Geri Git   Number 1 Forum Group > SERBEST KÜRSÜ > Tartışma Grupları > Toplumsal Kurallar

Cevapla
 
LinkBack Konu araçları
Eski 28-04-2008, 08:32 PM   #1 (permalink)
KADIKÖY
Senior Member
 
KADIKÖY'ın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Nov 2006
Mekan: İSTANBUL/Ş.SARAÇOĞLU STD.BİRGÜN HERKES FB.Lİ OLMASIN OMUTLULUK BİZDE KALSIN
Mesajlar: 4,172
Exclamation 'Tarihini bilen yenilmez'

ARKADAŞLAR..ŞAHSIMA GELEN BİR E POSTA OLUP SİZLERLE PAYLAŞMAK İSTEDİM...KADIKÖY
Turgut Özakman ile üçlemenin ilk kitabı 'Diriliş-Çanakkale 1915' üzerine...
'Tarihini bilen yenilmez'
Bugünlerde yeni bir Turgut Özakman yapıtının ***fine varıyoruz hep birlikte. 'Diriliş-Çanakkale 1915' adlı romanıyla okurlarla son hızla buluştu/buluşuyor Turgut Özakman. 'Şu Çılgın Türkler' gibi 'Diriliş-Çanakkale 1915' de Bilgi Yayınevi tarafından yayımlandı. Özakman ile müthiş yoğun temposu içinde (ki bu bizi ayrıca sevindiriyor) bu söyleşiyi yapabildiğimiz için çok mutluyuz. Öncelikle belirtelim ki bu, bir askeri tarih kitabı değil. Çanakkale'yi bir bütün olarak anlatabilmek umuduyla cepheyi, cephe gerisini ve karşı cepheyi anlatmaya, Çanakkale'yi bir bütün olarak yansıtmaya özen göstermiş Özakman. Askeri tarihlere özgü gerçekliği, doğruluğu koruyarak, herkesin, özellikle gençlerin okumasını istediği belgesel bir roman olduğunu belirtiyor 'Diriliş-Çanakkale 1915'in. Yapıtta neler yok ki? Milli Mücadele'ye, milli egemenliğe ve milli istiklale giden yol nasıl açıldı sorusunun geniş açılımlı yanıtları' Kadınların hukuk zaferi' Türk mucizesi... Meczup, dinci, ırkçı malum yaklaşımların emeline neden ve iyi ki de ulaşamadığı?.. Tarihi sulandıran, çarpıtan, kimi zaman tersine çeviren bu çabanın, tek hedefinin yalnız Çanakkale Savaşı değil, Milli Mücadele'yi ve Cumhuriyet zaferini de farklı anlatmaya uğraştığına dikkat çekiyor Özakman. Ve eğitim düzeyimizin de gittikçe düştüğüne, bunun tehlikelerini görenlerin sayısının da sanıldığının aksine az olmadığına da' 'Kaldı ki binlerce gerçeği örtbas etmek, yozlaştırmak mümkün değil. Bin yalancı bir araya gelse, bir minik gerçeği bile yok edemez. Gerçek kendini korur, bir yerden fışkırır. Çok çabalıyorlar ama gerçeği yok edemiyorlar, müsamereler, müsamere nitelikli romanlar, tarihler (!) yazıyorlar, fısıldıyorlar, gerçeğe ihanet ediyorlar. Ama Atatürk'ü, milli bilinci, duyguyu, tarih bilincini, yurtseverliği yok edemiyorlar' diyor bu nedenle. Barbar Sevres anlayışının yılmadığını artık neredeyse küçücük çocuklar bile biliyor. Bize düşen de bu: 'Yılmamak'... Turgut Özakman'ın söylediği gibi çok dikkatli durmalı, saflarımızı sıkılaştırmalı, tarih dersimize çalışmalıyız. Yoksa' Tarih yinelenir. Kitabın önemli bir vurgusu da milliyetçilik üzerine' Türk milliyetçiliğinin özellikle emperyalizme karşı bir yurtseverlik tepkisi olarak doğduğunu ifade ediyor yazar. Fransız kaynaklı, Almanya'da Nazizme, İtalya'da faşizme dönen bencil, ırkçı, yayılmacı milliyetçilikle de bir ilgisi olmadığına dikkat çekiyor. Turgut Özakman'la 'Diriliş-Çanakkale 1915'i konuştuk.

