Geri Git   Number 1 Forum Group > GENEL KONULAR & SOHBET > Genel Sohbet Muhabbet > Biyografi > Yerli

Cevapla
 
LinkBack Konu araçları
Eski 01-09-2007, 08:21 PM   #1 (permalink)
•ђд¥дŁ£T گђ
Moderator
 
Giriş Tarihi: Aug 2005
Mekan: San Francisco
Mesajlar: 49,440
Arrow Atatürk'ün İlk Öğretmeni Şemsi Efendi (1852-1917)

Türkiye’yi yönetirken ve çağdaş medeniyet seviyesine ulaştırmak istediği Türk milletine önderlik ederken eğitim, öğretim ve öğretmenlere çok önem veren ve özel bir ilgi gösteren Atatürk’ün yetişmesinde, görmüş olduğu eğitim ve öğretim yanında ders aldığı öğretmenlerinin de yeri ve rolü büyüktür. Onun ilk ve orta öğrenimindeki öğretmenleri arasında ilkokul öğretmeni Şemsi Efendi, askerî rüşdiyedeki Fransızca öğretmeni Yüzbaşı Nakiyüddin Bey, askerî idadideki kitabet öğretmeni Mehmet Asım Efendi, tarih öğretmeni Topçu Kolağası Mehmet Tevfık Bey1 ile askerî rüşdiyedeki öğretmeni Osman Tevfık Bey2 hatıra başta gelen isimlerdir.

Her insan gibi Atatürk’ün de fikir yapısının oluşmasında ilk etkide bulunanlar, ailesi ve öğretmenleri olmuştur3. İşte bu öğretmenlerin birincisi olan Şemsi Efendi, Türk eğitiminde başardığı işler yanında, çocukluğundan itibaren onun hayatına yön vermesi bakımından da büyük bir öneme sahiptir.

Şemsi Efendi’nin hayat hikâyesinin yazılmasının bir ihtiyaç olduğunu ilk defa 1943 yılında Ali Canib Yöntem ifade etmiş4 olmakla beraber onunla ilgili ilk biyografik bilgilere daha 1912’de Osman Şevki Efendi’nin neşrettiği bir ders kitabında rastlanır5. Bundan sonra 1938’de Emekli Korgeneral Galip Pasiner, Şemsi Efendi ile ilgili hatıralarını bir gazetede yayınlamıştır6. Osman Şevki Efendi’den hareketle Faik Reşit Unat 1963’te, herhangi bir dipnotu vermeksizin ve İsmail Eren ise 1967’de Osman Şevki’yi belirterek birer makale kaleme almışlardır7. Son olarak da 1981 yılında Yahya Akyüz, Pasiner ve Unat’ın ifadelerini esas alarak bir senteze varmaya çalışmıştır8. Ancak Şemsi Efendi ile alâkalı söz konusu makalelerde arşiv belgelerine ve salnamelere hiç yer verilmemiştir.

Bu yazıda resmî belge ve yayınlar yanısıra diğer kaynaklardan da yararlanma yoluna gidilmek suretiyle hem Şemsi Efendi’nin hayat hikâyesi ve eğitimci kişiliği, hem de Atatürk’ün ilk eğitimini nasıl bir öğretmen ve okuldan almış olduğu daha açık bir biçimde ortaya konmaya çalışılacaktır.

HAYATI

Şemsi Efendi, 1852 yılı civarında doğdu. Fakir bir ailenin çocuğu olarak o, eğitim ve öğrenimi süresince karşılaştığı her türlü güçlükle mücadele etmesini bilmiş ve önce ilköğrenimini ardından da 1867 yılında 15 yaşlarında iken Tanzimat döeminin modern eğitim kurumlarından biri olan rüşdiyeyi (Selanik Rüşdiyesi)9 başarıyla bitirerek ortaöğrenimini tamamladı10.

Ailesine malî katkıda bulunmak isteyen Şemsi, bir dükkânda çalışmaya başladı. Bununla yetinmedi. Dükkânda çalışması yanısıra rüşdiyeye devam edemeyenlere hususi dersler vermek suretiyle, Selanik’te ilk özel halk dershanesini kurmuş oldu “.

