiniz bir film "Beyza'nın Kadınları". Özellikle Sandal Sahnesindeki estetik bütünlüğe dikkat.. Yazan: Emre Arifoğlu Tarih: 03.04.2006 |
|
|
|
| Faydalı Linkler |
![]() |
| Konu araçları | |
|
|
| Desteklediklerimiz | |
| Atabb Forum, TVPano Forum, Xyeni | |