-'Diriliş'in izleği, kaynakların seçimini nasıl yaptığınızdan bahsederek başlamak isterim söyleşimize?- Kaynakları ilke olarak alan ve kavram taraması yaparak belirledim. Komşu ve yardımcı kaynaklara da başvurdum. Şunu da belirteyim, o dönemi kavramak için incelemeyi gerekli gördüğüm bütün belgeleri, sözgelimi makalelerin çoğunu kaynakçaya almadım. Bu özeni, Çanakkale Savaşı'nın üstünkörü bir bilgiyle anlaşılamayacağını, yazılamayacağını anladığım için gösterdim. - Diriliş bir üçlemenin ilk kitabı'- Evet. İkinci kitap, daha önce yayımlanmış olan 'Şu Çılgın Türkler'. Üçüncü kitap 'Cumhuriyet' olacak. 2009 Ekim'ine yetiştirmeyi umuyorum.- 'Diriliş'te, tarihte dikkatten kaçmış bazı olaylar da ön planda..- Çanakkale anlatılırken genel olarak yalnız cephe anlatılır. Cephe gerisi de, karşı cephe de önemli. Cephe anlatılırken, askeri tarihlerdeki bazı ayrıntılar dikkatten kaçmış, üzerinde durulmamış. Oysa o ayrıntılarda insanlarımız var. Satır aralarına sıkışmış olaylar var. Birleşip zaferi oluşturacak olan parçacıklar var. Çanakkale'yi bir bütün olarak anlatabilmek umuduyla cepheyi, bu insanları ve ayrıntıları, cephe gerisini ve karşı cepheyi anlatmaya, Çanakkale'yi bir bütün olarak yansıtmaya çalıştım.
YENİ TÜRKİYE'NİN ÖNSÖZÜ
- Salt bir askeri tarih kitabı olarak algılanmamalı yani.- Askeri tarih yalnız savaşlardan söz açar. Genel olarak kahramanların adlarını bile vermez. Savaş çok ayrıntılı olarak incelenir, çözümlenir. Sayılar öne çıkar. Çanakkale ile ilgili resmi askeri tarih üç büyük cilt. Ayrıca deniz, hava ve ikmal konularında da ayrı ciltler var. Bu kitapları ancak uzmanlar ve meraklılar okur.Ben askeri tarihlere özgü gerçekliği, doğruluğu koruyarak, herkesin, özellikle gençlerin okumasını istediğim belgesel bir roman yazmak istedim.- Çanakkale ruhunu nitelerken 'dirilişti', 'yeni Türkiye'nin önsözüydü' diyorsunuz kitabınızda... Çanakkale Savaşı'nın zihinlerde ve yüreklerde en önemli özelliğini açarsak...- Osmanlı tarihinin ilk 300 yılı yükseliş, ikinci 300 yılı gerileme ve çöküş dönemidir. Yenilgiler, geri kalışlar, sorunlar, acılar ile dolu olan son 300 yılı Balkan Savaşı noktaladı. Bozguna uğradık. Ordu ezildi, dağıldı, esir oldu, kaçtı. Türlü utanç verici olaylar yaşandı. Ordu ve onun gerisindeki, onu yapan devlet, yönetim eskimişti, çağdışıydı. Devleti ve toplumu yenilemek gerekiyordu. Ama yöneticiler genel bir iyileştirme yapmayı başaracak kimseler değillerdi. Buna yürek ister zaten. Orduyu iyileştirmeyi öne aldılar. Bu sırada emperyalizme ve Osmanlı Devleti'ni oluşturan çeşitli milletlerin ırkçılıklarına karşı, son olarak Türklerde de, milliyetçilik düşünce ve duygusu doğdu, genişledi. Milliyetçiliğin olumlu, olumsuz her türü oluşuverdi. Duygudan düşünceye, düşünceden bilince doğru gelişti. Türk tarihi incelenmeye başladı. Anadolu keşfedildi. Türkler Osmanlı Devleti'nin tarihinden çok daha geniş, eski bir tarihleri olduğunu, bir kalabalık, cemaat, ümmet değil, bir millet olduklarını, Osmanlı Devleti'ni kurduklarını öğrendiler. Bu büyük bir uyanış yarattı, bir diriliş oldu. Bu olay halkı, yönetimi, aydınları, okulu, kışlayı çok etkiledi. İki yıl önce Balkan bozgununu yaşamış olan Türkiye dikildi, emperyalizme kafa tuttu ve onu yendi. Milli Mücadele'ye, milli egemenliğe ve milli istiklale giden yol açıldı.