Arapça ve Farsça yanında Fransızca da öğrenen Şemsi Efendi12, 1869-1871 yıllarında Aynaroz’da gümrük idaresinde kâtip olarak çalıştı ve 1871’den itibaren de Selanik’te yeni açılan bir yabancı özel okulda Türkçe öğretmenliği yapmaya başladı. Ecnebi okuldaki çalışması onun hayatında bir dönüm noktası teşkil etti. Nitekim burada çalıştığı sürece çeşitli gözlem ve temaslarda bulundu. Okuldaki çalışma ortamının mükemmelliği meslekî yönden ufkunu genişletti13. Bu çalışması esnasında onda, benzer şartlar ve yeni metodlarla Türk öğrencilerine öğretmenlik yapmak üzere bir ilkokul açma fikri doğdu.

1869 tarihli maarif nizâmnâmesinin 129. ve 130. maddeleri ecnebi ve gayr-ı müslim tebaa yanında müslüman Türklere de özel okul açma imkânı tanımaktaydı14. Şemsi Efendi, bu imkândan yararlanarak bir ilkokul açma girişiminde bulundu. Kendisini bu konuda bazı öğrenci velilerinin teşvik etti ve birkaç meslekdaşı destekledi. O, halktan topladığı ianelerle işe koyuldu15. Selanik Maarif Müdürü Radoviçli Mustafa Bey’in yardımlarıyla kendisine yeni bir okul açması için ruhsat verildi ve bir de bina tahsis edildi. Şemsi Efendi, 1872 yılında Selanik şehrinin Sabri Paşa Caddesi’ndeki Çarşamba Dergâhı adlı bir tekkenin karşısında bulunan tek katlı küçük bir binada okulunu açarak hizmete soktu. Daha sonra o, meslekdaşı Abdi Kâmil Efendi’yi öğretim kadrosuna dahil etti ve genişlettiği okuluna Şemsi Efendi Mektebi adını verdi16.

Şimdiki bilgilere göre Şemsi Efendi Mektebi, Cemiyet-i Tedrîye-i İslâmiye tarafından 1865 yılında İstanbul’da açılmış olan mektepten17 sonra, bir Türk tarafından Osmanlı memleketinde kurulan ilk özel okul olma özelliğini taşımaktadır.

Şemsi Efendi’nin açtığı okul uzun ömürlü olmadı. Ancak kendisi, kapanan her okulunun ardından bir yenisini açmaya çalıştı. Bu arada Selanik’te kendisi gibi şöhret kazanmış bir eğitimci olan İsmail Hakkı Efendi ile beraber, Aktarönü’nde harap bir mescidi tamir ettirip okul haline getirdiler. Bu iki eğitimcinin beraberliği uzun sürmedi ve İsmail Hakkı Efendi, muhtemelen bir anlaşmazlık sonunda ortaklıktan ayrılıp yeni bir okul açtı18.

Şemsi ve İsmail Hakkı Efendilerin okulları, Selanik’te 1879 yılında öğretime başlayan Mekteb-i Terakki adlı özel eğitim kurumunun açılmasında etkili olduğu gibi her ikisi de adı geçen okulun kuruluşunda görev aldılar. Aynı mektebin kadrosunda bir ara bu iki arkadaştan ilki öğretmen, ikincisi ise hem muallim ve hem de müdür olarak bulunmuştur19.

Şemsi Efendi, 1880 yılı civarında açılan Şemsti’l-ma’ârif20 adlı özel okulu idare etmek üzere çağırıldığı İstanbul’a gitti. Ancak yaptığı görüşmeler olumlu bir sonuç vermeyince Selânik’e geri döndü21.

Şemsi Efendi’nin kurduğu özel okulların idari işleri, yalnız kurucu idarecilerin varlığına bağlı idi. Bu tür okulların genişletilmesi güç olduğu gibi yönetimi de zordu22. Bunun başlıca sebepleri arasında malî imkânsızlıklar ve kaliteli öğretmenlerin azlığı sayılabilir. Aynı hususta kendisinin geçimsiz bir kimse olmasının23 da rolü olabileceğini unutmamak gerekir. Bu bakımdan Şemsi Efendi, kurduğu okulları uzun süreli devam ettirmedi. Ancak öğretmenlik mesleğine olan bağlılığı ve çocuklara duyduğu sevgi ve şefkat sonucu yılmadan yenilerini hizmete sokmayı başardı. Nitekim Atatürk’ün ilkokula başladığı 1887 yılı civarında, Şemsi Efendi’nin bu okulunu yeni açmış olduğu anlaşılmaktadır24.

