|
||
|
|
#1 (permalink) |
|
Co Administrators
![]() Giriş Tarihi: May 2006
Mekan: Zonguldak
Mesajlar: 20,095
|
Yıldız Tilbe
![]() Çocukken gece sokaktan geçerken bağıra çağıra şarkı söyleyip karanlık korkusunu yenmeye çalışırmış Yıldız Tilbe... Bugün yalnızlık, sevgisizlik korkusunu yenebilmek için söylüyor şarkılarını ve yalnızlıktan, sevgisizlikten mustarip milyonlar eşlik ediyor ona... Bugünkü gibi çelimsiz değilmiş çocukken... Etli butlu, hayli toplu bir çocukmuş. Evlerine daha elektrik gelmediğinden gaz lambası yakarlarmış geceleri... Cama burnunu dayayıp komşunun televizyonuna bakmaya gidermiş sokağın sonuna... Gece 12 oldu mu eve dönermiş. Ama dönüş yolu karanlık... Korkuyu yenebilmek için bağıra çağıra şarkı söylermiş yol boyu... Komşular "Ne oluyor?" diye camları açarken, babası kapıya çıkar "Gel, gel bağırma" dermiş; yıllar sonra o şarkıları dinlemek isteyenlerin üste para vereceğini aklına dahi getirmeden "Kötü kadın mı olacaksın?" Orta 1'den terk etmiş okulu... Bir süre dikiş atölyesinde çalışmış, tezgahtarlık, sekreterlik yapmış, çocuk bakmış, çeyiz eşyası dolu 2 çantayı sırtlayıp kapı kapı dolaşarak pazarlamacılığa kalkışmış. 12'sinden itibaren çocukken korkudan söylediği şarkıları, düğünlerde söylemeye başlamış. TRT'de seyrettiği korolardan öğrendiklerini söyleyerek başlamış önce... Sonra popçuları dinlemiş; İskender Doğan, Aydın Tansel, Beyaz Kelebekler, giderek Sezen Aksu, Ajda Pekkan, Nilüfer... Onlardan söylemiş. Ardından arabeski, Müslüm Gürses'i, Orhan Gencebay'ı, Ferdi Tayfur'u keşfetmiş, repertuarını onlarla genişletmiş. "8-10 mahalle ötemizde açık havada düğünler olurdu, bilirlerdi sesimin güzel olduğunu; beni çağırırlardı. Ben de koşarak gider söylerdim. Babam uzaktan sesimi duyar, gelir saçımdan tutar, 'Kötü kadın mı olacaksın' diye döve döve eve getirirdi. Doğu kültürü almışız ya. Babam 'Evde oturacak' diye üsteler, annem 'Hayır söyleyecek' derdi. Sonra babam baktı ki engelleyemeyecek, teslim oldu." 18'inde eş, 19'unda anne 18'ine gelince, "Eve geç kalma", "Kısa etek giyme", "Şarkı söyleme" diyen, eve 5 dakika geç kalsa döven babasının baskısından kurtulabilmek, gönlünce mini etek, kot pantolon giyip doyasıya gezebilmek için 15 gün önce tanıştığı bir gence kaçmış Yıldız Tilbe... Evlendikten 15 gün sonra kocası askere gitmiş. Döndüğünde kızları 1,5 yaşındaymış. 19 yaşında anne olmuş yani... Kızına, hayranı olduğu Sezen Aksu'nun adını koymuş. Ama yoksulluk inmemiş yakasından... Tombul kız o dönemde zayıflamış, bugünkü incecik haline gelmiş. Ve o yoksulluğun verdiği cesaret, ona günün birinde sahnenin kapısını açmış. Sene 1991'miş. Ve 25 yaşındaki Yıldız, Basmane'de Pırlanta pavyonun önünden geçerken içeri dalmış: Pavyonda "Yanımda bir kız arkadaşım vardı, 'Kız gel girelim buraya' dedim. 'N'apıcan' dedi. 'Şarkı söyliycem. Burda çalışıcam' dedim. 'Aaa deli misin, kocan bırakır mı?' dedi. 'Ben onu razı ederim' dedim. Girdim. Baktım prova yapıyorlar orda. 'Kim buranın sahibi' diye sordum. Cengiz Özşeker'i çağırdılar. Kibariye'lerin, Bergen'lerin patronu... Allah rahmet eylesin, 'Buyur' dedi. 'Benim sesim güzel. Burada şarkı söylemek istiyorum' dedim. 'Burası şöyledir, böyledir' dedi önce... Aldırmadım. 'Söyle bakiym bir şarkı' dedi. Ayaz Geceler'i söyledim. 'Evli misin' diye sordu, 'Evliyim' dedim. 'Git eşinden yazılı izin al, gel başla' dedi". Gitmiş eve... Dericide çalışan kocası "Olmaz" demiş önce... Sonra ikna olmuş. Yeni adıyla 'Gülen Yıldız', Pırlanta pavyonda saat 12'de, ilk sırada çıkmaya başlamış geceleri... Normalde saat 2'den sonra dolan pavyon, 12'de müşteri kaynar olmuş bir süre sonra... Yıldız'ın işleri açılmış. Bir gecede peşpeşe 6-7 yerde söylemeye başlamış. Ama aile, yürümemiş böyle... 