DÜNYANIN TÜRK'E ÇARPIK BAKIŞI
- Çanakkale hakkında yaklaşımlar -özellikle son zamanlarda- 'çeşitleniyor' maalesef. Meczup, dinci, ırkçı, söz konusu bu yaklaşımlar neden emeline -ve iyi ki de- ulaşamıyor?- Tarihi sulandıran, çarpıtan, kimi zaman tersine çeviren bu çabanın, tek hedefi yalnız Çanakkale Savaşı değil, Milli Mücadele'yi ve Cumhuriyet zaferini de farklı anlatmaya uğraşıyor. Eğitim düzeyimiz de gittikçe düşüyor. Bunun tehlikelerini görenler az değil. Kaldı ki binlerce gerçeği örtbas etmek, yozlaştırmak mümkün değil. Bin yalancı bir araya gelse, bir minik gerçeği bile yok edemez. Gerçek kendini korur, bir yerden fışkırır. Çok çabalıyorlar ama gerçeği yok edemiyorlar, müsamereler, müsamere nitelikli romanlar, tarihler (!) yazıyorlar, fısıldıyorlar, gerçeğe ihanet ediyorlar. Ama Atatürk'ü, milli bilinci, duyguyu, tarih bilincini, yurtseverliği yok edemiyorlar.
'SAFLARIMIZI SIKILAŞTIRMALIYIZ' YOKSA''
- Batı, Türkiye ve Türkler hakkında hiçbir zaman doğru tahmin ve tanıda bulunamadı diyorsunuz geçmişi değerlendirirken... Ya şu anda Batı ve Doğu da nasıl tahminlerde bulunuyor? Ve nasıl yanılıyorlar? Sanki çok sıkı bir araştırma, zemin mekaniği yapmış gibi görünüyorlar?- Türk tarihini, şu andaki durumumuzu, sayısal olarak iyi biliyorlar. Hep bildiler zaten. Ama Anadolu ruhunu, Türk ruhunu, Türkiye ruhunu anlamadılar, kavramadılar. İslamiyeti de anlamadılar. Yanlış değerlendirdiler. Şimdi de yanlış değerlendiriyorlar. Gerçeği, yorumlarla, dayanaksız kuramlarla değiştirip gölge gerçekler oluşturuyorlar. Davranışlarını bu gölge gerçeklere dayandırıyorlar. Kendi toplumlarını böyle etkiliyorlar. Kamuoyları önünde haklı görünüyor ve sömürü anlayışını biçimini değiştire değiştire yürürlükte tutuyorlar.Irak, üç-beş büyük, güçlü devletin dışındaki bütün dünya milletlerinin, devletlerinin gözünü açacak nitelikte bir olay. Amerikan toplumunun uyanık, vicdanlı bölümünün de bu utancı taşımak istemediği belli oluyor. Irak olayı genel olarak dünyadan habersiz Amerikalıları bile uyandırırken, dünyayı uyandırmaması olamaz. Batı, 100-150 yıldır üstümüze geliyor. Şaşırtıcı derecede çok, sürekli, yoğun çalışıyorlar. 1918 yılına kadar zaman zaman yenildik, parçalandık, milli sınırlarımıza çekildik. Orada durduk. Direneceğimize inanamadılar. İnanmak zorunda kaldılar. Sevres uzun bir ön çalışmanın sonucuydu. Yırttık. Yılmadılar, kendilerince önemli bazı hükümleri Lozan'a da getirdiler. Olmadı. Şimdi yine öne sürüyorlar. Bugünkü bütün isteklerinin temeli Sevres. Sevres Antlaşması'nı okuyan bunu anlar. Unutan biziz. Onlar unutmuyorlar. Türkiye'nin tarihten ve coğrafyadan kaynaklanan birçok sorunu var. Bunlara bir de bitmez tükenmez barbar Sevres anlayışı ekleniyor. Çok dikkatli durmalı, saflarımızı sıkılaştırmalı, tarih dersimize çalışmalıyız. Yoksa tarih yinelenir.