H. 131 i/M. 15 Temmuz 1893-4 Temmuz 1894 tarihinde, Şemsi Efendi Selanik’teki Ravza-i Ta’lîm Mektebi’nin kurucusu olarak görülmektedir25. Lâkin bu okulun da faaliyeti kısa sürmüş olmalıdır. Zira sonraki yıllarda, Şemsi fendi, 1885 yılından beri Selanik’te ileri düzeyde ve çağdaş anlam-da bir eğitim ve öğretim hizmeti veren Feyziye Mektebihde26 öğretmenlik yapmaya başladı. Buranın ilkokul kısmı olan Mekteb-i Feyz-i Sıbyânın Hey’et-i Tednsiyesmac yani öğretim kadrosunda, H. 1312 / M. Temmuz 1894 - 23 Haziran 1895 ve H. 1313 / M. 24 Haziran 1895 – II Haziran 1896 tarihlerinde, ‘Akâ’id-i Dînîye ve Kırâ’at Mu’allimi olarak görev yapmıştır27. Daha sonra o, H. 1315/M. 2 Haziran 1897 - 21 Mayıs 1898 ve H. 1316/M. 22 mayıs 1898 - 11 Mayıs 1899 yıllarında aynı okulda, Tatbîkât-ı ‘Arabiye Mu’aUimi28 ve H. 1325/M. 14 Şubat 1907 - 3 Şubat 1908’de söz konusu mektebin inâs kısmında yani kızlar bölümünde sadece mu’allim olarak görülmektedir29.

Şemsi Efendi’nin Selanik’teki öğretmenliği, Balkan harbine kadar devam etti. Bu şehrin 8 Kasım 1912’de Yunan kuvvetlerine teslim olması üzerine, Şemsi Efendi, altmış yıl kadar yaşamış olduğu memleketinden ayrılmak ve İstanbul’a göç etmek mecburiyetinde kaldı. O, yerleştiği başkentte ilköğretim müfettişliğine tayin edildi30.

Yarım yüzyıla yakın bir süre Türk maarifine hizmet vermiş olan Şemsi Efendi, Eyüp (İstanbul) civarındaki Hazreti Halit’te31 1917 yılında öldü32. Kabri Üsküdar’daki Bülbülderesi Mezarlığı’ndadır33.

ÖĞRETMENLİĞİ VE EĞİTİMCİLİĞİ

Tanzimat dönemi yeniliklerinden biri de maarif sahasında usûl-i cedîdenin uygulanmasıdır. Usûl-i cedide hareketi, Türk eğitim sisteminde yetersiz kalan gelenekçi ders araç ve gereçleri ile öğretim metodlarının terketilip, çağdaş ve daha etkili olanlarının kullanılmaya başlamasını ifade eder. Diğer yandan bu devirde yayınlanan pedagoji ve öğretim metodu hakkındaki ilk kitaplar da söz konusu hareketin içindedir34.

Önce i848’den itibaren rüşdiyelerde tatbik edilmeye başlanan usûl-i cedide, olumlu sonuçlar verince, yirmi yıl kadar sonra ilköğretimde de uygulamaya sokulmuştur. 1869 senesinde maarif nizamnamesinin kabulünden sonra kurulmaya başlanan ibtidai mekteplere, usûl-i cedide mektebi35 denmesi yanısıra, sıbyan mekteplerinde tarih, coğrafya, hesap gibi derslerin okutulmasına ve sıra, öğretmen masası, karatahta, tebeşir harita ve benzeri araç ve gereçlerin kullanılmasına geçilmiştir. Bunlara ek olarak, seyrek de olsa bir kısım okullarda, okuma yazma öğretiminde, eski ve uzun uzun heceleme metodu olan usûl-i tehecciden vazgeçilerek harflerin seslerine dayalı ve kelimeyi doğrudan okuma yöntemi olan ve günümüzdeki bilinenden bilinmeyene gitme metoduna benzeyen usûl-i savtiye denilen bir yöntemin takbikine girişilmiştir36.

Usûl-i cedidenin uygulanmasına diğer yeniliklerin hemen hepsinde olduğu gibi, ilkin başkent İstanbul’dan başlanmıştır. İlköğretimdeki tatbikata İstanbul’da geçildiği sıralarda, aynı alanda Selanik’teki girişimler, başkentle yansır nitelikteydi. Bu yarışta Selanik’teki bazı öğretmenlerle eğitimcilerin, ama özellikle ve en fazla Şemsi Efendinin rolü ve payı büyüktür37. Bundan dolayıdır ki hem Maarif Nezâreti ve hem de Selânikli bâzı eğitimciler ile basın organları, usûl-i cedîdenin bu şehirdeki ilk uygulayıcısı olarak Şemsi Efendi’yi gösterirler38.