5. yılın sonunda eşiyle ayrılmışlar. Sezen'le baş başa kalmışlar. İşte bu noktada, küçük Sezen'e adını veren Sezen belirmiş ufukta... Namımı duymuş, gelmiş. Ama Sezen geldiğinde Yıldız sahneden inmişmiş. Tuvalete giderken önünü kesmiş Sezen'in... "Dinle beni" demiş. Patrona rica etmiş, yeniden sahnede boy göstermiş. Sezen etkilenmiş ve "Vokalistim ol" demiş. Ve Yıldız kendini Sezen Aksu'nun evinde bulmuş. Önce 9 ay boyunca Sezen'in şovunda vokalistlik. Sonra... Sonrası bilinen hikaye... 'Gülen Yıldız', 10 yıl içinde 'Türkiye'nin Yıldızı'na dönüşmüş. Her şarkı ayrı adrese... E Mİ Sen de sev ama sevilme/ aşk acısı çek ben gibi / Çok özle ama kavuşma / kavuşamadığım gibi/ Geri dönme istemem ki/ Ben eski ben değilim ki/ Sen de mutlu olma e mi/ sen de sev, sevilme e mi" 'E mi', annemin aşkıdır. Onun yaşadıklarını anlatmaya çalıştım burada... Annem çok acı çekmiş biliyor musun? Kocasını terk edip evlenmiş babamla... Sevmişler birbirlerini... Ama... DELİKANLIM Kalbim duraksız haykırışlarda / ne yapsan ayrılamam senden asla/ Hafife alma, aşk vurur insana / Bu kadar kolay sanma, ah delikanlım" Bu şarkıyı ayrıldığım eşime yazdım. "Bu kadar kolay sanma delikanlım" dediğim o... Dinledi ve mesajı aldı. ÇABUK OLALIM AŞKIM Bin ömrüm daha olsa/ kollarında son bulsa/ Eğer sana kavuşmak varsa/ ölmek düğün gibidir bana/ Sensizlikten çok korkuyorum/ inan kendimi bilmiyorum/ Önce Allah sonra sen benim için/ O bilir nasıl sevdim" Bu şarkıda babam var. Babam 1998'de rahmetli oldu. Başta karşı çıkmıştı şarkıcı olmama... Ama sonra gördü sonucu... Anladı ki, bir insan ne yaparsa yapsın özünde nasıl olduğu önemli.. Öldüğünde çok mutluydu. Hayat besler beni... Yaşamak... Aldığım nefes... O kadar... Deliler gibi sevdim eskiden... İntiharı bile denedim dört yıl önce... Ölmek istedim onsuz kalmaktansa... Kendimden vazgeçecek kadar sevdim yani... "Öldüreyim kendimi kurtulayım" dedim anasını satayım. İçtim 40 tane hap, gittim sahile, yattım karanlıkta; "Kimse görmez beni burda" diye. Etrafta dolaşan 2 tane pazarcı çocuk bulmuş beni, hastaneye kaldırmışlar. Midem yıkanmış. Kurtuldum... Bilmiyorum, ama eğer bir gün mutlu olursam, mutsuzluğumu anlattığım gibi mutluluğumu da anlatabilecek kapasiteye sahip olduğumu hissediyorum ben... Bütün bu acıları, olumsuzlukları yaşamasaydım... belki de bu şarkıları yazamazdım..... İnsanlar ulaşamadıkları şeylerin hasretini çekiyorlar. Benim gibi, sevilmeyi özlüyorlar. Sevgiyi bulamıyorlar. Çaresizlikten acılı şarkılarla avunuyorlar. Ondan diyorlar ya "Müzik ruhun gıdasıdır" diye... Bunca farklı duygudan, onca farklı çevreden insanı aynı seste, aynı şarkıda buluşturan ortak payda ne ola ki? Yıldız Tilbe bu soruyu kısaca "Sevgi" diye yanıtlıyor: "...daha doğrusu sevgisizlik... Çünkü hepimiz sevgiyi arıyoruz. Ben de sevmeyi özlüyorum ve onun şarkısını söylüyorum. Herkes aynı şeyi özlediği için katılıyor bu şarkıya..." Belki bu teşhise, anlattığımız biyografinin toplumsal bilinçaltıyla kesiştiği noktaları ekleyebiliriz: Çünkü bu öykünün içinde, hem eski Türk filmlerinden aşina olduğumuz 'pavyonda bile saf kalmayı başarmış mahallemizin altın yürekli kızı' figürü var; hem bizim o kızın saflığını koruyup kollama içgüdümüz... Belki ondan, çenesindeki beni, dilindeki şiveyi örtmeye çalışanlara itiraz edişimiz...onu beniyle, şivesiyle, sesindeki acıyla, hoplayıp zıplayan dansıyla sevip benimseyişimiz... Ondan, çocukluğunun karanlık korkusunu yenen, ama bu kez de sevgisizliğin ayazını, yalnızlık korkusunu yenebilmek için bağıra çağıra şarkılar söyleyen bu kıza hayranlığımız... Herkesin hızla kendinden vazgeçtiği bir çağda, ortalıkta sahici bir şeylerin kalmasına öyle muhtacız ki..... |
|
|
|
| Faydalı Linkler |
|
|
#2 (permalink) |
|
Moderator
![]() Giriş Tarihi: Feb 2006
Mesajlar: 976
|
Yildiz Tilbe - Ben Senin Var ya 2008
![]() sonunda beklenen yıldız tilbe albümü çıktı. http://www.youtube.com/watch?v=Mc2xcYvLbX8 |
|
|
|
![]() |
| Etiketler |
| tilbe, yıldız |
| Konu araçları | |
|
|
| Desteklediklerimiz | |
| Atabb Forum, TVPano Forum, Xyeni | |