TÜRK KURMAYLIĞININ TEMEL ÖZELLİĞİ
- Yine bugün için sorarsam, ABD'nin o zamanki tavrını uzun süre görmezden de mi geldik? Yunanlılarla işbirliği yapması, onlara gemiler satıp Türkiye'nin itirazlarını göz ardı etmesi' Sadece ABD değil tabii, Enver Paşa'nın favorisi Almanya, sonra Osmanlı aleyhine Arabistan'daki ayrılık hareketlerini körükleyen İngiltere' Osmanlı Ermenilerini silahlandıran Rusya... Yani üç aşağı beş yukarı politikalar, emeller hiç değişmemiş...- Onun için 'tarih dersimize çalışalım' dedim. Tarih meraklılara geçmişi anlatan bir masal, bir hikâye değildir. Tarih dünü bilerek bugünü anlamamızı, yarını kurmamızı ve kestirmemizi sağlar. Tarihsiz toplum da olmaz, yönetim de' Ama doğruyu, gerçekleri yansıtan bilimsel tarihten söz ediyorum. Sahici tarihten. Masallardan, zırvalardan, yalanlardan, dedikodulardan, yazılı ihanetlerden değil. Tarihimizi bilirsek aynı yanlışlara bir daha düşmeyiz.- O zamanki diplomatların taktikleri' Kısaca değerlendirmek gerekirse en kusursuz taktikler/taktiklerimiz nelerdi? O zamanki kurmayların düşünce yapısı, stratejik kabiliyetlerini en net hangi nitelemelerle yorumlamalı?- O dönem Türk diplomasisi genel olarak zayıf, kısa ve dar görüşlü bir diplomasidir. Bazıları dışında, çoğu birçok gelişimin farkında bile olmamıştır. Büyük savaş çıkmadan az önce Avrupa'yı gezen Kâzım Karabekir dış birimlerimiz hakkında çok düşündürücü bilgiler veriyor. Dışişleri devletin kulağı, gözü, belleği, hatta içgüdüsü demektir. Diplomatların bu işlevlere uygun olmaması, devleti kaç kez zor durumda, bilgisiz ve hazırlıksız bırakmıştır.Buna karşılık Türk kurmayları çok ilerdedir. Bütün kurmaylar mı? Hayır. Enver Paşa da kurmaydı ama maceracıydı, hayalciydi. Bazı arkadaşları da onun gibiydiler. O dönemin olumsuz şartları onları böyle yapmıştı. Kefeni hesapsızca hareket ederek yırtacaklarını sanıyorlardı. Enver Paşa'nın yandaşları olarak etkili yerlere geldiler. Türlü maceralara yol açtılar' Üç örnek yeter: Sarıkamış, Süveyş seferi, Avusturyalılara, Macarlara, Bulgarlara yardım için sınır dışına birlikler yollanması. Bu kan ve can hovardalığı Türkiye'ye çok acıya mal olmuştur. Bu klik gerçekçi, hesaplı, ölçülü kurmayların uyarılarını dinlememiştir.Çoğunluğu oluşturan Türk kurmaylığının temel özelliği gerçekçi olmasıdır. Daima en kötü olasılığı dikkate almıştır. Çağdaşlığa önem vermiştir. Halkçı olmuştur. Her aşamada maceradan uzak durmuşlar ve sonunda Türkiye'yi esenliğe çıkarmışlardır.