Daha öğrencilik yıllarında eğitimdeki aksaklıkları farkeden ve bilhassa ezberciliğe karşı olan Şemsi Efendi, bir ıslah çaresi olarak usûl-i cedîdenin Selanik’te uygulanmasında ve özel okul açma hususunda öncü ve rehber olmuştur39. Şemsi Efendi, devrin erkek öğretmen yetiştiren okulu olan Dâni’l-mu’allimîn’de okumadığı halde, öğrenmiş olduğu Fransızcanın yardımıyla, Avrupa’daki gelişmelerin memleketin diğer bölgelerine nazaran daha rahat izlenebildiği Selanik’te kendi kendini yetiştirmiş ve modern eğitim yöntemlerini takip etmiştir. Onun ve okulunun başarısı karşısında, 1873 yılında Selanik vilâyetindeki bütün sıbyan okullarında usûl-i cedîdenin uygulanmasına karar verilmiştir40. Şemsi Efendi’nin arkadaş ve meslekdaşları ile birlikte yaptığı çalışmalar sayesinde adı geçen şehirde usûl-i cedide üzere eğitim ve öğretim yapan yeni ve modern özel okullar açılmıştır41. Şemsi Efendi ile Abdi Kâmil ve İsmail Hakkı Efendiler ve Selanik’te yeni açılan mektepler, doğrudan ya da dolayısıyla Rumeli ve İstanbul’daki bir kısım özel okulların kurulmasında etkili olmuşlardır42.

Mahalle mektepleri ile sıbyan okullarının eğitimi ve öğretim faaliyetlerini eski geleneklere göre yoğun bir biçimde sürdürdükleri bir sırada43, Şemsi Efendi, Selanik’te modern mânâda özel bir okul açma cesaretini gösteren ilk kimsedir. O, bazı cami imamları ile sıbyan okulu öğretmenlerinin eski usûl üzere çalışmakta ısrar ettikleri bir zamanda44 böylesine cesur bir davranışta bulunmakla modern eğitim ve çağdaşlaşma yolundaki azim ve kararlılığı ortaya koydu.

Şemsi Efendi’nin 1872 yılında Selanik’te açtığı okulun dershanesinde öğretmen masası, sıra, karatahta, tebeşir, silgi ve okuma yazmayı kolaylaştırmak yani usûl-i savtiyeyi uygulamak için hazırlanmış levhalar bulunuyordu. Ayrıca o, “Saatte bir tatil yapar Avluda ... [öğrencileri] nezareti altında oyunla meşgul eder, jimnastik yaptırır ve aynı zamanda ders odasının kapı ve pencerelerini açarak bozuk havayı değiştirirdi”. Şemsi Efendi, oyun esnasında öğrencilerin kavga etmemelerine ve birbirlerine kötü sözler söylememelerine de dikkat ederdi. Şemsi Efendi, oyun esnasında öğrencilerin kavga etmemelerine ve birbirlerine kötü sözler söylememelerine de dikkat ederdi45. Onun öğretmenlik hayatındaki bir uygulaması da “mektebe yeni yazılan her çocuğa eski ve çalışkan talebeden bir Mentor, yani lala, mürebbi tayin etmesidir”. Mentor olan kimse, okula getirip götürdüğü öğrencisinin eğitimiyle ilgilenirdi46, öte yandan Şemsi Efendi’nin öğrencilerini sıra düzeni içinde şehiriçi gezilere de götürdüğü bilinmektedir47. O, bu tür gözlem ve inceleme gezileri ile eğitimi okul binası dışına çıkarmak suretiyle, öğrencilerini hayata daha bilgili ve bilinçli hazırlamaktaydı.

Yukarıda belirtildiği gibi Şemsi Efendi’nin açtığı ve çalıştığı okullar, ders araç ve gereçleri ile uygulanan pedagoji ve öğretim metodları bakımından mahalle mektepleri ile sıbyan okullarından daha iler ve üstün düzeyde bir konuma ve fonksiyona sahipti. Bu yüzden o ve okulları, çevresinde haklı bir ün kazandı. Belirtilen nitelik farkından ötürü aralarında Atatürk’ün babası Ali Rıza Bey’in de bulunduğu bazı öğrenci velileri, çocuklarını sıbyan ve mahalle mekteplerinden alarak Şemsi Efendi’nin okuluna kaydettirmişlerdir48.