'MİLLİYETÇİLİK EN SON TÜRKLERİ ETKİLEDİ. ÇÜNKÜ''
- 'Diriliş'te vurguladığınız gibi 'milliyetçilik' akımı, bütün milletleri ve dünya siyasetini etkilemiş, siyasi coğrafyayı değiştirmişti... Peki milliyetçilik akımı en son Türkleri mi etkiledi sahi? Nasıl oldu bu?- Evet, en son Türkleri etkiledi. Türkler duyarsız, uykuda oldukları için değil. Devleti kurmuş, çoğunluğu oluşturan millet olarak sorumluluk duygusu nedeniyle.parçalanmaya yol açmamak için. Parçalanmaya yol açacağından şunun için korkuyorlardı: Çünkü milliyetçilik henüz pişecek, olgunlaşacak sınavlardan geçmemişti. Mesela Yunan milliyetçiliği gibi başlasa, kucaklayıcı olmaz, imparatorluğun çabuk parçalanmasına yol açmış olurdu. İttihat ve Terakkiciler bu nedenle uzunca bir zaman 'Osmanlıcı' olarak kalmışlardır. Emperyalizm dişlerini ve pençelerini gösterdikçe Türklüğe sığınmış, Türkçü olmuşlardır. Ölçülü, ihtiyatlı gidildi. Uçlar belirdi ama etkili olmadı. Türk milliyetçiliğinin ilk kuramcılarından olan Ziya Gökalp ırkçılık aleyhine sert yazılar yazmıştır. Zaten Türk tarihinin en belirgin özelliği başka milletlere ve dinlere hoşgörülü olmasıdır. Birlikte yaşama kültürüne sahip olmasıdır. Selçuklu ve Osmanlı tarihi bunun en iyi kanıtıdır. Türk milliyetçiliği özellikle emperyalizme karşı bir yurtseverlik tepkisi olarak doğmuştur. Fransız kaynaklı, Almanya'da Nazizme, İtalya'da faşizme dönen bencil, ırkçı, yayılmacı milliyetçilikle bir ilgisi yoktur. Bu akım Birinci Dünya Savaşı'nda, Milli Mücadele'de ateşten geçti, durulandı, arılandı, Atatürk milliyetçiliği dediğimiz milliyetçilik oldu. Bunun özü yurtseverliktir. Kimse bu özelliği sağa sola çekerek yorumlamasın. Haksızlık yapmış olur.
EMPERYALİZME CUMHURİYET DARBESİ
- Milli duygu her zaman milli bilince dönüşmüyor yazık ki' O dönemde ise dönüştü'- Köşeye sıkışmıştık. Emperyalizm hayâsızca, açıkça, saklamadan geliyordu üzerimize. Kapitülasyonlar en basit esnafın bile kavrayabileceği kadar açık bir üstünlük, onur kırıcı bir öncelik tanıyordu yabancılara. Ülkenin kaymağını bunlar yiyordu. Yarı aç, yarı çıplak halk bu sömürüyü izliyordu, 'idraksiz Türk' diye aşağılanıyordu. Bu anlayış mütareke döneminde yeniden canlandı, ders kitaplarında Türk sözcüğünün kullanılması yasaklandı. Damat Ferit dönemi. Yasaklayan Bakan Rumbeyoğlu Fahrettin! Halk bu koşullar içinde can havli ile uyandı. Köprülerin altından çok su geçti. Damat Ferit'ler, Rumbeyoğlu Fahrettin'ler, Ali Kemal'ler tarihin çöplüğüne gittiler. Batı'nın ve içerdeki işbirlikçilerinin, hayranlarının, ajanlarının bütün direnişlerine, tuzaklarına, silahlarına, propagandalarına, mütareke basınına, donanmalarına, askerlerine rağmen, Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Bu çok ama çoooook büyük bir başarıdır.Emperyalizmin ilk ve müthiş yenilgisidir.Birçok mazlum milleti uyandırmış, cesaretlendirmiş, dirence çağırmıştır.Bunu Milli Mücadele'yi yapan, Cumhuriyeti kuran, milli egemenliği ve milli istiklali sağlayan altın kuşak başardı.1938 yılına kadar, üzerimize gelmeyi bitirmediler ama azalttılar. Sömüremediler, etkileyemediler. Cumhuriyetin ilk 15 yılı, bu bakımdan, sessiz ama görkemli bir dik duruş dönemidir. Herkesle dost geçinilmiş ama hiçbir ödün verilmemiştir. Ülkenin üzerine hiç bir kuvvet ipotek koyamamıştır. Kapitülasyona benzer bir imtiyazı kimse elde edememiştir ve Türkiye yılda ortalama yüzde 10 kalkınma hızıyla ilerlemiştir. Borç yapmamıştır. Osmanlı borcunu düzenli olarak ödemiştir. Verem, sıtma gibi hastalıkların kökü kurutulmuştur. Millet mekteplerinden 3 milyona yakın insanımız diploma aldı, ninelerimiz ve dedelerimiz. Hepsi Cumhuriyete kanat gerdi. Hutbe ve ezan Türkçeleştirildi. Türkiye dünyanın en saygın devletleri arasında yer aldı. Kimse bir Türk saka neferinin başına bile çuval geçirmeyi göze alamadı.Bu harika dönemi iyi bilirsek, bilincimiz diri kalır. Bilmezsek bilincimiz ağır ağır solar, söner. Böyle olmasını isteyen birçok iç ve dış çevre var. Yineliyorum: Tarih dersimize çalışalım! Tarihini bilen yenilmez.
ÖNCÜ KADINLAR'
- 'Osmanlı kadın hakları bakımından çok sorunluydu... Öyle konular vardı ki din izin verse bile bağnazlık izin vermiyordu. Peçe bunlardan biriydi. Çarşaf da öyle'' diyorsunuz 'Diriliş'te. Oysa sonrasında Türk kadını konuşmaya, düşünmeye ve üretmeye yönlendirildi... Devrim onlara uygarlığın kapılarını açtı... Üç çocuk doğurtup evlerine kapamadı... Bu bağlamlarda 'Diriliş' bir yönüyle kadınların dirilişiydi de diyebilir miyiz?- Evet, haklısınız. Bu dönemde uyanış yaygınlaştı, dirildiler. Cumhuriyete zemin hazırladılar. Kadınların hukuk zaferi, Çanakkale zaferi kadar önemlidir. Bugünün kapalı hanımlarının bile, o günkü kadın savaşı veren hanımlarımızı minnetle andıklarını sanıyorum. - Kadın hareketinin öncülerine de yer veriyorsunuz kitabınızda' Başlıca isimlerden bahsedersek'- Kadın hareketi daha geniş incelenmeli. Ben birkaç kaynağa dayandım. Yeni incelemeler, araştırmalar yapmalıyız. O dönemdeki tartışmaları derleyip eksiksiz yayımlamalıyız. Aile Kararnamesi çok ileri bir adımdır. Kadını bazı konularda erkekle eşit hale getirir. Bu ileri adımın nedeni kadınlarımızın bilinçli baskılarıdır. Aile kararnamesi, Mütarekede bağnazlık iktidara gelince kaldırıldı. Mütareke yönetimleri, bütün kadroları ve cepheleri ile utanç vericidir.Öncü kadınlarımızın benim bildiğim başlıcaları şunlar:Fatma Aliye Hanım, Nezihe Muhittin Hanım, Halide Edip Hanım, Nuriye Elvan Hanım, Nezihe Veli Hanım, Safiye Hüseyin Elbi, Fatma Nesibe Hanım vb... Sonra bunlara Milli Mücadele ve Cumhuriyet kadınları katıldı. Türkiye çağdaşlık yolunda ilerledi. Batılı objektif tarihçiler, düşünürler bu sürece Türk Mucizesi adını veriyorlar.