Şemsi Efendi’nin 1872’de usûl-i cedide üzere hizmete soktuğu okul, tepki görmekte gecikmedi. Bu okul, “Şemsi Efendi çocuklara gâvur usulünde ders okutuyor” diye yenilik düşmanı bazı kimselerin saldırısına uğradı ve karatahta ile öğretmen masası gibi birtakım eşyalar kırıldı49.

Bu durum üzerine Şemsi Efendi, sayıları yirmi civarına düşen öğrencileri için, evinin altındaki büyük bir odayı dershane olarak kullandı. Ne var ki burası da saldırıdan kurtulamadı. İlk saldırıyı yapan zihniyetteki kimseler bu dershaneyi tahrip ederken “gâvurluk alameti kapkara tahtayı parçaladılar50.

Başlarında Kerim isminde bir hafızın bulunduğu yeniliğe karşı bir grubun dinsizlikle suçlayarak okulunu kapattığı Şemsi Efendi51, bu şartlar altında geceleri evlerine giderek öğrencilerini yetiştirme yoluna gitti. Bu azimli ve kararlı öğretmenin, öğrencilerini rüşdiye talebeleriyle boy ölçüşebilecek kadar iyi yetiştirdiği öne sürülmüştür52. Dönemin Selanik gazetelerinin birinde bu hususta polemik türünden bir haberin bulunması bu iddiayı adeta doğrular gibidir53.

Eğitim ve öğretimde tatbik ettiği yeni yöntemlerle ve bu konudaki mücadelesi ile Şemsi Efendi, Ekim 1873 - Ocak 1874 tarihleri arasında Selanik vilâyet valiliğinde bulunmuş olan Midhat Paşa’nın54 dikkat ve ilgisini çekmeyi başardı. Eğitimle yakından ilgilenen55, ezberciliğe değil de tatbikata önem veren yenilikçi ve hürriyetçi bir devlet adamı olarak Midhat Paşa, Şemsi Efendi’nin mektebinin kapatılması meselesini vilâyet meclisinin gündemine getirdi. Burada yapılan görüşmeler sonunda okulun yeniden açılmasına karar verildi56. Vali, Şemsi Efendi’nin okulundaki yeni uygulamaları beğenerek kendisine ve öğrencilerine iltifatta bulunup57 okul binasının genişletilmesine yardımcı olduğu58 gibi usûl-i cedîdenin vilâyetteki bütün sıbyan okullarında tatbik edilmesine çalıştı59.

Okulunun faaliyetine izin verilmesi ve genişletilmesi üzerine Şemsi Efendi, Midhat Paşa’ya karşı bir minnet duymaya başladı. Onun kimsesiz çocukların eğitimi amacıyla kurulmasına önem verdiği Islahhane yani Mekteb-i Sanâyi’de öğretmenlik yaptı60. Paşanın fikirlerini de alâka gösterdi. Midhat Paşa’nın kendisine iltifat etmesi ve beşinci rütbeden bir Mecîdî nişanın verilmesinde etkili olması61, Şemsi Efendi’nin ona ve düşüncelerine olan bağlılığını güçlendirmiştir. Ayrıca sonraki yıllarda, Midhat Paşa’nın hayatı pahasına yenileşme ve meşrutiyet yolunda verdiği mücadelede, bu genç öğretmenin onun toplumcu ve hürriyetçi fikirlerini benimsemesi gayet tabiî bir durumdur. Şemsi Efendi; yenileşme, hürriyet ve meşrutiyet fikirlerini, aralarında Atatürk’ün de bulunduğu öğrencilerine aktarmaya çalıştı.
•ђд¥дŁ£T گђ Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post!Live Bookmark this Post!Spurl this Post!Reddit! Wong this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Faydalı Linkler
Cevapla

Konu araçları

Gönderi Kuralları
Kendi yeni konularını düzeltemezsin
Kendi mesaj cevap yazamazsın
Kendi mesaj eklentilerini düzeltemezsin
Kendi mesajlarını düzeltemezsin

BB Kod Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Desteklediklerimiz
Atabb Forum, TVPano Forum, Xyeni


Powered by vBulletin® Version 3.7.3 Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
Design by HTWoRKS
Page generated in 0.10844 seconds with 8 queries Sayfa Boyutu (54347)