__________________
"Türk parasının sahte olup olmadığını anlamak için, ışığa tutarız... Eğer içinde Atatürk varsa, o para gerçektir. İçinde Atatürk yoksa, sahtedir. Ne mal olduğunu anlamak için, insanları da ışığa tutun... İçlerinde Atatürk yoksa, sahtedir... İçinden Atatürk geçmeyen insanlara paye vermeyin, iltifat etmeyin."
"Vatanlarını yaşanmaz bulanlar,
vatanlarını 'yaşanmaz'laştı ranlardır. "

LANET OLSUN İÇİMDEKİ BU PROGRAM SEVGİSİNE

Son Düzenleme KADIKÖY tarafından 28-04-2008 08:34 PM de yapıldı..
KADIKÖY Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Spurl this Post!Reddit! Wong this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Faydalı Linkler
Eski 28-04-2008, 08:33 PM   #2 (permalink)
KADIKÖY
Senior Member
 
KADIKÖY'ın Avatarı
 
Giriş Tarihi: Nov 2006
Mekan: İSTANBUL/Ş.SARAÇOĞLU STD.BİRGÜN HERKES FB.Lİ OLMASIN OMUTLULUK BİZDE KALSIN
Mesajlar: 4,172
İlgi: 'Tarihini bilen yenilmez'

'İLK AYDINLANMA MÜSLÜMANLIĞIN ÜRÜNÜYDÜ'
- 'Keşke devlet zengin, toplum gelişmiş olsa' Neden böyle geri kalmış yoksul olmuşlardı? Nedeni ne dindi, ne dindarlıktı. Oysa ilk aydınlanma Müslümanlığın ürünüydü' diyorsunuz. Bu nasıl oldu anlatır mısınız?- Bu bir kitap konusu. Özetlemek bile zor. Özetin de özeti olarak bu gerileyişin nedenlerinin bir bölümü şöyle anlatılabilir:Batı medreseleri üniversite yaparken biz medreselerden müspet ilimleri uzaklaştırdık. Batı Rönesans'ı ve reformu yaşadı, sanayi devrimini yaptı. İnsanı, doğayı, evreni incelemeye girişti. Biz aklın önüne hurafeyi, bağnazlığı, softalığı koyduk. Dinle bilimi birbirinden ayıramadık. Kötü yönetildik. Çağa ayak uyduramadık. İlkelliğe saplanıp kaldık. Osmanlı kültürü Mimar Sinan'dan kısa bir süre sonra iyi bir mimar yetiştiremedi. Son Osmanlı camilerini Ermeni mimarlar yapmıştır. Ordu geriledi. Yeniçeri ocağı tembellik ve gerilik ocağı oldu. Toprak düzeni bozuldu. Yönetim devşirmelerin, dönmelerin, softaların, Türklük ve yenilik düşmanlarının eline geçti. O yararlı, aydınlık, ileri medreseler Arap milliyetçiliğini, anlayışını, hayat tarzını temsil eder ve yayar hale geldi. Resme benziyor diye harita yasaklandı. Müneccimbaşı sarayın en önemli adamı oldu. Matbaada ancak üç yüz yıl sonra Türkçe kitap basılabildi. Tarihimizi Hammer ve Leon Cahun gibi yabancılardan öğrendik. 1920'de okuryazar erkek sayısı yüzde 7, kadınlarda binde 4 idi. Sanayi sıfır düzeyindeydi. Zengin bir tarihi olan geri, çağdışı bir toplum olmuştuk. Yunus Emre-Mevlana-Hacıbektaş-Yesevi aydınlanması çok eskilerde kalmıştı. Kadın eve kapatılmıştı. Kocasıyla kola kola deniz kıyısında gezemezdi, birlikte bir lokantaya gidemezdi, tramvaya binemezdi. Masal gibi geliyor değil mi? Çok değil, 80-90 yıl önce, dört kuşak önce, böyleydik. Böyle bir devlet yaşar mı? Böyle bir düzen ayakta kalır mı? Böyle bir toplum anlayışı bir toplumu mutlu edebilir mi? Cumhuriyet bir kurtuluş olmuştur.
'CUMHURİYET'TE BULUŞMAK ÜZERE'
- Kâzım Karabekir'in Enver Paşa ile bir diyalogları esnasında şok olduğu anı da okuyoruz satırlarda. Neden şok olmuştu Kâzım Karabekir? Ve ayrıca Atatürk ile Enver Paşa arasındaki iletişimi nasıl bir seyir izlemiştir?- Enver Paşa yalnız Kâzım Karabekir'i değil, yurtsever, uyanık kurmayların, aydınların çoğunu şok etmiştir. Alman hayranlığıyla, orduyu Almanlara teslim etmesiyle, Anadolu'ya Alman göçmen yerleştirmek tasarısıyla, Suriye'de ve Irak'ta ordu zor durumdayken, oradan aldığı birliklerle Kafkasya'ya yürümesiyle, Hazer'i aşıp Turan birliğini kurmak hayaliyle, İslam birliğini oluşturmak hevesiyle... Bütün bunlar Enver Paşa'nın ve ona destek veren maceraseverlerin, coğrafya ve tarih bilmediklerini, başlarını kaldırıp da bu ortamlara bakmadıklarını, hiç okumadıklarını, aydın asker olmadıklarını, Makedonya komitacılığı kafasını Türkiye'yi yönetirken de bırakmadıklarını gösterir. Bu ileriyi görmeyen macera kafası geride kalmıştır.Türk kurmaylığının, ünlü Alman kurmaylığından da ileri olduğunu söylemeliyim. İki kez dünya savaşı çıkardılar, ikisinde de yenildiler. Aynı hesapsızlığı Alman diplomasisinde görüyoruz. - Son sorum roman kahramanları Faruk ve Nesrin ile Orhan ve Dilber'e ilişkin olacak.. Üçlemenin son kitabında da karşılaşacağız onlarla değil mi?- Evet, Cumhuriyet'te de buluşacağız.gamzeakdemircumhuriyet.com.tr'Diriliş-Çanakkale 1915'/ Turgut Özakman/ Bilgi Yayınevi/ 688 s.
Cumhuriyet Kitap
__________________
"Türk parasının sahte olup olmadığını anlamak için, ışığa tutarız... Eğer içinde Atatürk varsa, o para gerçektir. İçinde Atatürk yoksa, sahtedir. Ne mal olduğunu anlamak için, insanları da ışığa tutun... İçlerinde Atatürk yoksa, sahtedir... İçinden Atatürk geçmeyen insanlara paye vermeyin, iltifat etmeyin."
"Vatanlarını yaşanmaz bulanlar,
vatanlarını 'yaşanmaz'laştı ranlardır. "

LANET OLSUN İÇİMDEKİ BU PROGRAM SEVGİSİNE
KADIKÖY Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Spurl this Post!Reddit! Wong this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Konu araçları

Gönderi Kuralları
Kendi yeni konularını düzeltemezsin
Kendi mesaj cevap yazamazsın
Kendi mesaj eklentilerini düzeltemezsin
Kendi mesajlarını düzeltemezsin

BB Kod Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Powered by vBulletin® Version 3.7.3 Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
Design by HTWoRKS
Page generated in 0.12099 seconds with 8 queries Sayfa Boyutu (67019)